Osmanlı'nın Son Dönemlerini Yaşayan İstanbul'daki Gündelik Hayata Dair 22 İlginç Detay

-

Ekşi Sözlük yazarlarından banyodayken celme takan sabunöğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler başlığı altında paylaştığı Osmanlı hakkında çeşitli kaynaklardan derlediği ilginç bilgilerle o yıllara ışık tutmak istemiş. Biz de onun izniyle bu bilgileri size aktarıyoruz.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/59363596

1. Son 10 yıldır çeşitli yollarla özlem duyulan veya duyurulan Osmanlı'nın 1880-1908 aralığında İstanbul gündelik hayatı nasıldı, çeşitli kaynaklar doğrultusunda inceleyelim.

11 yaşına kadar çocuklar ağırlıklı olarak İlmihal ve Hesap (Temel Matematik) görüyor. Okullarda falaka alışılmış bir ceza. Eğitim öğretimde 'Sarıklı' diye tarif edilen medreseli hocalar hakim.

2. İstanbul halkı askerlikten muaf, tüm gayrimüslim azınlıklar gibi. İstanbul üçe bölünmüş durumda; sur içi, sur dışı ve 'Karşı'.

Atlı Tramvay - Şişhane / Beyoğlu

Karşı, bugünkü Beyoğlu için Müslüman halk arasında kullanılan tabir. Karşı zengin ve Frenk (batılı), sur içi Müslüman, Hristiyan tek tük. Sur dışı ise ekseriyetle Rum ve Ermeni.

3. Sur içinde yani Müslüman mahallelerinde 'şeriat' geçerli. Evine kadın girdiği söylenen bir adamın evi birkaç gece taşlanabilir.

İstanbul'da bir kahvehane - 1870'ler

Çok eşlilik yaygın değil ama var. Gündüzler işte, akşamlar da evdeki yemeğin ardından kahvehanede geçiyor. Kadınlar bu esnada akşam gezmelerine çıkıyor; saat kavramı duyulmamış. Zaman ayarlamaları namaz vaktine göre ayarlanıyor, yatsıdan sonra tek bir yerde ışık yanmıyor.

4. Karşı'da ve sur dışı mahallelerde gece gündüz farksız; ışıklar daima açık ve tabelalar çoğunlukla Fransızca.

1903,  Beyoğlu 

Bazı sokakların Türkçe ismi bile yok. Fes, istambuli gibi Frenk addedilen kıyafetler Karşı'da satılıyor, eğlence hayatı da burada.

5. Sur içinde geçerli şeriat en ufak şekilde Karşı'da veya sur dışı mahallelerde hissedilmiyor; büyükelçilik himayesindeki yabancı uyruklular özgür ve zengin.

Ticaret, borsa işleri onlarda; şalvar, yemeni, çarık işleri Müslümanlarda; balıkçılık ekseriyetle Rumlarda, kuyumculuk ve hekimlik gibi işler gayrimüslimlerde ve aktar & baharat işleri de 'Acem' diye bilinen Azeri Türklerde.

6. Neredeyse tüm taburların komutanı okuma yazma bilmeyen uzun sakallı kabadayılar.

İlginç ama gerçek. Harbiye mezunu subaylar bu kabadayılar sayesinde sindiriliyor. Bu yöntemle orduda padişaha karşı olası bir hareketin önlenmesi hedeflenmiş.

7. Bir Frenk mahallesine veya gayrimüslim evine polisin girdiği ne görülmüş ne de duyulmuş. Kayıtlara göre polise ihbar hiç yok; çünkü polise güven yok.

Polisin mahalle kabadayılarıyla anlaşmış olduğu görülüyor. Sokaklar tenhayken peydah olan bu kabadayılar işe giden Müslümanlardan haraç topluyor. Müslüman halk çözümü kolayca bulmuş; sokağa parasız çıkmak. Fakat kabadayıların cezası da ağır oluyor; sokağa 20 kuruştan az parayla çıkanın boğazı kesiliyor...

8. Devlet dairelerinde padişahın resmi yok. Milli bayram yok. Her sene yapılan 'cülus' kutlaması var bir tek, padişahın tahta çıkış yıl dönümü.

Padişahın yüzünü görmek isteyenler cuma günü Yıldız Sarayı önündeki kalabalığı yarmalı, veya yasaklı Fransız ansiklopedilerinden birini bularak 'Abdulhamid Le Sultan Rouge' (Kızıl Sultan Abdülhamid) sayfasını bulmalı.

