Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hakikat Kontrolü: 7 Maddede Sosyal Güvenlik Sistemini Kim Batırdı?

 > -

Başbakan Ahmet Davutoğlu 10 Aralık 2014 tarihinde TBMM'de yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na hitaben "SSK'ya geldiğinizde az da olsa kurum kar ediyordu. 8 yıl kaldınız 1 katrilyondan fazla SSK zarar yaptı" dedi. Gerçekten SSK ve Sosyal Güvenlik Sistemini Kılıçdaroğlu mu batırdı, ne oldu, hakikat kontrolünden geçmeli.

1. Sosyal Güvenlik Sistemi Açıkları

Kemal Kılıçdaroğlu 1992 - 1999 yılları arasında 7 yıl süreyle SSK Genel Müdürlüğü görevini yaptı. 7 yıllık bu dönemde Sosyal Güvenlik Sistemi toplam 2 milyar 19 milyon TL açık verdi. 1999 - 2002 yılları arasında sistemin açıkları 14 milyar 854 milyona ulaşırken, 2003 - 2012 yılları arasında sistem toplam 205 milyar 979 milyon TL açık verdi. Yani iddia edildiği gibi Sosyal Güvenlik Sistemi Kemal Kılıçdaroğlu'nun kötü yönetimi sebebiyle açık veriyorsa, mevcut iktidar döneminde açıkların 100 kat artmış olması mevcut yönetimin de Kılıçdaroğlu'na göre 100 kat daha kötü yönettiği anlamına geliyor.

(Kaynak: SGK İstatistik Yıllığı 2012 ve 'Kılıçdaroğlu SSK'yı batağa mı sapladı?')

2. Sosyal Güvenlik Sistemi Nasıl Çalışır?

Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi çok basit olarak şu şekilde işler. Çalışan bir insan çalıştığı müddet içerisinde SSK'ya veya bağlı bulunduğu bir kuruma belirli oranda bir prim öder. Belirli bir sene çalışan insan "emekli" olarak "emekli aylığı" alma hakkını kazanır.  Kurum bu şahıslardan elde ettiği gelirlerle emekli olan kişilere ve diğer yükümlü olduğu kişilere karşı maddi yükümlülüğünü yerine getirir. Yani A şahsı X yıl boyunca çalışarak SSK'ya prim öder, SSK da emekli olan B şahsına onun parasıyla ödeme yapar. A şahsı emekli olduğu zaman da bu sefer başka çalışanlardan elde edilen gelirler kendisine ödenir böylelikle sistem kendi kendisini finanse eder. Eğer sistemde yeterli çalışan sayısı yoksa veya emeklilere ödenmesi gereken borçlar, çalışan şahıslardan alınan gelirlerden fazlaysa sistem açık verir.

3. Sistem Nasıl Açık Vermeye Başladı?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın kurucuları arasında olduğu SETA tarafından yayınlanan "Türkiye'de Sosyal Güvenlik Sistemi: Mevcut Durum, Sorunlar ve Öneriler" raporu sistemin nasıl açık verdiğini şu şekilde anlatmaktadır:

"Modern anlamda ülkemiz sosyal güvenlik sisteminin başlangıcını 1945 olarak kabul edersek, sistemin 65 yıllık bir geçmişi söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla, nispeten genç ve yeni sayılan bu sistemin sorunlarının da yüzeysel ve geçici, esasa ilişkin olmayan türden olması beklenirdi. Özellikle Emekli Sandığı için 1950-1970, SSK için 1965- 1980 ve Bağ-Kur için de 1971-1980 döneminde sisteme yapılan prim ödemeleri ile sistemin giderleri arasında sistem gelirleri lehine sürecin işlemesi nedeniyle sistemin en azından finansman sorunları ile kısa sürede karşılaşmaması gerekirdi. Çünkü bu dönemde emekli olanların sayısı az, dolayısıyla giderleri çok küçük bir yekûn tutuyordu.  1950 yılında prim ödeyenler 200 bin kişi, emekli sayısı ise sadece 9 bin kişi görünmektedir. 1975 yılında toplam prim ödeyenler 3.732 bin kişi olup aylık alanların sayısı 635 bin kişi olmuştur. 2005 yılında 11.472 bin prim ödeyenler ve 7.504 bin aylık alanlar vardır. Aylık alanların sayısındaki hızlı artış sonucu sistem 1990’lı yıllarda ciddi finansman açığı ile karşı karşıya kalmıştır."

