Daha Okurken Zihninizde Bambaşka Pencereler Açmaya Başlayacak, Yeni Çıkan 14 Kitap

-

Farklı türden yapıtlarla okuma listenize eklemelerde bulunacağınız 14 yeni kitabı sizler için derledik dostlar. Bu kitaplardan bazıları çoktan raflardaki yerini almışken, bazıları da önümüzdeki birkaç gün içinde kitap dükkânlarında okurlarla buluşacak. 

Kitabınız bol olsun, iyi okumalar diliyorum!  

Not: Kitapların özetlerinde tanıtım bültenlerinden yararlanılmıştır ve sıralamanın kitapların niteliğiyle herhangi bir ilişkisi yoktur.  

1. "Amerika’da Bir İyimser", Italo Calvino

Ünlü yazar Italo Calvino’nun “Amerika’da Bir İyimser” adlı kitabı ilk kez Türkçede…

“… söze sığmayan şeylerle, dile alması güç bayağılıklarla dolu Amerika, o Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor, yine de hepimizin geleceğinin öylesine geniş bir bölümünü içinde barındırıyor…”

2. "Çok Özel İsimler Sözlüğü", Müge İplikçi

Çağdaş edebiyatımızın önemli ve özgün yazarlarından Müge İplikçi, Çok Özel İsimler Sözlüğü’nde, bizleri kadınlara, çocuklara, gençlere ve tabii ki erkeklere doğru kısa mesafeli bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitaptaki isimler ilk bakışta dünya hallerinin anlık fotoğrafları gibi görünse de sırtlandıkları hayat, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın haletiruhiyesini derinliğine aktarma konusunda hiç cimri değil.

İsimleri “çok özel” kılan da bu zaten: sıradan insanların, kendi hallerinde yaşayıp gideceklerken üzerlerine binen yükün altında bükülüp dağılmış ruhları.

Peki hayat bundan mı ibaretti?

Elbette değil!

Edebiyat da zaten bu yüzden var.

3. "Cam", Sam Savage

Edna. Yalnız, aklı karışık, cümleleri yarım, küskün bir kadın. Bunlara rağmen, belki de bunlar sayesinde ilginç bir hikâye anlatıcısı.

Merhum kocası Clarence’ın romanını yeniden basan yayınevi ondan bir önsöz isteyince, dolabın dibine tıktığı daktiloyu çıkarıp yazmaya başlıyor. Bugünü ve geçmişi, yaşadıklarını ve kurguladıklarını... 

Bugünü yaşlılık, yalnızlık, komşusunun evindeki bitkilere, akvaryuma ve sesi sinirini bozan faresine bakma görevi demek. Geçmişi ise birbirinden ilginç karakterlerin resmi geçidi, her bakımdan sıradışı bir yaşam yolculuğunun dökümü adeta.

4. "Kuzeyin Derinliklerine Giden Dar Yol", Richard Flanagan

Mutlu bir adamın geçmişi yoktur, mutsuz bir adamın ise geçmişten başka hiçbir şeyi. Yaşlandığında Dorrigo Evans bu sözü bir yerde mi okuduğunu yoksa kendisinin mi uydurduğunu hiç bilemedi. Uydurulmuş, karıştırılmış ve kırılıp öğütülmüştü sözcükler, hem de pervasızca kırılıp öğütülmüş.

 Kayadan mıcıra, toza, çamura, kayaya ve böyle sürüp gidiyordu dünya; dünyanın neden böyle olduğuna dair bir açıklama veya sebep sorduğunda annesinin dediği gibi. Dünya böyledir, derdi hep. Sadece böyledir, evladım.

5. "Yedikuleli Mansur", Mehmet Berk

“Mansur içinde bulunduğu durumun tuhaflığına şaşmaktaydı. Öncesinde Osman Ağa’nın gümüş karşısında duman tüten koluna ve o ayı mı kurt mu belirsiz ürkünç mahlûkun leşine şahit olmuştu. Peşinde dolaştıkları ihtiyar bir meyhaneci anladığı kadarıyla uzun seneler büyücülükle, sihirle uğraşmıştı. Şimdi ise yeraltında gezinir hortlakların, ecinnilerin başıyla, onların kabadayısıyla karşılaşmak üzere yola çıkmışlardı. An geliyor gerçek bir dünyanın hakiki dertleriyle hemhal olup dayılara ve zorbalara denk geliyor, sonra bir anda masallardan çıkma tuhaf bir düşler âlemine gark oluyordu. Yaşadığı acayipliklerin ömrünü nereye sürükleyeceğine şaşırmaktaydı…” 

