Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Toplum ve Birey Sağlığı Tehlikede Olduğunda Camiye Gitmek Konusunda Diyanet Ne Söylüyor?

0PAYLAŞIM

Dünyada ve ülkemizde yaşanan koronavirüs vakaları sonrasında resmi ve özel kurumlar bir bir tedbirini alırken son günlerde camiye gitme konusu da gündeme geldi. 

Sosyal medyada paylaşılan ve "Allah'ın evine virüs girmez, burada öleceksek de kaderimizde vardır" şeklinde diyalogların olduğu video sonrası Diyanet İşleri Bakanlığı'nın konu ile ilgili resmi açıklamalarını sizler için derledik.

Başlamadan önce bir not ile başlayalım. İslam dininde Cuma namazının hükmü nedir?

Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz oluşu Kur’an-ı Kerim, Sünnet ve İcma ile sabittir. Yüce Allah, “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, alışverişi bırakıp hemen Allah’ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cum’a, 62/9-10) buyurmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her müslüman erkeğe farzdır.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 130; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, III, 245-246) buyurmuştur. Cuma namazı, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminden günümüze kadar kılınagelmiş ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir farklı görüş ortaya çıkmamıştır.

İlgili kaynak

Diyanet İşleri Bakanlığı ülkemizde görülen koronavirüs vakalarının ardından açıklama yaptı ve toplumda merak edilen Cuma namazlarının akibeti hakkında açıklama yaptı.

İnsanların toplu olarak ibadetlerini gerçekleştirmek için toplandığı camiler virüsün yayılması açısından büyük risk taşıyor. Lübnan ve İran gibi İslam coğrafyasında yer alan ülkelerin diyanet kurumları Cuma namazları konusunda gerekli önlemleri alarak vatandaşlarının bu dönemde gitmemesinin bir engel teşkil etmeyeceğini belirtti. 

Ülkemizde de Diyanet İşleri Bakanlığı konu hakkında açıklama yayınladı.

"Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan Cuma namazıyla ilgili açıklama" başlığıyla yayınlanan bildiride aşağıdaki ifadeler yer alıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın olarak ilan edilen, henüz tedavisi bulunamayan koronavirüs nedeniyle Cuma namazıyla ilgili aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur:

Cuma namazı; Kitap, Sünnet ve icmâ ile sabit olup, cemaatle kılınan ve şartlarını taşıyan her mükellefin yerine getirmesi gereken farz bir namazdır. Bununla birlikte can ve mala yönelik tehlikeler ve hastalık gibi çeşitli mazeretlerin, Cuma namazına gitmemeyi mubah hale getirdiği bilinmektedir. Bu kapsamda hasta olup Cuma namazına gittiği takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından endişe eden kimselerin Cuma namazı kılmakla yükümlü olmadığı  kaynaklarımızda açıkça ifade edilmiştir. İslam’ın hayatın korunmasına yönelik aldığı önlem olarak bulaşıcı hastalık durumu da, aşağıda zikredilen şartlar çerçevesinde Cuma namazıyla ilgili bir mazeret olarak değerlendirilmiştir.

İlgili kaynak

Bu çerçevede;

  • Koronavirüs hastalığının görüldüğü ülkelerde yaşayan ve yüksek risk grubunda bulunan Müslümanlar mazeretli sayılacağından Cuma namazı yerine evlerinde öğle namazını kılabilirler.

  • Koronavirüs hastalarının veya şüphe nedeniyle gözetim altında tutulanların, Cuma namazı veya başka bir gerekçeyle insanların toplu halde bulunduğu mekânlara gitmeleri caiz değildir.

  • Kamu sağlığını korumakla yetkili otoritelerce karar alınması halinde, hastalığın yayılmaması için karantina kapsamında tutulan bölgedeki kişilere Cuma namazı farz değildir. Bu kişilerin, söz konusu çağrıyı veya sınırlamayı ihlal ederek cemaate katılması caiz değildir. Bu kişiler, Cuma namazı yerine evlerinde öğle namazını kılmalıdırlar.

Toplumsal sağlığını olumsuz etkileyebilecek durumlarda toplu bir şekilde icra edilen ibadetlerle ilgili Diyanet İşleri Bakanlığı 13 Mart Cuma Hutbesi'nde de bilgi paylaştı.

