Y Kuşağının Bitmek Tükenmek Bilmeyen Kaygı Probleminin Arkasındaki 10 Gerçek

 > 
656PAYLAŞIM

Anksiyete, yani kaygı problemi / bozukluğu ruhsal ve fiziksel sağlığımızı etkilemenin yanı sıra üretken bireyler olabilmemizi de zorlaştırıyor. Örneğin pedagojik araştırmalar, günümüzde öğrencilerin okul hayatını etkileyen en büyük tehlikenin stres ve kaygı olduğunu göstermiş. Kaygı bozukluğundan en çok etkilenen nesil ise, Y kuşağı 😢

Y kuşağının bu kadar kaygılı olmasının sebepleri arasında işsizlik sorunu, aşırı hırs, kariyer saplantısı ya da odaklanamama gibi psikolojik etkenler olabilir. Bütün bunların etrafında şekillenen günlük alışkanlıklarımız ise kaygıyı daha da arttırıyor.

1. Y kuşağı yani 1980 sonrası doğan nesil, strese daha fazla maruz kalıp bununla baş etmekte daha çok zorlanıyor.

Aynı zamanda, bir önceki nesle göre çok daha yoğun kaygı problemi yaşıyor.

2. Y kuşağının çalışan kesiminde genel anksiyete oranı %30, üniversite öğrencilerinde ise %61.

Araştırmalara göre ABD’de kaygı bozukluğu teşhisi koyulan Y kuşağı oranı %12 - bu oran, soğuk savaş döneminin neredeyse iki katı.

3. Anksiyeteyi en çok tetikleyen unsurlardan biri uykusuzluk.

California Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre yetersiz uykunun, beynin anksiyeteye sebep olan bölgelerini tetiklediği düşünülüyor. 

Yetersiz uykunun yaygın görülen sebepleri ise Y kuşağında çokça görülen düzensiz saatlerde yatmak, uykuya yeteri kadar öncelik vermemek ya da uykudan hemen önce bilgisayar / tv / telefon ile fazlaca vakit geçirmek.

4. Düzensiz beslenme alışkanlıkları metabolizmayı bozduğu gibi, zihni de yorup strese sokuyor.

Anksiyete, açlık ve susuzluktan beslenir. Uzun süreler aç kalmak ya da sabah kahvaltısını atlamak kan şekerinin düşmesine, dolayısıyla baş dönmesi, titreme, sersemlik ve konuşma güçlüğü gibi anksiyete belirtisi hisler yaşamamıza sebep oluyor. 

Dehidrasyon, yani su kaybı da benzer etkiler yaratıyor.

5. Kafein bizi uyanık tutar ve kısa süreli işlerde çoğu zaman performansımızı arttırır. Ama özellikle anksiyeteye meyilli Y kuşağını daha asabi, fevri ve gergin hale getiriyor.

Panik bozukluk ve sosyal fobisi olan insanlarda kafein duyarlılığı görülürken, bazı hastalarda kafeinin panik atağı tetiklediği biliniyor. Kafein aynı zamanda idrar söktürücü olduğundan dehidrasyona da sebep olup, yukarıda anlattığımız gibi anksiyeteye sebep olabiliyor.

6. Günlük yaşamımızdaki hareket etme oranımız azaldıkça, gerginliğimiz de artıyor.

Hareketsiz yaşam tarzı, stres ve kaygı semptomlarını tetikliyor. Araştırmalara göre özellikle oturularak geçirilen zaman, anksiyete riskini arttırıyor.

7. Ekran başında abartılı vakit geçirmek merkezi sinir sistemini uyarıyor; bu da kaygı ve stres seviyesini yükseltiyor.

Teknolojinin hayatımızın pek çok alanında yarattığı ilerlemeyi yadsıyacak değiliz. Ancak her şeyin olduğu gibi teknolojinin de fazlası zarar. Ekran başında geçirilen zamanın yanı sıra, sosyal medya da moral bozukluğu ve depresyonla ilişkilendiriliyor.

8. İş yaşamı özel hayatın içine girmeye başladığındaysa gerginlik ve stres misliyle katlanıyor.

Y kuşağı, üretkenliğin işte geçirilen saatle değil, ortaya koyulan ürünle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor ki çok haklı!

9. Gergin insanlarla takılıp kaygı ve stres üzerine kafa yormak bir başka sık yapılan hata.

Tam da dilinizden anlayacak birini bulduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Ancak araştırmalar, bu ruh haline sahip insanlarla aynı ortamda bulunup üzerine konuşmanın anksiyeteyi tetiklediğini ortaya koyuyor. 

Daha da ötesi var: Bu konuda grup terapisine katılmak ise semptomlara tavan yaptırıyor.

10. Harvard Tıp Fakültesi’nin araştırmasına göre anksiyete, kalp hastalığı, migren, kronik solunum bozukluğu ve sindirim sistemi hastalıklarına sebep oluyor.

Gençliğe rağmen, kronik anksiyete katlanılabilir bir şey değil. Bu günlük alışkanlıkları uygulayarak, biricik hayatımızı ve ruh sağlığımızı iyileştirebiliriz:

  • Yatağa gitmeden önce teknoloji kullanımını azaltmak

  • Bizi huzursuz eden düşünceleri kağıda dökmek

  • Öğün atlamayıp, çanta ya da çekmecede kraker, kuru meyve bulundurmak

  • Yine çanta ya da masamızda gün boyu içip bitireceğimiz bir şişe su bulundurmak

  • Kafeini azaltmak; bir kaç hafta sonra daha sakin ve kontrollü hissediyorsak da tamamen hayatımızdan çıkarmak

  • Düzenli egzersiz yaparak hareketsiz geçirdiğimiz zamanları dengelemek

  • Her saat başı masadan kalkıp dolanmak, su içmek, tuvalete gitmek, camdan bakmak,...

  • Telefonu vakit öldürmek için değil, gerçekten ihtiyacımız olduğunda ve bilinçli kullanmaya çalışmak

  • İş ve özel hayatı ayırıp ruhumuzu dinlendiren hobiler edinmek

  • Ve ruh halimizi dengeleyecek insanlarla arkadaşlık etmek

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
begumdebegum

faydalı ve gerekli bir paylaşım olmuş.

atom-marul

sizi ilgilendirmez

pebblesatpaestum

geldi Y kuşak kullanıcı.

Gizli Kullanıcı

Hayatı basit yaşamak gerekliydi.Eski insanlara bakın; dedelerimiz ninelerimize. Köyde tarla da saatlerce çalışırlarmış.Bakıldığında bizlerden çok daha çalışıp çok daha sağlıklı olmasının nedeni dert,tasa olmaması.İnsanı yoran bedensel işler değil beyindir.Çok fazla gereksiz işlerle kendimizi yoruyoruz.Eğitim sistemi baştan aşağı yanlış.Balığın ağaca tırmanması için çabalıyoruz ve haliyle bitip tükeniyoruz.Toplum psikolojisi var bir de,hepimizin omuzlarında anlamsız bir yük.Başkalarının istediği gibi olmalıyız illa ki.Böyle otur şöyle kalk.Bu da insanı yoruyor haliyle.Temiz havamız da yok,ayağımızı basacağımız bir toprak da.Zaten en önemlisi de buydu bence. Doğadan uzak,taşlar arasında yaşıyoruz ve sağlıklı olmayı bekliyoruz?Doğa bizim için hayat demekti ve biz onu yok ediyoruz.Psikolojik sorunların (şahsi fikrim) nedenlerinin bunlar olduğunu düşünüyorum.

felina

Sınav haftaları oldukça bize huzur yok.

apollonia-corleone

Daha bu hafta anksiyetem olduğunu ögrenip tedaviye başladım çok kötü kendini asla rahat hissedemiyordun hep kendini savunmak zorundasın gibi

gulizaydin

hep bu internet yüzünden :/

Görüş Bildir