Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Gerçekliğin Zihnimiz Tarafından Yaratıldığına Dair Akıl Uçuran Bilimsel Kanıtlar

-

Dış dünyayı zihnimizin var ettiği düşüncesi hem bilimsel, hem de spiritüel düzlemde oldukça fazla üzerinde durulan ve tartışılan bir konudur sevgili dostlar. Olay, işin magazinel kısmını oluşturan "The Secret" tarzı kitaplardaki gibi, "Son model arabayı düşünin ve ona kısa zamanda sahip olun" seviyesinde basit ve egoist bir şekilde işlemese de, bilimin bu konuda yaptığı gözlemler hiç de yabana atılacak cinsten değil...

1. "Tüm gerçeklik zihne ve gözlemlere dayanır. Evreni olduğu haliyle görebilmemiz için, dış dünyaya dair gözlemlerimizi kavramsallaştırma eğilimimizi terk etmemiz gerekir."

Tarih boyunca insanoğlu, yaşamın anlamını ve evrenin doğasını anlamak konusunda bir takım dini liderlerden medet ummuştur. Bu durumu bir nebze değiştiren ise 17. yüzyılın en önemli isimlerinden Galileo Galilei olmuştur. Dünya'nın, Güneş'in etrafında döndüğünü belirlemekle yalnızca imkansız görünene inanmanın önemini kanıtlamamış, toplumun da bu bakış açısını benimsemeye başlamasını sağlamıştır. Bu akıl almaz gelişme ve ardından gelen Isaac Newton'ın çalışmaları ile bilim, insanın evrendeki yerini anlamak konusunda din ile kol kola yürüme imkanını yakalamıştır.

2. Geçmişte yaşanan bu toplumsal değişimin bir benzeri de son 80 yıl içerisinde yaşanmıştır.

Kuantum mekaniğinin 1925 yılındaki keşfi ile evrenin doğasına dair çok daha fazla şey anlamaya başladık. Bugünün fizikçileri de, tıpkı Galilei ve Newton gibi imkansız görünene inandılar ve evrenin zihnimizde yaratılandan farklı bir gerçeklik sunmadığı düşüncesini ortaya attılar. Ünlü fizikçi Sir James Jeans'in sözlerini hatırlayalım:

"Bilginin akışı, mekanik olmayan bir gerçekliğe doğru yol almaktadır. Evren artık mükemmel bir makine gibi değil, mükemmel bir düşünce gibi görünmektedir. Zihinlerimiz, maddenin dünyasına şans eseri girmiş bir misafir değil, bizzat maddi dünyanın yaratıcısı ve düzenleyicisidir. "

3. Bazı fizikçiler zihnin yarattığı bir evrende yaşadığımız düşüncesinden geri duruyorlar çünkü bu düşünce genel fizik pratiğine yabancı ve kimi zaman ters düşen bir yapıya sahip.

Bu tür fizikçilerin teoriyi reddetmek için en sık kullandıkları karşıt görüş ise, kuantum bileşenleri arasındaki uyumun kaybolmasını ifade eden "Quantum Decoherence" isimli fenomen. Bu gözlemden faydalanarak, insan zihninden azade olan fiziksel bir ortamın gerçekliği yaratabileceğine dair görüşlerini savunuyorlar. 

10. yüzyıl fizikçilerinden İbn-i Heysem, ışığın belirli bir kaynaktan çıktığını, gözümüze ulaştığını ve böylece algılandığını ortaya koymuştur. Bu bakış açısı, bugün hala pek çok insan ve fizikçi tarafından kabul edilmektedir ancak evreni daha farklı algılamamız için, etrafa kuantum mekaniğinin penceresinden bakmamız gerekiyor.

4. Tarihe baktığımız zaman, pek çok eski uygarlığa göre insanın olağandışı güçler kazanmasının belirli aktiviteler dahilinde mümkün olduğunu görüyoruz.

Farklı kültürlere ve toplumlara göre değişen bu aktiviteler arasında meditasyon yapmak, dans etmek, müzik yapmak, dua etmek, oruç tutmak ve psikedelik uyuşturucular almak gibi pek çok yöntem bulunuyor. Budizm gibi, kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bir inanç sistemi, insanın sıra dışı bir takım özellikler kazanmasının mümkün olduğunu söylüyor.

