Hem Kitap Kurdu Hem Bir Gezgin! Hepimize İlham Kaynağı Olacak Hikâyesiyle İlkokul Mezunu Çoban Afife Teyze

-

İlkokul mezunu olmasına rağmen okuma aşkıyla yanıp tutuşan, dünyayı gezme tutkusuyla kendisine hayran bırakan Afife Küçükbenli’nin ilham veren hikâyesini anlatacağız bugün sizlere! Hepimize örnek olması dileğiyle...

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=H5bNjVDs...

Kalabalık bir aile, mutlu bir çocukluk, köyde geçen doğal bir hayat ve her şeyden önce pozitif bir yaşam öyküsü… Tırnaklarıyla kazıyarak kurduğu kendi çiftliğinde hem çobanlık yapan hem de bol bol kitap okuyan 62 yaşındaki Afife Teyze’yle tanışın!

Yahyalı’da dünyaya gelen ve başarılı bir öğrenci olan Afife Küçükbenli’nin öğretmen olma hayali annesi tarafından engellendi.

İlkokulu bitirdikten sonra babası ortaokula yazdırdı ancak annesi evdeki diğer dört çocuk, işler güçler derken kaydını sildirdi ve okumasına izin vermedi. Okula giden çocukları gördüğünde her defasında çok üzülen Afife Teyze’nin tek hayali öğretmen olmaktı ama fırsat bulamadı. Hem kardeşlerine bakmak zorundaydı hem de evdeki işler beklemezdi.

Komşusu olan eşiyle uzun yıllar bakıştılar ancak yine anne engeline takıldı: Okulu bitirdikten sonra astsubay olan Ahmet Küçükbenli’ye annesi vermedi Afife Teyze’yi…

Yaşı küçük olduğu ve evde yapılması gereken çok fazla iş bulunduğu için annesi vermeyince uzun yıllar beklediler ve sonunda 1977 yılında muratlarına ererek dünyaevine girdiler. 

41 yıldır evli olan çifte biz de 41 kere maşallah diyor, uzun ömürler diliyoruz!

“Üç çocuğumla tekrar tekrar ilkokulu okudum, onlara okumayı sevdirdim ve dürüstlüğü öğrettim.”

Evini kuran, üç çocuk doğuran ve zorunlu ihtiyaçlar dışında tüm maddi kaynaklarını çocuklarına aktararak onları okutan Afife Küçükbenli çocuklarıyla birlikte tekrar tekrar ilkokul günlerine gittiğini anlattı. Gurur duyduğu çocuklarıyla mutlu oldu, her şeyi onlar için yaptı: Tek isteği okumalarıydı.

Eline geçen her şeyi okumaya başlayan Afife Teyze özellikle gençlik yıllarında köy şartlarında kolay kolay kitaplara ulaşamadı, büyük şehire taşınana kadar ne varsa okudu.

Aşk-ı Memnu ve Çalıkuşu’nun favori kitapları olduğunu anlatırken Sabahattin Ali’ye olan sevgisinden de bahsediyor. Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna kitaplarından çok etkilendiğini aktarırken zamanla değişen zevklerini de gözleri parlayarak iletiyor.

Sefiller, Suç ve Ceza, Afrikalı Leo, Veba…

Büyük şehire taşınmasıyla birlikte kitaplara daha rahat ulaşmaya başlayan Afife Teyze’nin zevkleri zamanla değişti, gelişti elbette. Yeğeninin evlendiği Rus asıllı gelinleri sayesinde Rus edebiyatının ölümsüz isimleriyle tanıştı, Suç ve Ceza’yı bir solukta okudu. Amin Maalouf’un Afrikalı Leo’su, Albert Camus’nun Veba’sı, Jack London’ın Martin Eden’i… Tekrar tekrar okuduğu klasik eserlerle birlikte içinde o kitapları gezme tutkusu oluştu. Sefiller’i okuduktan sonra gittiği Paris’te Bastille Meydanı’nı heyecanla gezdi.

“En büyük sıkıntım kitapları tartışacak birilerinin olmaması…”

Afife Teyze’ye en çok çocukları kitap alıyor ama onlar da uzakta yaşıyorlar. Kitapları okuduktan sonra tartışacak birilerinin olmaması onu çok üzse de telefona sarılıyor ve çocuklarını arıyor. Okuma sevgisi aşıladığı çocuklarıyla kitapları tartışıyor, gittiği konferansları ve panelleri anlatıyor. Oturmayı hiç düşünmediğinin altını ısrarla çiziyor: “Kitap okuyarak, konferanslara giderek çocuklarıma ‘Bakın ben de bir şeyler öğreniyorum’u gösterdim. Gurur duyuyorum.”

Yıllar sonra doğduğu yere döndü ve emekli olan eşi istemese de bir arazi satın alarak çiftlik kurdu.