Muhterem Müslümanlar!
En hafifinden en ağırına kadar hastalık dünya imtihanlarından biridir. Tarih boyunca pek çok hastalık Allah’ın yardımı ve insanların gayretli araştırmaları ile tedavi edilmiştir. Bugün dünyanın dört bir köşesine yayılan Koronavirüs’ün de inşallah şifası bulunacaktır. Nitekim Resûl-i Ekrem’in buyurduğu gibi “Allah, indirdiği her hastalığın muhakkak şifasını da vermiştir.”  Bizlere düşen ise hastalığa yakalanmamak için tedbiri elden bırakmamaktır.

"Aziz Müminler!"

Bu salgından korunmak için öncelikle beden, kıyafet, yiyecek ve çevre temizliğine dikkat edelim. Bulunduğumuz ortamı sık sık havalandıralım. Öksürdüğümüz ya da hapşırdığımız zaman tek kullanımlık mendillerle veya dirseğimizin iç kısmıyla ağzımızı kapatalım. Kalabalık ortamlardan uzak durmaya gayret edelim.

"Özellikle lavabo, abdesthane, kapı kolu ve masa üstleri gibi el temasının yoğun olduğu alanları temiz tutalım. "

Ellerimizi her zamankinden daha fazla sabunla ve ovalayarak yıkayalım. Kirli ellerimizle ağzımıza, burnumuza ve gözümüze dokunmayalım. Camilerimizde ortak tespihleri kullanmak yerine parmaklarımızla ya da şahsi tespihimizle tesbihatımızı eda edelim. 

Şayet yurt dışı seyahatinden dönmüşsek, on dört gün boyunca evimizden dışarı çıkmamaya özen gösterelim. Umre ziyaretinden dönenlerin de bu hususa dikkat etmesini ve ziyaretçi kabul etmemesini sağlayalım.

"Bizler samimi ve sıcakkanlı bir milletiz. Dost ve arkadaşlarımızla musafaha eder, tokalaşır ve kucaklaşırız."

Elbette bu davranışlar çok güzel ve değerlidir. Ancak bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu bu dönemde böyle uygulamalara ara vermek sorumluluğun ve tedbirin gereğidir. Bilhassa camilerimizde yaygın olan namaz sonrası musafaha uygulamasına ara verelim. Tokalaşmadan belli bir mesafeden birbirimize gönül selamı vererek hal hatır soralım.

Belli bir yaşın üzerinde olanlar Koronavirüs’ten daha fazla etkilenmekte ve risk grubunda yer almaktadır. Dolayısıyla bu günlerde yaşlılarımız evlerinde istirahat etmeli ve kalabalık ortamlardan uzak durmalıdır.

İslam coğrafyasında yer alan ülkelerin bulunduğu Dünya İslam Alimleri Birliği de koronavirüs ve toplu bir şekilde icra edilen ibadetler hakkında açıklama yaptı.

Dünya Müslüman Alimleri Birliği, koronavirüs salgının yayıldığı herhangi bir ülkede kontrol altına alınana kadar "cuma ile cemaatle namaz kılınmasının durdurulması" yönünde görüş bildirdi.

Hazreti Muhammed'in de "Ne zarar vermek ne de zarara uğramak vardır" hadisine dikkatin çekildiği açıklamada, kişinin kendisine ve bir başkasına herhangi bir zarar vermeye sebep olmaktan uzak durmasının önemine işaret edildi.

Diyanet İşleri Bakanlığı gerek 13 Mart Cuma hutbesinde gerekse kamuoyuna yaptığı açıklamar ile birlikte salgın hastalık ve toplum sağlığından da öte insanların kişisel sağlığını etkileyebilecek her duruma karşı ibadetlerin evde yapılabileceğini söylemiştir.

Dolayısı ile resmi kurumlardan koronavirüs hakkında ikinci bir duyuru yapılana kadar azami dikkat ederek hareket etmeli ve herkesin sağlığını gözetmeliyiz. Alacağımız çok küçük önlemler virüsün başkalarına veya bize bulaşmasını önler. Bu hepimiz için çok önemli bir toplum görevidir.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise bugün (16 Mart) canlı yayında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine ilişkin bir açıklama daha yaptı.

Erbaş, "Cuma namazı başta olmak üzere cami ve mescitlerde cemaatle namaza ara verilmesi gerekli hale gelmiştir. Bu süreçte cuma namazı yerine öğle namazının kılınması yeterlidir." dedi. Aynı zamanda bu süreçte münferiden namaz kılmak isteyenler için camilerin açık kalacağını da bildirdi.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir