Çöplükten Sahaflığa Uzanan Hikaye: Oktay Çetinkaya ve Onun Mücadeleci Sokak Arkadaşları!

-

Oktay Çetinkaya, Lamelif Sahaf'ın sahibi. Kitap satıyor. Geçimini bununla sağlıyor. Ancak herkes gibi onun da çok farklı hikayesi ve çok farklı yaşam mücadelesi olmuş zamanında. 

Şimdilerde bir de fakirmeczup adını verdiği Instagram hesabından, sokaktaki insanların fotoğraflarını ve onların hikayelerini paylaşıyor. 

Biz de sizler için, hem Oktay Çetinkaya'nın hikayesini hem de fotoğrafını çektiği insanların bir kısmını derledik.

Kaynak: https://www.instagram.com/fakirmeczup/

İşte fotoğrafların ve içeriğin kahramanı: Oktay Çetinkaya!

1976 senesinde Adana'da dünyaya gelmiş Oktay Çetinkaya. Hurdacılık, kaportacılık ve son olarak da Adana'dan İstanbul'a uzanan çöp toplama macerası var hayatında. 20 yaşına kadar hiç kitap okumamış, bir gün çöpten bulduğu bir kitabı satmak yerine okumaya karar vermiş. İşte bundan sonrasında hayatı değişiyor.

Önce Kadıköy'de bir tezgahta kitap satmaya başlıyor, sonra Beyoğlu'nda bir sahaf açıyor.

Şu anda Beyoğlu'nda Lamelif Sahaf'ta çalışıyor. Lamelif Sahaf’ın geniş koleksiyonunda eskiye dair kartpostallar, eski fotoğraflar, afişler, Osmanlıca el yazmaları, Fransızca, İngilizce, Almanca, Ermenice kitaplar yer alıyor. 50 bine yakın belge ve kitap var. 

Kendi tırnaklarını kazıyarak hayatta kalmış, istediği işi yaptığını söylüyor bu zamana kadar. Oldukça da mutlu! 

Hatta hayatı "Çöpte Dostoyevski Buldum" adında bir belgesele bile konu olmuş! Oktay Çetinkaya'nın hayat hikayesini yönetmen Enis Rıza Sakızlı ele almış. Birçok uluslararası film festivallerinde de gösterilmiş.

Mesela bu fotoğraf Muğla'ya bağlı Ortaca kazasının çöplüğü, yıl 1997.

Ben yarı çıplak ve diğer geri dönüşüm emekçisi arkadaşlar. Fotoğrafı İstanbul'da çöpte bulduğum makine ile çekmişti bir arkadaş .

Sokaklarda çalışırken, 1996 yılı Beyoğlu, yorucu güzel günlerdi..

Tophanede bir binanın bodrum katında hurda deposu 1997 yılı. Sol yanımdaki paltolu arkadaşım artık yürüyemiyor tekerlekli sandalye ile dolaşıyor artık sokakları. Sağ baştaki arkadaşım Yusuf, on yaşında kağıt depolarında yaşamaya başladı, küçük yaşta alkole başladı, defalarca ceza evine girdi, inanılmaz duygusal bir adamdır hemen ağlar. Bir gece kışın ortasında bunalımdan kendimi boğazın sularına atmıştım dayanamayıp, Yusuf da atlamıştı arkamdan. Az daha soğuktan donuyorduk.

1999 yılı Maçka Parkı'nın alt kısmında eskiden sokak insanlarının yattığı bir mekan vardı. Yanımdaki bu iki küçük kız kardeş bir arkadaşımın çocukları, o zamanlar ceza evine girmişti arkadaşımız, çocuklar ile ilgilenmeye çalışıyorduk bazen. Şimdi bu iki kız kardeş Nesin Vakfı'nda yaşıyor biri üniversiteye bile başladı, yolları ve bahtları açık olsun..

Şimdi de kendisi Instagram'dan isimlerini ve hayatlarını bilmediğimiz; ancak her gün gördüğümüz insanların fotoğraflarını paylaşıyor.

