Faşizmin İnsan Zihnini Uyuşturan 'O' Özelliği Hepimizin İçinde Biz İnkâr Etsek de Bir Faşist Olduğunu Gösteriyor!

-

Hangimiz kendine faşist diyebilir? Tepeden tırnağa faşizm tutkularıyla dolu olanlar dahil, hiçbirimiz. Belki de bunun sebebi faşizme yüklediğimiz anlamlar sebebiyle bu kavramı 'yormuş' olmamızdır ve belki de hepimiz içten içe birer faşist olduğumuzu öğrenmek üzereyiz.

Bizi bize bizimle anlatan Yuval Noah Harari'nin TED konuşmasından faydalandık.

Faşist, günümüzde altı tamamen boşaltılmış bir hakaret biçimine dönüşmüş durumda. Altı biraz dolu olduğunda, milliyetçilikle aynı kefede değerlendiriliyor.

Tüm fikir akımları kendi içerisinde faşist nüveler barındırabilir, milliyetçilik de bundan biridir. Peki milliyetçilik nedir? Aynı sınırları paylaştığımız, aynı mahalleyi, aynı iş yerini paylaştığımız milyonlarca insanın büyük bir kısmını tanımasak da ortak bir milliyet bağı sayesinde birlikte yaşayabiliyoruz.

John Lennon gibi, milliyetçilik ve bileşenlerinin olmadığı bir dünyanın cennet olacağını savunan istisna fikirlere sahip olanlarımız da var.

Bu 'cennet' ihtimali güzel gözükse de milliyet tanımının olmadığı bir dünyayı düşünelim, bir nebze kaos bizi bekliyor olabilir mi? Emin olmak çok da kolay değil zira iki uca dair örnekler de var.

İsveç ve Japonya gibi güçlü toplumsal bağları olan ve huzurlu ülkelerin yanında bunun aksinin yaşandığı ülkeler de mevcut. Tam anlamıyla milliyetçiliğin bir gelişmişlik ayracı olduğunu söylemek zor ve belki de çok da gerekli değil.

Tüm bunların faşizmle ne alakası var? Geliyoruz.

Milliyetçiliğin gelişmişlik üzerinde baskınlığından şüphe duysak da ortaya attığı ödevler hayli açık. Dahil olunan milliyetin benzersiz olduğu ve herkesin bu topraklar için asgari yükümlülükleri olduğu düşünülür, bu haliyle naiftir. Biraz daha ileriye gittiğimizde faşizmin dahil olunan milliyetin üstünlüğünü ortaya attığını görürüz. Ayrıca yükümlülüklerin de biçimi biraz değişime uğrar, asgari yükümlülükler faşizm için yeterli olmaz, olamaz.

Yükümlülüklerin azami sınırı bulanıklaştıkça işler sarpa sarar çünkü günlük hayatımızda ailemize, arkadaşlarımıza, bazen tüm dünyaya karşı bir kimliğimiz ve bağlılık hislerimiz vardır.

Harari'nin faşizm tanımına göre tüm bunlar talidir, bazen yersiz, çoğu zaman gereksizdir. Sosyal yükümlülüklerin tümü geri planda bırakılıp milli kimliğe yoğunlaşılmasını salık veren faşizm yeri geldiğinde işinizden, ailenizden hatta kendinizden bile vazgeçmenizi sağlayabilir, savaşları makul kılabilir.

Faşizm güzel, iyi ve doğrunun karşısındaysa, bazen tüm bunları hiçe saymak gerekebilir.

Aslında faşist fikirlere sahip kişiler bunu halihazırda tecrübe etmekteler. Harari soruyor: Bir film yahut sanat eserinin güzelliği tüm dünya genelinde, bir faşist nazarında neye göre belirlenir? Milli kaygılara hizmet edip etmemesine. Şayet ediyorsa ikincil bir sanatsal eleştiri getirilebilir.

Buraya kadar her şey tamam, faşizmi bir canavar olarak gösterdik. Zaten genel temayül de böyle.

Tıpkı faşist karakterler gibi, filmlerde kendi safındakilere karşı bile zalim olan kötü karakterlerin sempati duyulacak bir yanı pek yok ama zaten onların bu halleri çok da gerçekçi değil. Neden mi?  Tüm bunları herkes bilmesine rağmen neden 'faşizm' insanlar için bu kadar çekici, bunu anladıktan sonra her şey daha da net olacak.

