Einstein’dan Bile Daha Fazla Atıf Yapılan, Türkiye’ye Nobel Getirmesi Beklenen İktisatçı: Daron Acemoğlu

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Her ne kadar eğitim sistemimizi ve akademik yeterlilik seviyemizi sık sık özeleştiriye tabi tutsak da hem gururlandıran hem de gelecek nesillere örnek olacak örnekler de yok değil. Onlardan biri alanında en yetkin çalışmaların birçoğuna da imza atmış Daron Acemoğlu ve onun hakkında bilmediğiniz kimi kıymetli detaylar olabilir.

Prof. Dr. Kamer Daron Acemoğlu en saygın eğitim ve araştırma kurumlarından biri olan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde İktisat alanında çalışıyor.

Dünyanın en etkin 10 iktisat profesöründen biri olarak görülen, lise öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamlayarak İngiltere'ye yönelen Acemoğlu yüksek lisans ve doktorasını iktisat alanında en iyilerin yetiştiği London Ekonomi Okulu(LSE)'ndan aldı.

Birkaç yıl LSE bünyesinde ders veren Acemoğlu 1993 yılı itibariyle MIT'ye geçiş yaptı, orada çalışmaları halen sürüyor.

Başarısının parıltısı kariyerinin ilk yıllarında kendini belli etti, öyle ki iktisat alanında yayınladığı çalışması 1996 yılında iktisat alanındaki bir dergi bünyesinde "Yılın En İyi Makalesi" seçildi.

Ülkemizde de devlet katında ödüllerle hatırlanan Acemoğlu tam da Türkiye'nin damarlarında gezen bazı konularda çalışıyor.

Çalışma alanının çerçevesinde ekonomik kalkınma, büyüme ve gelir/ücret eşitsizliği var. 

Acemoğlu'nun 2012'de yayınladığı kitabı tüm ekonomistlerin başucu kaynağı haline geldi.

Why Nations Fail (Türkçe çevirisiyle Ulusların Düşüşü), Acemoğlu'nun James Robinson'la birlikte oluşturdukları akademik bir çalışma. Kitap toplumların kalkınma dinamikleri üzerine önemli kavramlara hayat veriyor. Kitabın etraflıca bir özetini birkaç maddede tanımlamak zor olsa da ana başlıkları üzerinde durmak Acemoğlu'nu da daha iyi tanımamıza yardımcı olacaktır.

Nasıl Jared Diamond medeniyetin mevcudiyeti ve yokluğunu antropolojik ve sosyolojik dinamikleriyle ele alıyorsa Acemoğlu da ekonomiye eklemlenmiş sebepler üzerine gidiyor.

Ulusların Düşüşü'nde aslında "Gelişmiş ülkeler neden gelişmiş?" sorusu yanıtlanmaya çalışılıyor. Tabii onlarca başlıkta yanıtı olan bu soruya kurumlar ve ekonomik ajanlar düzeyinde bir analiz yapılıyor. Başarının kültürel yapıyla, özellikle kültürün ilerlemeyi teşvikiyle, imkanların genişliğiyle şekilleneceğinin altını çiziyor Acemoğlu ve meslektaşı Robinson.

"Kişisel hakların korunduğu ve yenilikçiliğin desteklendiği, adaletin kıymetli olduğu toplumlar gelişimin önündeki engelleri kaldırır."

Acemoğlu'na göre bu maddelerin eksikliği ya da kimi kesimler için mevcut kimi kesimler için eksik olduğu bir düzen aslında gelişmemişlik karakterinin bir döngü halinde sürmesini tetikliyor. Tüm bunları ülkelerin vaka analiziyle zemine oturtarak örneklerle teorik gerçeğin o soğuk gerçekliğini anlatmayı da başarıyor.

Kitabın Türkçe'ye çevirisiyle ilgili, özellikle ismiyle ilgili eleştiriler de var.

