Ölüm Yıl Dönümünde Süper Vali Olarak Bilinen Recep Yazıcıoğlu'nu Hafızalara Kazınan Sözleriyle Anıyoruz

241PAYLAŞIM

Bugün halka yakınlığıyla bilinen ve Süper Vali olarak tanınan Recep Yazıcıoğlu'nun 17. ölüm yıl dönümü. Peki Recep Yazıcıoğlu kimdir?

Recep Yazıcıoğlu 2 Haziran 1948, Köprübaşı, Trabzon'da dünyaya geldi.

Tokat, Aydın, Erzincan ve Denizli'de vali olarak görev yaptı. Kişiliği ve görev yaptığı bölgelerde halka olan yakınlığıyla, fikirleriyle ve enerjisiyle alışılmışın dışında bir valiydi. Onu 'süper vali' olarak tanımlıyorlardı. 

2 Eylül 2003'te Eskişehir-Ankara Yolu üzerindeki Temelli Mahallesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucunda olaydan 2 gün sonra bitkisel hayata girerek 8 Eylül 2003 tarihinde hayatını kaybetti. Bugünün, ölümünün 17.senesinde onu tarihe damga vuran sözleri ile anıyoruz.

Türkiye'de genel müdürlükler kendi kozasını örmüş devlet içinde birer dükalıktır. Bunların bir bayrakları eksik. Bunlara bir de bayrak verilirse dükalık oldukları açıkça görülecektir. Fakat, Allah'tan kanunlar engel olduğundan bunu yapamıyorlar.

Bizim yetişme tarzımızda, eğitim sistemimizde yasakçı bir anlayışı var. Tartışma, sorgulama, araştırma ve eleştiri yok. Ezilmiş, bozulmuş, yasaklanmış, kalıplara sokulmuş, siyah beyaz dediğimiz mutlak doğrularla yatıp kalkan bir kültür, eğitim sistemimiz var. Biz halk olarak mutlak doğrulara teslim olmuşuz. Halbuki ne sosyal alanda, ne teknik alanda mutlak doğru yoktur.

Bu iş devletin işi. Biz hizmet makamıyız, naz makamı değil.

İnsanlar devlet kademelerinde nasıl yükselir diye sorulursa, ya hak ederek, ya sürünerek ya da yaltaklanarak yükselirler. Bu gibi pek çok yöntem vardır. Ben hak ederek geldiğime inanıyorum.

Bizim toplum söyleniyor ama söylemiyor.

Devlet kademesinde yükselmenin üç yolu olduğunu vurgulayarak, Valilik abartılmamalı. Her görev önemlidir. Önemli olan geldiğin konumun yükseklik derecesi değil, yaptığın iş ne olursa olsun onun en iyisini yapmaktır. Ben de işimi yapmaya çalışıyorum.

Kim 'kutsal devlet' diyorsa, kutsal değerlere küfrediyordur. Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç-beş kişinin bir araya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal?

Atçalı Kel Mahmut 1826'da hademe olarak çalıştığı valiliği basar ve kendini vali ilan eder. Buna ilk demokrasi girişimi deniliyor. İşte ilk demokrasi girişimi böyle olursa, bugünün demokrasisi de böyle olur.

Kendi çıkarlarını korumak isteyenler önce "Sistem elden gidiyor, rejim tehlikede!" derler.

Sistem ya da rejim halkı içine çekerek güçlendirilir. Askerdeki Kürt çavuşlara bir bakın bakalım nasıl da çakı gibi askerlik yapıyorlar. Doğu halkı sistemin içine çekilip sorumluluk verilseydi bugün doğu sorunu olmazdı.

Ben öyle aman aman şeyler söylemiyorum. Söylediklerim 5 yıllık kalkınma planlarında yazan, hükûmet programlarında yer alan, Meclis'ten geçmiş ama hayata geçememiş konular. Karnımdan değil yürekten konuşuyorum.

