Bülent Ersoy Haberleri

Bülent Ersoy ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Bülent Ersoy ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BU AŞK ONLARA PAHALIYA PATLADI Ebru Şallı'nın adı, 11 yıllık eşi Harun Tan'dan boşandıktan sonra Sinan Akçıl'la anılıyordu. Herkes bu aşk hakkında konuşuyor ancak görüntü olmadığı için de kafalarda acaba böyle bir ilişki yok mu sorusu dolaşıyordu. Magazin basınının da el ele görüntü almak için teyakkuzda olduğu sırada, Ebru Şallı-Sinan Akçıl çiftinin ilk fotoğrafı sizden geldi. Yılın ilk bomba karesinin yansımaları nasıl oldu? Fotoğrafı yayınladığımız andan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü. Twitter'da da olay oldu, yorumlar yağdı. Televizyon programlarında konuşuldu. Hatta son olarak Salih Keçeci ile Pelin Çinili'nin programında Günaydın konuşuldu. Fotoğrafın çok samimi ve güzel oluşu da etkili oldu sanırım. Aylardır konuşulan ilişki sonunda belgelenmiş oldu. Ancak bununla birlikte Sinan'ın korktuğu başına geldi. Ben abartıldığını düşünüyordum ama gerçekmiş; Sinan'ın fanları fotoğraf üzerine Twitter'da Ebru'ya demediklerini bırakmadılar. Sinan bir Brad Pitt'miş meğer. Kız hayranlarının sayısı o kadar fazla ki, onu kimseyle paylaşamıyorlar. Hem Sinan'a hem de Ebru'ya hakaretler yağdırdılar. Sinan'ın Ebru'yla el ele ortaya çıkmama nedeni bu tepkiden korktuğu içinmiş; korktuğu da başına geldi. Bu durum kaçınılmazdı, kaç kaç nereye kadar! Ben Sinan'ın kaçmasının nedenini bir gazeteci olarak şimdi daha iyi anladım.    MERVE İÇİN BU SON OLMAYACAK Oyuncu Merve Boluğur'un adı, her gün başka bir ünlüyle anılır oldu. Bunları sonuncusu ise Eser Yenenler oldu. Bir çekimde tanışan iki oyuncunun çevresi de, 'Şu anda ilişkinin adını koymadılar ama birlikte iyi vakit geçiriyorlar' dedi. Adı sürekli başka kişilerle anılan Boluğur ile Yenenler arasında bir aşk mı başladı? Aşk başlayıp başlamadığını bilmiyorum ama bir yakınlık olduğu belli. Bunun nedeni çok basit; Merve kadar gezen bir oyuncu daha yok. Her gece bir yerde fotoğrafı çekilebiliyor.Dizi seti olmadığı zamanlarda sürekli sokaklarda. Ya yemekte, ya barda ya da eğlencede. Güzel de bir kız olduğu için etrafındaki erkekler de onu boş bırakmıyor. Bu kişiler de genellikle kendi çevresinden oluyor. Anladığım kadarıyla sevgilisiz bir hayat düşünemeyen bir insan. Eser de şu sıralar çok yoğun. Birbirlerine ne kadar zaman ayırabilirler ki! Bu yakınlaşmanın sonucu ne olur bilmiyorum ama Merve'nin adının bu haberlerle anılması son olmayacak. Hayatında bir erkek olmadığı sürede hakkında hep bu tür haberler çıkacak.    REKLAM AŞKI MI? Dizi aşıklarına bir çift daha eklendi. İddialara göre dizi setinde yakınlaşan Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy'un arkadaşlığı 1 ay önce aşka dönüştü. İkilinin beraberliklerini setteki arkadaşlarıyla da paylaştığı, 'Birbirimize iyi geliyoruz ve çok mutluyuz' dedikleri öğrenildi. Sarıkaya, 14 Kasım'da evli ve iki çocuk babası işadamı Murat Süğlün'legörüntülenmişti. Fotoğraflarının basına yansımasının ardından ünlü oyuncu ilişkisini bitirmişti. Hayranlarının tepkisiyle karşılaşan Sarıkaya'yı