Küçük Mutlu Ağaçların Dünyaca Ünlü Ressamı Bob Ross’un Herkes Tarafından Bilinmeyen Hikayesi

-

"Hata diye bir şey yoktur. Sadece küçük mutlu kazalar vardır… Biz sadece mutlu resimler yapmak istiyoruz. Eğer siz üzücü şeyler görmek istiyorsanız, haberleri seyredebilirsiniz. Burada her şey mümkün. Burası sizin küçük evreniniz..."

Bu kıvırcık saçlı, her daim neşeli ve mutlu küçük ağaçlar çizmekten sonsuz keyif alan adamın hayatımıza girmesiyle birlikte; hepimiz alizarin kırmızısı, van dyck kahvesi, ultramarin mavisi ve titanyum beyazının ne olduğunu, yalnız çalıların etrafına mutlaka sevimli kuşlar eklemek gerektiğini ve küçük bir dağ kulübesinin mutlu mutlu tüten bir bacaya ihtiyaç duyduğunu öğrendik. TRT 2'nin hayatımıza en büyük armağanı, hepimizin "Bob Amca"sı Bob Ross'un hayatının bilinmeyen yönlerine gelin, hep birlikte göz atalım...

Yediden yetmişe, herkese "Resim Sevinci" aşılayan Bob Ross'un daha ilk gençlik yıllarından itibaren sanata merak saldığı aşikar...

Marangoz olan babasının atölyesinde vakit geçirmekten son derece keyif alan Bob Ross, lisedeyken okulu bırakıp babasına çıraklık yapmaya başladı. Ancak atölyede yaşadığı bir kaza sonucu sol işaret parmağının ucunu kaybetti. Eğer dikkat ettiyseniz, yıllarca paletini parmağını saklayacak şekilde tuttuğunu fark etmişsinizdir...

Ross, 18 yaşındayken Hava Kuvvetleri'ne katıldı ve burada tıbbi kayıt teknisyeni olarak çalışmaya başladı. Ross'un 20 yıl boyunca sürdüreceği bir işi olmuştu sonunda.

Hava Kuvvetleri'nde Ross'un zamanının çoğu Fairbanks, Alaska yakınlarındaki Eielson Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki klinikte geçti. Çalışkandı ve mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışıyordu ama yaptığı iş kendi doğasına aykırıydı. Sürekli bağıran ve emirler yağdıran biri olamıyordu ve kendi kendine "Eğer bir gün ordudan ayrılırsam bir daha asla bağırmayacağım." diye yemin etmişti.

Ross, fazladan para kazanabilmek için boş zamanlarında resim yapmaya başlamıştı ve resmetmek için karla kaplı arazilere, bozulmamış ormanlara ve muhteşem bir doğaya sahip Fairbanks'ten daha iyisini bulamazdı doğrusu...

Bu manzara, Florida'ya döndükten sonra bile Ross'a ilham kaynağı olmaya devam etti. Kendi kendine boyamayı öğrenirken bir yandan da 30 dakikalık molalarında resimlerini bitirmeye çalışıyordu. Sonunda ona kendi tarzını nasıl yaratacağını öğretecek bir öğretmen buldu. Öğretmeni, William Alexander adlı eski bir Alman askeriydi; II. Dünya Savaşı sonunda Amerika'ya yerleşmiş ve burada yaşamak için resim yapmaya başlamıştı. Tekniği, boyanın kurumasını beklemeden birbiri üzerine boyamakla ilgiliydi ve bu teknik Bob Ross gibi yoğun bir adam için en idealiydi.

William Alexander'ın favori öğrencisi olmak ve verdiği resim dersleri ona pek fazla para kazandırmıyordu. Faturaları zar zor ödüyordu ve paraya ihtiyacı vardı. Meşhur saçları bile Ross'un para sorununa karşı bulduğu bir çözümdü.

Ross'un iş ortağı ve yakın arkadaşı Annette Kowalski bir röportaj sırasında, Ross'un ünü kendinden önce giden saçlarının sırf berber masrafından kurtulmak için bu halde olduğunu söylemişti. Ross aslında saçlarının bu halinden hoşlanmıyordu ama bir yerden sonra kıvırcık saçları imajının bir parçası olmuştu. Bu yüzden Ross, saçlarını hiç kestirmedi.

William Alexander'ı görmeye giden Annette Kowalski, karşısında Bob Ross'u buldu. Kowalski, ilk başta hayal kırıklığına uğrasa da farkında olmadan uzun yıllar birlikte çalışacağı kişiyle karşılaşmıştı.

