Hayatı Boyunca 2 Pandemi, 2 Dünya Savaşı, 4 Darbe, 8 Ekonomik Kriz ve 15 Büyük Deprem Gören Koca Bir Çınar: Muazzez İlmiye Çığ

159PAYLAŞIM

Hapis yatacağını bile bile araştırmalarının arkasında duracak kadar yaptığı işe aşık bir kadın İlmiye... 🦋

Bu içerikte Biyografya ve Line Tv Bursa (Bölüm 1 - Bölüm 2) kaynak olarak kullanılmıştır.

Kırımlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak, 20 Haziran 1914 tarihinde Bursa'da Muazzez İlmiye İtil adıyla dünyaya geldi.

Babası öğretmen Zekeriya Bey, annesi terzi Hamide Hanım'dı. Bir kızını olmasını çok isteyen babası ilim, irfan sahibi olması için adını 'İlmiye' koyarak en iyi şekilde öğrenim görmesi için elinden geleni yapmıştı.

1919'da İzmir'in işgaliyle beraber Çorum'a taşındılar. Çorum'da 'Gazi Paşa Mektebi'ne başladı. Babası, sırf çocukları daha iyi bir eğitim görsün diye Bursa'ya taşınmaya karar vermişti. Fransızca ve keman tutkusunu da babasına borçluydu.

Türkiye'nin ilk özel okulu 'Bizim Mektep'te öğrenim gördükten sonra 'Bursa Kız Öğretmen Okulu'nun giriş sınavları için binbir çileyle yaşını büyütmek zorunda kalmıştı.

Yaşını büyüttürmek için mahkemeye gittikleri günü, "Babam gidiyor bana, büyük göstersin diye bir kadın şapkası alıyor. Aynı böyle tiyatro, sinemalarda gördüğümüz kadın şapkaları. Düşün ben onu giyiyorum o yaşta, gidiyorum. Ayağıma da biraz topukluca -bilmiyorum nasıl aldılar- yani kıyafetim öyleymiş... Babam demişti rahmetli, 'Hâkim bile güldü haline' diye." şeklinde tebessümle anlatıyordu.

1931'de mezun oldu ve sonraki dönemde Eskişehir'e öğretmen olarak atandı ve ailecek bir kez daha şehir değiştirmiş oldular.

O yaşlardayken sürekliliği olan bir eğlence hayatı vardı. Sinema ve tiyatro çıktığındaysa en büyük keyiflerinden birisi bunlar olmuştu. 'Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne en yakın arkadaşıyla kayıt yaptırmıştı.

'Fransız Dili ve Edebiyatı' dolu olduğu için 'Hititoloji Bölümü'yle beraber 'Sümeroloji' derslerine de zorunlu kayıt yaptırdılar. Hemen akabinde dersler Almanca olduğu için Almanca dersi de almak zorunda kalacaklardı.

Memuriyetini yanmaması için tanıdık vasıtasıyla rapor alarak öğrenimine devam ederken, akraba evinde kalmamak için de arkadaşıyla hemen bir ev tuttular.

Sonrasında yine tanıdıklar sayesinde özel ders işi buldu ve okul için para kazandı. Arkadaşının masraflarına da o destek oluyordu. Bir süre tek göz ev benzeri bir yerde yaşamanın ardından, yatılı yurda girme fırsatı buldular. Hayatı düzene girmeye başladığındaysa kendini tamamen derslere verdi.

Fakültede Nazi Almanyası'ndan kaçarak Türkiye'ye sığınan çok iyi hocalardan ders alma şansına erişmişti.

Üniversite'de asistan olarak kalmayı kabul etmemişti. Türkiye'deki öğrenim hayatını tamamladıktan sonra 1940'da 'Sümeroloji ve Hititoloji' için araştırmalar yürütmek amacıyla Almanya'ya gitmişti. 

Türkiye'ye döndüğündeyse İstanbul'daki 'Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivi’ne atandı. Aynı yıl içerisinde Topkapı Sarayı'nın müdürü Kemal Çığ'la evlenmişti. Akademik çalışmalarda yer aldı.

1941'de büyük kızı Yuli Weston, 1947'de küçük kızı Esin Çığ dünyaya geldi.

En yakın arkadaşı olan Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus'la büyük işler başararak müzeyi, ‘Eski-Önasya Dilleri Araştırma Merkezi’ olan 'Paris-Louvre, Londra-British, Berlin-Vorderasiatisches' gibi müzelerden birisi haline getirdiler.

