Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Filmler Sebebiyle Muhtemelen İnandığınız 15 Bilimsel Mit

 > -
7 dakikada okuyabilirsiniz

İnternetin icadından önce insanlar bilimi filmlerden ve kitaplardan öğrenmekteydi. Filmlerin çekici olmak adına yarattıkları mitler ise ne yazık ki günümüzde halen bilimsel gerçeklermiş gibi sanılmaktadır. Burada, bu mitlerden bazılarını derleyip çürüteceğiz. Başlamadan önce uyaralım: günümüzde burada bahsettiğimiz bazı mitleri gerçek kılmaya çabalayan çalışmalar yürütülmekte olabilir. Ancak bunlar, filmlerde gözüktüğü kadar gelişmiş vaziyette değiller veya hiç yoklar. Bu sebeple burada yer alıyorlar. Başlayalım:

1. Doğruluk Serumları

www.evrimagaci.org

Bazı eski filmlerde ajanların ve sorgulama uzmanlarının hedeflerindeki kişilerin doğruyu söylemesi için yaptıkları "doğruluk serumu" ya da "doğruluk iğnesi" diye bir uygulama bulunmamaktadır. Günümüzde, uygulandığı zaman bireye kesinlikle ve yalnızca doğruları söyletebilecek hiçbir kimyasal veya karışım keşfedilmemiştir. CIA, bu konuyu "Doğruluk serumu iddiasının ileri sürdüğü gibi insanları konuşturmaya yarayacak büyülü bir serum bulunmamaktadır." şeklinde özetlemektedir. Sanırız bu konuda kendileri de biraz hayal kırıklığına uğramışlar...

2. Köpekbalıkları Asla Doymaz

www.evrimagaci.org

Köpekbalıklarının sonsuza kadar, durmaksızın yiyebileceğini iddia eden ve köpekbalıklarını canavarmış gibi gösteren yapımcılar, yalanlarına yalan katarak filmlerini çekici kılmaya çalışmaktadırlar. Bunun bir sebebi, köpekbalıklarının insanlar tarafından "büyülüymüş" gibi gözükmesi olabilir. Sanki bir film köpekbalıklarını ne kadar korkunç gösterirse, film o kadar çekiciymiş gibi bir algı yaratılmaktadır. Halbuki köpekbalıkları birer canavar değildirler ve birçok diğer hayvan gibi yemek yedikçe doyarlar. Aslına bakarsanız, oldukça çabuk da doyarlar. Yapılan analizler, bir köpekbalığının ortalama olarak ancak 3 günde bir, 1 adet fok tüketerek yaşadığını göstermektedir.

3. Hava Dalışları ve Ses

www.evrimagaci.org

Filmlerin bazıları, uçaktan atlayarak hava dalışı (skydiving) yapan insanların, oldukça rahat bir şekilde telefonla görüşüp, ajanlık işlerini yürütebildiği gösterilmektedir. Bu, yüksek hızlarda gerçekleştirilen bu düşüşlerin, neredeyse tamamen sessiz geçtiği gibi bir izlenim yaratmaktadır. Halbuki bir hava dalışı sırasında duyduğunuz sesler, bir tren istasyonunda iki tarafınızdan aynı anda geçen trenlerin çıkardığı gürültülü sese benzemektedir ve herhangi bir diğer sesi kolayca duymanız olanaksızdır.

4. Lavlar, Ateşler ve Patlamalar

www.evrimagaci.org

Felaket ya da aksiyon filmlerinin vazgeçilmez, patlamalar, ateşler ve lavlardır. Ancak filmler sanki bu olgular sizi sadece ona dokunursanız yakacakmış gibi lanse etmektedir. Bu sebeple, patlama sahnelerinden yürüyerek çıkanlar, lavlara birkaç santimetreye kadar yaklaşıp herhangi bir şekilde yanmayan insanlar, vb. fantastik unsurları görmek mümkündür. Halbuki ısı sadece temasla değil, radyasyonla da yayılır ve bu sebeple, bu şekilde yüksek sıcaklıktaki lavlara ya da alevlere birkaç metreden fazla yaklaşacak herkesin özel kıyafetlerle korunması gerekir, yoksa derileri yanacaktır.