9. Basın diye bir şey yok. Hamid, Reşad, ihtilal, demokrasi, meşrutiyet, vatan gibi kelimelerin kullanılması bir gazetenin kapatılmasına yol açacak kadar tehlikeli.

Kemer, karga, burun gibi kelimeler de yasaklı; zira padişahın burnunu anımsatacak kelimeler 'tehlikeli'.

10. Fark edildiyse hiç 'Türk' demedim. Çünkü bu dönemde 'Türk' kelimesi yok gibi bir şey.

Osmanlı, Müslüman, Arnavut, Çerkes, Rum, Ermeni ve Yahudi kimliği var; 'Türk' kelimesi hiçbir yerde geçirilmiyor.

11. Çok ama çok fazla muhbir var. Akşamki kahvehane sohbetlerine tanınmayan biri girdi mi ölüm sessizliği oluşuyor.

Basın özgürlüğü olmadığı için birçok söylenti halk arasında rağbet görüyor.

12. Gayrimüslimlere ve Frenklere ait okullar hariç olmak üzere tüm okullarda namaz zorunlu.

Gitmeyenler falakaya yatırılıyor, günde beş defa namaza zorlanmanın yarattığı psikolojiyle birçok öğrenci abdest almaksızın namaz kılıyor. Dersler bittikten sonra 'padişahım çok yaşa' sloganı atılıyor ve gün sona eriyor.

13. 11 yaşını geçen çocukların eğitim müfredatı okullara göre farklılık gösteriyor. Bir mülkiye rüştiyesinde (ortaokulu) Arapça, Farsça, Fransızca, Hesap, Coğrafya ve Tarih dersleri gösteriliyor.

Coğrafya derslerinde Özerk Bulgaristan Prensliği, İngiliz hakimiyetindeki Kıbrıs ve Mısır hep Osmanlı sınırlarında gösteriliyor; "Adriyatik'ten Basra'ya uzanan Osmanlı" tezi işleniyor. Tarih derslerinde ise zaferler üzerinde duruluyor, öğrenciler yenilgilerin varlığından bile haberdar edilmiyor.

14. Rus Sefirliği (Büyükelçiliği) binasına korku dolu gözlerle bakılıyor.

Birkaç yıl önce başkente kadar gelen bu ülkenin şimdi görkemli bir bina yaptırması, gelecekte burayı işgal ederek bu binayı da valilik yapacağının habercisi...

15. Sarayın yakınından yürümek mutlaka bir nöbetçi askerin azarıyla ve iteklemesiyle neticeleniyor.

Hatta bir keresinde iteklenen yalın ayak bir dilenci çocuk fayton altında kalarak feci biçimde can vermiş.

16. Şehirde modern anlamda hastane yok. Padişahın ilk çocuğu yanarak ölünce sarayın ihtiyacını karşılaması amacıyla Şişli Etfal Hastanesi'nin temeli atılmış.

Hamidiye Etfâl Hastanesi adıyla kurulan hastanenin 5 Haziran 1899'daki açılış töreninden bir görünüm.

Şehirde yetimhane yok, Darülaceze(huzurevi) ise yeni kurulmuş. O yokken çocuksuz yaşlılar ekseriyetle evlerinden mahalle kabadayılarınca atılıyor ve sokaklarda aç susuz ölüme terk ediliyordu.

17. İstanbul'da elektrik yasak. Padişah elektrikten korkuyor, ısrarlara rağmen Alman firmasına izin vermiyor.

İstanbul'da telefon da yasak, Yıldız Sarayı'ndan çıkan emirler ulaklarla Bab-ı Ali'ye ulaştırılıyor. Halk için telgraf ve postahane hizmetleri var.

18. Saat kavramı pek bilinmediği için vapur ve tren seferlerinde birkaç saatlik gecikme alışılmış bir gerçeklik.

Frenk şirketleri ise bu konuda son derece disiplinli; geciken yolcular arasında sadrazam bile olsa beklenilmeden yola çıkılıyor.

19. Harem konusunda Frenkler ve batılı ziyaretçiler yadırgayıcı.

Alman imparatoriçesi zoraki haremi ziyaret ettiriliyor; haremdeki kadınları reçel ve badem şekeri yemekle meşgul şişman kadınlar olarak tarif ediyor.