'Sümeroloji' alanında birçok yayına hayat verdi ve önemli dil kongrelerinde yer aldı. Yurt dışında birçok projede bulundu.1972'de Arkeoloji Bölümü’nden emekli oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra 1983'te eşini kaybetmişti.

Birçok dile çevrilen kitapları, dünya çapındaki okullarda ders kitabı olarak okutulan başlıca eserlerden oldu.

2007'de çıkan 'Vatandaşlık Tepkilerim' kitabındaki birkaç cümle yüzünden, 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek'ten hakkında soruşturma başlanarak tutuklandı. İlk duruşmada 25 gönüllü avukatın savunmasıyla serbest bırakıldı. 

Emekli olsa da 'Philadelphia Üniversitesi Müzesi Tabletler Bölümü' Başkanı Prof. Kramer' çalışmalar yürüttü. 2000'de İstanbul Üniversitesi'nden ‘Fahri Doktor’ unvanı aldı. 2005'te 'Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği' onu, ‘Özgür İnsan’ ödülüne layık gördü.

Yaptığı iş için oradan oraya koşarak her zaman güncel bilgiyi kolladı ve insanlara aktarmayı da ihmal etmedi.

Şu sıralar 106. yaşını da geride bırakan koca çınar Muazzez İlmiye, yaşına rağmen taptaze olan bilgi dağarcığıyla işini icra etmek için elinden geleni yapmakta. Diliyoruz ki sağlığı ve ömrü el verdikçe de devam edebilsin... 🙏

Bu içeriklerimize de göz atabilirsiniz. 🤗👇

Ölüm Hadiseleriyle Tarihe Geçmeyi Başararak İnsanların Beynine Mıh Gibi Kazınmış 19 Kişi - onedio.com
Ölüm Hadiseleriyle Tarihe Geçmeyi Başararak İnsanların Beynine Mıh Gibi Kazınmış 19 Kişi - onedio.com

👇

Görür Görmez İçinize Sımsıcak Hisler Salacak, Tarihin Tozlu Sayfalarından Kopup Gelmiş Muazzam Kareler - onedio.com
Görür Görmez İçinize Sımsıcak Hisler Salacak, Tarihin Tozlu Sayfalarından Kopup Gelmiş Muazzam Kareler - onedio.com

👇

Uzun Süreli Mektuplaşmaların Ardından III. Murad'la İttifak Sağlayan I. Elizabeth'in 'Bakire Kraliçe' Olarak Anıldığı Olayın Hikâyesi - onedio.com
Uzun Süreli Mektuplaşmaların Ardından III. Murad'la İttifak Sağlayan I. Elizabeth'in 'Bakire Kraliçe' Olarak Anıldığı Olayın Hikâyesi - onedio.com
Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozgur-dirim-ozkan

Felaketler manşette yazdığı kadarı ile bile bitmiyor. 6 kere Demirel, bir kere de RTE gördü bu kadın!

ancient_guy

İçeriği hazırlayan editör keşke hakkında neden dava açıldığını da yazsaymış. Eski Mezopotamya'da toplumda tapınak fahişelerinin tesettürle gezmesi gibi bir uygulama vardır. Tapınak fahişesi dediğimiz kadın tapınağın ve tanrıların malı olarak görüldüğü için ölümlülerin o kadınla temas kurması ve onu görmesi yasaktır ve bu nedenle tesettür Eski Mezopotamya'da normal kadınlar yerine fahişelere ait bir uygulamadır. Kendisi bu bilgiyi art niyetle topluma açarak bizim toplumumuzdaki tesettürlü kadınları gücendirecek bir harekette bulunmuştur. Ayrıca Sümer mitolojisinde geçen hikayelerin Kutsal Kitap ve Kuran'la benzerliklerini yine bu kitapların safsata olduğunu kanıtlamak üzere kullanmıştır. Bunlar kesinlikle topluma zarar verecek, insanların değerlerini hiçe sayıp onları incitecek hareketler. Biz Sümerolog, Hititolog ve Assurologlar olarak bunların hepsini bildiğimiz halde bu amaçla ne bir yorum yapar ne de bir makale vb. yazı yazarız.