4. Sosyal Güvenlik Sistemi Açıklarının Artmasının En Önemli Sebebi: 1991 Değişiklikleri

1990'lı yıllarda Başbakan olan Turgut Özal Emeklilik için kadınlarda 55, erkeklerde 60 yaş şartını getirmişti. Bu değişikliklere sendikalar ve çalışanlar "mezarda emekli olmak istemiyoruz" diyerek karşı çıktılar. DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel de 1991 genel seçimlerinde bu yasaya olan tepki sebebiyle, seçildiği zaman "mezarda emeklilik adıyla bilinen" yasayı kaldıracağını vaad etti. Seçimi kazandıktan sonra da yasayı değiştirerek "5 bin işgücünü tamamlayan herkes emekli olabilir" diyen yasayı çıkardı. O dönem Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal'ın bu yasayı 2 defa veto etmesine rağmen yasal değişiklikler yapılarak yürürlüğe girdi. 

Bu yasal değişiklikler sebebiyle 5 bin günü dolduranlar emekli olmaya ve Sosyal Güvenlik Sisteminden aylık almaya başladılar. Buna karşın Sosyal Güvenlik Sistemine  aktif olarak katılanların sayısı aynı oranda artmadığı için SSK'nın gelirleri azaldı ancak giderleri arttı. 1992 yılından itibaren Sosyal Güvenlik Sisteminin açık vermesinin en önemli sebebi Demirel Hükümeti tarafından yapılan bu değişiklikti.

5. SGK Açıklarından Kim Sorumlu?

SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmeden önce Türkiye'de Sosyal Güvenlik Sistemi bu üç kurum tarafından yürütülmekteydi. Bu kurumların en kapsayıcı olanı ise SSK'ydı. SSK Genel Müdürlüğü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlıdır. SSK Genel Müdürleri, kanun ve yasal mevzuat çerçevesinde hareket ederek kurumun idaresinden sorumludur. Kurumun işleyişinden birincil derecede siyasi sorumlu olan Bakanlık, ondan sonra da yürütme organının başı olan Başbakanlıktır. Yani herhangi bir SSK Genel Müdürü veya SGK Başkanı'nın kurumu iflas ettirme gibi bir hareket alanı yoktur. İlgili yasal mevzuatı yapacak olan yasama organı, kurumun bu yasal mevzuat çerçevesinde hareket etmesinden mesul olan da hükümettir. Dolayısıyla ne 1992 - 1999 yılları arasındaki açıklardan dönemin SSK Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu, ne de 2003 - 2014 arasındaki açıklardan dönemin kurum Başkanları sorumlu değildir. Sorumlu olan seçilmiş iktidardır.

6. Sosyal Güvenlik Sistemi Açığı "Zarar" Anlamına Gelir mi?

Normalde zarar bir kuruluşun yükümlülüklerinin gelirlerinden fazla olması anlamına gelir. Buna karşın kamu kurumları kar amacı gütmezler. Onlar kamu tarafından finanse edilen bütçeleriyle halka belirli bir hizmet verirler. Burada zarar ancak yasal mevzuata aykırı hareketlerle ödenek harcanmasıyla ortaya çıkabilir.

Bu açıdan sosyal güvenlik sistemi "zarar" edemez. Çünkü zarar denilen giderler esasında emekli olarak aylık alma hakkı kazanmış veya sağlık hizmetlerinin görülmesi hakkına sahip kişilere yapılan ödemelerdir. Devlet burada bir kişiye hakkını vermektedir. Bu kişiler de yıllarca prim ödeyerek hak ettikleri bu paralarla kendi geçimlerini sağlamaktadır. Dolayısıyla sosyal güvenlik sisteminin zarar etmesinden bahsedilemez, sosyal güvenlik sisteminin kamuya fazla maliyet yüklediğinden bahsedilebilir ki bu durumda ilgili yasal mevzuatı yaparak bu maliyeti aşağı çekecek önlemleri almak da hükümetlerin sorumluluğudur.

7. Sonuç: SSK'yı Kemal Kılıçdaroğlu Batırdı İddiası Gerçek Değildir.

Yukarıdaki grafikte görüldüğü gibi 1950 yılında sosyal güvenlik sisteminden yararlanan toplam nüfusun oranı yüzde 3,9 iken bu oran 1970 yılında yüzde 26,7'e çıkmış, 1980'lerde yüzde 46,9'a ulaşmış, 1990'da yüzde 67,2 iken 5 yıl sonra 12 puanlık bir artışla yüzde 79,4 oranına gelmiştir. 2000 yılı başında sigortalı kapsamının yüzde 82,2 olmasından da görüleceği gibi yapılan düzenlemelerin de etkisiyle sosyal sigorta sisteminin kapsamı gittikçe artmış, yani sosyal güvenlik sistemi daha fazla yükümlüye bakmak için daha fazla gider yapmak zorunda kalmış bu da açıkları arttırmıştır. Sorun bir kişinin "yöneticilik" sorunu değil, yapısaldır ve bu sorunu düzeltmesi gerekenler de iktidarlardır. Nitekim sorunun bir kişiye bağlı olmadığı 2002 yılından itibaren artık sosyal güvenlik sistemi açıkları ile de gözükmektedir. Bütün bu veriler ışığında söylemek lazım:  SSK'yı Kemal Kılıçdaroğlu batırdı iddiası hiçbir gerçeklik taşımamaktadır!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
teneke

son yıllarda açığın artmasının tek nedeni devletin bu fondan harcama yapmasıdır.