5. Michigan Üniversitesi'nden Budizm ve Tibet Araştırmaları profesörü Donald Lopez Jr, Buda'ya atfedilen bazı özellikleri şu şekilde açıklıyor:

"Nirvanaya ulaşması ile birlikte pek çok olağanüstü özelliğe kavuştuğuna inanılmaktadır. Bunlar arasında, önceki tüm yaşamlarına dair sınırsız bilgiye erişmesi, diğer insanların düşüncelerini okuyabilmesi, kendisinin bir eşini yaratabilmesi, havaya yükselebilmesi ve vücudundan ateş ve su çıkarabilmesi sayılabilir. Aydınlanmayı 81 yaşındayken yaşamış olsa da, onun sonsuza kadar yaşayacağına inanılmaktadır."

6. Gelişmiş insani yeteneklere sahip kişiler hakkında yazılmış pek çok eser bulunuyor. Örneğin uzun süre Tibetli rahiplerle birlikte yaşayan Swami Rama isimli yazarın kitapları...

"Ben hayatımda hiç 8-10 saat boyunca hareket etmeden oturan ve gözlerini bir kez bile kırpmayan insan görmemiştim. Meditasyon sırasında zihin gücünü kullanarak yerden bir metre kadar yükseldiğine gözlerimle şahit oldum. Bu usta aynı zamanda maddeleri farklı formlara dönüştürme yeteneğine sahipti: Örneğin küçük bir taşı şekere dönüştürmüştü. Zaman içerisinde bana birkaç mucizesini daha gösterdi. Örneğin bir sabah, benden kuma dokunmamı istedi ve dokunduğum anda kum taneleri badem ve fıstıklara dönüştü. Bilimin bu dalını daha önce de duymuştum ve temel prensiplerine hakimdim ancak o güne kadar pek ciddiye almamıştım."

7. "Kuantum Kuramı"nı ortaya koyan teorik fizikçi Max Planck'ın da konu hakkında yaptığı pek çok açıklama bulunuyor.

Planck'a göre evrenin temel gücü bilinçtir ve madde de bilinçten türemiştir. Evreni gözlemlerken bilinci konu dışında bırakamayacağımızı söyleyen bilim insanı, üzerine konuştuğumuz ve var olduğunu düşündüğümüz her şeyin bilinçten kaynaklandığını savunmuştur. Dalai Lama, daha sonra Planck'ın bu ifadeleri üzerine birkaç kelam etmiştir:

8. "Arada bir takım farklar olsa da, genel anlamda konuştuğumuz zaman Budizm Felsefesi ve Kuantum Mekaniği evren hakkında oldukça paralel görüşlere sahiptir."

"Budist felsefeyle paralel görüşler, insan zihninin ortaya koyduğu bir takım çalışmalarda meyvesini vermiştir. Bu büyük düşünürlere saygı duyuyor olmamızı bir kenara bırakırsak, onların da bizler gibi normal insanlar olduklarını ve illüzyonun herkes tarafından fark edilebileceğini söylememiz önemli."

9. John Hopkins Üniversitesi'nden fizik ve astronomi profesörü R.C. Henry, yaptığı açıklama ile işi bir adım daha ileriye götürüyor:

"Bugünün fizik dünyasında, gerçekliği gözlemcinin yarattığı kabul ediliyor. Gözlemciler olarak hepimiz, kendi gerçekliğimizi yaratmakla meşgulüz. Üstelik benim gibi pek çok fizikçi, evrenin zihinlerimizde yaratılan bir yapı olduğunu kabul ediyor."  

10. Harvard Üniversitesi Tıp profesörlerinden Herbert Benson, 1980'li yıllarda bir grup çalışma arkadaşıyla birlikte Himalaya Dağları'ndaki Budist tapınaklarını ziyaret ediyor.

Ekip, orada yaşayan ve Tummo adı verilen yoga tekniğini kullanan budist rahipleri üzerinde gözlemler gerçekleştiriyor. Tummo adı verilen yoga tekniği ile rahiplerin, el ve ayak parmaklarındaki sıcaklığı 17 °C'ye kadar artırabildiği kaydediliyor. Araştırmacılar aynı zamanda Hindistan'ın Sikkim bölgesinde bulunan meditasyon ustalarını da inceliyor ve bu insanların metabolizma hızlarını %64'e kadar düşürebildiklerini görüyor. 