sıkıntılı günlerinde rol arkadaşı Ulusoy yalnız bırakmadı. Sarıkaya da, uyuşturucu temin etmek suçundan hâkim karşısına çıkan Ulusoy'un hep yanında oldu. Çiftin bu zorlu süreçlerde yakınlaştığı konuşuluyor. Zor günler geçiren iki oyuncu, teselliyi birbirlerinde mi buldu? İddialar üzerine ikiliden yalanlama gelmemesi aşk haberlerini doğruluyor mu? Birlikte fotoğrafları henüz olmadığı için kesin konuşamam ama bana dizinin reklamını yapıyorlar gibi geldi. Çağatay yaşadığı kötü günler atlatmaya çalışıyor. Serenay da terkedildiği için sıkıntılı günler geçiriyor. Sürekli sette yan yanalar ve zor günlerinde birbirlerine destek oluyorlar. Bu durum da bir yakınlaşmayı doğurmuş olabilir. Birlikte fotoğraflandıkları takdirde gerçek mi dizi aşkı mı olduğu ortaya çıkacaktır.    CEM YILMAZ ESKİ AŞKI CANSU DERE'YE Mİ DÖNDÜ? 2012 yılında evlenen ve Kemal adında bir oğulları olan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu çiftinin boşanacağı haberi geçtiğimiz hafta magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Herkes, araya giren arkadaşlarının çifti barıştırma çabasının işe yarayacağını düşünürken bir bomba haber daha geldi. Yılmaz ile Yağtu, 2014'e 8.5 saat kala yapılan sürpriz bir duruşma ile resmen boşandı. Yılmaz'ın boşanmak için Yağtu'ya 3 daire, lüks bir cip ve oğlu Kemal için aylık 15 bin lira nafaka verdiği iddia edildi. Ünlü komedyenin Yağtu'ya, kendisine iş kurması için yüklü bir ödeme yapacağı da iddialar arasında. Boşanma haberinin şok etkisi geçmeden Cem Yılmaz'ın yılbaşına eski sevgilisi Lal Dedeoğlu'nun işlettiği Karaköy'deki Bej Bar'da girmesi kafaları karıştırdı. Boşanma olayından Yılmaz'ın hiç etkilenmemiş olması size de garip gelmedi mi? Cem'in boşanması, son 1 yıldır yaşanan ayrılık ve boşanmalar arasında en şok edeni oldu. Her şey tahmin edilebilirdi ama bu edilemezdi çünkü dedikodusu bile çıkmadan olay bitti. Boşanmanın ardında gerçekte ne var ne yok bilinmez, zamanla ortaya çıkacaktır ancak dedikodular doğruysa Cem eski aşkı Cansu Dere'ye dönmüş. Burada insanların kafasında evliyken mi Cansu'ya döndü gibi soru işaretleri oluşabilir. Ben kesinlikle böyle olduğuna inanmıyorum. Cem böyle bir insan değil. Ahu ile ilişkisini sonlandırmadan Cansu'yu hayatına dâhil etmemiştir. Cansu'nun hayatında kimse olmaması, Cem evlendiğinde yıkılması ve sonrasındaki aşk denemelerinde başarısız olması nedeniyle de böyle dedikodular çıkıyor olabilir. Henüz kesin bir bilgi yok elimizde. Yılbaşı gecesi de dışarıda olması çok normal, ayrıldı diye evde oturacak hali yok. Lal Dedeoğlu ile Cem çok iyi arkadaşlar. Ahu varken de görüşüyorlardı. Onun işlettiği mekâna gitmesinde bir gariplik yok. Cansu ile yeniden bir araya geldiler mi bunu bize zaman gösterecek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir laf var. Tekrar bir araya gelirlerse ilginç olur hepimiz için. Yeniden başlarlarsa artık Cem'in onunla evlenmesi gerekir. Fakat Cem'in de arkadaşlarına 'evlilik bana göre değil' dediği konuşuluyor. Bu belki de doğru. Evlilik olayı Cem'e göre bir şey değil. Özgürlüğüne, rahatlığa düşkün biri o. Ben de evleneceğini duyduğumda şaşırmıştım çünkü evlilik olayıyla Cem'i bağdaştıramıyorum bir türlü. Eşini aldattı iddialarının da gerçek olduğuna inanmıyorum. Cem'in çapkın olduğu söyleniyor ama bakılırsa hep uzun süreli düzgün ilişkileri oldu. Evliyken eşine bir saygısızlığı olmamıştır. Ne başkasıyla anıldı ne de görüntülendi. Artık boşandı ve bundan sonrasında Cansu ile yan yana gelirlerse de aslında şaşırmamak lazım çünkü Cansu hiçbir zaman Cem'i unutmadı.    