5. Uzayda Meydana Gelen Patlamalar

Uzay filmlerinde sıklıkla gördüğümüz, uzay boşluğunda savaşan uzay gemilerinin patladıklarında, yeryüzündekine benzer şekilde alevler alarak dumanlar çıkarmaları sıradan ama etkileyici patlama sahneleridir. Halbuki uzay bir vakum halindedir ve uzay boşluğunda oksijen veya hidrojen bulunmaz. Dolayısıyla uzaydaki ateşler ve patlamalar, yeryüzündekinden farklıdır. Yine de oldukça etkileyici gözüken bu patlamalar, genelde patlayan cismin etrafında oluşan parlak ışıklar olarak gözükürler ve bildiğimiz anlamıyla alev veya duman görülmez.

6. Beslenirken Yediğini Bırakarak İnsanları Kovalayan Avcı Hayvanlar

www.evrimagaci.org

Bu da filmlerin hayvan davranışlarıyla ilgili uydurduğu, heyecan yaratıcı ancak saçma mitlerden biridir. Sahne oldukça klasiktir: korkunç görünümlü bir hayvan (bir T-Rex gibi), o sırada halihazırda avladığı bir avı yerken, insanları görür ve onları kovalamaya başlar. Bu, yaşamış ve yaşayan hiçbir türde görmediğimiz bir davranıştır. Halihazırda beslenen hayvanlar, yeni bir potansiyel av gördüklerinde Holling'in 3. Tip İşlevi adı verilen bir davranış sergilerler ve önündekileri bitirmeden yeniden avlanmazlar.

7. Kalp Atım Göstergeleri ve Düz Çizgiler

www.evrimagaci.org

Filmlerde gösterilenin aksine, birinin kalbi durduğunda, yani asistol haline geçtiğinde, defibrilatörü alıp, "Açılın!" diye bağırdıktan sonra şahsa elektrik vermezsiniz. Bu, hiçbir işe yaramaz. Kalp atımları durmuş birisine CPR yapılması gerekir. Öte yandan o artistik "Açılın!" sahnesini, eğer bir hasta V-fib (ventriküler fibrilasyon) safhasına, yani düzensiz elektrik atımından ötürü kalbin düzensiz çarpması durumuna geçilirse yapmanız gerekir (ki bu durum ekranda çılgınca zikzaklar şeklinde gözükür). Bu işleme, de-fib denir ve hastanın düzensiz atımlarını düzeltmeye yarar

8. Susturuculu Silahlar

www.evrimagaci.org

Susturuculu silahlar tam olarak filmlerde çalıştığı iddia edilen şekilde, her silahta eşit şekilde ve minik bir "ciyuv" sesi çıkaracak şekilde çalışmazlar. Araştırmacıların söylediğine göre, süpersonik (ses hızı üstü) hızlarda mermi gönderen silahları etkili bir şekilde susturmanın bir yolu henüz yoktur (bazı filmlerde bunu iddia edenleri bile görebilirsiniz). Mermi ses bariyerini aştığından, sesi her türlü duyulacaktır. Subsonik (ses hızı altı) silahlar ise basitçe, büyük ve güçlü bir zımbanın çıkardığı sesi çıkarırlar ve bu ses genelde silahın içerisinde kayan ve hareket eden parçaların sürtünme sesidir, merminin sesi değil. Sıradan bir insan, susturucuya rağmen silahın ateşlendiğini kolaylıkla duyup, ayırt edebilecektir. Kısaca susturucular, silahı "susturmazlar", sadece "sessizleştirirler". Sadece belli ses değerlerinin üzerindeki sesleri baskılarlar.