Galata Kulesi’nin akbabayı andıran gölgesi. Bıçak parıltıları, şarap kokuları, sarhoşların koynunda yattığı eğri büğrü sokaklar, bükülen kaytan bıyıklar, kadı neferlerinin ayak patırtıları, külhani topuk vurmalar, başlayan ve biten efsaneler, zorbaların kanunu, kanunun falakası… Sultan Süleyman Han’ın saltanatının son senelerinde, zorbazların ipinin ucunu çoktan kaçırmış Kara Şaban Ağa, zorbazlığa namzet Mansur, simyaya tövbeli meyhaneci Panayot, insan kaçkını ve daim karanlıkta yürüyen Ayı Osman Ağa, zorbazların rüzgârında savrulan Roza ve bir nice tılsımlı, efsunlu, ürpertili mekân ve mavra… Yedikuleli Mansur kısmen korkulu, ziyadesiyle fantastik ve tarihi bir sergüzeşt…

6. "Tılsımlı Yüzük", Friedrich De La Motte Fouque

Erken dönem Alman romantizminin önde gelen yazarlarından Friedrich de la Motte Fouqué, dünyaya sesini ilkin su perisinin efsanesini öykülediği Undine’yle duyurdu.

Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’ne ilham kaynağı olan Tılsımlı Yüzük de yazarın İskandinav sagalarına ve mitlerine, Ortaçağ’ın şövalye anlatılarına ve bu anlatıların temsil ettiği değerlere yönelik ilgisini yansıtan bir eser. Arka planındaki Haçlı Seferleri’yle perilerin, hayaletlerin, orman cinlerinin taçlandırdığı bu şövalye romanı; adalet ve barış uğruna yollara düşen cesur kahramanların, bu yollarda göğüslenilen güçlüklerin, kurulan kadim dostlukların, sadakatin ve elbette filizlenen güçlü aşkların da destanıdır.

 “(…) insan, içindeki özlem onu nereye çekiyorsa oraya gitmeli. Bu niyetle yola çıkmışsa, omuzlarındaki yükleri, yeryüzünün bütün nimetlerini elinin tersiyle silip atabilmeli.”

7. "Geçiş Ayinleri", William Golding

Vaftiz babasının torpiliyle yerleştirildiği resmi görevine başlamak üzere olan Edmund Talbot’u taşıyan savaş gemisinden bozma köhne yolcu gemisi, İngiltere’den Yeni Dünya’ya varmak üzere demir alır. Bir lord edasıyla güverteye adım atan genç adam bütün yolculuğu günlüğüne kaydeder. 

Gemiciler, askerler ve göçmenlerle dolu gemide daha ilk günden kaptanla iktidar mücadelesine giren küstah Talbot, su üzerindeki bu küçük dünyanın koşullarını kabullenmeye çalışırken beklenmedik olaylarla karşılaşacaktır. İngiliz sosyal ve sınıfsal yapısına has özelliklerin, güvertenin tümüne ve kamaralara sızdığı bu klostrofobik gemi, bir utanç tiyatrosuna sahne olacaktır.

Deniz Üçlemesi’nin birinci kitabı olan ve Nobelli yazar William Golding’e Booker Ödülü de kazandıran Geçiş Ayinleri, insanın karanlık yönlerini açığa çıkaran, doğruyla yanlışı alaşağı eden, kutsalı parodileştiren olağandışı bir kurgunun, yazarın edebi dehası ve dil işçiliğiyle yoğrulduğu, klasikleşmiş bir eser.

8. “100 Yasaklı Kitap”, Birol Aktaş

"Bağzı" kitaplar risklidir, korkutur. Korkutan şey yasaklanır. Bu da bize ilginç bir okuma listesi çıkarır. Birol Aktaş bu (şimdilik) yasaksız kitapta Tommiks'ten Cesur Yeni Dünya'ya, 100 tane (bir tarihte) yasaklanmış kitap ve hikayesini anlatıyor.

9. "Orada Bir Yerde", Engin Türkgeldi

Çenemde demir halatlar vardı sanki, tek tek, yavaş yavaş koptuklarını duyuyordum. Üzerimdeki adamın ağırlığından nefesim bağırmaya yetmiyordu. Cansız bir inleme sürünerek ancak çıktı ağzımdan. Pas tadı geliyordu belli belirsiz. Gözlüklü, dişime asılmaya devam ediyordu. En sonunda bir çatırtı duydum, çene kemiğim parçalanmıştı sanki. İçimde bir boşluk hissettim."

Engin Türkgeldi’nin Orada Bir Yerde’si, benzerine pek az rastladığımız bir öykü dünyası çıkarıyor karşımıza. Alabildiğine görsel, dünya edebiyatının tanıdık öykülerine ve atmosferine göndermelerle ilerleyen, fantastiğin kıyısında bir öykü dünyası bu. Terk edilmiş kasabalar, köleler, peygamberler, cüceler, krallar ve dağ bayır dolaşan bilge kişiler… Bir solukta, düşünerek, şaşırarak okuyacaksınız.

10. "Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu", Peter-Andre Alt

Aydınlanma döneminde insanın “içindeki kötülük” formunu alan Şeytan, yeniden somutlaşıyor.

