Garip Bir Şekilde Yaşamın Her Alanına Sirayet Eden İlginç Prensip: Pareto İlkesi

-

"Evren bizimle barbut oynuyor; ancak zarlar hileli. Ana hedef, hangi kurala göre hile yapıldığını bulmak ve bunları kendi amaçlarımız için nasıl kullanabileceğimizi keşfetmektir.”  -Joseph Ford

Muhtemelen şimdiye kadar bir şekilde 80/20 kuralını duydunuz. Duymadıysanız da özeti şöyle; ortaya çıkan etkinin %80'i, etkenlerin sadece %20'sinden kaynaklanır.

İlginç bir şekilde insan hayatının önemli / önemsiz her alanına etki eden bu fenomeni bize açıklayan ise, Pareto ilkesidir.

1. Bundan yaklaşık bir asır önce, İtalyan matematikçi ve ekonomist Vilfred Pareto bir şey fark etti.

19. yüzyıl İngiltere’sinin servet ve gelir dağılımını inceleyen Pareto, ülkenin % 80 zenginliğinin, nüfusun % 20'sine ait olduğunu gördü. Daha sonra kendi ülkesi İtalya da dahil, diğer ülkelerdeki araştırmaları da inceledi, ve çok benzer bir dağılımın olduğunu şaşkınlıkla gözlemledi.

2. Tespitlerinden sonra baktığı her veride, bu sistematik dengesizlik modelini gördü.

Böylelikle bu olasılık kuramının rastgele veya şans eseri meydana gelmesinin mümkün olamayacağını anlayıp, çok önemli bir keşifte bulunduğunu fark ettiyse de,  bunu açıklamakta başarısız oldu.

3. George K. Zipf ve Joseph Moses Juran gibi iktisatçılar bu kuramı yeniden canlandırıncaya kadar, Pareto'nun üzeri örtülü kaldı.

George K. Zipf ve Joseph Moses Juran gibi iktisatçılar bu kuramı yeniden canlandırıncaya kadar, Pareto'nun üzeri örtülü kaldı.
George K. Zipf ve Joseph Moses Juran gibi iktisatçılar bu kuramı yeniden canlandırıncaya kadar, Pareto'nun üzeri örtülü kaldı.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Pareto İlkesi asıl hak ettiği değeri görmeye başladı ve önemli azınlık (%20) ile önemsiz çoğunluk (%80) arasındaki bu ilişki, 80/20 Kuralı, Pareto Prensibi, Asgari Çaba İlkesi veya Dengesizlik İlkesi gibi adlarla, tüm dünya literatürüne kayıt edilmiş oldu.

4. Böylelikle Pareto ilkesi, kişisel gelişimden şirket politikalarının tespitine kadar bir çok farklı alanda kullanılmaya başlandı.

Sonuçların %80'i, girdilerin sadece %20'sinin etkisiyle oluşur prensibine göre, eğer bir işin en önemli %20’lik kısmını çok iyi yaparsak, işin %80'ini halletmiş oluyoruz.

5. Yani ilke hayatlarımızdaki en can alıcı noktaya vuruyor: Zamanın verimli kullanımı.

Pareto ilkesine göre, hayatın her alanında herhangi bir ibreyi %20 hareket ettirebilmek için zamanımızın %80'ini harcıyoruz.

6. Elbette ilke kesin olarak 80 ve 20 sayılarının kendisi üzerine odaklanmıyor.

Girdiler ve çıktılar arasındaki dengesizlik ilişkisi 65/35, 75/25, 70/30 veya aradaki sayıların herhangi bir kümesi şeklinde de olabilir. 

İlke şunu diyor: Nedenler ve sonuçlar arasındaki dengesiz orantı kaçınılmazdır.

7. Bireyler olarak, genellikle tüm nedenlerin aşağı yukarı aynı öneme sahip olduğu varsayımıyla hareket etmeye meylederiz.

Nedenler ve sonuçların eşit orantılı olduğu yönünde doğal bir beklentimiz vardır. İnsan, bu anlamda sezgiseldir.

Pareto ilkesi ise, bu 50/50 dengesinin çok nadiren doğru çıktığını savunur. Dolayısıyla da, insanın sezgiselliğine karşıttır.