20. Samatya'dan Tophane'ye ancak yatıya kalma kaydıyla gidilebilir, mesafe oldukça uzak görülüyor.

Kadıköy İskelesi

Ömrünü Kadıköy'e geçmeden tamamlamış çok insan var; orası uzak bir gayrimüslim kasabası.

21. Şehirde köpek sorunu var. Sokaklar aç ve uyuz köpeklerle dolu. Zaman zaman insanların parçalandığına dair söylentiler dolaşıyor.

Gazeteler şiir ve edebi yazılardan, padişahın birine madalya verdiğine dair haberlerden ibaret.

17 Maddede Türklerde Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları - onedio.com
17 Maddede Türklerde Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları - onedio.com

22. Padişah oldukça dindar ve muhafazakâr, ama operaya bayılıyor.

Sık sık sarayına batılı sanatçıları davet ederek çeşitli temsilleri ailesiyle veya sefirlerle(büyükelçiler) izliyor. 'Zat-ı Şahaneleri' diye biliniyor.

Kaynaklar
"Mémoires du chancelier prince de Bülow", Alman Şansölyesi Bernhard Von Bülow.
"Batış Yılları", Falih Rıfkı Atay.
"Babam Sultan Abdülhamid", Ayşe Osmanoğlu.
"Yıldız Hatıraları", Tahsin Paşa.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kirikirik

Amk simdinin demokratik ve modern avrupasinda sokaga siciliyordu. Ya neresinden neyi elestiriyosun yada bilincli veya bilincsiz sekilde asagilayip kotulemeye calisiyorsun. Her donemin eksikligi olabilir ancak... YİKİLİSİNA KADAR OSMANLİ AVRUPANİN HEP OZENDİGİ DEVLETTİ.DİPNOT TURK KULLANİLMAZDİ CUNKU MUSLUMAN TEBAA ZATEN TURKLERDİ. AVRUPADA HALEN AYNİDİR MUSLUMANLAR DEYİNCE HEP TURKLER AKLA GELİR...

harun-yusuf-hard

Beyler, okumadan yorum yapan cahillerden olduğunuz için gelişemiyor bu ülke. Ozamanda gelişmedi sonu oldu Osmanlının. Çünkü okuyup anlamayan, hatta okumadan yorum yapan. Bilgisiz mezun olan bir çok genç dolu etrafda. Editör tamamen haklı. O günah bu haram diye ne elektrik kullanılmış ne teknolojiye ihtiyaç duyulmuş. Frenkler rumlar gayrimüslimler kendilerini bileye bileye bizi cahalet içinde bırakmışlar. Şuan 2016 yılında tamamen Aklını kullanamayan asalak sosyal medya kullanıcıları olarak dolaşmakdayız. Hiç kimsenin hiç kimseye yararı olmayan Agzında küfürü bol kızlarımızın saçma sapan soyunarak büyümeleri erkeklerin boş boş koşturmalarını izliyoruz. Çok sinirliyim şuan

erdi-evren

Zevkle okudum. Bazı gerizekalılarda aklınca editöre laf söylemeye çalışmışlar. Adam Osmanlı'nın Son Dönemi diye koca başlık atmış. Tüm Osmanlı tarihi dememiş... Kabul edin bunlar gerçeklerdi. Osmanlı dökülüyordu. Son zamanlarında sırf ülkenin coğrafi konumu yüzünden dış politikayla ayakta kaldı. Atatürk ülkeyi resmen baştan kurdu. Bunu kabul edin artık. Ama şunu da söylemek lazım ki sadece bunlara yani son dönemlere bakıp tamamen Osmanlı'yı kötülemek yobazlıktır, gerizekalılıktır. Son 100-200 yılına bakıp bir döneminde dünyanın en güçlüsü olmuş bir devlete mirasçısı olan bu ülke çocuklarının bu şekilde bakması cidden çok üzücü. Burda Osmanlı ya laf sokanların eminim %90 ı Tarihi facebook sayfalarından öğrenen cahillerdir.

hangower

Hey masallah bir tane iyi birsey okumadim.Ulan mal olan bile amacini bukadar belli etmez :)

kozolak

hayır ya 1 saniye Siz ne sanıyordunuz?

Başlıklar

BorsaFacebookİngiltereİstanbulMısırkadınlaronedio
Görüş Bildir