Dünya Bilardo Tarihine Adını Altın Harflerle Yazdırıyor! Gururumuz Yaşayan Efsane Semih Saygıner

-

Literatüre geçen kırk iki vuruş tekniği, müziğe ve sanata olan ilgisi, beyefendiliği, sporcu ahlakı, centilmenliği, mütevazılığı ve daha sayamadığımız onlarca şey… Semih Saygıner, hiç şüphesiz dünya tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı bilardo oyuncusu. Dünyaca ünlü Longoni onun imzasını taşıyan istekalar üretmek isteyince, projeden elde edilecek geliri genç yeteneklere aktaracak kadar da iyiliksever… 

Gelin, 14 yaşında ailesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra hayata bilardo ile tutunan ve “Annemi, babamı kaybettikten sonra hayata boş bir şekilde devam etseydim, suçlu bile olabilirdim.” diyen Semih Saygıner’in hayatına yakından bakalım…

Kaynak: http://www.semihsayginer.com.tr/

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında saray ve konaklarda oynanan bilardo, 1980’li yıllarda kitlesini genişletti, kahvehanelerden çıktı ve kurulan amatör kulüpler sayesinde Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı. Yeşil çuha ve fildişi topların yükselişi şüphesiz ki Mr. Magic ile başladı…

Semih Saygıner, 1964 yılında Adapazarı’nda doğdu. 14 yaşındayken bir trafik kazasında anne ve babasını kaybetti ve tüm hayatı değişti. 16 yaşında eline aldığı ilk istekayla hayata tutundu ve başarılar ardı ardına geldi.

“Arkadaşım İlker beni çok yetenekli buldu. Hatta ‘İlk defa oynamıyorsun oğlum. Sen beni mi kandırıyorsun?’ dedi. Takdir görmek hoşuma gitti ve oyunu çok sevdim. Üç tane top, koca bir masa; kafa yordum ve kendimi geliştirdim. Tabii insanların beni becerikli bulması, çok kısa zamanda ilerlememde etken oldu.”

Hoşuna giden ve yatkınlığı da olan bu oyuna devam etti. Usta oyuncuları izledi, onlarla birlikte oynadı ve ‘bilardoculuğu’ kendine meslek olarak seçti.

“Ben sadece vakit geçiriyoruz zannediyordum. Derken şampiyonalara katıldım. Hiçbir zaman da planlamadım. Hedeflerimi hep bulunduğum duruma göre koydum. 1992’ye kadar ‘Dünya şampiyonu olacağım’ demedim ama o yıl karar verdim ve 1994’te de dünya kupasını kazandım.”

1981 yılında katıldığı İstanbul Bilardo Şampiyonası’nda birinci oldu, 1988’de Türkiye’de gerçekleştirilen ve uluslararası arenada önemli olan bir gösteri turnuvasında tüm camianın ilgisini çekti.

Kimsenin denemediği teknikleri denediği için başarılı olduğunun altını çizen Semih Saygıner’e göre işin sırrı cesarette: “O masanın içinde kalan karanlık bir bölge var. Oraya hiç girmemişler, hep korkmuşlar. Sistemde devam ettirmişler.”

1991’deki German Open Turnuvası ve İstanbul Efes Pilsen Grand Prix’inin ardından 1992’de Almanya’da düzenlenen Berlin Dünya Şampiyonası’nda 3 bant bilardo şampiyonu Raymond Ceulemans’ı yendi ve dünya sekizincisi oldu. 1993’te ise Berlin’de üçüncü olarak dünya klasmanında altıncılığa yükseldi.

“Annemi, babamı kaybettikten sonra hayata boş bir şekilde devam etseydim, suçlu bile olabilirdim. Bilardo oynayarak bendeki yetenek ve çalışkanlığı sürekli etraftan besledim. Para kazanmıyordum ama gördüğüm ilgi ve destek bana çok şey kattı. Bilardo oyununun insan gelişime katkısı çok yüksek.”

Ve 1994’te Belçika’da düzenlenen Gent Dünya Şampiyonası’nda birinci olarak ilk dünya kupasını kazandı, dünya klasmanında üçüncülüğe yükseldi ve iki dünya rekoru kırdı.

“Bilardonun içinde centilmenliği barındıran kendi kültürü var. Bilardo masasının başına geçmiş, bilse de bilmese de plan yapmış oyuncu, planı gerçekleşmediğinde ‘Ben yapamadım' der ve topa kabahat bulamaz. Çok gerçek bir oyun. Masaya bakılan yere göre beyin oyunu farklı algılıyor oynayan kişiye farklı bakış açıları kazandırıyor. Aynı zamanda bilardo oynarken bir arada yaşayıp sosyalleşiyor, özeleştiri yeteneğiniz gelişiyor.”

Yirmi beş kez Türkiye Grand Prix şampiyonu olan ve 3 bantta on dört kez Türkiye’de rekor kıran Semih Saygıner, çeşitli mecralarda defalarca yılın sporcusu ilan edildi. Hollanda Takımlar Ligi ve Portekiz Ligi’nde pek çok başarıya imza attı ve dünya bilardo camiasında ‘Mr. Magic’ unvanını kazandı.

“Gençler bilardo öğrenmek istiyorlarsa bilardonun spor olarak görüldüğü kulüpler, bilardo solanlarını tercih edebilirler. İnternette bolca bu konuda yardımcı bilgi var. Bilardo zor bir spor ama yetenek varsa her şey mümkün.”

İstekayla adeta tarih yazan Semih Saygıner, 2004’te dünyada yılın bilardo oyuncusu seçildi. Pek çok başarının ardından 2009’da dünyanın en büyük isteka üreticisi Longoni, onun adına bir seri üretti ve tüm dünyada satış rekorları kırdı.