8. Pareto ilkesi ilginç bir biçimde hayatın hemen hemen her alanında işlemekte.

Örneğin kabaca, 

  • Zamanımızın %80'inde, gardırobumuzdaki kıyafetlerin sadece %20'sini giyeriz.

  • Veya vaktimizin %80'i, tanıdıklarımızın yalnızca %20'siyle geçer.

  • Türkiye’deki yayınların %80’i, üniversitelerin % 20’si tarafından yapılıyor.

  • Nobel ödüllerinin % 86’sını, ülkelerin %20’si kazanıyor.

  • Microsoft en fazla raporlanan hataların %20'sini çözerek, çökmelerin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.

Örnekleri arttırmak mümkün.

9. Bu ilkeyi şirketlerin politikalarında da belirleyici yapan bulgular kritik.

Yapılan tüm araştırmalara göre, bir şirkette giren paranın kabaca %80'i, müşterilerin %20'sinden geliyor. Yani 100 müşteriden en iyi 20'yi elde tutmakla, ciro ve karlılığın %80’ine hükmedilmiş olunuyor.

Aynı şekilde, satışın kabaca %80'ini, satışçıların %20'si yapıyor.

10. Sıradan bir gün içerisinde çoğumuzun başına gelir:

Yalnızca "Onaylıyor musunuz?", "Size de iyi çalışmalar", "Emin olmak istedim", "Teşekkürler", "Sana da", emoji vb, aslında gerekliliği çok da yüksek olmayan onlarca e-mail, mesaj alırız. Çabukça cevaplayıp tam önümüzdeki işe geri döneriz ki, az sonra bir başkası gelir. Ona bakarken telefon çalar, karşı masadaki kişi bir şey sorar. 

Böyle böyle gün biter ve elle tutulur hiçbir şey yapmamış oluruz.

11. “Bir işi bitirmek için ne kadar süreniz var ise o işi bitirmek o kadar zaman alır."

Pareto ilkesi, iktisat ve matematik gibi pek çok önemli disipline etki ediyor. Yaşamdaki dengesizlik prensibini anlamamıza yardımcı olduğu kadar, aslında hayatımızdaki ve günlük yaşantımızdaki birçok etkinin yalnızca %20 kadarının gerçekten önemli olduğuna, kişisel zaman yönetimimiz için bu %20'lik kısma ağırlık vermenin gerekliliğine de vurgu yapıyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

o zaman Beşiktaş geri kalan maçların %20 sini kazansa %80 şampiyon,%80 inin kazansa %20 mi şampiyon oluyor...nasıl yani..?!?

wizardmaster

futbola yorumlarsak anca şu olur : beşiktaşın gollerinin %80 ini futbolcuların %20 sini atıyor. takımda kaç kişi var : 30 diyelim. kaç gol attık. 60 diyelim. yani gollerin 48 tanesini 6 futbolcunun atmış olması lazım. oldu mu ? oluru var gibi :D

Gizli Kullanıcı

böyle oluru var,ama yukarıdaki gibi olursa naapcaz...:)))...karışık işler bunlar....vurdukları gol olsun boşveeerrr...:)))

koala-neco

barçaya handikap basayım mı yani bu durumda ?

minkowski

Türkiye'de zengin kesim nüfusun %20si ve bu zenginliği kalan %80lik kesimi çalıştırarak elde ediyolar. Buna rağmen bu %80i oluşturan kesimin %50si bunun farkında ama kişisel çıkarları uğruna toplumun tamamını ilgilendiren gidişata dur demekten kaçınıp koyun sürüsüne katılmayı tercih ediyor. bir nevi kendi topuklarına sıkıyorlar. Ve bu benciller yüzünden kalan %50 de fakir olarak kalmaya devam etmek zorunda kalıyor. İşte cahil toplumlarda demokrasi bu yüzden tehlikelidir. İstemediği halde kalan %50 de bu şartlar altında yaşamak zorunda kalıyorlar. Eğitim şart!

odunq

ülkede siyaset de bu şekilde işliyor %20 yi bağlayıp olayın %80 ini çözüyorlar çok mantıklı. geriye kalan %80 i kimse siklemiyor.

yilmazali

Bu konuda Barış Özcan'ın başarılı bir videosu var. İzlemenizi tavsiye ederim.

Başlıklar

İngiltereİtalyaMicrosoftNobel
Görüş Bildir