ancient_guy

Ben kendim Ateist bir insanım, bunların hiçbirine zaten inanmam ve tesettürün de kadınların özgürlüğünü kısıtladığını savunurum. Ama yine de insanların değerlerine saldırmaya kimsenin hakkı yok. Hele hele bizim üzerine onlarca yıl eğitim aldığımız konuları sanki uzmanıymış gibi kullanarak bunu yapması daha da kötü. Kendisi düz lisans mezunudur, bırakın Profesör olmayı Yüksek Lisansı bile yoktur. Ama buna rağmen Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ diye televizyonlara çıkar ve kimseye de ben Akademisyen değilim müzeciyim düzeltin bunu demez. Bu içerikte sayılanların on katını sıradan bir Doktora mezunu da yapmıştır bu alanda. Türkiye de çiviyazısı ve çiviyazılı diller üzerine çok yoğun çalışmalar yürüten bir akademi var ve Muazzez hanım o akademinin bir üyesi değil. Bu kadını idolleştirip durmayın lütfen. Gerçek bilim insanlarına hakaret ediyorsunuz.

liz

''Biz Sümerolog, Hititolog ve Assurologlar olarak bunların hepsini bildiğimiz halde bu amaçla ne bir yorum yapar ne de bir makale vb. yazı yazarız'' Tamam bu kadarı yeterli, Ünide mitoloji dersinde gördüğüm Iphigenia tanrılara kurban edilmesin diye gökten inen geyikten sonra bir şeye inanma gereği duymuyorum, okuyup gördüğünüzü mü reddediyorsunuz ve bunu bu kadının da yapmasını bekliyorsunuz, siz bu toplumun cahillerinden daha tehlikeli ve daha kötüsünüz

ancient_guy

Bilimin amacı insanların inançlarını yalanlamak değildir. Her halükarda din denilen şey safsata zaten, bunun üzerinde bilimsel yöntemle bir çalışma yapmanın bir anlamı yok. Ama diğer taraftan din demek kültür demek. İnsanların inandığı ve onların değer kabul ettiği bir unsur demek. Siz buna saldıramazsınız. "Siz bu toplumun cahillerinden daha tehlikeli ve daha kötüsünüz" yorumu bildiğin akademiye, bilime ve bilim insanına hakarettir. Filologların gerçekte yapmakta olduğu işlerden haberiniz olmadığı için bu yorumu yaptığınızı var sayıp mazur görüyorum sizi. Bizim işimiz kaybolan bir uygarlığı her yönüyle tekrar gün yüzüne çıkarıp koruma altına almak. Arkeologlar bunun maddi kültür kısmıyla, Filologlar (Hititolog, Assurolog ve Sümerologlar) da dil, yazı ve bu dil ve yazıyla belgelenmiş tüm yazılı kültür kısmıyla ilgilenir. Amacımız her isteyen bu tarihe ve kültüre ulaşabilsin. Ancak bu bilgileri alıp günümüz toplumuna etki etmeye çalışmak bilim etiğine aykırıdır.

tm-haklisn-krdsm

Merhaba, dediğiniz çok yanlış. Muazzez Hanım Teke Tek programının başında bununla ilgili bir açıklama yapmıştı. Açıklamayı bilmeden, dinlemeden Muazzez Hanım'a laf atmanız, süslü cümlelerde de belirttiğiniz ama özümsemediğiniz hem "etik" hem de bilimin "araştırmacı" yönünü sadece teoride bildiğinizi gösteriyor, zannımca.

ancient_guy

Tamamen fanatiklikten bilmediğiniz konularda yorum yapıp kendinizi utandırıyorsunuz şu an. O sadece teoride biliyorsun dediğiniz şeylere biz bütün hayatımızı veriyoruz ve karşılığında gördüğümüz tek şey böyle medya maymunlarının çıkıp Sümer prensesi diye gezip kendini profesör olarak lanse edip halkı etkilemesi. Sizin o gördüğünüz program sonunda Muazzez hanımın utanıp ya da korkup yaptığı bir düzeltmedir. Öylece Prof. Dr. ünvanıyla çıkıp sahte bilim yapıp Sümerler Türktür safsatalarını sattığı kaç tane program kaç tane röportaj gördüm ben. Eğer bu alanda Türkiye'de yapılan gerçek çalışmaları görmek istiyorsanız yapılan yayınları biraz araştırın ve ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hiç yoktan Yök'ün tez merkezine girip anahtar kelimeler kullanarak yapılan doktora tezlerini inceleyin, o bile yeterli.

