Hoşgörünün, Ahlakın ve Tasavvuf Edebiyatının Piri Mevlana Kimdir?

-

Ölümünün 745. yılında anılan Mevlana, en büyük İslam alimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Sadece İslam coğrafyasında değil, dünyada tasavvuf felsefesinin, hoşgörünün, ahlakın bir sembolü olarak bilinen Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî "Bizim Mezarımız Ariflerin Gönüllerindedir." diyerek ölümün sadece bir sembol olduğunu söylemişti. Ölüm gününe, Allah'a kavuşacağı için Şeb-i Arus yani "Düğün Gecesi" diyen Mevlana'nın hayatını sizler için derledik. Mevlana kimdir? Nerelidir? Hayatı, eserleri ve felsefesi. Sizler için derledik.

Asıl adı Muhammed Celâleddîn-i Rumi olan Mevlana, 30 Eylül 1207 tarihinde günümüzde Afganistan sınırlarında olan Harezmşahlar Devletinin Belh kentinde doğmuştur.

Mevlânâ, yazdığı Mesnevî adlı eserinde kendi adını Muhammed bin Muhammed bin Hüseyin el-Belhî şeklinde vermiştir. Burada yer alan Muhammed isimleri baba ve dedesinin ismi, Belhî ise doğduğu şehir olan Belh'ten gelmektedir, lakabı Celâleddin’dir. Batı'da ağırlıklı olarak, Anadolulu manasına gelen Rûmî ismiyle tanınmaktadır.
Annesi, Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmşahlar hanedanından Fars Prensesi, Melîke-i Cihan Emetullah Sultan'dır.

Babası, "alimlerin sultânı" unvanı ile tanınmış, Muhammed Bahâeddin Veled; büyükbabası, Ahmed Hatîbî oğlu Hüseyin Hatîbî'dir.

Yaklaşmakta olan Moğol istilası, Harezmşah Devleti'ni tehdit ediyordu ve halk bölgeyi terk ediyordu. Mevlana da ailesiyle birlikte Belh'ten ayrıldı.

Yola çıktıkları kafile Bağdat'ta üç gün kaldı. Sonra hac için Arabistan'a yöneldi. Hac dönüşü, Şam'dan Anadolu'ya geçti ve Erzincan, Akşehir şehirlerinde konakladı. Ardından günümüzde Karaman'da olan Larende bölgesinde, 7 yıl yaşadı. Burada Gevher Hatun'la evlendi ve bu evlilikten Bahaeddin Muhammed (Sultan Veled) ve Alaaddin Muhammed isminde iki çocuğu oldu. Gevher Hatun'un ölümünden sonra Kira Hatun ile evlendi ve kendisinden Emir Alim ve Melike isimli iki çocukları oldu.

1244'te Şems-i Tebrizi ile tanıştı ve manevi bir eğitim sürecine başladı. Bir derviş olan Şems-i Tebrizi, Mevlana ile uzun süre çalıştı.

Ancak Şems-i Tebrizi, Mevlana ile kapanıp çalışırken, Mevlana kendi müritlerinden uzak kaldı. Mevlânâ artık vaazlarını, derslerini, görevlerini, zorunluluklarını, kısaca her davranışı, her eylemi terk etmişti. Her gün okuduğu kitapları bir yana bırakmış, dostlarını, müritlerini aramaz olmuştu. Sinirlenen Müritler, Şems-i Tebrizi'yi ölümle bile tehdit etti. Bu sürecin sonunda Şems-i Tebrizi, Konya'yı terk etti.

Şems-i Tebrizi ile Mevlana'nın yolu bu süreçten sonra ayrılacaktı. Peki Şems-i Tebrizi kaçtı mı, yoksa öldürüldü mü?

Mevlana, bu duruma çok üzüldü, Şems-i Tebrizi 1245'te Konya'yı terk etmişti. Ancak Mevlana dört bir yana haber salarak onu aramaya başladı. Şam'a giden Sultan Veled, Tebrizli Şems'i geri getirmeye çabaladı, o da Sultan Veled'in ricalarını kırmayarak Konya'ya geri döndü. Mevlânâ ile Tebrizli Şems gene eski düzenlerini sürdürdüler ve bu durum çevreyi yine sinirlendirdi. Mevlânâ'nın ikinci oğlu Alaeddin Çelebi'nin de dahil olduğu büyük bir topluluk onun gitmesini istiyordu. Sabrı tükenen Tebrizli Şems "bu sefer öyle bir gideceğim ki, nerde olduğumu kimse bilmeyecek" deyip, 1247 yılında bir gün ortadan kayboldu, ancak aralarında Mevlânâ'nın oğlu Alaeddin'in de bulunduğu bir grup tarafından öldürülmesi ihtimali de söylenir.

Mevlana, Şems-i Tebrizi ile kendi benliğini özdeşleştirme deneyimini yaşıyordu, gazellerinin taç beyitinde Şems'in adını kullanıyordu.

Hayatının olgunluk aşamasında, geçmişe ve günümüze ışık tutacak bir alim olarak toplumda önemli bir figür halindeydi. Bu dönemde tanıştığı Hüsamettin Çelebi daha sonra Mesnevi'nin yazılışında etkili olacaktı. Varlıklı bir kişiydi ve Mevlânâ'ya mürit olduktan sonra bütün servetini onun müritleri için harcadı. Beraberlikleri Mevlânâ'nın ölümüne kadar on yıl sürdü.

Tasavvuf edebiyatının en büyük yapıtı kabul edilen Mesnevi'nin yazılması yıllar sürdü.

Kendisine gelen Hüsamettin Çelebi, müritlerin tasavvuf yolunda bir şeyler öğrenmek için okuduğu şeylere bir tane de Mevlana'nın eklemesi gerektiğini söyledi. Mevlânâ sarığının katları arasından bükülmüş bir kağıt uzatarak Mesnevî 'nin ünlü ilk 18 beytini ona gösterdi. "Ben başladım, gerisini sen yazarsan ben söylerim." diyerek Mesnevi'nin yazımına Hüsamettin Çelebi ile birlikte başladı.

25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik bir Mesnevi, aradan yüzyıllar geçse de tasavvuf ilkelerini ve öğretilerini taşıyan hikayeleriyle hala önemli kaynaklardan birisi. Mevlana bu kitap bittikten sonra yaşlanmıştı.

Yorgun düşmüş, ayrıca sağlığı da bozulmuştu. 17 Aralık 1273'te de vefat etti. 

Eserleri:

  • Mesnevî

  • Büyük Divan "Divan-ı Kebir"

  • Fihi Ma-Fih "Ne varsa İçindedir"

  • Mecalis-i Seb'a "Mevlana'nın 7 vaazı"

  • Mektubat "Mektuplar"

17 Aralık, düğün gecesi anlamına gelen ve sevgilisi olan Rabb'ine kavuşma günü olduğu için Şeb-i Arûs olarak anılır.

"Bizden sonra Mesnevi şeyhlik edecek, arayanlara doğru yolu gösterecek, onları yönetecek ve önderlik yapacaktır"

Mevlana Sözleri: En Güzel, En Düşündürücü 100 Mevlana Sözü - onedio.com
Mevlana Sözleri: En Güzel, En Düşündürücü 100 Mevlana Sözü - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Mevlana sevgiyle anıyoruz.

Görüş Bildir