Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İngilizce ve ya Başka Bir Yabancı Dil Öğrenmek için 12 Temel İpucu

-

Dil öğrenmek uzun vadeli ve asla bitmeyecek bir serüven. Dünya üzerindeki hiçbir  insan anadilini dahi tam olarak öğrenip "kendi dilimi öğrendim biliyorum artık"  diyemezken yabancı bir dil için  "öğrendim" demek ne yazık ki zor. Ancak kilit noktamız uzun vadede belki tüm  yaşamımız boyunca sürekli olarak o dilin içinde olmak! Dil öğrenme serüveninde faydalı olacak, belki bazıları bilinen ancak bazıları ufak ayrıntılar içeren tüyolar vermeye ve bir nevi dil öğrenme sürecindeki en önemli yöntemlerin bir arada görülebileceği bir galeri yapmaya çalıştım. Buyrun başlayalım..

1. Sonuç odaklı değil, süreç odaklı bakış açısı edinin

Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki dil öğrenimini teorik, zorlayıcı ve sıkıcı bir zorunluluk olmaktan çıkarmak bizim elimizde. Dili geçilmesi mecbur bir merhale, okunduktan sonra bir daha yüzüne bakılmayacak bir kitap gibi görenler hem başarısız oluyor hem de işin zevkine varamıyor. Dili kullanmak, onu yaşamımızın önemli bir parçası haline getirmek, hatta onu bir yaşam biçimi haline getirmek durumundayız.

2. Cesur olun

Belkide bundan sonraki öneriler arasında en önemlisi bu: cesur olmak! Cesaret bu uzun süreçte en önemli ilkemiz olsun. Bol bol hata yapmak ama "mutlaka" farklı bir şey yapmak gerek. Haftada 10 saat gidilen kurslardaki bilgiler kullanılmadığı takdirde, hiç bir şey ifade etmez. Öğrendiklerimizi sözlü ve ya yazılı ifadede özgür olmalıyız. Yaptığımız hatalar ileride bize eğlenceli gelecek, güzel bir anı olarak geri dönecektir. Hasılı, dili kullanma konusunda istekli ve korkusuz olmalıyız. Çünkü öğrenme süreci işin teoriden çıkıp kullanıma geçmesiyle başlayacaktır.

3. Sağlam bir sözlük edinmek.

Her zaman yanımızda bulundurabileceğimiz bir sözlük can yoldaşımız demektir. Bunlar kanlı canlı sözlükler olabileceği gibi, sanal sözlükler de olabilir. Eğer sayfaları kurcalamayı seviyorsanız ne ala! Redhouse, Longman, Cambridge, Oxford sözlüklerinden birini alın, koklaya koklaya kullanın.  Ancak pratik bir sanal sözlük her zaman daha kullanışlıdır. Cep telefonunuza bir  Tureng uygulaması indirin derim ben. Böylece her an kelime avına çıkabilirsiniz!

4. Gramer konularına takılıp kalmayın

Gramer bu işin ancak %30'undan ibaret. Sağlam bir gramer bilgisi önemlidir, kabul. Ancak siz siz olun gramerle cebelleşmeyin. Bu insanı dil öğrenmekten alıkoyduğu gibi, dile karşı da bir nefret oluşmasına sebep olur. İşin teori kısmını bir tarafa bırakın. Dil öğrenimi çocukların anadilini öğrenmesi gibi, duyarak, okuyarak, maruz kalarak, cesaretle onu kullanmaya çalışarak olur. Yoksa zamanlar, bağlaçlar, ekler kökler dilcilerin işi. Bırakın onlar o iş üzerinde yoğunlaşsınlar. Siz bir an önce dili "yaşamaya" bakın!

5. Sevdiğiniz şarkıları tercüme edin

Geldik en zevkli kısımlardan birine. En azından kendi adıma söyleyebilirim ki yabancı şarkıları telaffuz benim için de hem gülünç hem de bir eziyetti. Ancak bunun da çözümü basit: youtube'a giriyoruz, bir yabancı şarkının ismini, sonrasında lyrics yazıyoruz ( remember lyrics gibi) başlıyoruz dinlemeye. İlk dinlediğimizde bir çok kez şarkıyı durdurup sözlüğe bakmamız gerekecek ancak daha sonrasında sözler ve melodi aklımıza beraber kodlanacak, böylece hem daha büyük bir keyif alacağız hem de söz kalıplarını aklımızda kalıcı bir hale getireceğiz!

