Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Erim Şişman: 'Yakında Ölülerle de Savaşacak mısınız?'

Anasayfa > Gündem

Türkiye'nin en genç yazarları arasında bulunan ve kısa sürede başarı yakalayan Erim Şişman'dan bugüne kadar belki de Türkiye gündemiyle ilgili kaleme alınmış en tarafsız yazı. Kısacık yazıda 'siyaset' kelimesinin kökeninden girip, çocukların psikolojisine kadar inip Türkiye'deki olayları özetlemiş. Erim Şişman; yeni jenerasyon yazarlara biraz daha yer verilmesi gerektiğinin kanıtıdır adeta. İşte paylaşıldığı ilk günden itibaren milyonlarca kişiye ulaşan ve binlerce kişi tarafından paylaşılan o yazı.

Ortadoğu'da yaşayan insanlar olarak güne katliam ve ölüm haberleriyle başlamaya alışmış durumdayız. Ölümle o kadar haşır neşir olduk ki ölenlerin etnik kökenleriyle ilgilenmekle, siyasi liderleri suçlamakla ve sosyal medya üzerinden insanlara akıl vermekle meşgul olduğumuzdan dolayı empati kurma yetilerimizi kaybetmeye başladık.

SİYASET NE DEMEKTİR?

1387 yılında Berke Fakih tarafından melik ve sultanlara yol göstermek amacıyla kaleme alınan İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn'de 'siyaset' kelimesi; 'şer'i hüküm olmaksızın cezalandırma' anlamına gelmekteydi. Sonrasında Arapça'da 'at bakıcılığı, seyis' anlamına gelen 'siyāsaسياسة ' kelimesinden türeyerek günümüzdeki halini aldı 'siyaset' kelimesi.

Hepimiz birer yarış atıyız aslında. Farklı mesleklere sahip olsak da hepimiz sabah erken saatlerde koştur koştur başlıyoruz güne. Patronlarımıza daha çok para kazandırmaya çalışıyoruz. Ne zaman uyanacağımıza, ne zaman yemek yiyeceğimize, ne zaman tatil yapacağımıza patronlarımız karar veriyor. Yarış atları hiçbir yarışı kazanamaz çünkü yarışı kazanan at sahipleridir her zaman. Emekli olmak için çalışıyorsunuz, emekli maaşınız yetmediği için yeni bir iş arıyorsunuz kendinize. Gıda boyalarıyla süslenmiş etleri satın alırken bile üç kere düşünüyorsunuz.

SİZDEN BUNU ÖĞRENDİ ÇOCUKLARINIZ

Eve döndüğünüzde çocuklarınızın suratını akıllı cihazlarla kapatıp kafanızı dinlemek istiyorsunuz. Evcilik oynayan çocuklarınıza bir bakın. Erkek çocukları seslerini kalınlaştırıp telefonla konuşuyor gibi yaparken kız çocukları süslenip püsleniyor. Sizden bunu öğrendi çocuklarınız. Birlikte evcilik oynarken bile birbirleriyle iletişim kurmayan çocuklar yarattınız.

ÖLÜLERİ SUÇLUYORSUNUZ

İşin en acı kısmıysa ölen insanların neden ve nasıl öldükleriyle ilgilenmiyor, etnik ve ideolojik kökenlerine takılıyorsunuz. Ölümünüze sevinen insanların ölümlerine sevinerek daha çok öleceksiniz. Bulgar ve Yunan göçmeni gençlerin 'Yaşasın Irkçı Türkiye' diye slogan attığını görüyorum. Araca bağlanarak sürüklenen bir cesedi, binlerce çocuk kullanıcısı bulunan bir sosyal medya platformunda 'oh içimin yağları eridi' şeklinde paylaşıyorsunuz. Hepinize tanıdık gelecek bir tartışmadan söz etmek istiyorum. 'O kadar şehit verilirken neden sokağa çıkmadınız?' ve 'Şehitlere üzülenler halk ölürken neredeydiler?'. Şehit haberi duydukça nefesim kesiliyor, insanlar katledildikçe yaşama isteğim kaçıyor. Ölümlere üzülme yarışlarınıza şahit oldukça insan olmaktan utanıyorum. Hiç kimsenin ölümüne sevinmiyorum. Bu yüzden hala insan olduğuma inanıyorum. Herkesin suçladığı bir siyasi lider var. Düşmanımın düşmanı dostumdur kafasına girmiş herkes. Hiçbir siyasi lideri sevmiyorum. Siyasi liderlerin fanatiklerinden haz almıyorum. Siyaset değil bilim ve sanat konuşmak istiyorum. Ben hangi birinizi suçlamalıyım? 'Orada ne işi varmış?' sorularıyla doldu tüm başlıklar. Suçlanacak son şeyi; ölüleri suçluyorsunuz. Yakında ölülere de savaş açacak mısınız?