BU İLİŞKİ HACI İSTEDİĞİ SÜRECE DEVAM EDER Yaklaşık 1 ay önce Hacı Sabancı ile Deniz Akkaya'nın yeni bir aşka yelken açtığı haberi gündeme bomba gibi düşmüştü. Birlikte görüntüleri olmadığı için herkes bu ilişkinin duyulmasının ardından son bulduğunu düşünüyordu ancak çift geçtiğimiz günlerde ilk kez birlikte görüntülendi. İlişkilerini en yakınlarından bile gizleyen ve gözlerden uzak yerlerde görüşen ikili, yılbaşı öncesi Caddebostan'daki Bistro 33'te görüntülendi. İkili arasındaki ilişki sonunda belgelendi. Sabancı'nın Özge Ulusoy aşkının da ailesi nedeniyle bittiğini düşünürsek bu ilişkiye ne kadar bir süre biçiyorsunuz? Bu ilişkiye hiç uzun süre biçmiyorum. Daha önce de söylemiştim yine söylüyorum; Hacı-Deniz ilişkisi, bir Hacı-Özge ilişkisi olmayacak. Görüşmeye devam edecekler, hatta daha da çok birlikte orada burada görüntüleneceklerdir. Ancak bu ilişki Hacı istediği sürece devam edecek. Canı sıkıldığı anda ise bu ilişki bitecektir. Bu kadar da iddialı konuşuyorum.    BÜLENT ERSOY EVLENMEZ ÇÜNKÜ… Sanatçı Bülent Ersoy, kendisinden 38 yaş küçük sevgilisi Berk Yılmaz ile evleneceğini ilan etti. Yaz aylarında evlenmeyi planladığını söyleyen Diva, 'İzmir'e gelin gidiyorum' dedi. Yılbaşı gecesi Kıbrıs'ta sahne alan sanatçı, gece boyu şarkılarını sahnenin hemen önündeki masada oturan Yılmaz'ın gözlerine bakarak seslendirdi. Daha önce iki kez nikâh masasına oturan Bülent Ersoy, Berk Yılmaz ile evliliğin eşiğinden dönmüştü. Son zamanlarda ikili arasında yeniden alevlenen ilişki, nikâh masasına taşınır mı? Bülent Ersoy ne zaman bir gazinoda sahne alacak olsa yanında bir sevgilisi olurdu, şimdi de ne zaman bir televizyon programına başlasa bir sevgili yapıyor. Çok uyanık ve akıllı bir sanatçı. Televizyonda program yaptığı için gündemde kalmak istiyor. Tek başına bir yerlerde görüntülenerek ne kadar gündemde kalabilir? Ancak bir sevgilisi olursa daha çok gazetelere haber olur, bu da programına katkı sağlar. Bülent Ersoy bu saatten sonra evliliğe gitmez. Bu kişiyle gerçekten bir ilişki yaşayıp yaşamadığı da şüphelidir. Bülent Ersoy, Berk Yılmaz olayını kendi lehine çok güzel bir şekilde kullanıyor. İşin özeti budur. Program biterse bu kişiyle olan ilişkisi de bitecektir.    'KOCASINI KIVANÇ İÇİN BIRAKTI' YORUMUNDAN KORKTU Kıvanç Tatlıtuğ'un 'gazetecilerden kaçış planı' başarıya ulaşmadı. 2013'ün son ayında gönlünü bir dönem rol aldığı 'Aşk-ı Memnu' dizisinin de stil danışmanlığını yapan BaşakDizer'e kaptıran Tatlıtuğ, dizi çekimlerinden dolayı yurt dışına gidemeyince yılbaşında Çeşme'nin yolunu tuttu. Ünlü oyuncu ile modacı sevgilisi, ortak arkadaşları Hakan Öztürk'ün evindeki yeni yıl yemeğinin ardından soluğu Alaçatı sokaklarında aldı. Magazin basınından kaçmak için gittiği Alaçatı'da da tedbiri elden bırakmayan oyuncu, gece boyu kapüşonuyla gezdi. Tatlıtuğ ile sevgilisi, kalabalıkta dolaşırken de aralarına arkadaşları Öztürk'ü aldı. Buna rağmen gazetecilerin kendisini tanıyıp fotoğraflarının çekildiğini fark eden oyuncu, objektiflere sert bakışlar fırlattı. FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Sosyal Medyayı Sallayan Fotoğraf