Sevim ablanın kocası Tahir abi geçtiğimiz aylarda vefat etti. Tahir abi de hayatı boyunca çöplerden topladıklarını satarak geçimini sağlamış bir insandı. Karı koca okuma yazmaları yok, çocukları da okula gitmedi. Sevim abla çok hasta. Torunu yardım etmek için Sevim abla ile birlikte çıkmış işe, poşetlerini taşımasına yardım ediyor anneannesinin.

Hüseyin abi köpekleri ile dolaşır Beyoğlu sokaklarında, bugün ördekleri de katmış gezi turuna.

Her fotoğrafta farklı hikaye,

İstanbul'a geldiğim ilk gün tanıştım Hamit abi ile ve ertesi gün sahibi olduğu kağıt deposunda çalışmaya başladım. O zamanlar yanında onlarca insan çalışırdı Hamit abinin, dün Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde çöplerden kağıt, plastik toplarken karşılaştık. Anlatması uzun sürer başından çok iş geçmiş Hamit abinin, bugünlerde sokaklarda çöpleri karıştırarak geçimini sağlıyor. Zamanında Beyoğlu'nun meczupları ve garipleri az ekmeğini yemedi Hamit abinin.

Ramazan abi 70 yaşında, yaklaşık 50 yıldır Yeşilçam'ın film makaralarını, depolardan sinema salonlarına taşıyan bir Beyoğlu karakteri. Ramazan abinin figüranlık yaptığı bazı filmler de var. Bir Yeşilçam emektarı.

Faklı yaşanmışlıklar var...

Mekin arkadaşımız bir geri dönüşüm işçisi. İki çocuğu var sırtındaki çuvalda çöpten bulduğu kilimi evine götürürken çektim fotoğrafını Meki'nin. 160 kilo oldu Mekin ve kilosu artmaya devam ediyor. Çok fakirdir ama hep mutlu, güler yüzlü ve kanaatkardır Mekin arkadaşımız.

Ancak hepsinin bir ortak noktası var...

Teneke Memet iki yıl önce vefat etti. Memet eski para, pul, teneke oyuncak ve kutular alıp satardı. Bazen doğu illerine gidip sokaklarda eski para tezgahı açar, Memet'i gören insanlar da evlerinde ne kadar eski para varsa getirip yok pahasına Memet'e satardı. Memet aldığı bu paraları getirip İstanbul'daki koleksiyonculara satardı çok para kazanırdı ama her zaman parasızdı bunu nasıl beceriyordu hiçbir zaman anlayamadım. Parasız kaldığı zamanlarda çöplerden bulduklarını satarak geçiniyordu son zamanlarda. Memet gençliğinde bir kamyon kasasında Aydın-Nazilli'den gelmiş İstanbul'a.

Hayatım boyunca sokaklarda yaşayan çok insan tanıdım ama Ferdi kadar masum ve zararsız bir insana rastlamadım..

Sokak.

Şekilden şekile giren Beyoğlu insanı Ramazan.

Osman amca bir Beyoğlu insanı.

Hepsi içimizden biri.

Seyfi abi Dolapdere'nin romanlarından, inanılmaz bir geçmişi var her şeyi alır satar; yeter ki satılacak şeylerin kanunen satılması yasak olmasın. Dolapdere'de dört tane tıka basa dolu deposu var depolarda her şey var her şey. Ayrıca çok güzel şarkı söyler, inanılmaz renkli bir kişilik inanılmaz.

Adı saklı bu abimiz otuz yıldır çöplerden katı atık toplayarak geçimini sağlıyor, evli ve kalbi delik bir oğlu var , karısının da elleri sakat. Oğlu devlet yurdunda kalıyor artık çünkü yaşadıkları ortam hasta küçük bir çocuk için hiç uygun değil. Bu abimize birkaç ay önce Cihangir'de gece yarısı bir araba çarpıp kaçtı ayaklarından sakatlandı, şimdi yeni yeni çalışmaya başladı, tam bir çilekeş abimiz, iyi bir insandır.

Hepsi gerçek hayat.

Cihangir'in çöplerini hallaç pamuğu gibi atan Sevim abla.

Kendi yaptığı eşsiz şapkası ile ayakkabıcı Sait usta.

Ve hepsi yaşam mücadelesi!

Tophane, hurda deposunda çalışan arkadaşlar.

Eskici Ömer.

Yaşamak için çalışmak zorunda olan kalbi güzel insanlar.

İstanbul'un yaşayan en eski sahafı Vahan usta. Galatasaray Lisesi'nin tam köşesinde tezgah açardı eskiden, güzel kadınlara ve kızlara şiirler okurdu, yeter ki tezgahına yanaşmaya dursun güzeller. Tezgah açtığı lisenin köşesini öyle bir donatırdı ki fotoğraflar, kartpostallar, kitaplar ve diğer görsel malzemeler ile İstiklal Caddesi'nden geçen turistler mutlaka fotoğrafını çekerdi tezgahın ve Vahan ustanın. Aslında hiç dükkanı olmamış Vahan ustanın hep sokaklarda ve meydanlarda tezgah açarak seyyar sahaflık yapmış. Doksan yaşına yaklaştı Vahan usta. Allah uzun ömürler versin.

Onları her gün görüyoruz, uzaktan bakıp, kafamızı çevirerek yolumuza devam ediyoruz.

Bir Bayram sabahı Beyoğlu.

Ama asla hikayelerini bilmiyoruz.

Ressam Maruf Tanboğa 70 yaşında. Kitap tezgahımızın daimi müdavimlerinden, yaptığı resimleri satarak geçimini sağlıyor Maruf abi. Beyoğlu'nun arka sokaklarında bir binanın tek odasını hem atölye hem ev olarak kullanıyor Maruf abi, sağlık durumu pek iyi değil.

Diye paylaşmış ilk kareyi. İkinci fotoğrafta ise:

Geçtiğimiz aylarda kaybettik ressam Maruf abiyi, vefat etti. Daha önce paylaşmıştım fotoğrafını. Beyoğlu'nda bir binanın tek odasında yaşıyor yaptığı resimleri satarak geçiniyordu Maruf abi. Toprağı bol olsun.

Toprağın bol olsun Maruf abi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
beyza-celebi

yavuz sultan selim köprüsü olmayıverseydi de bu insanları böyle görmeseydik. kalpler nasıl katılaşıyor, nasıl bu kadar duyarsızlaşıyoruz anlayamıyorum

Gizli Kullanıcı

Ben niye çalışıyorum niye vergi veriyorum sokak, cadde, şose, park , bahçe, duble yol için mi yalnızca? Hesap sormaksa evet soruyorum, koskoca devlet elimin, dilimin uzanamadığı yere uzanamıyorsa ne halta yarıyor? Geri verin size ödediklerimi, ben kendi işimi kendim halledeyim bari.

melware

Kafasını çevirip bakmayı ar sayıp yanından geçerken hızla uzaklaşıp gidenlere bi durmayı öğretebilirse bu içerik ne mutlu 1 kişi demeyin kazanın 1 kişi kazandırın yeni nesilleri kazanın 1 kişiyle güzelleşecek dünya hepimiz kendi karşılaştığımız çevremizdeki insana bitkiye hayvana el uzatsak çevreye duyarlı olsak bilinçli vicdanlı merhametli olsak ekmeğimizi bölsek suyumuzdan paylaşsak yeter . Bu kadar mı kurudu vicdanlar insan insan olmaktan ne zaman vazgeçti. Şükürcüler tamam eyvallah da Allah birilerine bak haline şükret görmezden gel yoluna devam et demiyor ki elini uzat, elinden geleni yap kazan diyor o insanı kazan !

kori_soslu_makarna

hey gidi be azimle sıçmayı bir öğrenemedik gitti.

raheanne

Bana göre dünyanın en güçlü ve kaliteli insanları, tüm olumsuzluklara rağmen hayata pozitif bakabilendir, gülebilendir, kötü anılardan haz alandır, hatırladıkça gülendir..

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AdanaArda TuranAydınBodrumCihangirInstagramİstanbulKitapMuğlaSinema
Görüş Bildir