Türklerin Sosyolojiye Kazandırdığı 'Çakal' Kavramıyla Yanıtlıyoruz: Namus Bekçiliği Yapanlar Neden Ahlaksızdır?

-

Sosyoloji konusunda hepimizin az çok bir fikri var, en azından sosyolojinin bir 'Batı' uğraşı olduğunu ve dolayısıyla kavramlarının da bu coğrafyada yeşerdiğini biliyoruz. O coğrafyada doğan kavramların Türkiye özelinde örtüşmediği bazı durumlar var, bu da aslında Levent Ünsaldı'nın dediği gibi "Türkiye gibi bir ülkenin yaşam alanlarını en iyi tasvir edebilecek kavramlar daha ziyade, griliktir, kırmalıktır, tekinsizliktir… "

Gelin, Ünsaldı'nın Sosyoloji Divanı'nda ortaya attığı kavram 'çakal' ne anlama geliyor, öğrenelim.

Çakal, her şeyden önce bir töz (temel, kök) değildir. “Köşeli” veya “net” olana, diğer bir ifadeyle eylem saikleri daha bütüncül bir çerçevede daha belirgin birtakım ilkelere riayet edene göre tanımlanabilir.

Dolayısıyla çakal, gride seyredendir; zira bizatihi bilişsel dünyası gridir, çok parçalı ve kırıktır. Örneğin hem kentli hem köylüdür çakal; hem tarım toplumunun şeref, namus ve haysiyet kodlarıyla hareket edebilen hem de eş zamanlı olarak bu kodlarda en kabul görmeyeni bile yapabilendir çakal.

 Örneğin, “mahallenin kızlarının” namusunu korumaktan çekinmeyen ama yazıhanesinin önünden geçen “dışarıdan” kızlara da bakmaktan kendini alıkoyamayandır.

Yıllardır gittiği ve tanındığı hale yaptığı kiraz teslimatlarında, topu topu 1000 TL daha fazla kazanmak için...

...üstelik de fark edilmemesinin olanaksız olduğunu da bildiği halde, Napolyon kirazlar arasına başka tür kirazlar karıştırarak tüm itibarını kaybeden ve o hale bir daha ayak basmamak zorunda kalan kiraz üreticisidir.

Farklı ilke ve gayeleri aynı anda devreye sokabilendir çakal; tanıdık olduğu için fiyat kıran ama o kırdığı fiyatı, gerekmediği halde “tesisatın komple” değişmesi gerektiğini söyleyerek çıkarmaya çalışandır.

Çakal, biraz da bu iki düzlem arasında gidip gelen ve türlü türlü “cambazlıklara” meyledendir.

Akademik nitelik deyip ikinci öğretime izin veren bölüm başkanıdır; deontolojik kaygılar deyip hastasından olmadık tahliller isteyen doktordur.

Çakalı ilk bakışta ve yüz yüze etkileşimin anlığında kavramak her zaman kolay değildir. Onu anlamak, sürekli olarak metin altı okumalar yapmayı gerektirir.

“Böyle dedi ama aslında şunu demek istedi veya şöyle yapacak”

Muhatabın samimiyetinin sürekli sorgulanmasıdır. Çakal, yorucudur; çakala karşı strateji geliştirmek çok güçtür; sürekli bir ihtiyat ve yorucu bir mesai gerektirir. Çakal, “komplo teorilerine” meyilli kılar karşısındakini.

Bu noktada, bize yakın bir diğer örnekte zihin açıcı birtakım ipuçları yakalayabiliriz: Usta.

Herkes her an usta olabilir; usta, bir zanaatkarı veya diplomalı bir meslek erbabını nesnel surette tanımlayabilecek formel (diploma) veya enformel (sözlü ikrar) bir sembolik onamaya her zaman sahip değildir

Dolayısıyla ustanın ustalığı baştan bir kuşku içerir; tanımlanmış ortak bir kabule dayanmaz veya bu muğlaklığı onun temel karakteristiğidir. Bu, ustanın bir eve herhangi bir sorun için çağrıldığında, William Thomas’ın ifadesiyle, hipotezlerin sayısının maksimal seviyeye çekilmesi anlamına gelir.

Yani usta, zihni bulanıklaştırabilir, olan bitene ilişkin çarpıtılmış bir görüş sunabilir, karşısındakinin izlenimini bilinçli biçimde istediği yöne çekmeye çalışabilir, kısacası alenen yalan söyleyebilir.

