Fakirler Altına, Zenginler Hisse Senedine Yatırım Yapıyor

33PAYLAŞIM
Fakirler Altına, Zenginler Hisse Senedine Yatırım Yapıyor

Yıllar boyunca finansal meseleleri anlatmak için pek çok lisede konuşmalar yaptım. Lise öğrencilerine bir şeyler öğretmek ve onlardan bir şeyler öğrenmek benim için her zaman güzel bir fırsat oldu.

Bu konuşmaların her birinde öğrencilere "Zengin biri gibi mi yatırım yapmayı tercih edersiniz, yoksa fakir biri gibi mi?" sorusunu soruyorum.

Elbette her zaman zengin biri gibi yatırım yapmayı tercih ediyorlar.

Bu soruyu, yatırım fonu ile münferit hisse senedi ve endeksli yatırım fonu ile aktif olarak yönetilen fonları karşılaştırmaları gibi önemli kavramları anlatmak için soruyorum. Lise öğrencilerinin çoğunun yatırım konusuyla pek bir alakası yok, ancak zengin bir yatırımcının binlerce hisse senedi olduğunu ve fakir yatırımcıların daha azına sahip olduğunu anlamakta sıkıntı çekmiyorlar.

Vurgulamak istediğim nokta şu, bir avuç dolusu münferit hisse senedi alırsanız, fakir bir yatırımcının takip ettiği yolu izlersiniz. Öte yandan özellikle de endeksli yatırım fonu gibi yatırım fonları satın alırsanız, zengin bir yatırımcı gibi yatırım yapmış olursunuz.

Ancak yakın zamanda anladım ki zengin ve fakir yatırımcılar arasındaki ayrım sandığımdan çok daha derin bir konu.

İngiliz dergisi The Week'in internet sitesinde kısa zaman önce yayınlanan makalede, bu konu "Zengin insanlar yatırım yapmak için verimli üretim yapan şirketleri seçerken, fakir olanlar altına yatırım yapmayı tercih ediyor, bu iyi bir haber değil" cümleleriyle özetlenmiş.

Amerikan araştırma şirketi Gallup'ın yaptığı ankete göre, yüksek gelire sahip olan Amerikalıların yüzde 87'si kendi evlerine sahip, ancak buna rağmen yatırımlarını hisse senetleri ve gayrimenkul alanlarında yapıyor. Öte yandan yıllık gelirleri 30 bin dolar veya daha az olan Amerikalılar uzun vadeli yatırım yapmak adına yüksek olasılıkla altını tercih ediyor. Altına yatırım yapan zengin Amerikalı yatırımcı oranı ise yalnızca yüzde 18.

Varlıklı Amerikalıların hisse senedi ve gayrimenkul yatırımı tercihlerini yansıtan veriler 200 yıl öncesinden beri var. Yani sizi hisse senetlerine yapılan yatırımların bono, altın, nakit ve gayrimenkul yatırımlarını fazlasıyla geçtiğini tekrar hatırlatarak sıkmama gerek yok.

Halka açık şirketler genellikle temettü ödemesi yapıyor ve insanların istediği şeyleri sunarak şirketlerini büyütüyor. Altın ise öylece bekleyerek son yatırımcısından daha fazla kendisine yatırım yapabilecek birini arıyor.

BloombergView'de köşe yazarlığı yapan Barry Ritholtz, araştırmaların düşük gelirli ve yüksek gelirli insanların hayattan beklentilerinin farklı olduğunu gösterdiğini yazmıştı. Bu farklı beklentilerin sonucu olarak, iki grup insan da yatırım konusunda farklı alanlara güveniyorlar.

Amerika'da 2008 yılında yaşanan finansal kriz yüzünden yüksek gelirli insanların çoğu hisse senedi ve gayrimenkul yatırımlarında fazlasıyla temkinli olmaya çalışıyor. Ancak buna rağmen zengin olan ve olmayan insanların yatırım konusunda sahip oldukları bakış açıları arasında büyük bir farklılık bulunuyor.

Gayrimenkul alanına yatırım yapmak yalnızca depozitoyu ve konut kredisini ödemekle olmuyor. Kat mülkiyeti kanununa ve yasal sistemin meşruiyetine güvenilmeli. Sahip olduğunuz gayrimenkulün sizden yasa dışı bir biçimde alınmayacağına inancınızın tam olması gerekiyor.

Buna benzer bir şekilde, hisse senetlerine yatırım yapıldığında da ülkenin finansal sistemine ve ekonomisine güvenmek gerekiyor. Finansal sistemin ve ekonominin işleyişine devam edeceğini ve sermayenin verimli kullanımının ödüllendirileceğini bilmek de önemli.

