Bir Acı, Eziyet, Affetme ve Başarı Öyküsü: Marie Balter'in İbretlik Yaşamı

 > -

5 yaşında yurda verildi, 6'sında sadist bir ailenin eline düştü, 17'sinde akıl hastanesi, 34'ünde üniversite öğrencisi... Marie Balter'in ibret veren yaşamı.

1. Kendisine bile bakmaktan aciz, alkolik, yokluk içinde bir annenin evlilik dışı dünyaya gelen çocuğuydu Patricia.

2. O kadar yokluk içindeydiler ki annesi 3 çocuğuna bakabilmek için çoğu zaman kapı kapı dolaşıp yemek dileniyordu.

3. Beş yaşına geldiğinde annesi diğer iki kardeşini yanında tutarken hiç açıklamadığı bir sebepten ötürü Patricia’yı çocuk bakım yurduna verdi.

4. Daha sonra Patricia İtalyan göçmeni bir çift tarafından evlat edinildi ve adı Marie olarak değiştirildi.

Daha sonra Patricia İtalyan göçmeni bir çift tarafından evlat edinildi ve adı Marie olarak değiştirildi.
Daha sonra Patricia İtalyan göçmeni bir çift tarafından evlat edinildi ve adı Marie olarak değiştirildi.

5. Sadist çift, küçük kızı evin mahzenine kapayıp, ona sistematik bir biçimde işkence etti.

Sadist çift, küçük kızı evin mahzenine kapayıp, ona sistematik bir biçimde işkence etti.
Sadist çift, küçük kızı evin mahzenine kapayıp, ona sistematik bir biçimde işkence etti.

Çiftin toplum içindeki saygın konumu, küçük kızın yaşadıklarını çevreden kolaylıkla gizledi. Babanın balıkçılık işletmesi vardı. Kızlarına çok güzel kıyafetler, oyuncaklar alıyorlardı. Ama akşam olup da eve kapandıklarında disiplin adı verilen eziyet seansları başlıyordu. En ufak bir hatada küçük kıza sistematik işkenceler uygulanıyordu.

6. Marie on yedi yaşına geldiğinde depresyondan felç geçirdi.

Kas spazmları ve boğularak ölmesine sebep olabilecek denli yoğun astım krizleri geçiriyordu. Halüsinasyon da gördüğü için doktorlar ona yanlışlıkla şizofreni teşhisi koydular.

7. Bundan sonraki, dile kolay, on yedi yılı akıl hastanesinde geçti.

Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranan Marie, yemek yiyemiyor, fazla kımıldayamıyor ve intihar etmeyi sıkça düşünüyordu.

8. Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie'nin durumunu yeniden değerlendirdiler.

Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verdiler.

9. Arkadaşlarının ve kendisini seven birkaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıktı.

Artık yaşamını nasıl sürdüreceğine kendisinin karar vermesi gerekiyordu. Terk edilmiş, işkence görmüş, tacize uğramış, hayatının otuz dört yıllı ziyan olmuştu. Kızgın, öfkeli, umutsuz olmak onun en doğal hakkıydı. Yaşamının sorumluluğunu üstlenmeden, devlet yardımıyla hayatının sonuna kadar yaşayabilirdi, ama o, bu yolu seçmedi.

10. Marie üniversiteye girdi ve mezun oldu.

11. Evlendi. Harvard Üniversitesi'nde mastır yaptı.

Daha sonra; "Harvard bana dünyaya geniş bir pencereden bakma şansı ve yeniden deneme cesareti verdi." ditecekti.

12. Psikiyatrik hastalarla çalıştı, konferanslar verdi ve biyografisini yazdı.

Elli sekiz yaşındayken, 17 yılını geçirdiği hastaneye yönetici olarak atandı.

13. Haber ajansları onun yeni görevini haber yaparken, o zaferinin açıklamasını şöyle yaptı;

"Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir adım bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu ve bugün bu hastaneye yönetici olarak dönemezdim.”

14. Daha sonra 1986 yılında Marie'nin hayatı "Nobody's Child" isimli bir TV filmine konu oldu.

http://www.imdb.com/title/tt0091641/

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

umutsuzluk en doğal hak hiçbir zaman olamaz her zaman bir çıkış vardır bu arada şu umudunu kaybedenler nasıl becerebiliyorlar lan bunu bir söylesinler bakem

adlazimdegil

adam gibi kadınmış...

gizemathers

Lan o teşhisi nasıl koydunuz . Sizin ben mezun olduğunuz üniversitenin tuğlasını...

eceninadresi

fakülteden mezun olduktan sonra bir de kanser olmuş ve yenmiş

edazakk

insanlar neler başarıyor be

Başlıklar

Evlilikİntihar
Görüş Bildir