Ayaklarımızı yere basalım. Bu insanlar faşist ve kötü olduğunu düşünerek mi Hitler'i ve Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ni destekliyorlardı?

blog.newspapers.library.in.gov

Tabii ki hayır. Hikâyeleştirilen tarihin yahut kurgu eserlerin aksine gerçek hayatta karşımıza çıkan faşizm bizlere 'güzel' görünebilme özelliğine sahip. Bu güzelliği de, sahip oldukları o milliyet kimliğinin en kıymetli şey olduğuna inandırmasıyla sağlıyor. İşte bu yüzden faşist fikirlerin tesir ettiği bir zihin fikirlerinin sağlamasını örtük olarak şöyle yapar:

"İzlediklerim ve okuduklarımdan faşizmin kötü bir şey olduğunu biliyorum ama benim karşımda olan saf güzellikten başka bir şey değil, buna kim faşizm diyebilir?"

Tıpkı bizi farklı şekillerde yeniden bize sunan bu eğlenceli aynalar gibi faşizmin aynası da yapay bir gerçeklik sunar.

Harari'ye göre 1930'lu yıllarda faşist aynaya uzun süre bakan bazı Almanlar da bu illüzyona kapılmışlardı, ayna onlara Almanya'nın dünyanın en güzel yeri olduğunu söylüyordu ve bu nasıl faşistçe olabilirdi? Sadece Almanlara özgü de değil bu durum, tüm milletlere ve tüm zaman dilimlerine sirayet ettiğini görmek gerek. Özellikle de günümüze.

Bilginin tek taraflı üretildiği, hepimizin bir şekilde kendi ekosistemimizi inşa edebildiğimiz bu evrende faşist ayna tuzağına 'keyifle' düşebiliyoruz.

Kibirin tetiklediği faşist arzular bizi olmadığımız biri gibi hissettirmekte hayli yetkin. Cep telefonumuzdaki uygulamalardan siyaset tartışmalarımıza, hayatın her alanında izini sürebileceğimiz bu faşist aynanın cazibesine kapılmak yerine, Harari'ye göre çözüm onu kırabilecek güce erişebilmekte.

Yoksa ne mi olur? Hepimiz kendi faşizmimize o renkli ambalajlarıyla aşık olmaya devam ederiz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Faşizm,ve ırkçılık bela

hondatyper

Şimdi Atatürk Türkiye türklerindir diyince faşist mi oluyor?

ulas-c.-cakmak

Ağzında Faşist sözcüğünü geveleyenlerin pek çoğu Faşizmin kökenini ve ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Marksist ve Liberallerin propagandasıyla birlikte Faşizmin söylenmesi bile kulağa kaba gelir oldu. Faşizm, öyle cahil cihangir solcularının söylediği içi boş kuru milliyetçilik ve diktatörlükten ibaret bir akım değildir. Tıpkı Marksizm gibi dönemin aydınları tarafından geliştirilmiş ve hakkında eserler yazılmış bir kuramdır. (örneğin Giovanni Gentile-Faşizmin Doktrini veya Alfred Rosenberg gibi) Ayrıca Faşizmin içinde, egemen olduğu ulusun yapısına göre pek çok ayrı kol vardır. Örneğin İtalyan Faşizminde bizim ülkemizde olduğu gibi Ne mutlu italyanım diyene tarzında bir milliyetçilik varken, Nasyonal Sosyalizmde soy olarak Alman olmak kesinlikle şarttır. Francisco Franco döneminde ortaya çıkan Falanjizmde diğer akımların tamamen zıttı olarak sıkı bir dini muhafazakarlık ve kralcılık bulunur. Reksizm,Ustaşa gibi çok çeşitli Faşist akım ve örgütler vardır.

ulas-c.-cakmak

Hangi ideoloji olursa olsun hiçbir tamamen kötü veya tamamen iyi değildir. Hadi Faşizmi eleştiren Liberalleri anlarım da Marksistlere ne oluyor? Stalinin, Maonun, Pol Potun yaptığı rezilliklere nasıl bir açıklama getiriyorlar acaba? en azından Faşistler, üyesi oldukları topluma düşman olarak gördükleri kesimleri yok etmek istiyor, Marksistler ise mantık dışı amaçlarını gerçekleştirmek isterken tüm toplumu mahvediyorlar. Neden Almanya ve İtalya da işsizlik oranı düşük ve ekonomik durum gayet iyiydi? Biraz bunları sorgulayın lütfen. Dağdan büyük şehire inen, tek bildiği şey barış kardeşlik ezberleri olan, ve her hoşuna gitmeyen şeye "foşik foşik" diye zırlayan ayak takımına benzemeyin. Bu arada da Harari'ye yıllanmış aydın muamelesi yapıp göklere çıkarmak saçmalık olur. Evet fazlasıyla bilgili ve zeki bir adam ve kaliteli kitaplar yazmış ancak görüşlerini yasa gibi kabul etmek yanlış bir davranış. Özellikle siyaset konusunda.

Başlıklar

AlmanyaİsveçJaponya
Görüş Bildir