Durumu başka bir şekilde özetlemek gerekirse, yatırımınızı hisse senetleri ve gayrimenkul alanlarında yapıyorsanız, yatırım konusunda iyimser bir yaklaşım izlediğiniz söylenebilir.

Ancak Ritholtz'a göre eğer altına yatırım yapıyorsanız kötümser bir yaklaşıma sahipsiniz demektir. Ritholtz altınla ilgili düşüncelerini şu şekilde belirtmiş: "Altın taşınabilen bir yatırım ve kanunlarla düzenlenmemiş bir şekilde de alınıp satılabilir. Toplumda bir çöküş olduğunda bile bir değere sahip olan bir yatırım. Altın, şu anda var olan düzenin bozulmamasını sağlayan bir çit görevi görüyor."

Diğer bir deyişle, altın pek çok insan tarafından zenginlikle bağdaştırılsa da, aslında kötümser yatırımcılar tarafından kullanılan bir yatırım türü.

Varlıklı insanların yatırım konusunda sahip oldukları güven, geçim sıkıntısı içinde olan insanlara oranla çok daha fazla duruyor.

Ekonomik açıdan daha düşük mertebede olan insanların başarılı bir yatırımcı olmak için tamamlamaları gereken eksiklikleri bilme ve anlama oranlarının düşük olduğu da bir gerçek.

Eğer bu analiz doğru ise –ki ben bu analizi oldukça faydalı görüyorum- yatırımınızın başarısı; hisse senetleri, bonolar, altın, gayrimenkul gibi yatırım alanlarına karşı duruşunuza, bakış açınıza ve bilginize – ya da bilgi eksikliğinize—bağlı.

Bu, özellikle de düşük gelirli yatırımcılar için kötü bir haber niteliği taşıyor. 200 yıl boyunca insanların yaşam standartlıyla ilgili gelişiminin büyük bir kısmı, insanların teknolojik ve sosyal gelişimlere ön ayak olması ve bunları başarılı bir biçimde işletmesi sayesinde ortaya çıkmıştır.

İyimser bakış açısına sahip olan varlıklı yatırımcılar gelişimin devam edeceğini düşünmeye meyilliler. Altına yatırım alanında bir gelişmeden söz etmek ise akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir şey değil.

Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor?

Uzun vadeli bir yatırım başarısı sağlamak için gereken ön koşul geleceğe güvenmekten geçiyor. Bu da aslında iyimser kelimesinin başka bir anlamı. Düşük gelirli yatırımcılar kendi hayatlarından yola çıkarak kötümser bir yaklaşımın iyimserlikten daha mantıklı olduğuna inanabilir. Benim bildiğim kadarıyla bu bakış açısını değiştirmenin direkt bir yolu yok.

Ancak düşük gelirli insanların temel ekonomi eğitimi aldığı durumlarda, bu kasvetli görünüm bir noktaya kadar dengelenebilir. Bir kaç düşük gelirli yatırımcı, yatırım sektörünün nasıl işlediğine dair bilgiye sahip olduğunda, hala şüpheci olsalar bile iyimser bir bakış açısıyla yatırım yapma yolları bulabilirler.

Ne yazık ki yatırım sektöründeki pek çok birey ve şirket, yatırımcılara satın alacakları her şeyi satma konusunda fazla istekliler. Bu durumun değişmesi zaman alacak gibi gözüküyor, ama değiştiğinde yapabileceğimiz en iyi şey hangi varlık sınıflarının daha verimli olacağı konusunda deneme yanılma yoluyla edindiğimiz kanıtlardan ders çıkarmak olacaktır.

Buna ek olarak, sıklıkla yatırım konusundaki duruşumuzu incelemeliyiz. Başkalarını veya bazen bizi engelleyen sistemi suçlamamıza imkan veren kötümser düşüncelerin her zaman daha cazip geleceğini unutmamak gerekiyor. Ancak kötümser bir yaklaşım, yukarıda da anlatıldığı gibi uzun vadede bize pahalıya patlayabilir.

Kısacası benim tavsiyem şu yönde, bir yandan arkanızı kollarken bir yandan da geleceğe güvenin.

Bunun için yapılabilecek en iyi hazırlık ise öğrenebildiğiniz kadar öğrenmek ve hangi kaynağınız varsa onu yatırım alanında uygulamaya sokmaktır.

WSJ

Haberin Tamamı İçin:
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir