Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Devrin Bitişi: Eğlencenin Zirve Noktası Maksim Gazinosu

 > -

1. Fark etmeden geçip gittiğiniz bir binadan daha fazlası.

Taksim'e yolu düşenler bilir; Sıraselviler'in girişinde bej-sarı renkli eski bir bina vardır. Her gün önünden geçmemize rağmen "burası neydi?" sorusunu bile sormamışızdır belki kendimize. İşte orası meşhur Maksim Gazinosu.

2. Bir devrin eğlence kültürü bu mekanda başlıyor.

Eski görünümü böyle olan Maksim Gazinosu'un aslında diğer eğlence mekanlarından da farklı bir hikayesi var. Orası, bir devrin kültürüne damgasını vurmuş kahraman gibi. Acılara, sevinçlere, eğlencenin türlü türlü haline şahit olmuş bir çınar.

3. Aslında Maksim, "Siyah Rus" diye anılan bir adam hikayesiyle başlıyor.

Çarlık Rusyası'nda bir bar sahibi olan Frederick Bruce Thomas, aslında Amerika topraklarında köle olarak yetişmiş bir çocuk. O dönemde ayrımcılığın daha az olduğu Rusya'ya yerleştikten sonra garson olarak hayatını sürdürmeye başlıyor. Garsonluk döneminde seçkin müşterilerden kazandığı paralarla kendi işini kurmaya karar veriyor. Maxim isimli mekanı hem Rusya'da hem Avrupa'da dönemin en ünlü gece kulüplerinden biri oluyor.

4. Thomas, artık Rusya'da Bolşeviklerin hedefi haline geliyor.

Bolşevik hareketiyle bir anda devrimcilerin hedefi haline gelen Thomas, çareyi İstanbul'a kaçmakta buluyor. Burada da zorluklar yaşayan Thomas yılmıyor ve Şişli'de o döneme damgasını vuracak, dansçıları Rusya'dan getirilecek yeni bir mekan kuruyor.

5. Şişli'nin Stellası, Taksim'in Maksimi derken yeni bir devir başlıyor.

Rusya'dan gelen dansçı kızların Fokstrot, Shimmy ve Çarliston yaptığı bu mekan kısa sürede İstanbul'un gözde mekanlarından biri olur. İstanbul sosyetesinin "Habeş Orkestrası" olarak bildiği siyahi jazz gruplarının da sahne aldığı mekan Thomas'ın yeni gözbebeği olur. Daha sonra daha büyük bir mekan ihtiyacı hisseden İstanbul sosyetesi için "Maksim" açılıyor.

6. Maksim, Thomas'ın ardından çöküşe geçiyor.

Maksim, o dönem İstanbul eğlence hayatının Jazz kültürünü geliştirmiş bir numaralı mekan haline geliyor fakat Thomas'ın  1928'de hayatını kaybetmesi üzerine Maksim çöküşe geçer. Bir batakhane görünüme dönüşene kadar da bu düşüş devam eder. 1950'leri sonuna doğru da nefessiz kalmış bir mekana dönüşür.

7. Gazinocular Kralı Fahrettin geliyor; Maksim yeniden nefes alıyor.

1959 yılında tüm gazinoların ve Maksim'in kralı olacak bir adam ortaya çıkıyor: Fahrettin Aslan. Maksim'e önce ortak, sonra tek sahip oluyor ve her şeyi sil baştan düzenliyor. Yeni iç tasarım, ışıklar, süsler derken Maksim bir prenses gibi küllerinden yeniden doğuyor.

8. Maksim'in doğum günü 28 Ekim 1961'de adeta bir çağın kapısı aralanıyor.

Maksim yeniden açıldığı ilk günden itibaren şöhretlerin sahne almak için yarıştığı bir mekan haline geliyor. O kadar parlak ve başarılı bir mekan oluyor ki, tüm ülke de bundan haberdar duruma geliyor. Artık Maksim, tarihin sayfalarında efsaneleşmiş bir gazino olarak anılmanın ilk adımı atmış oluyor.

9. Maksim, artık şubeleri olan bir Gazino ağına dönüşüyor.

Fahrettin Aslan nam-ı değer Gazinocular Kralı, Taksim'deki Maksim'e "Büyük Maksim" ismini veriyor. Caddebostan, Bebek ve Taşlık'ta şubeler açarak İstanbul'u adeta bir gazinolar şehrine çeviriyor. Maksim bu haliyle de o dönemin yıldızı oluveriyor fakat bundaki en büyük etken de asla bir araya getirelemeyecek kadar şöhretli sanatçıları bünyesinde topluyor oluşu.

10. Bütün şöhretlerin bir araya geldiği tek yer Maksim oluyor.

Maksim bu haliyle de o dönemin yıldızı oluveriyor fakat bundaki en büyük etken de asla bir araya getirelemeyecek kadar şöhretli sanatçıları bünyesinde topluyor oluşu. Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Sezen Aksu, Emel Sayın, İbrahim Tatlıses ve niceleri...

11. Şöhret olmak isteyen herkesin sıçrama tahtası Maksim oluyordu.

Türkiye'de müzik dünyasına damgasını vurmuş o dönemin bütün sanatçılarının Maksim'i bir sıçrama tahtası olarak gördüğünü söylemek yerinde olur.

12. Maksim'in sonunu getiren televizyonlar oluyor.

Maksin önce 1980'lerde ışıltısını kaybetse de 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 80'lerde gazinolar önemli bir sosyalleşme alanı olarak tekrar güçlendi. Ancak televizyon kültürünün ortaya çıkıp insanların sanatçıları televizyondan izlemeyi tercih etmesiyle gazino kültürü 1990'larda tamamen çöktü ve yok oldu. Bugün Maksim Gazinosu'nun görüntüsü ise bir harabeden farksız. Büyük Maksim artık bir otopark.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
dego

Güzel bir paylaşım, yok dayak yemiş ,yok kötü yola düşmüş olacak o kadar eşeği yapan ossuruğuna katlanacak bu işler böyle

oneayol

Güzel bir içerik olmuş, tebrikler :)

cnsfrd

kaynak yazılmamış onu da ben ekleyim. Murat Bardakçı. aynı dönemde benzer işlevler gören çoook ünlü yerlerde vardır. Yıldız Sarayı başta olmak üzere. hatta Dolmabahçe ye bile göz dikmişler. http://www.radikal.com.tr/hayat/istanbulda_siyah_bir_rus-1186214

karekafa

içerik güzel, çok güzel. bir o kadarda hüzünlere gark ediyor. geçmiş epey geçmiş..

maxiimuss

Arkadaş benim anlamadığım nokta şu.Şuanda hangi sanatçı konser verse bunu biletli ve alanları dldurup yapıyor.Yani ünlü sanatçıları tekrar gazinoya çekebilirsen gazinolar yine dolar.Yani televizyonda görüyor diye insanlar konsere gitmemezlik yapmaz.Aynı şekilde gazino da öyle.Tamamen sanatçıları oraya çekebilmek mesele...Televizyonla alakası yok.

Başlıklar

Bülent ErsoyİstanbulRusyaSezen AksuTercihmüzik
Görüş Bildir