Şüphesiz gerçeklik üzerinde belirli bir ölçüde kontrol sahibiyiz ve dış dünyanın şartlarını zihin gücümüzle değiştirebiliyoruz. Ancak ya potansiyelimizi küçümsüyoruz, ya da abartıyoruz. Bunlardan hangisinin doğru olduğunu ise zaman ve toplumun bilinç yapısında yaşanacak değişimler gösterecek.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
togrul-mstlizad

O değil de Sikkim bölgesi ne asdfghjklı

halil-yilmaz3

ateşe işersen cin carpar inancına sahip bir millete ne anlatıyorsun sen okadar kafa yoran saç sakal ağartan insanlar hala öğrenme aşamasındayken bu millet bunu anlayamaz gerceklik bu milelt icin cehaletin mutluluk getirdiğidir

remzi-caliskan

mavi hap mı kırmızı hap mı is this a metriks? gördüğünüz gerçek değil renkler gerçek değil duydugunuzu aslında duymuyorsunuz bildiğinizide aslında bilmiyorsunuz gördüğünüzü sandıgınız şeyleri aslında tamamen ters görüyorsunuz ve bunuda bilmiyorsunuz duydugunuz şeyler aslında kulak zarınızda sadece titremeye sebep oluyor beyniniz o titremeleri sese dönüştürüyor benim bunları yazarken klavyemden cıkan sesler gerçek değil bu harflerde gerçek değil bunu unutmayın herşey beyninizin içinde hiç düşündünüzmü acaba sizin gördüğünüz renkleri başkalarıda aynı şekilde görüyormu misal mavi maviyi nasıl tasvir edersin mavi gökyüzü mavi peki ya o insan için mavi yeşilse denizi ve gökyüzünü yeşil görüyorsa ağacları ise mavi renk nedir? yada duydugunuz şeyler ? hiç bunları düşününüzmü elbette hayır sizler sörvayvırda kim elendi geym of tırons cok harikaydı yada aşk can para derdine düştünüz bir yalanı yaşıyorsunuz ve haberiniz yok

remzi-caliskan

uçmayı falan siktir edin insanların binlerce yıldır aradıgı gerçek budur şimdi kalkın oturdugunuz yerden yakın bi sigara camın kenarına geçip bunu düşünün ben öle yapıcam

doratheexplorer

bu yerden yükselme, uçma vs neye dayandırıyolar anlamıyorum, 1 yerçekiminden düşük bi kütlesi olması gerekir, 2 eğer o kütleye ulaşamazsa aşağıdan birşeyin onu itmesi yada yukardan birşeyin onu çekmesi gerekir. meditasyon yaparak böyle bi yetiye kavuşması, evet saçmalığını daniskası. Bunun haricinde mental, psişik güçler meditasyonla elde edilebilir bence. bilgi sahibi arkadaşlar yorum yazarsa sevinirim.

kul-tegin

teze göre;her madde belli bir titreşim aralıgında bizim kabul ettigimiz (algıladıgımız)yasalara tabiler..biliç aynı frekansta ise o yasaları gerçeklik kabul ediyor.bilinç frekansını degiştirdiginde yasaları ve maddelerin yapısını degiştirebiliyor ...yanılmıyorsam Transandantal meditasyon diye adlandırıyorlar

rabia-kulakli

Aslında sanırım yakın bir zamanda yerden bizi çeken bir şeyin olmadığı sadece bir yay düşünecek olursak üzerinde bulunan cisimlerin bu yay üzerine uyguladığı baskı sonucu bir çekimin olduğunu kısmen doğrulamışlardı, zaten yerden bizi çeken bir çekme kuvveti olsaydı kuvvet sürekliliği sebebiyle zaman geçtikçe yere doğru gömülüyor olmamız gerekirdi tabii ki bu benim şahsi görüşüm. Söylediğiniz noktaya gelecek olursak yani bizi kendisine çeken bir mıknatıs yoksa ve yerde kalabilmek için bu baskıyı biz uyguluyorsak bilincimiz bu baskıyı dilediği kadar yok sayabilir ya da baskıyı havada belirli bir mesafede sabit tutabilir böylelikle diğer insanlardan 40-50cm havada duruyor olmamız bizi uçuyor kılabilir. Tabii ki en nihayetinde bunlar benim şahsi düşüncelerim.

doratheexplorer

teşekkürler Kül tegin ve Rabia Levitasyon diye bişey buldum ben de siz de bi bakarsınız *-*

Gizli Kullanıcı

https://www.youtube.com/watch?v=q3H7wR_IR3w izleyin dostlar ve aslında her şeyin birer simülasyon olduğunu görün.. Meşhur çift yarık deneyi

Başlıklar

BilimHindistanmüzikolay
Görüş Bildir