benmutlu

Ssk'nın "makul" miktarda açık vermesi vatandaşın yararındır. Devlet kurumu kar etme odaklı yönetilmemeli bence. Üstelik sağlık gibi bir konuda. Sgk nasıl kar eder? Her ilaç alışında 5 lira muayene ücreti ödersen, pahalı ilaçları sgk karşılamaz sadece ucuzları karşılarsa, bir dolu temel tedaviyi karşılamazsa o zaman kar eder. Ssk'yı kar ettiremedi diye yükleniyorlar. Millet de bunu yiyor.

ayastafanos05

Sosyal güvenlik sisteminde bu gün yapılan hataların olumsuz sonuçlarının çok sonraları patlak verdiğini aşağı yukarı bir iktisadi eğitim alan herkes bilir. Bu haber iktisadi konuları daha az bilenler ile hiç bilmeyen cahil kesimi kandırmaktan öteye geçemez. Bu noktada her ne kadar Kılıçtaroğlu kurum için berbat bir yönetici idiyse de, tüm suçu ona yüklemek haksızlık olur. Dönemin hükümetleri de henüz emeklisi azken kurumun kaynaklarını çar çur etmişlerdir. Şimdi emekli sayısı arttığında kurumun kasasında olması gereken ve farklı metodlarla değerlendirlmesi gereken paralar çoktan buharlaştığından kurum açık vermektedir. Yani şu anki büyük açığın sebebi 80 başı, doksan sonu hükümetlerin yapmış olduğu hatalardır. Habere atlayan cahillere ve herşeyi biliyor olmasına rağmen bilmiyormuş gibi yapan içten pazarlıklılara itimat etmeyiniz.

onedemiyoki

akpkklılar iyi ekmek yiyordu burdan tühh

r2d2

Akpkklı yemiş yememiş skimde değil, ama 1950 lerde kurumun parasını başka yerlere harcayıp karşılığında değeri sıfır olan hazine bonolarının dönemin hükümeti tarafından verildiği bir gerçek.. Eğer en başından SGK nın parasına dokunulmasaydı ve kendi içinde sadece emeklilerin giderlerine harcansaydı sistem kendi içinde döngüsünü tamamlayacaktı..

memleket

kılıçdaroğlunun 14 yaşındaki çocuğunu o dönemde sigortalı yaptığınıda söyledi davutoğlu

kartacali

sende bunu dunden yemeye razıydın..gel açık oturumda karsıma cık kanıtla dedıgınde neden cıkamadı diye keske düsünseydin kk oglu şimdi korede calısıyor ne emeklisi?

memleket

elindeki resmi evrakları gösterdi

kartacali

1. cisi resmi dedigi evrakta kk oglu sigortalı iste 1 yada 2 hafta bi kurumda calışmış buda o zamanki yasa geregi 3 yıl erken emekli olmasını sağlayacakmıs bunun aynısını abdullah gülün ogluda yapmıs ama nedense ona ampullerden laf cıkmıyor....varsa elinde resmi belge cıksın iste kk rezil etsin ama yok yemez neden acaba?

memleket

14 yaşındaki çocuğunumu yapmış bir yada iki hafta sigortalı

kartacali

benim sirkette yazın 15 yasında 3-4 cocuk çalısır sigortalı zaten bende haşlıklarını veririm adamlar dünyayı yemiş kutu kutu para çalmıs onlara laf söyleyemeyenlerin 14 yaşlarında 2 hafta bi akrabasının yanında sigortasının yatmasını bu kadar dert etmesi ne kadar güzel şey dogrusu...dedigim gibi erkekse adamsa gurur varsa acık oturuma cıkar kk ile rezil eder ama yok yemiyorsa neden diye düşünür insan

memleket

allah aşkına kılıçdaroğlunu övme burda parti içinde kılıçdaroğlunu o koltuğa yakıştırmayanlar var kılıçdaroğlu eleştirmekten başka ne yapmış bu zamana kadar çık projelerini açıkla ülkeye bunları kazandırıcam de tüm vatandaşlarını kucakladıda halk oy vermedimi ak parti çok mu iyi değil ama kötünün iyisi iyi muhalefet olmadığı sürece bu görüntü değişmez

kartacali

ne yaptı diyor:D elinde bütce var yapmadı haklsın... kılıctaroglunu bende sevmem gitmesi gerek artık ama ahlaktan bahsedersek kk ampullere 5 basar ona katlar dünyanın yolsuzlugunu yapan adamlara ses cıkarmayanların kk bu konuda eleştirme hadlerine değil

Görüş Bildir