Peter-André Alt’ın yedi ciltlik Kötünün Estetiği dizisinin dördüncü kitabı Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri’nde, sonsuz ceza fantazmasını kor ateşiyle harlayan cehennem tasvirlerinin yanı sıra 19. yüzyıl itibarıyla hem gerçeklikte hem edebiyatta kendini gösteren, metruk kiliselerde bilindik Hıristiyan tapınma biçimlerinin tersine çevrilmesiyle gerçekleştirilen satanistik ritüeller ile dindar ahlakın zıddı niteliğindeki sefahat alemleri ele alınıyor.

11. "Tarihe Yön Veren 100 Lider", İlber Ortaylı, Doğan Hızlan, Tayyar Altıkulaç, Cihan Saçlıoğlu, Nevzat Yalçıntaş

Dünya tarihinde geride "iz" bırakmış, insanlığın geleceğini iyi ya da kötü şekillendirmiş çok sayıda kişi yaşamış ve birçok olay yaşanmıştır. Bu insanların arasında milyonlarca insanı öldüreni, dünyayı korkudan titreteni de var; yaptıkları reformlarla demokrasinin temelleri atan, icat ettikleriyle hayatımızı kolaylaştıranlarda…

Hürriyet yazarları; Prof. Dr. İlber Ortaylı, Taha Akyol, Doğan Hızlan’ın yanısıra Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Prof. Dr. Tayyar Altıkulaç titizlikle birçok isim arasından “Tarihe Yön Veren 100 Lideri” seçti. Onlar için en önemli kriter; en büyük değil, en etkili olanları, milyonlarca insanın kaderini belirlemiş, medeniyetlerin yükseliş ve çöküşüne sebep olmuş, verdikleri kararlarla ya da icat ettikleriyle tarihin gidişini etkilemiş insanları, tarihteki sıralarına göre bir araya getirmekti. Bu insanlar kendilerinden sonra gelen toplumları etkiledi, yönlendirdi, değiştirdi ve şekillendirdi.

Siyasi Tarih, Dinler Tarihi, Bilim &Teknoloji, Sanat & Edebiyat ve Ekonomi & Finans konularında dünyaya şekil veren 100 lideri tanımak; geleceğe olan bakışınızı güçlendirecek ve değiştirecektir.

12. "Dalgın Dağlar", Gürsel Korat

“Yaşam, düş gibiydi gerçekten. Ama neden gerçeklik, insanı bu kadar derinden incitiyordu?”

Kadim zamanlarda, antik dönemlerde ya da günümüzde geçen; şehirleri, ülkeleri, kültürleri kateden, bütün zamanlara ait öyküler… Zamanın ve aşkın derinliklerinde gezinen gizli bir el, ruhun katmanlarını ustalıkla harmanlayıp seriyor önümüze…

13. "Postmodern Coğrafyalar", Edward W. Soja

Toplumsal bilimlerde “mekân” uzun süre tarihselciliğin gölgesinde kaldı. Düşünürler hep tarihsel olana, süreçlere odaklanıp mekânı yapay, ampirik düşünceye ve diyalektiğe aykırı görürken coğrafyacılar da kendi disiplinlerine saplanıp kaldılar. Postmodern Coğrafyalar’da Edward W. Soja, mekânın eleştirel teoride yeniden boy gösterme sürecini ele alarak, bu süreçteki tartışmaları gözler önüne seriyor...

14. "Soğuk ve Temiz", Melike Uzun

Yılanların her biri öbürüne benziyordu. O, derisi en parlak olanı seçti, başına koydu; gözleri kırmızı olanı, pörtlek olanı, turuncu renkliyi, boz çizgiliyi saçlarının arasına yerleştirdi. Sayısız yılan başı Defne’nin saçları arasında kımıldanıyor, Defne bakışlarıyla taş edeceği zamanı bekliyordu. Yılanlar, içine kararlı bir sakinlik yaydı. 

Mırıltılar, kokular, nar taneleri, karıncalar, pencereler, boş arsalar, zeytin taneleri ve yılanlar… Defne’nin elleri, kırık aynadaki yüzü, tenhalığı, Defne’nin tarihi… Soğuk ve Temiz, yokluğun, merhametsizliğin ve hesaplaşmanın romanı. Bir kâbus tortusu… Melike Uzun, acının içinden geçerek yazıyor. Dünya dönüyormuş!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mert-cakir18

Gürsel Korat üniversitede hocamdı.Müthiş zeki, kültürlü ve şiir gibi konuşan bir insandı.Kitaplarını okumak büyük bir hazine sandığını açmak gibidir....

corpse-bride

#13 merak ettim

burak-yandimoglu

sen on yedi yaşımsın..

ufuk-yavuz

inşallah trollsündür

lazibozo

alsanıza bunlardan bana

gzm-ynklr

Harika bir liste teşekkürler,okumak gibisi yok https://t.co/xHcAHQkv9t benim kitabımın konusu burada göz atarsanız sevinirim“ Yaşam, düş gibiydi gerçekten. Ama neden gerçeklik, insanı bu kadar derinden incitiyordu?” bu söze de bayıldım

Başlıklar

BilimİngiltereKitapŞarapSavaşolay
Görüş Bildir