tm-haklisn-krdsm

Maalesef Türkiye'de Sümerliler ilgili çok fazla çalışma bulunmuyor, daha 4 saat önce Ulusal Tez Merkezinde araştırma yapıyordum ; ben bilmeden bu 4 saat içinde bir anda Sümerliler ile ilgili yüzlerce tez mi yazıldı? Evet maalesef kendimden utanıyorum, karşımdaki bilgiye kapalı olan kişiyi insan yerine koyup ona düzgünce laf anlatmaya çalışmak yeterince utanç verici. Ama seviniyorum ki birisine hiç yapmadığı bir hareketinden dolayı laf sallamak, ona aşağılayıcı sözler söylemek kadar utanç verici hareketleri sergileyecek boyuta ulaşmadım, buna ulaşmak da zaten özel bir çaba istiyor belli ki. Son olarak bilmediğiniz konular demeniz de ön yargısal ve sitemkar bir giriş olmuş. Karşınızda yurt dışından Türkçe öğrenmiş bir Sümer tarihçisi olup olmadığını nereden bilebilirsiniz ki. Dediğim gibi siteminiz size "maymun" gelen, yaptıkları ve başardıkları ile alkışı hak eden birisinin başarısına gıptayla bakmaktan kaynaklı. Ne demişler : Kedi ulaşamadığı ciğere murdar dermiş.

ancient_guy

Kendimi ifşa edecek değilim ama benim sıradan Yüksek Lisans öğrencisiyken bile Muazzez hanımdan daha fazla başarım vardı, ne gıptayla bakması? Evet batıya oranla çok fazla değil belki ama Türkiye'de Ankara Üniversitesi'nde geçmişte de bugün de Eski Mezopotamya üzerine çalışan son derece değerli hocalar ve değerli çalışmaları mevcut, her geçen gün de yeni çalışmalar ekleniyor. Tez merkezine girip search bar'a Sümer yazıp aramak yeterli değil. madem "Sümer tarihçisisiniz" en azından Türkiye'de çiviyazılı diller üzerine yapılan araştırmaların yayınlandığı akademik dergileri ve bu alanda çalışan isimleri de tanıyor olmanız gerekiyor. Bunları biliyor ve yapılan çalışmaları da takip ediyor olsanız Muazzez hanımın yazdığı çocuk kitaplarını ve Sümerler Türktür saçmalıklarını da bilimden saymamanız gerektiğini bilirdiniz. Bir de üste çıkmak için şahsıma hakarete başlamışsınız ki ben de laf anlatmaya çalışıyorum böyle birine

ancient_guy

Bir de öyle laf atıp üstüne engelleyip kaçmakla da olmaz bu iş. Sümer tarihçisi diye birşey yoktur, Eskiçağ Tarihçisi ve Sümerolog vardır. Sümerolog dediğin Sümer dilini ve edebiyatını inceler, Eskiçağ Tarihçisi de tüm Eskiçağ Tarihi üzerine eğitim alır ve belli bir alan seçip o alanda çalışır. Sümer tarihi diye bir alan da geçerli bir alan değildir. Mezopotamya'da yazının başından beri Sami toplumlardan biri olan Akkadların ve Sümer toplumunun siyasi ve kültürel tarihi bir arada bulunur ve ikisini birbirinden ayırarak inceleyemezsin, dolayısıyla "Sümer Tarihçisi" değil buna "Eski Mezopotamya Tarihçisi" denir ve hiçbir tarihçi kendini Sümer Tarihçisi diye tanımlamaz. Belli ki Muazzez İlmiye Çığ kitaplarından edindiğin yarım yamalak bilgilerden oluşan dağarcığınla gelip burada fanatiklik yapıyorsun. Üstüne gerçekten tarihçi olan birisiyle konuştuğun halde saygısızlık yapman da cabası. İnsan yerine koymuş beni bir de, asıl insan yerine koyulan sensin farkında değilsin.

mehmet-ali-tekin1

Allah uzun ömür versin.

arsenic

Hayata bak dolu, dolu. Müthiş bir kadın. ❤️❤️❤️

kisi

her kesim birilerini seçip onları bilip bilmeden övüyor. sebepleri olup övmeyenlere de demediğini bırakmıyor.

Görüş Bildir