“Gençleri özendirmek için; renkli istekalar, bilardo topu şeklinde kalemler, silgiler gibi tanıtım eşyaları üretilecek, bir kısmı destek amaçlı dağıtılacak… Ayrıca bir kitapçık hazırlamayı planlıyorum, içinde bilardo oynamanın faydası, ilgi çekici bir tarihçe ve birkaç vuruş yolu yer olacak. Longoni gibi büyük kurumun Türkiye’ye gelip bize destek olmasının gençleri motive edeceğini düşünüyorum.”

Uluslararası arenaya dokuz yıl ara verdi, tecrübelerini üniversitelerde ve organizasyonlarda paylaştı ve 2014’te tekrar yeşil çuhaya döndü; 2015’te Türkiye 3 Bant Bilardo şampiyonu, 2016’da Dünya 3 Bant Bireysel Bilardo Şampiyonası’nda üçüncü oldu.

“Günde ortalama 4 saat antrenman yapıyorum. Bazen bir vuruşu bin kere tekrarladığım oluyor. Antrenmanlarda izleyenler şaşırıyor ama o vuruşlar sırasında oradaki en ince noktayı, algıyı yakalamaya çalışıyorum. Bilardo denilen şey 2,84 metreye, 1,42 metrelik sınırlı bir alanda sonsuzluk… Bir vuruş sırasında oyuncuya top bir milim sağda gelebilir ama değilse değildir. Bu yüzden algının gelişmesi gerekir, o yüzden de o algıyı hissetmek için bir vuruşu gerekirse bin kere tekrarlamak gerekiyor.”

Yeteneği yalnızca bilardodan ibaret değildi tabii ki… 2005’te Zeytin Dalı dizisiyle adım attığı oyunculuğa Aşk Yakar ile devam etti ve Şarkı Söylemek Lazım programıyla bambaşka bir keşfe imza attı. Bu yeteneğinin boş olmadığını 2011 yılında çıkardığı Gizli Aşk albümüyle kanıtladı.

“Şarkı söylemeyi severim; annemle beraber meşk ederdik ve beni musiki cemiyetine kayıt ettirmek isterdi. Bu sebeplerden ve profesyonel bir şarkıcıyla partner olma fikrini de sevip, biraz moral bulmak için katılmak istedim. Aradım yapımcı firmayı ve bu yarışmaya katılmak istediğimi söyledim. Onlar da çok sevindiler ve anlaştık. Konuyu amacından saptırmadan sonuna kadar yarışmayı sürdürdüm, son hafta mağlup oldum ama hiç üzülmedim. İlk defa ‘Gönüllerimizin şampiyonusun’ lafını sevdim bu yarışma sonunda. Çünkü zaten bu yarışmada amaç gönüllere hitap etmekti.”

Literatüre kırk iki vuruşu geçiren ve sporcu ahlakıyla herkesin gönlünde taht kuran Semih Saygıner, uzun süredir oyuncu Şenay Gürler ile kameralardan uzak bir ilişki sürdürüyor. Kendilerine bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz! 😍

Gözler kalbin aynasıdır. Canım'ın doğum günü...

Senay Gurler (@senay_gurler)'in paylaştığı bir gönderi ()

Son olarak, Vietnamlı rakibine karşı yaptığı vuruş ile ağızları açık bıraktı. Ayakta alkışlıyoruz Mr. Magic'i 👇

Semih Saygıner'den Ağızları Açık Bırakan İnanılmaz Hareket! - onedio.com
Semih Saygıner'den Ağızları Açık Bırakan İnanılmaz Hareket! - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
benzodiazepin

bu adama her baktığımda lise eğitimimizin ne kadar berbat olduğunu hatırlıyorum

atticus-fetch

günümüzde pahallı bir aktivite. işletmeler(TBF lisanlı) malesef masa kirası ve yiyecek/içecek ile giderlerini karşılayamadığı için kapanmak zorunda kalıyor ya da fiyatlarını yukarı çekmek zorunda kalıyor. Genelde kapanıyor ancak. Kahvehaneler ise ayrı bir curcuna olduğundan, spor kısmına ünlem işareti koymak gerek. Gençlerin şu an aldıkları harçlık ile bu sporu öğrenmeleri çok zor.

ertunc-cakir

bence çok güzel film senaryosu ...oyunculuk ışığı da var...gençlere bir film olarak anlatılsa daha dikkat çekici olur...

birinci-tekil-birey

Kendisi son derece düzgün ve kaliteli bir insandır. Bilardo konusunda çok saygı duyduğum bir üstaddır. Ayrıca bilardo gerçekten bakış açısı, zeka ve beceriyi bir arada çalıştıran harika bir spordur. Uzmanlar bilardoyu "Tek vuruşluk zeka" olarak adlandırır.

lucinda-yumi-kane

Bu adam bir ara " Daha çok şey yapmak isterim ama devlet hiç yardımcı olmuyor, otel masrafımı bile ben karşılıyorum" benzeri bir şey demişti. Çocuktum ama o zaman anlamıştım devletin hiçbir şeyi umursamadığını.

Gizli Kullanıcı

Devlet değil de yönetenler diyelim, yoksa 1923'den bu yana umursayanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız ?

lucinda-yumi-kane

Doğrudur aslında biraz yanlış kullanmışım. Yönetenler demek daha doğru.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

2016AlmanyaAltınAntrenmanAşkBelçikaİstanbulPortekizTercihanneaşkoyun
Görüş Bildir