9. Uzayda Kıyafetiniz Olmadan Yaşamak ve Nefes Tutmak

www.evrimagaci.org

Uzayda kıyafetsiz kalmak, birçok film tarafından abartılan efektlerle süslenen ve mitleştirilen bir olaydır. Halbuki bir insan, yaklaşık 2 dakika boyunca, hiçbir kıyafet olmaksızın, uzay boşluğunda hayatta kalır, sonrasında da nefessiz kalacağı için ölür. Yani filmlerde gösterilen, kıyafetinizi çıkardığınız anda donarsınız, yamulursunuz, parçalanırsınız gibi saçmalıklar gerçekdışıdır. Ne var ki, uzay boşluğunda kıyafetsiz kalacak olursanız (evet, bu çok sık gerçekleşen bir olaydır, hepimiz yaşamışızdır), nefesinizi tutmamanızı tavsiye ederiz. Çünkü2001: A Space Odyssey filminde böyle bir sahne bulunmaktadır ve hatalıdır. Eğer ki uzay boşluğunda nefesinizi tutacak olursanız, ciğerlerinizdeki hava, vakum ortamında gidecek yer bulamaz ve ciğerlerinizi yırtarak dışarı çıkacaktır (tabii o zamana kadar nefesinizi acıdan ötürü verirsiniz). Kısaca... Uzayda gezerken astronot kıyafetinizi çıkarmayın.

10. T-Rex'in Karşısında Hareket Etmezseniz Sizi Algılayamaz!

www.evrimagaci.org

Jurassic Park'ın birçok bilimsel hatasından biri de budur. T-Rex'lerin inanılmaz kapsamlı ve güçlü bir görüşleri vardı ve teknik olarak kendinizi dondursanız bile, sizi kolaylıkla görüp avlayabilirlerdi. Bu Jurassic Park'ın mükemmelliğini etkilemekte midir? Asla!

11. Sivrisinekten Elde Edilen DNA ile Yeniden Yaratılan Dinozorlar

www.evrimagaci.org

Evet, bir Jurassic Park hatası daha... Açıkçası buna mecburdular, çünkü dinozorların yeniden yaratılmasını mantıklı olarak açıklamanın bir yolu yoktu. Filmin temel iddiası, dinozor kanı emdikten sonra reçine içerisine hapsolan bir sivrisineğin keşfi sonrasında, bu kandan elde edilen DNA'yı kullanarak genetik yöntemlerle dinozorları yeniden yaratmaktı. Ancak böyle bir şey mümkün değildir. DNA moleküllerinin yarı ömrü 521 yıl civarındadır. Yani her 521 yılda bir, kimyasal bağlarının yarısı tamamen kopar ve molekül parçalanır. 6.8 milyon yıldan daha eski zamanlardan DNA molekülü elde etmek imkansızdır, çünkü ne kadar iyi korunursa korunsun, DNA'nın bağları bağlı kalamayacaktır ve molekül dağılacaktır. Pratik olarak, 1.5 milyon yıl öncesinden daha eskisine ait DNA'ları okumanın bir yolu yoktur. Dinozorların 65 milyon yıl önce yok olduğu düşünülürse, Jurasssic Park bilim karşısında faka basmaktadır. Bu filmin mükemmelliğini etkilemekte midir? Şaka mı yapıyorsunuz, elbette hayır!

12. Uzay Savaşları Çok Gürültülüdür!

www.evrimagaci.org

Elbette, filmleri heyecanlı kılabilmek adına, uzay savaşları sırasında müthiş ses efektleri kullanılmaktadır. Ne var ki, uzay boşluğunda sesi yayabilecek moleküller bulunmamaktadır. Yani uzay savaşları gerçek olsaydı, tamamen sessiz gerçekleşeceklerdi. Dolayısıyla, o heyecanlı Star Wars uzay savaşlarını izlerken, daha gerçekçi bir deneyim için sesi kapatarak izlemenizi tavsiye ederiz. Ya da kapatmayın, boşverin.

13. Dünya ile Süperhızlı İletişim Kuran Uzay Araçları

www.evrimagaci.org

Uzay filmlerinin bir diğer garipliği, milyonlarca ve milyarlarca kilometre öteden Dünya ile iletişim kuran araçların, bir anda iletişim kurabilmesidir. Bunun komik tarafını izah edelim: Mars ile Dünya, birbirlerinden en uzak konumlarındayken, iki gezegen arasındaki iletişim hızı farkı 21 dakikaya kadar çıkabilir. Ve tabii cevabı duymak için de 21 dakika eklemeniz gerekiyor üzerine...