Oyuncu Enis Arıkan'ın paylaştığı bu fotoğraf sosyal medyada büyük ilgi gördü. Ünlü oyuncu Enis Arıkan Instagram hesabından paylaştığı bu fotoğrafla şaşırttı. Bülent Ersoy'un makyajlı bir halde uyurken çekilen fotoğrafı ile kendi fotoğrafını yan yana koyan Arıkan fotoğrafın altına 'Sabah güneşi bize vurdu' diye de not düştü. Genç oyuncunun bu karesi takipçileri tarafından büyük ilgi gördü.Star Gazete
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BÜYÜK AŞK BİTTİ Geçen ağustosta nişanlanan Tuğba Melis Türk ile Ersan Gülüm'ün yüzükleri attığı konuşuluyor. 2011 Best Model birincisi olan Türk de, Beşiktaşlı futbolcu Gülüm de Instagram sayfalarında birbirlerinin fotoğraflarını sildi. Evlenmelerine kesin gözüyle bakılan ikilinin ayrılmalarının nedeni ise merak konusu oldu. Her ikisi de sürekli birbirlerinin fotoğraflarını paylaşıp, birbirlerine aşklarını ilan ediyordu ancak ne olduysa şu son birkaç ayda oldu. Birlikte fotoğraf paylaşmadıkları gibi, sayfalarından da fotoğraflarını silmeleri, yüzüklerin atıldığına mı işaret? İlişki yaşayan kişiler, her anlarını sosyal medyada paylaşır oldu. Neredeyse 24 saat ne yaptıklarını kişisel hesaplarından öğrenir olduk. Kavga ya da ayrılık durumunda ise tüm fotoğrafları, hiç çekilmemiş gibi yok ediyorlar. Ancak Google'ı açıp bakarsak, tüm paylaşımlarını oradan bulabiliriz. Bir de bu çiftin gazeteciler tarafından bir yerde çekilen fotoğrafları yok denecek kadar az. Kendi paylaşımları olmasa, onlar hakkında yapılacak haberlerde kullanılacak fotoğraf bile yok diyebiliriz. Yeri gelince magazin basına kızmayı biliyorlar, fakat bizlere asıl malzemeyi onlar veriyor. Melis de Ersan da başkalarıyla ilişki yaşadıklarında bu fotoğraflar önlerine çıkacak. Sonra da bize kızacaklar 'Neden eskileri karıştırıyorsunuz' diye... Her ikisi de fotoğrafları sildiklerine göre muhtemelen ayrılmışlardır. Eğer barışırlar ve fotoğrafları geri yüklerlerse de şaşırmayın. ÖZLEM YILDIZ İLE MEHMET ALİ ERBİL BİR ARAYA GELMEZ Bir dönemin çok konuşulan aşkının kahramanları Özlem Yıldız ile Mehmet Ali Erbil'in mesajlaşması olay yarattı. Aşk uğruna ekranlarda gözyaşı bile döken çift, yollarını ayırıp başka kişilerle evlenmişti. Ardından ikisi de boşandı fakat birbirleriyle yeniden hiç görüşmediler. Son olay ise bu durumu değiştirdi. Özlem Yıldız'ın Instagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafa, Mehmet Ali Erbil'den 'Kürrrrrrrr', yani yalan diye yorum geldi. Yıldız da Erbil'e gülücükle yanıt verdi. Aşk yaşadıkları dönem herkesin birbirine çok yakıştırdığı çiftin, bunca yıl sonra dönüp dolaşıp yine bir araya gelme olasılığı var mı? Özlem ile Mehmet Ali bir araya gelmez. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Her ikisi de eski defterleri açacak insanlardan değil. Bu ilişkinin tohumları 1998 yılında atıldı ama ilişki söz yüzüğünün atılmasına kadar gitti. Mehmet Ali'nin yaptığı bir hata nedeniyle ayrıldılar. Bu olay Özlem'in canını çok acıtmıştı. Özlem sadece bu nedenle bile ona dönmez. Mehmet Ali de zaten sadece çocuklarının anneleriyle görüşüyor, onun dışında hayatına giren kadınlarla bir iletişimi yok. O yüzden bir barışma söz konusu olamaz.  ÖZGE'NİN CANINI ACITAN FOTOĞRAF Aşk haberlerini ilk kez GÜNAYDIN'ın duyurduğu Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar ikilisi, bu kez yazarımız Bülent Cankurt'la aynı sinemaya gidince yakayı ele verdi! 26 Aralık tarihinde ilişkiyi 'Sürpriz aşk' başlığıyla duyuran Günaydın, Engin Altan Düzyatan-Neslişah Alkoçlar çiftinin el ele fotoğrafını da ilk kez yayınlamış oldu. Sonunda çok konuşulan çift el ele görüntülendi. Merakla beklenen görüntüde Engin Altan'ın rahat, Alkoçlar'ın ise gergin olması da dikkatlerden kaçmadı. Fotoğrafı nasıl yorumlarsınız? Fotoğrafı benim yorumlamama gerek yok, Engin'in eski sevgilisi Özge Özpirinçci zaten yorumlamıştır. Özge'nin canının en çok yandığı anlardan biri, bu fotoğrafı gördüğü andır. Özge ile Engin'in ilişkisi çok iyiydi. Herkes onlara evlenecekler gözüyle baktı. Birbirlerine çok yakıştırıyorlardı. Özge henüz ayrılık acısını atlatamamıştır, o yüzden de yeni sevgili olaylarına yakın zamanda girmez. Kendisi bu durumdayken Engin'in hemen bir başkasını bulup bir de el ele ortaya çıkması canını çok acıtmıştır. Engin'in bu kadar rahat olmasına da sinirlenmiştir.  DAYAK OLAYININ PERDE ARKASINDA NE VAR? Bu haftanın en ilginç haberi Yağmur Atacan'ın dayak yemesi oldu. İddialara göre Atacan'ın dayak yediği kişi ise nikâh şahidi Alper Çağrı Önal'dı. Bir alacak meselesi yüzünden ikilinin arasında kavga çıktığı, Atacan'ın darp edildiği ileri sürüldü. Atacan'ın polise gideceğini söylemesi üzerine ise Önal, 'Git oğlum git, savcılığa git, polise git, nereye gidersen git, seni anca karın kurtarır. Bundan sonra arkana dikkat et, her gün peşine adam takacağım' dedi. Pınar Altuğ'un habere yorumu, 'Bu olay zamanı orada yoktum. Ortada yargıya intikal etmiş bir olay var. Bu konuya müdahale etmek istemiyorum' oldu. Kavganın nedeni nedir? Bu tehditler üzerine çift bir önlem aldı mı? Hem çok yakın arkadaşlardı, hem de nikâh şahitleriydi. Anladığım kadarıyla ortak iş de yapıyorlardı. Benim duyduğum yeni bir şey yok. Kavga, alacak verecek meselesi yüzünden çıktı. Pınar da doğruladı bu olayı. Bir tek Yağmur konuşmadı. Neden konuşmadığını bilemiyorum. Korkuyor mu ya da konu daha fazla uzasın istemiyor mu bilemiyorum. Bu kadar yakın arkadaşların bu duruma gelmesi üzücü. İşin içine para girdi mi kardeş kardeşi vuruyor, baba oğlunu vurabiliyor. Tehditlere karşı bir önlem alacaklarını sanmıyorum, zaten Yağmur konuşmayarak tehditlere maruz kalmaktan korunmuş oluyor. Bir de herkesin önünde bu konuları konuşmak istemiyor, sonuçta özel hayatı. Eğer Yağmur'un alacağı varsa, hukuki yolların dışında bunu alamayacağını düşünüyorum. Aralarındaki meselenin de tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Yağmur, Pınar'la evlenmeden önce oyunculuk yapıyordu. Sonrasında ise bir daha onu ekranlarda görmedik. Hep ufak tefek işler yaptığını söylüyor. Her erkek gibi sabah saat 8'de evden çıkıp akşam saat 7-8 gibi eve dönen biri değil anladığım kadarıyla. Bir ofisi olup olmadığını da bilmiyoruz. Ancak demek ki bir işi varmış ki bu kavga meydana geldi. Kavgayla ilgili bir gelişme olursa daha fazla detay sahibi olacağız. TEZ ZAMANDA EVLENSİN YOKSA… İlker Aksum ve manken sevgilisi Şeyma Şener, geçtiğimiz hafta Ortaköy'deki Anjelique'teydi. Mekândan geç saatlerde el ele ayrılan ikili, çenelerine kadar yayılmış kırmızı ruj izleriyle dikkat çekti. Muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil!' diyen Aksum, hemen bir taksi çevirip sevgilisiyle beraber uzaklaştı. Ünlü oyuncu, çapkınlık haberlerinin başkahramanları olan futbolcuları bile geçti. Aksum boşandığından beri ilginç bir profil sergiliyor. Yanında görüntülendiği kadınların sayısı da herkesi şaşırtıyor. Neredeyse her hafta başka bir kadınla görüntülenen Aksum'un son olarak dudağındaki ruj iziyle basının karşısına çıkması sevenlerini şok etti. Aksum, evliyken içinde bastırdığı duyguları mı çıkardı ortaya? Bu hareketlerinin açıklaması bu mudur? İlker Aksum boşandıktan sonra dağıldı. Olayın özeti bu. Haftanın fotoğrafı oldu. Bir insan alkolü fazla kaçırınca ağzından çıkanlara mani olamaz. Aşırı alkolün verdiği sersemlikle gömleğinin düğmesi açılan ya da fermuarını açık unutan, sokak ortasına çişini yapan insanları gördük ama bu son olay bambaşka. Oyuncunun muhabirlere 'Çekmeyin, makyajımız iyi değil' diyebilecek kadar kendinde olması da herkesi şaşırttı. Demek ki kendinde olmayacak kadar alkollü değildi. Madem ruj izinden haberin var, neden basının karşısına bu şekilde çıkıyorsun? Orada basın olmasa dahi, mekândan çıkıp taksiye bineceksin. Peki, taksiye neden o halde biniyorsun? Dışarı çıkmadan önce yüzünü yıkamak bu kadar mı zor? İçeride ne yaptıkları zaten yüzlerinden belliydi. Sen bir oyuncusun, kendine biraz çeki düzen verebilirsin. İlker evliliği bittikten sonra tam anlamıyla dağıldı. Bekâr hayatı ona yaramadı. Yanında sürekli başka kadınlar görüyoruz. Çok iyi bir oyuncu, yazık ediyor kendine. Tez zamanda birini bulup evlenmesini tavsiye ediyorum kendisine. Böyle devam ederse, bundan sonraki hareketi ne olur bilemiyorum.  ÜNLÜ ÇİFT BOŞANIYOR MU? Son günlerde art arda gelen boşanma haberlerine bir yenisi daha eklendi. Ünlü manken Tülin Şahin'in, 2005 yılında hayatını birleştirdiği Mehmet Özer'le ilişkisinde sorunlar olduğu, Şahin'in iki gündür eve uğramadığı iddia edildi. Çiftin evleri ayırdığı da arkadaşları arasında konuşuluyor. Tülin Şahin, iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmaz sözü de insanların kafalarında soru işareti kalmasına neden oldu. Son durum nedir? Çiftin evliliği sallantıda mı? Evliliklerinde bir sorun olmadığını söylediler. Bu çift her davete, eğlenceye, yemeğe birlikte gidiyor. İlk kez Mehmet eşinden ayrı, gece dışarı çıkınca da herkesin dikkatini çekti. Yanında Tülin'in olmaması da ayrılık dedikodularına neden