Şöyle ki İngilizce aslında "fail" olarak geçen kavramın Türkçe'deki karşılığı tam olarak "düşüş" değil. Fail kavramı bir düşüşten ziyade yapamayış ya da beceremeyiş durumunu anlatır. Bu haliyle de kitabın çevirisi aşağı yukarı şöyle luyor: Neden bazı uluslar başarısız olur?

Başarılı akademisyen Acemoğlu Türkiye hakkında neler düşünüyor?

Bu soruyu yakında, Rahmi Koç Bilim Madalyası'na layık görüldüğü tören sonrası kendisi yanıtladı. Acemoğlu'na göre Türkiye'nin büyüdüğü bir gerçek fakat bu gerçeğin altında yatan dinamikler üretimden ziyade tüketime dayalı, bu ise sürdürülebilirlik açısından büyük bir tehlike.

Büyümenin üretimden tüketime kayması Acemoğlu'na göre hem büyümenin geleceği hem de verimlilik açısından problemli.

Büyümenin verimlilik artmadan sağlam bir karaktere sahip olamayacağının notunu da düşüyor Acemoğlu. 2007'den bu yana verimlilikte artış olmamasının yanında bir de tüketimin temelsiz, krediler vasıtasıyla artışı, dengeleri iyiden iyiye bozuyor.

Gelişen teknolojilerin hem üretimi hem de adaptasyonunun çağımızın en önemli büyüme kalemi olduğunu da unutmamak gerek.

Acemoğlu yeni teknolojiye yapılan yatırımın eğitim düzeyini artırmayı da amaçlaması gerektiğini üstüne basarak belirtiyor. Eğitim düzeyi sadece genel kültür ya da akademik alanda değil, kamu ve özel sektördeki iş gücü özelinde de artmalı. Ayrıca eğitim seviyesi arttıkça siyasi ve kültürel kutuplaşmanın da azalması gerektiğini belirtiyor ünlü akademisyen.

Ermeni asıllı akademisyen Daron Acemoğlu dünyanın en fazla atıf alan bilim insanları endeksinde de ilk 1000'de yer alıyor.

Bize üçüncü Nobel gururunu yaşatması işten bile değil Acemoğlu'nun. Umuyoruz ki başarıyla bizlerin göğsünü her daim kabartmaya devam eder, yanındayız!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kare-as

Türkiye'ye Nobel getirmesin, iktisat getirsin. Sevgili Daron, bize iktisat getir.

ebunadkassar

"Türkiye'nin 2002’de 130 milyar dolar olan brüt dış borcu 2016'nın ilk yarısı itibariyle 421.4 milyar dolara yükseldi, AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye'nin dış borcu yüzde 225.2 oranında arttı". Fazla söze gerek yok bence!

ali-yesiloglu

“Aptallara göre insanlar ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar.” Albert Einstein

reshontheway

Vay arkadaş övünülecek yerde yine adamın ırkından girip, isminden çıkmışsınız. Dünya'da şu olayı yapan 1 millet daha yoktur. Bravo size bravo...Beyinler pırıl pırıl.

dnz-krg

türkler ülkedeki her "öteki"yi yurtdışına göndermekte çok başarılı. 100 yıl önce de ermenileri, sonra rumları, en son yahudileri kaçırtmıştınız. o yüzden charles aznavour yerine mustafa ceceli dinliyorsunuz.

doludizgin

Bir yere gönderilmedi bu bahsettiklerin. Hepsini devletinden koparıp başka devletler kurdurttular.

dnz-krg

adamlar kendi devletlerini kurduktan sonra da gönderdiniz. tarih diye bir bilim var otur oku da yorum yap.

doludizgin

Orada bulunan Türk ler ile değişim talebinde bulunuldu. Sen daha iyi okuyabilirsin. Yollamak değil sen kendi milletini istiyorsun doğal olarak adamda kendi milletini.

dnz-krg

mübadeleden bahsetmiyorum. 34 olaylarını, 6-7 eylülü, 1964 olaylarını, bir çok başka olayı okursan görürsün. hala aynı muhabbet.

Başlıklar

BilimEinsteinGalatasaray Spor KulübüİngiltereKitapNobelRahmi Koç
Görüş Bildir