6. Altyazılı film ve ya dizi izleyin

Bu çok bilinen bir yöntemdir ve gerçekten de faydası çoktur. Kelimelerin, ifadelerin, eylem ve durumlarla, sistematik bir olaylar döngüsüyle birlikte zihnimizde daha kalıcı hale gelmesi kaçınılmazdır. Böylece kelime anlamları senaryodaki olaylarla biz fark etmeden zihnimize kodlanır. Takip edebiliyorsanız bir dizi takip edin, eğer edemiyorsanız farklı bir önerimiz var...

7. Bir filmi değişik yollarla tekrar tekrar izleyin

Çok sevdiğimiz bir filmi en az üç kez Türkçe altyazıyla, arayı çok uzatmadan üç kez de yabancı dildeki alt yazısıyla izliyoruz. Her zaman olduğu gibi İstediğimiz kadar sözlük kullanmak serbest! Altıncı izleyişten sonra replikler artık genel itibariyle zihnimizde olmalı.  Hep deniz suyuna korka korka dokunduğumuz  o kayıktan inmenin ve kendimizi denize bırakmanın vakti geldi, bu sefer filmi altyazı olmadan izliyoruz. Muhtelemen çok bir şey anlamayacağız ancak bu çalışmayı bir kaç film üzerinde denediğimiz takdirde büyük bir gelişme sergilemiş olacağız. Eğer bir konuşmanın yüzde elliden fazlasını anlayabiliyorsak bu artık dilin içine girdiğimizi denizin içinde özgür olduğumuzu ve  durmadan kulaç atmamız gerektiğini gösteriyor.

8. Yolda, evde, işte, parkta bahçede içinizden pratik yapın

Öğreniyor olduğumuz dil hangisiyse, o dilde düşünebilmemiz gerekiyor. Her insan ilk önce anadiliyle düşünür, ancak yeni bir dil öğreniyorsak kafanızın içinde o dile ait kelimelerle düşünebilmeliyiz demektir. Artık birebir tercüme safhasını geçtik, her dilin kendi düşünme ve hissetme mantığı olduğunun bilincinde olmalıyız.

9. Sosyal medyayı kullanın

Feysbuk, Tivitır gibi neredeyse her gün en azından bir kez göz attığımız sosyal ortamlarda mizah, haber, spor gibi konusu ilgi alanımıza göre değişen profilleri takip etmek sosyal medyayla birlikte öğreniyor olduğumuz dili de yaşamımıza sokacaktır. Haber akışı gözümüzün önünden geçerken obsesif bir şekilde bunların çoğunu es geçmeden okumalıyız! Yine bol bol sözlük kullanmak serbest! Her kelimeyi anlamayabiliriz ancak konunun özünü kapmadan o sayfayı kapatmak yok!

10. Çalışma kartları hazırlayın

En çok karşılaştığımız ancak anlamına tekrar tekrar baktığımız kelimeler olabilir. Bu çok normaldir. Böyle kelimeleri çalışma kartlarına yazmak odamızın en gözle görülecek yerine asmak iyi bir fikir. Gelip geçtikçe gözümüz o kelimelere takılacak, böylece bu kelimeler aklımızda daha iyi yer edebilecek.

11. En etkili yol: O ülkeye gidin

Eğer mümkünse bilinen en faydalı yöntem  kuşkusuz öğrenmek istediğimiz dilin konuşulduğu ülkeye gidip en az bir ay yaşamak. Dilin yaşayan ve yaşanılan bir varlık olduğunu ancak bu şekilde hissedebiliriz. O gözümüzde büyüyen zaman kalıpları, gramer kuralları bir anda gözümüzden silinip gider. Dile herhangi bir çaba harcamadan maruz kalmış oluruz. Eğer bir yolculuk yapamıyorsak o zaman kendimizi dile maruz  bırakmak için evimizde çalışmalıyız.

12. Dil öğrenimine ara vermeyin

Son olarak, dilin bir sevgili gibi mutlak suretle ilgi beklediğinden bahsetmemiz gerekiyor. Evet, dil sizin kankanız değil sevgilinizdir. Ona ilginizi bir şeyler yaparak göstermezseniz, ona odaklanmazsanız sizden bir süre sonra uzaklaşacaktır. Uzun süre kararlı bir şekilde ona değer vermeli, hayatınızın bir parçası haline getirmelisiniz. 

Eğer ara verdiyseniz dövünmek yerine  bir an önce tekrar yoğunlaşın, ilk önce biraz naz yapacak ama kendini çabuk toplayacak, siz de kaldığınız yerden devam edebileceksiniz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

KitapYoutubedizi
Görüş Bildir