Tüm Haftanın Enerjisini Daha Pazartesi Bitmeden Tüketmemize Yol Açan 7 Hatalı Alışkanlık

-

Henüz pazartesi, ve şimdiden hafta sonu burnunuzda mı tüttü? Yorgunluk, bitkinlik, bezginlik daha haftanın ilk gününden çıkışa mı geçti? Bunun sebebini yalnızca "kış depresyonu"na bağlamak doğru değil; bizim de günlük hayat içerisinde, özellikle de iş yaşamında yanlış yaptığımız bazı şeyler var ve bunlar ciddi anlamda vücut enerjimizi düşürerek bize devamlı yorgun, bitkin hissettiriyor. İşte bu tarz hatalı alışkanlıklarımıza kısaca bir göz atalım dedik.

1. Uzun bir süre boyunca aynı pozisyonda oturmak vücudu uyku moduna geçireceğinden enerjinizi düşürür.

Özellikle de masa başı çalışanlar için, uzun saatler aynı pozisyonda çalışmanın vücut enerjisini düşüren bir etkisi var. Aynısı tek pozisyonda televizyon seyrederken veya evde bilgisayar kullanırken de geçerli. Çünkü vücudumuz hareketsizliği uyumakla eş tutuyor.

Bunun çözümü olarak, gün içinde sık sık gerinin, ayağa kalkın ve biraz dolaşın. Böyle molalar vücudunuzu uyanık tutmaya yardımcı olur.

2. Vücudu dik halde tutmaya çalışılırken büyük miktarda enerji harcıyoruz.

Bilgisayarla çalışırken genelde hep kafamız vücudumuzdan öndedir. Duruş bozuklukları ya da kötü duruşlar (öne eğilme, kambur oturma gibi) omurganın hizasını bozuyor. Omurganın dengesi ne kadar bozulursa, kaslar da bunu telafi etmek için o kadar enerji harcıyor.

Bunu önlemek için gün içinde duruşunuzu sık sık kontrol edin; bir gözünüz kendi üzerinizde olsun. Hareket ederken, oturuyorken ya da ayaktayken başınızla vücudunuz aynı doğruda olsun.

3. Çok düşük kalorili diyetler yorgunluğa neden oluyor.

Fazla kilo, elbette ki her şeyden önce hantallığa yol açtığından ve vücut ağırlığını artırdığından, çabuk yorulmamıza yol açar ve bundan kurtulmak tabii ki de enerjimizi artırır; ama bunu çok düşük kalorili diyetler yoluyla yapmak ters etkiye yol açıyor. Özellikle günlük 850 kaloriden az alınan diyetler vücudun direncini düşürüp yorgun; hatta hasta hissetmenize neden olabilir.

Şok diyetler ve aç bilaç zayıflamaya çalışmak yerine sağlıklı yiyin; küçük porsiyonlar halinde tüketin.

4. Özellikle de kış aylarında sürekli kapalı ortamlarda bulunuruz.

Yani evden işe, işten eve. Bilhassa kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle pek çoğumuz gün içerisinde aydınlığı ne sabah, ne de akşam yakalayamıyoruz. 

Yetişebiliyorsanız sabah, yetişemiyorsanız öğlen arasında, hiç değilse 10 -15 dakika aydınlık ve temiz havada yürümek (hava bulutlu bile olsa) enerjinizi yükseltecek, uyku ve uyuşukluğunuzu dağıtacak. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde ise emin olun haftalar daha az ızdıraplı geçecek.

5. Her ne kadar sabahları en pratik seçeneklerden biri olsa da, hamuru bol ve yoğun karbonhidratlı kahvaltılar vücut enerjisini düşürüyor.

Böyle yiyecekler kan şekerini hızlıca yükseltir. Aniden yükselen kan şekeri bir - iki saat içinde aynı hızla düşer. Sonuçta enerjisizlikten bitkin düşersiniz. Zaten zihninizin bulanıklaşmasından da bunu kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz. 

Kahvaltıyı kesinlikle atlamayın; ve mümkün olduğu kadar lif ve protein açısından zengin besinlerle kahvaltınızı yapın. İlla poğaça, açma türevi şeyler yiyecekseniz bunları peynir, yoğurt gibi proteinlerle desteklemeye çalışın.

6. Gün boyunca kaygılı ve endişeli olmak zihninizi yorup tansiyonunuzu yükseltir; bu esnada farkında olmadan tüm kaslarınızı sıkarsınız ve yorgunluk ortaya çıkar.

Kendimizi bu şekilde kastığımızda, o gerilmiş kaslar için fazlasıyla vücut enerjisi harcıyoruz. Diyelim o gün yapılması gereken zorlu bir göreviniz varsa, bunu sabah ilk iş olarak yapın ki bütün gün bunun hakkında endişelenmeyin. Diğer endişelerinizi çözmek, pozitif çözümler üzerinde düşünmek ya da bunları zihninizden kovmak için ise kendinize belli bir zaman ayırmalısınız.

7. Son olarak da, günlerin kısa olduğu kış aylarında uyku ve uyanıklık döngümüz bozulmaya meyleder.

Kış aylarında daha az güneş ışığı aldığımızdan, uykuya dalma hormonu olan melatonin daha fazla ve daha uzun süre salgılanır. Yani illa yetersiz uyku uyuduğumuz için uykulu olmuyoruz. Kışın uykuya doyamamamızın asıl sebebi budur.

Bunun bilincinde olursanız, yukarıda da bahsettiğimiz gibi mümkün olduğunca açık havaya çıkmaya, özellikle de güneşli günleri değerlendirmeye daha çok dikkat edersiniz.

Bu da Bonus:

Bilim Açıklıyor: Yeterince Uyuduğumuzda Bile Sabahları Neden Yorgun Uyanıyoruz? - onedio.com
Bilim Açıklıyor: Yeterince Uyuduğumuzda Bile Sabahları Neden Yorgun Uyanıyoruz? - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
umtgul

Hep aynı safsatalar.İnsanın kafasında binbir türlü dert.Keşke tek sorun oturuş şekli ya da yeterince hava almamak olsa..

rockirocka

İnsanı tüketen insanın kendisinden başkası değil oysa. Pek çok insan mecburiyetten istemediği bölümleri bitirmiş, ailesinin, toplumun baskısı ile onların dayattığı mesleklerin içinde bulmuş kendisini. Bu hayat sadece masa başında, bilgisayar karşısında olan işlerden ibaret değil ve hiç bir şeyi değiştirmek için geç de değil. İnsan inandığı işi yaptığında tükenmez..

mistral

Bazen geç oluyor maalesef, masa başında kafeste gibi hissediyorum ama yapacak çok şeyde yok.

rockirocka

İnanın ki geç değil. Hayat nefes aldığımız sürece değiştirilebilir. Zihin kalıplarımızdan dolayı çok kolaymış gibi görünmeyebilir ama imkansız diye bir şey yok.

mistral

Haklısınız imkansız da değil, evli ve çocukluyken de ben gidiyorum gemiye 6 ay yokum denmiyor en fazla bölüm değiştirerek yeni tur yeni şans diyebiliyor insan.

karayel2009

hayatın kanunu bu. güçlüler yaşar zayıflar gider. arapların bir atasözünde dediği gibi "la rahate fid-dünya" yani dünyada rahat yok. yaşamak için çabalamak zorundayız ki sonumuzu da bu çaba getiriyor zaten ama uzun vadede tabi. buna bile razıyız. artık nasıl bir belaya düştüysek bu dünyaya gelerek.

Görüş Bildir