14. Korkutucu Mağaralardaki Korkunç Canavarlar

www.evrimagaci.org

Filmlerde mağaralarda yaşayan canlılar hep devasa, korkunç, ürkütücü gösterilmektedir. Halbuki mağaraların süper karanlık olmasından ötürü, burada herhangi bir bitki yaşayamaz ve oksijen oranları son derece düşüktür, besin kısıtlıdır. Bu sebeple mağaralarda yaşayan canlılar hep ufak tefektir. Buralarda yaşayan türler tamamen enerji koruması üzerine evrimleşmişlerdir.

15. Lazerler ve Işın Kılıçları

www.evrimagaci.org

Lazerlerin gerçek hayatta bildiğimiz anlamıyla lazer gibi gözükebilmesi için, toz veya duman gibi bir ortamda bulunmaları gerekir. Evlerde kullandığınız lazerlerin bile vakum ortamında veya temiz ortamlarda ışık saçmadığını görürsünüz. Dolayısıyla uzay ortamında fırlatılan lazerlerin o çeşitli renklerde gözükmesi mümkün değildir. Yine, o uzay savaşlarını sıkıcı kılacak bir unsur ama gerçek bu...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sayd

T-Rex'in algısını nerden biliyoruz merak etmiyor değilim,dinazor kemikleri dnalarını içermiyor mu ?

dzvezda

Dostum paylaşım güzel şukuladım. 7'de hangi dil konuşulmuş pek çözemedim. O değilde adı üstünde film yav.

suddendiet

Uzayda atmosfer basıncı olmaması sebebiyle patlayacağını düşünen arkadaşlar; insan vücudu, düşündüğünüzden çok daha uyumludur. Su altında 20 m. derinlikte yaklaşık 3-4 atm basınca dayanabildiği gibi, 0 atm'de de birden patlamazsınız. Elbette kılcal damarlar zarar görür ve iç kanama oluşur ama 1-2 dakika buna dayanabilirsiniz. Ancak nefesinizi tutamayacağınız için (tutmaya çalışırsanız işte o zaman ciğerlerinizdeki hava sebebiyle patlarsınız) oksijen yetersizliğinden ölüm daha önce gerçekleşecektir.

tabirul-muallak

vücudunun herhangi bir bölgesine bir kap yerleştirip kabın içindeki havayı çekerek tamamen boşaltmayı dene ve bunu yaparken de video ile bize "bir insanın vücudu vakumlu ortamda ne hale gelir." adlı belgesel seyretme imkanı sun lütfen. 1 atm basınç= 101325 pascaldır peki bu ne demektir? çok biliyorsunuz ama ben söyleyeyim 1 pascal demek metrekareye 1 newton demektir. insan vücudu da yaklaşık 1 metrekare hatta daha fazla alana sahiptir. gazlar her yönden basınç uygulayacağı için tüm vücut alanı alınır. 1 newton yaklaşık 100 gr'dır. 101325 pascal ise 10 tondan fazladır. insan vücudu her yönden toplam 10 ton çekmeye maruz kalacaktır ki bu sadece gözlerin patlamasına yeter. bol keseden atacağına biraz oku http://tr.wikipedia.org/wiki/Uzay_giysisi vücut alışırmış, alışacak olsaydı bir oksijen tüpü yeter herkes uzaya çıkardı. bir astronot kıyafeti sırf oksijen için 12 milyon dolar olmasa gerek.

suddendiet

NASA 1965 ve 1967 yıllarında yaptığı araştırmalarda, 3,5 dakika süre ile vakum koşullarında hayatta kalınabileceğini açıklamıştır. http://www.scientificamerican.com/article/survival-in-space-unprotected-possible/

suddendiet

Hocam 3 newton 5 pascaldır, 5 pascal 10 kilodur diye anlattın, gözler pörtler, kulaklar cörtler dedin, beni okumaya davet ettin...ama öyle değilmiş, dimi ? Gerçi ingilizcen yoktur, linkteki makalede basınç veya soğuktan değil oksijen yetersizliğinden öleceğimiz anlatılıyor... Hava alanında güvenlik görevlisi filan olduğunu varsayıyor ve cehaletini mazur görüyorum :)

re-entry

kesin hayaletler falan da uydurmadır...

mehmet-can-atar

ulan film bu işte film ne bekliyonki hayal ürünü hepsi

Başlıklar

BilimStar WarsUzay
Görüş Bildir