Kowalski, bir trafik kazasında çocuğunu kaybetmişti ve ruh hali pek de parlak sayılmazdı. Ross'un resim yaparken sakin ve yatıştırıcı bir ses tonuyla konuşması, onu çok rahatlatmıştı. Bu durum yeni bir ortaklığın da başlangıcı oldu. Ross artık popüler kültürün en önemli simgelerinden biri haline gelecekti.

İlk kez 1983'te PBS kanalında yayımlanan "Resim Sevinci"nde Bob Ross, resim çizmek isteyen herkese nasıl resim çizileceğini öğreteceğinin sözünü verdi. Eh, bu sözü tuttu sayılır...

Böyle bir cümle kurması tesadüf eseri değildi tabii... Kowalski'ye göre Ross geceleri uyumayıp sürekli pratik yapıyordu ve şovunda kullanacağı şeyleri tekrar tekrar uygulamaya çalışıyordu. Ross, mükemmeliyetçi biriydi ve hem şovunu hem de işini en doğru şekilde yönetiyordu. Hiç bağırmayacağına dair verdiği sözü de yerine getirdi ve sesini hiç yükseltmedi. Ancak askerlikten kalma detaycılığını işinde uygulamaya devam etti, bu sayede şovunu gölgeleyecek herhangi bir şeye izin vermedi.

Ross'un gösterisini özel kılan şeylerden biri, sakin tavrının yanı sıra şovunu bir resim sınıfına dönüştürmesiydi. Ross özünde bir öğretmendi ve gösterisinin amacı, diğer insanları resim yapmayı öğrenmeye teşvik etmekti.

Ross, bu yüzden her zaman aynı renk tonlarını ve fırçaları kullandı ve boyamaya meraklı olanların çok az masrafla bu işi öğrenmeye başlamalarını sağladı. Ona göre, özel aletler yerine sıradan boya fırçaları ve ev aletlerini tercih ederse onunla birlikte boyamak isteyenler her an resim yapmaya hazır olabilirdi.

Şovda yaptığı her resim, hemen hemen aynı olan üç kopyadan biriydi. Ross, şov sırasında her ne kadar doğaçlama çizim yapıyor gibi görünse de aslında bir tane şovdan önce, bir tane şov sırasında ve bir tane de resim kitabında yer alması için fotoğraflanacak olan üç farklı versiyon hazırlıyordu.

Ünlü ressam, bir yandan programa devam ederken bir yandan da ders veriyordu. Ross'un öğrencileri, ilerleyen dönemlerde onun gibi ders vermeye başladı ve Ross da zaman zaman bu derslere konuk olarak katıldı. Öğrencileri, Ross'un sadece tekniğini değil sakin mizacını da öğrenmişti ve verdikleri derslerde onun tarzını kullanıyorlardı.

Şovunun diğer ülkelerde yayımlanmaya başlaması ve öğrencilerinin onun izinden gitmesi ile birlikte Ross'un dünyanın her yerinde milyonlarca hayranı oldu.

Elde ettiği bu başarı, Ross'un yaşam tarzını değiştirmedi ve karısıyla birlikte sessiz sakin bir yaşam sürmeye devam etti. 1994 ilkbaharında beklenmedik bir gelişme yaşandı ve Ross'a geç evre lenfoma tanısı konuldu. Tedavi süreci, artık uzun çalışma saatlerine izin vermiyordu ve Ross, 15 Mayıs'ta ekrana gelen son bölümün ardından şovunu bitirdi. Bir yıl sonra ise hayata gözlerini yumdu.

Bob Ross, aradan yıllar geçse bile hala en keyifli anılarımızın unutulmayan kahramanlarından biri...

Hangimiz elimize fırça alıp onunla birlikte resim yapmaya çalışmadık ki! E hadi o zaman, bir kere daha...

"Belki şurada küçük mutlu bir ağaç vardır."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
carleone

Eski TRT

benim-ben..ask..

Şuraya, ardında mutlu insanlar bırakmış birini çizelim ve hep orada kalsın..

ercan-gundogdu

http://www.twoinchbrush.com/all-paintings işte o videoların tamamı . hatta resimde hangi renklerin kullanıldığıda yazıyor .

begumdebegum

harika bir şey paylaşmışsınız. teşekkürler!

mparlak15

tesekkürlerr

waltor

Hipnotize olmuş gibi izlerdim adamı , ses tonu çok rahatlatıcıydı .

alp_er

üzgünüm ama söylemeliyim. o ses adamın ses tonu değildi.

waltor

Türkçe dublaj olanından bahsetmedim ?

yesim-yesim

Şuraya da mutsuzcuktan mutluymuş gibi yapan birilerini çizelim, belki biraz renk onlara da iyi gelir...

Başlıklar

ÖğretmenTRTTercihVan
Görüş Bildir