Afife Teyze eşi emekli olduktan sonra Yahyalı’ya dönmeyi istedi. Eşi pek yanaşmasa da ikna etti ve kızının kaplıca tatili için yolladığı parayı sermaye yaparak bir arazi satın aldı. 15 yıl önce aldıkları arazide ahır, ev, inek evleri, kümesler inşa ettiler; 3,5 yıl boyunca elektriksiz yaşadılar, su gelsin diye beklediler ama hiçbir zaman vazgeçmediler. 10 koyun ve 3 keçiyle çıktıkları yola 300 koyun, 25 keçi, bir sürü inek, tavuk, kedi, köpekle devam ettiler.

“Kendimi çok güçlü hissediyorum.”

İşler çoğaldığında yardımcı tuttuklarını söyleyen Afife Küçükbenli, çiftliğe yerleşmeden önce obezite, tansiyon, kolesterol ve şekerle baş etmeye çalıştığını anlatıyor: “Çocuklar büyüdü, rahatladık. Otura otura kilo aldım. Şeker, tansiyon, kilo derken çok uğraştım. Buraya gelince hareket ettim, zayıfladım. Şeker ilaçları fazla gelmeye başladı, tansiyon hapını bıraktım. 8-9 yıldır hiç sıkıntım yok. 110 kilodan 67’ye indim. Sabah ezanından önce kalkarım, çok geç yatmam. Ezandan önce 1 yumurta, 1 çay bardağı da pekmez… 30 yaşında hissediyorum.”

Dünyayı gezme tutkusuna da 10 yıl önce yön verdi ve ilk olarak kızının yaşadığı İtalya’dan başladı. Sanat merakı doğa aşkıyla birleşince Fransa, Almanya ve İsviçre’ye gitti.

Kızının İtalya’da okuduğu sırada çiftliğe misafir olan arkadaşlarının isimlerini kuzulara, tekelere verdi Afife Teyze. Ardından bir gelenek başladı ve yeni doğan hayvanlara Marisita, Vita, Giovanni, Guiseppe isimlerini verdi. Oğlunun Uzakdoğulu, arkadaşının Alman arkadaşı derken Afife Teyze’nin dünya vatandaşı olduğu da kanıtlandı.

“Türkiye’de beni en çok rahatsız eden şey çevreye duyarsızlığımız…”

Sanat eserlerinin yanı sıra yurt dışında en çok doğaya ve çevreye olan saygıya özeniyor Afife Teyze. Kendi eserlerini korudukları kadar doğal güzelliklerine de sahip çıktıklarını anlatıyor ve ekliyor: “Türkiye’de beni en çok rahatsız eden şey çevreye duyarsızlığımız. Kimyasal atıklar, çöpler… Geçen baharda belediyeyi çağırdım, bir traktör ambalaj atığı toplayarak verdim. ‘Ambalaj atıkları çöp değildir’ sloganı beni çok etkiledi. Bunu anlamamız gerekir. Bu ülke bizim.”

“Kahvehaneler tıklım tıklım insan dolu. İnsanlar fidan dikse, biz de yeşeririz.”

Araziyi satın aldığında tek bir çalı bile olmadığını anlatan Afife Teyze dünyaya, ülkemizin güzelliklerine sahip çıkmamız gerektiğinin altını ısrarla çiziyor. En büyük projesinin de bu olduğunu ekleyerek yaşadıkları sıkıntıları aktarıyor: “Tankerle meraya su taşıyoruz, yüzyılların kuyuları çekildi. İklim tamam, kabul ediyorum ama acaba biz mi yaptık, iklimi biz mi değiştirdik? İklim ne yapsın bu kadar hor kullanmaya? Bu dünya bizim, bilincine ermeliyiz. Kahveler insan dolu tıklım tıklım. İnsanlar fidan dikse, biz de yeşeririz.”

Öğretmen olma hayaline kavuşamasa da kendini geliştirmekten vazgeçmeyen, çocuklarıyla birlikte yeniden büyüyen ve emeğiyle bambaşka bir hayat kurulabileceğini gösteren Afife Teyze'yi ayakta alkışlıyoruz! 👏

Çok yaşa!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
lee-mou

Ne kadar hoş. Kadın tartışacak kimse yok demiş ama sadece kendisinin insanlarda yarattığı düşünce alanından haberi olsa keşke. Yalnız kalmanın hikayesi değil de yücelmiş bir yalnızlığın hikayesidir kendisi.

kalpsizleo

YAŞIYORSUN AMA HAYATI TARTIŞACAK İNSAN YOK..

ahmet.burma.9

Bence bizim en büyük önceliğimiz ve en büyük değerimiz bu topraklarda yaşayan temiz Anadolu kadınıdır. Onlara olan güvenim asla tükenmeyecek. Bravo.

sila-guzel2

Ya sen nasıl muhteşem bir şeysin teyzem. Konum at geleyim! Senin kadar bilgili olamam ama bir şekilde bir iki kitabı konuşuruz. 🖤💕

lunakimou

Yaaa bu zamana kadar gördüğüm en güzel içerik... Okurken gözlerimden kalpler fışkırdı resmen... Keşke, keşke ve keşke tüm teyzeler, amcalar, anneler, babalar böyle olsa dünya çiçek olur çiçek...

Başlıklar

AlmanyaAşk-ı MemnuFransaİsviçreİtalyaKitapÖğretmenanneçaygezginpekmezşekeryumurta
Görüş Bildir