oldu. Birbirlerine çok âşık bir çiftten bahsediyoruz. Yakından tanıdığım için çok iyi biliyorum. Mehmet geçenlerde yanında Tülin olmadan dışarı çıktığı gece, yalnız değildi. Bir arkadaş grubuyla eğlenmeye çıkmıştı. O grupta kadınların da olması dedikoduların fitilini ateşledi. Genelde Mehmet'in hayatı Fenerbahçe'dir. Tek başına olduğu tek yer de Kalamış Develi ya da Todori'dir. Maç günlerinin bir klasiğidir bu mekânlar onun için. Maç öncesi arkadaşlarıyla bir araya gelir, yemek yer ve maça gider. Tek başına eğlencesi budur. Onun dışında zaten her yerde Tülin'le görürüz onu. İnşallah bu haberler sadece dedikoduda kalır. Aksi takdirde çok üzülürüm. Örnek çiftlerimizden biri onlar.  DAHA BOŞANMADAN BAŞKASIYLA YAKALANDI Evliliklerinin beşinci ayında boşanma kararı alan Melisa Sözen ile Alican Yücesoy, geçen hafta evleri ayırmıştı. Mahkemeye başvuran ancak davaları görülmeyen ikiliden Yücesoy, Nişantaşı'nda oyuncu Gökşen Ateş'le görüntülendi. Fotoğraflarının çekildiğini fark edince şoke olan Yücesoy, basın mensuplarına adeta yalvardı: 'Daha boşanmadım, evliyim. O fotoğrafları silin. Böyle bir haber çıkarsa aileler yıkılır. Rica ediyorum.' Aynı dizide rol aldıkları sırada yakınlaşan ve evlenen çiftin boşanma kararının nedeni ihanet mi? Yoksa oyuncu zaten boşanacağım diye eski hayatına bir an önce adapte olma derdinde mi? Madem böyle bir çekincen var, neden basının olduğu yerlerden biri olan Nişantaşı'nı tercih ediyorsun ki! Memlekette yer mi kalmadı? Bu işi yıllarca bizi ayakta uyutarak sürdüren o kadar çift var ki. Evlendiklerinde, 'Biz aslında 3 yıl önce ilişkiye başladık ve hep şu mekâna gidiyorduk, hiçbiriniz de duymadınız' diyorlar. Demek ki gizleyen gizliyor. Madem sen daha boşanmamışsın, neden orada geziyorsun? Sonra da utanmadan fotoğrafların silinmesini istiyorlar. Çektiği fotoğrafı silen gazetecileri de kınıyorum. Hiçbir iyi gazeteci bu fotoğrafı silmez. Bir de koluna kızın omzuna atmış halde görüntüsü var. Kameralar çekince de 'Ben daha boşanmadım, silin' diyor. Geçmiş olsun.  BÜLENT ERSOY İLE DEMET AKALIN'A HAK VERİYORUM Geçtiğimiz haftanın son bombasını Bülent Ersoy patlattı. Ünlü sanatçı, Nişantaşı'nda gezerken izinsiz fotoğrafını çeken Osman Ateş adlı bir genci görünce çılgına döndü. Sinirlerine hâkim olamayan Ersoy, tepkisini hayranına tokat atarak gösterdi. Ersoy'a yakın dostu Demet Akalın'dan da destek geldi. Akalın Twitter sayfasına, 'Nefret ediyorum izinsiz sokakta resim çeken insanlardan! Bülent Hanım dün gece birini tokatlamış, iyi yapmış! Elinde telefon var diye artık yeter be' notunu düştü. Bir gazeteci olarak yaşanan bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ünlü bir ismi görüntülemek için izne mi ihtiyaç var? Almayınca sonunun şiddet mi olması gerekiyor? Akıllı telefonlar herkesi paparazzi yaptı. Şu anda en büyük tehlike bizim gündüz ve gece dolaşan paparazzilerimiz değil, akıllı telefonu olan müşterilerdir. Yan masadakini çeken var, teknedekini çeken var, metrobüste bile çeken var. Bize bir sürü mail geliyor. Ünlü bir ismi bakkala giderken çekip yollamış. Kardeşim, bakkala gitmek kötü bir şey mi? Ya da metrobüste bir ünlüyü çekip yolluyorlar. Ünlü olunca toplu taşıma araçlarını kullanamaz mı? Bunu yapan ünlüler bile var. Gece gece telefonuma ünlü isimlerden mesajlar geliyor. 