Herkes sisteme teslim, yeniden yapılanma için eylem yok. Halkın talebi yok. Halkımız duyarsız, ilgisiz. Çarkıfelek'e, Sibel Can'a gösterdiği ilgiyi değişime göstermiyor. Siyasi iktidar bindiği dalı neden kessin? Duyarsız yığınlar kendi varlığının farkına varmadı, çünkü örgütlenemedi. Bana sorarsanız millet sınıfta kaldı. Halkımız korkuyor çünkü ana dayağı, baba dayağı, polis dayağı, asker dayağı ile halkımızı korkutuyoruz. Bu kadar dayaktan sonra duyarsız oluyor. O kadar ki; kendisine zararlı olan yiyecek ve içecekleri söylüyoruz adam anlamıyor. Beyaz ekmek yeme, beyaz ekmek demek nişasta demek, tansiyon, kolesterol demektir diye anlatıyoruz, adam yine gidip beyaz ekmek alıyor. Boyalı içecek içme diyoruz, tabii içecek, ayran iç diyoruz adam anlamıyor. İçki, sigara tüketimi ve kumar oynamada dünyada dördüncüsüyüz. Bu muazzam halktan ne beklenir!

Gidemediğimiz yer bizim değildir.

Bizler hiçbir şeyden şüphe duymuyoruz. Üretici olamıyoruz. Bizler sadece bekliyoruz. Vali tebdili kıyafet giysin Denizli'yi kurtarsın. Başbakan Türkiye'yi kurtarsın. Böyle bir şey yok. Kurtarıcı halktır. Halkın örgütlü gücüdür, halkın katılımıdır. Problemler bu şekilde çözülür. Ama biz hep kurtarıcı, kurtar bizi ana, kurtar bizi baba gibi yetişme tarzımızdan kaynaklanan beleşçi bir yaklaşım içindeyiz. Bu nedenle bizden dinamik bir yapı, dinamik, özgür, üretken beyinler çıkmıyor.

'Devlet Adamı Nedir, Nasıl Olunur?' Sorusunun Kanlı Canlı Örneği Olan ve Hayat Sırlarıyla Vali Filmine İlham Veren Recep Yazıcıoğlu - onedio.com
'Devlet Adamı Nedir, Nasıl Olunur?' Sorusunun Kanlı Canlı Örneği Olan ve Hayat Sırlarıyla Vali Filmine İlham Veren Recep Yazıcıoğlu - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
akatsuki1971

ADAMI NİYE ÖLDÜRDÜKLERİ BELLİ OLDU

sakinsakin

Şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti, Nurlar içinde uyusun... Düşünce yapısını yansıtan sözlerini okuduktan sonra, Valimizin kaza değilde suikaste uğradığı kesin değil mi? Milletini ve ülkesini bu kadar düşünen bir Bürokratı harcamayıpta iç işleri bakanı mı yapsalardı?!! Ülkeyi NATO’ya soktuklarından beri vatan sever insanları her dönemde bir şekilde yok ettiler!

baver-asana

süper vali felan değil olması gereken VATANSEVER VALİ

halil-degerli

Erdal Beşikçioğlu ' 'nun oynadığı "VALİ" filmini izleyin..... ...... 👏👏👏👍👍👍

erci-e

adam gibi adamdı. Bir bu, bir de Nihat Kahveci! Devlet adamı dediğin böyle olmalı, şimdi ara ki bulasın. Mekanı cennet olsun!

tc-yusuf-dogan

Adnan Kahveci (20 Şubat 1949, Köprübaşı, Trabzon - 5 Şubat 1993; Gerede, Bolu), Türk bürokrat, milletvekili ve bakan. 12 Eylül 1980 Darbesi sonrası Turgut Özal'ın yakın çevresinde geniş bir kamuoyunun takdirini kazanan Adnan Kahveci, 1983'te Anavatan Partisinin kurucuları arasında da yer almıştı. Adnan Kahveci, 1993 yılında kendi kullandığı arabayla meydana gelen trafik kazasında eşi ve kızıyla birlikte hayatını kaybetti.

tc-yusuf-dogan

Nihat Kahveci Futbolcu Olan

eyup-sezer1

Adnan Kahveci

Görüş Bildir