Tanzimat'ı Okuyan Mustafa Reşid Paşa İdam Fermanını Padişaha Kendi Eliyle Götürmüştü!

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Mustafa Reşid Paşa'yı çoğumuz Tanzimat Devrinin mühim isimlerinden birisi olarak tanımışızdır. Ferman her ne kadar Abdülmecid'e aitse de altyapısı tamamen II. Mahmud devrinde hazırlanmıştı. Tanzimat devriyle beraber Osmanlı bürokratları arasında bir gelenekçi-yenilikçi mücadelesi görülür. Reşid Paşa da böyle bir çatışma ortamı içerisinde az daha idam edilecekti!

1800'de İstanbul'da doğan Mustafa Reşid Efendi, babası ve amcasının bürokraside görevli olmasının da kolaylığıyla genç yaşta devlet memurluğuna başladı.

Kaleme aldığı belgelerdeki üslubu ve yazısı Padişah II. Mahmud'un dikkatini çekti. Bu yetenekli genci takdir eden padişah, bilhassa yabancı lisan bilgisine fevkalade önem verdiği için, Mustafa Reşid Efendinin de Fransızca öğrenmesini önerdi. Dil bilgisini geliştirip dışişlerinde vazifeye devam eden Reşid Efendi birçok elçilik görevinde bulundu. Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile olan müzakerelere katıldı.

Fakat 1826'dan beri devletin en yüksek mevkiilerinde bulunmuş olan Koca Hüsrev Paşa ve destekçileri Mustafa Reşid Paşa'nın siyaset tarzına karşıydılar.

Daha çok İngiliz yanlısı ve batıya dönmüş olan Reşid Paşa'ya karşı Hüsrev Paşa daha geleneksel ve doğulu bir figürdü. Yenilik hareketlerine sonuna kadar açık değil, daha temkinli bir tavra sahipti. İçten içe oluşan bu mücadele ortamı içerisinde Reşid Paşa 1838'de Londra Sefirliğine tayin edilerek başkentten uzaklaştırıldı.

Reşid Paşa Londra sefirliği sırasında Mısır meselesinde İngiltere'yi Osmanlı lehine çekmeye gayret gösterdi.

1 Temmuz 1839'da II. Mahmud'un vefatı üzerine oğlu Abdülmecid genç yaşta babasının makamını devraldı. Bu padişah değişikliğiyle birlikte II. Mahmud'un cenazesi sırasında Hüsrev Paşa da sadrazamlık makamını devraldı. Reşid Paşa yeni padişahın huzuruna kabul edilmek için İstanbul'a çağrıldı. Fakat en güçlü siyasi rakibi sadrazam olmuştu. Mustafa Reşid Paşa'yı başkentte büyük bir sürpriz bekliyordu.

Eylül 1839'da Hüsrev Paşa beklenenin aksine Reşid Paşa'yı fevkalade muhabbetle karşıladı ve hoş sözlerde bulundu.

''Paşa oğlumuz nerelerde kaldınız? Yolunuzu gözler olduk'' diyerek kendisinin Hariciye Nezaretine tayin edildiğini bildirdi. Reşid Paşa şaşırsa da tayin emrini alarak padişaha bildirmek için doğruca saraya gitti. Padişah mektubu açıp okuduğunda hayretler içerisinde kaldı. Kağıtta devlet ve memleket aleyhine hareketlerde bulunduğu için Reşid Paşa'nın idamına müsaade isteniyordu.

Reşid Paşa'nın padişaha kendi eliyle sunduğu kağıtta ölümü isteniyordu. Olayın aslı anlaşılınca padişah, idamı tabii olarak onaylamadı ve Reşid Paşa'ya vadedilen makamı verdi. Bundan sonra da Reşid Paşa hiçbir şey olmamış gibi, az önce kendisinin idam emrini veren Hüsrev Paşa'ya padişah tarafından verilen tayin emrini getirdi.

Olayların üstü külle örtülmüş gözükse de Mustafa Reşid Paşa kendisine yapılan bu suikast teşebbüsünü bir kenara yazmıştı.

İlerleyen süreçte mesaisini Hüsrev Paşa ile siyasi savaşa harcadı. Üstelik Padişah Abdülmecid de yenilikçi kimliğiyle kendisinden yanaydı. Nitekim Tanzimat'ın ilanıyla birlikte yenilikçi kanat daha da güçlendi. Böylece II. Mahmud'un bıraktığı yolda devam eden oğlu Abdülmecid, babasının ıslahat programının daha da güçlenmesini ve devamlılığını sağladı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tc-ahmet-ozan-sen

Sultan Mecit, babasının aksine naif bir adamdır. Şahsına yönelik Kuleli komplosunda bile idam kararlarını bozmuştur. Burada da Reşit Paşa'yı affetmiş. Mustafa Reşit Paşa 1858'de, alacaklısı olan banker Zarifi'nin eve geldiğini uşağından duyduğunda kalp krizinden ölmüştür.

Başlıklar

İdamİngiltereİstanbulMısır
Görüş Bildir