'Bak filan ünlü filan mekânda görgüsüzce yemek yiyor', 'Filan kişinin makyajsız fotoğrafını görmek ister misin?' diye ne mesajlar geliyor. Akıllı telefonlar bizim işimizi çok kolaylaştırdı. Biz, gelen fotoğrafları ayırıyoruz tabii ki. Çok mühim bir şey ise kullanıyoruz. Ben Bülent Ersoy ile Demet Akalın'a hak veriyorum. Şiddete tabii ki karşıyım ancak ünlüleri de sokakta yürüyemeyecek hale getirmemek lazım. Ancak yapacak bir şey yok. Bunun mücadelesini artık onlar verecek. Bu tarz olaylar sadece Türkiye'deki ünlülerin başına gelmiyor. Yurt dışında da bunun örnekleri mevcut. Buna benzer bir fotoğrafı çekildiği için dünyaca ünlü oyuncu Sean Penn bir adamı dövdü. Bu olayı da bir gazeteci tesadüfen gördü ve fotoğrafladı. Ünlü olmanın bedelleri bunlar. Sosyal medya ve akıllı telefonlarla da ünlülerin işleri gün geçtikçe zorlaşıyor.  FULYA UGAN / Sabah.com.tr
Tuğba Ekinci'nin Canlı Performansı Olay Oldu
Bülent Ersoy'un Show TV'deki programına katılan Tuğba Ekinci, 'playback' yapmayınca olanlar oldu. Programın ilerleyen dakikalarında Yıldız Tilbe'nin Delikanlım şarkısını 'playback'siz okuyan Tuğba Ekinci, ekranların başında olanlar şoke etti. Sık sık detone olan Tuğba Ekinci'nin sesi zaman zaman duyulamadı. Ekinci, vokalistlerin desteği ile şarkıyı sonlandırabildi.ensonhaber.com
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…
Türk Müzik Tarihinde İz Bırakmış 17 Klip
Türk tarihinde özellikle 90'lar jenerasyonuna derin izler bırakan klipleri derlemeye çalıştık. Bazıları erotik içerikli bazıları komik bazıları ise sadece...NOSTALJİK. Ama hepsi zamanına göre oldukça sansasyonel. Eminim aklınıza gelen,iz bırakmış,sevdiğiniz daha binlercesi vardır...İşte onlardan bazıları...
'Bülent Ersoy ile Abi Kardeş Gibiydik, Neden Böyle Olduk?'
Ünlü sanatçı Ajda Pekkan , geçtiğimiz yıl katıldıkları iftar davetinde kendisine selam vermediği gerekçesiyle sert şekilde eleştiren Bülent Ersoy için, 'Bülent Ersoy’la aramızda husumet yok ama ayıp etti. Biz onunla abi-kardeş gibiydik. İftara iki dakika geç gittim. Ezan okununca oturdum. Herkese tek tek merhaba diyecek halim yoktu' dedi. STAR TV’de yayınlanan Kenan Erçetingöz'le Yüz Yüze adlı programa konuk olan Ajda Pekkan şu açıklamalarda bulundu: Zirvedeki insanlar kendi yalnızlıklarını kendileri seçiyorlar. Yalnız başıma çok mutluyum, çok eğleniyorum. Ben evliyken Sezen (Aksu) bıraktığım boşluğu doldurdu. Onlar beni örnek alıyordu. 'Onunla abi kardeş gibiydik' Bülent Ersoy’la aramızda husumet yok ama ayıp etti. Biz onunla abi-kardeş gibiydik. İftara iki dakika geç gittim. Ezan okununca oturdum. Herkese tek tek merhaba diyecek halim yoktu. Tarkan star, kutusundan çıkmıyor. Benim gibi ortalarda gezinmeyi sevmiyor. Titizliğine hayran oldum. Tatile gidince unutuyorum, yüzecek miydim, güneşlenecek miydim? Kafam proleter. 17 yaşından beri emekçi gibi çalıştım. Takı bile takmak istemiyorum. Programa geliyorum diye taktım. Her şeyden tiksinti geldi.T24