Burada daha da ilginç olanı, güvenin daha en baştan itibaren minimal bir seviyede olduğu ve az çok derin bir sorgulamaya eşlik ettiği bir etkileşimde, ev sahibinin, yani diğer katılımcının da bunu bir veri alarak ilişkiye dâhil olmasıdır; aynı şekilde ustanın da daha en baştan, ev sahibinin, kendisine ilişkin bu türden bir izlenime sahip olduğunu bilmesi gibi. 

Dolayısıyla burada, yalan artık bir ilişki kipidir; az çok verili kabul edilen ve paylaşılan bir sembolik gramerdir.

Ünsaldı usta-müşteri ilişkisindeki karşılıksız güvenin doğurduğu sonucu ironik biçimde şöyle özetler:

Müşteri ve usta, onarılacak şeyi aslında birlikte onarırlar, sürekli müzakere ederler. 

Ustanın her teklifine müşterinin bir karşı teklifi vardır. Usta, “tesisatın komple değişmesi” gerektiğini söylerken, müşteri sadece bir contanın değiştirilmesiyle işin hallolacağını iddia eder. Usta yapar, müşteri göz atar; usta çalışır, müşteri hep başında durur; usta önerir, müşteri hep sorar. Birbirlerine karşı gardını almış iki boksör gibidir müşteri ve usta.

O halde "çakal", sadece bir sınıf veya grupla sınıflandırılamayacak bir figürdür.

Çakalı mümkün kılan, dâhil olduğu alanların ve konumlandığı tüm bir ontolojik zemininin kırıklığıdır, griliğidir, çok parçalılığıdır. 

Diyor, Ünsaldı. Hepimizin hayatından geçen bazı 'çakal' örnekleri var, bu tanıma uyan yaşayan örneklerinizle yorumlarda buluşalım.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Tarihimizin Utanç Sayfası: 1982'de Ferhan Şensoy'un Muhalif Oyunu Sonrası Vahşice Yakılan Şan Tiyatrosu - onedio.com
Tarihimizin Utanç Sayfası: 1982'de Ferhan Şensoy'un Muhalif Oyunu Sonrası Vahşice Yakılan Şan Tiyatrosu - onedio.com
İçlerinden İki Papa Çıkarmalarına Rağmen Adları Cinayet, Tecavüz ve Yolsuzluk Olaylarıyla Anılan Belalı İtalyan Ailesi: Borgialar - onedio.com
İçlerinden İki Papa Çıkarmalarına Rağmen Adları Cinayet, Tecavüz ve Yolsuzluk Olaylarıyla Anılan Belalı İtalyan Ailesi: Borgialar - onedio.com
Yardımseverlikte Yaya Kaldık: Endonezyanın Birinci Olduğu Dünyanın En Cömert Ülkeleri Sıralamasında Kaçıncı Sıradayız? - onedio.com
Yardımseverlikte Yaya Kaldık: Endonezyanın Birinci Olduğu Dünyanın En Cömert Ülkeleri Sıralamasında Kaçıncı Sıradayız? - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
haci-dayi

çakallık bu coğrafyanın ata sporudur.herkes kafasına göre çakal.

xaero

Gene yanilış anlamışsınız. İnsanlar hep çakalları yanlış anlıyor sayın editôr. Sizin gibi her yanlış anlayandan 1 lira alsaydım...

halil.mntkn

Çakal'ın çakallığı namus ve ahlakı kendi dışında tanımlamasında. Bunları hayatındaki kadınların (ki kolayca kontrol edebileceğini düşünür) cinsel olarak erişilebilirlikleri üzerinden tanımlayarak kendi davranışlarında ilkeli davranmaktan kurtulmaya çalışır. Yetinmez, kendi ahlak dışı davranışlarını uyanıklık ve işini bilmek olarak tarif eder. Buna rağmen köşeye sıkışırsa "herkes böyle yapıyor, ne yapayım" vb diyerek mazlum ve mağdur olur. (Burada tamamen haksız değildir gerçi) Yozlaşmış Doğu toplumları büyük ölçüde çakalların konsensüsüdür. Burada özü itibariyle çakal olmayanlar dahi az ya da çok çakallaşır. Not: Böyle dedik diye Batı toplumlarını çok beğeniyoruz sanılmasın. Oralarda da başka çakallıklar dönüyor. Not2: İlişkilerin, cinselliğin yozlaşması, metalaşması da gerçek. Buna yönelik eleştirileri namus bekçiliği diye yaftalayacak değilim. Ancak bunlar çakalı kurtarmaz.

ozturk-sadri-alisik

koruyoki kendi rahatça bakabilsin daha ne olacak

eexorcist

tamam editör neyse sıkıntı ben hallederim takma bu kadar ama o senin dediğin gibi olmaz komple yapmamız lazım :)))))

Görüş Bildir