BİR ÜLKEYİ SAVAŞMADAN FETHETMENİN YOLU

Çalıştığınız firmaların patronlarından bahsetmiştim. Şimdi dünyanın patronlarından bahsetmek istiyorum. Ülkelerin bağımsızlık ömürlerini, terör örgütlerinin aktif olacakları tarihleri, dünyanın sınır çizgilerini belirleyen insanlardır bahsettiğim patronlar. Bir ülkeyi savaşmadan yok etmenin en kolay yolu kutuplaştırmaktır. Halk bölünür. Sağcı olur, solcu olur, muhafazakar olur. Sağcılar, solcular ve muhafazakarlar da kendi içlerinde çatışmaya başlar. Böylece liderlik savaşına girdikleri için hiçbir şekilde birlik beraberlik sağlanamaz. İçten yok edilmiş ülkenin başına bir de terör örgütü bela olur. Sonunda yabancı bir ülke çıkar, yarattığı terör örgütünü ortadan kaldırır ve kendini kahraman olarak gösterir. İşte bir ülkeyi savaşmadan fethetmenin en kolay yolu budur.

HALKI FAKİRLEŞTİREN, LÜKS İÇİNDE YAŞAYANLARDIR

Asırlardır halklar birbirleriyle çatıştırıldı. Dünyanın her yerinde bu böyle oldu. Medya her zaman yalancıydı. Tarih boyunca halkın menfaatini düşünen hiç bir insan lüks içinde yaşamadı. Halkı fakirleştiren, lüks içinde yaşayan insanlardır zaten. Bugüne kadar 'neredeyse tüm' katliamlar ve savaşlar siyasi nedenlerden dolayı gerçekleşmiştir. Tarihin birçok döneminde peygamberler ve din adamları çarmıha gerilirken, düşünürler yakılırken, masum insanlar katledilirken coşkuyla slogan atan halklar yaratıldı.

BU SİYASET HAYRANLIĞINIZ NEDEN?

'Barış' ve 'Özgürlük' kelimeleri siyasi birer terim haline geldi. İçinizdeki nefretten arının. Patronlarınıza para kazandırmak için değil kendiniz için çalışın. Sahipler için yarışmayın, özgürlüğe koşun. Bilim adamları, sanatçılar ve düşünürler insanlığı ileriye taşımıştır. Neden bu siyaset hayranlığınız? Sanat konuşalım, gerçek bilime yönelelim. 'Batı'nın ahlaksızlığı'nı beğenmiyorsak, başarılarını örnek alalım. 'Orada ne işi var?' diye soracaksanız, küçük bir kızın gelinlik giyip, yaşlı bir adamın yatağına girmesini sorgulayın. Küçük bir çocuğun su alan bir teknenin içinde ne işi olduğunu, evlendiği adam tarafından mezara konanların, tecavüz edilip ormana atılanların sebebini araştırın. Dicle Koğacıoğlu'nu hatırlayın. Cezaevlerinde doğan çocukların, suça itilen gençlerin gelecekte nerelerde olacaklarını düşünün.

İÇ SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ

Ortadoğu projesinin bir parçasıyız hepimiz. Sonu belli. Dizlerinin üstünde mi yaşayacaksın yoksa dimdik durup onurunu mu koruyacaksın? İç savaşın kazananı olmaz. Tüm destanlar birlik ve beraberlikle özgürlük için direnen halkları anlatır. Bu topraklarda yakın zaman içinde ya destan yazılacak ya da tarihi hatalar bölümünde adımız anılacak. Destan kahramanlarının seyisleri olmaz. Bir düşün istedim.

Kaynak: http://www.sondakika.com/haber/haber-...
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?