Doğu Anadolu'nun Kadim Tarihini İçerisinde Barındıran Bir Uygarlık: Urartu Krallığı

-

Urartu Krallığı, yaklaşık 2700 yıl evvel Doğu Anadolu bölgesine hükmetmiş güçlü bir uygarlıktı. Bugün üzerinde yaşadığımız vatan topraklarının asırlar evvelki misafirlerini tanımak bakımından, biz burada Urartular hakkındaki temel bilgileri, anlaşılır bir biçimde sizlere iletmeyi uygun gördük.

Not: Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu'nun Eski Mezopotamya Tarihi adlı eserinden faydalandık.

Uygarlığın Kurulduğu Coğrafya

Urartu Krallığı genel olarak Van Gölü çevresinde kümelenmiş dağınık aşiretlerden oluşmuş bir uygarlıktı. Van Gölü'nün güneydoğu kıyısındaki Tuşpa'yı kendilerine başkent seçmişlerdi. Sınırları kuzeyde Kars Platosu, güneyde Toroslar, doğuda Urmiye Gölü batıda ise Fırat nehrinin çevrelediği alandı.

Kuruluş Devri

Urartu hakkındaki birçok bilgiye Assur kaynaklarında rastlamaktayız. M.Ö. 1250'lerde Assur kralı I.Şalmaneser, Toros dağlarının kuzeyinde birtakım aşiretlerle savaştığını söyler. Uriatri ve Nairi namıyla anılan bu aşiretlerin Urartuların temelini oluşturduğu açık bir gerçektir. Yine M.Ö. 850'lerde bu sefer III.Şalmaneser'in, Urartulu Aramu adlı birisiyle aynı coğrafyada savaştığını öğreniyoruz. Buradan anlamaktayız ki o yıllarda artık Urartu Krallığı kurulmuştur. Assurların tuttuğu kayıtlar bize çok faydalı bilgiler vermektedir. Fakat tabii bir biçimde Assur kayıtları fazlaca taraflıdır. Genelde hep zaferler anlatılır, düşmanlar aşağılanır.

Dil ve Yazı Özellikleri

Urartular en büyük düşmanları ve komşuları olan Assur'dan birçok alanda etkilenmişlerdi. Bu alanlardan birisi de dilleriydi. Urartular, Assurların kullandıkları çivi yazısını benimseyerek, kendilerine uyarladılar. Böylece zaman içerisinde, Assur çivi yazısıyla tatbik edilen Urartuca dili ortaya çıktı. Bunun yanı sıra depolarda birtakım erzakları belirtmek gibi basit işlerde hiyerogrif yazısı da kullanılıyordu, fakat insanlar arasında çok yaygın değildi. Urartuca'nın günümüzde Çeçence ve İnguşça ile birtakım benzerlikler gösterdiği belirlenmiştir.

Genel Olarak Kent Hayatı

Daha evvel mevcut coğrafyada bir devlet yapısı bulunmadığı için, Urartular sıfırdan kentler kurarak bir düzen sağlamak zorundaydılar. Kentler temelde iki bölümden oluşuyordu. Bunlar, yüksekte hanedanın ve devlet görevlilerinin yaşadığı sitadel adı verilen kale, ve onun aşağısında halkın yaşadığı şehirdi. Günümüzde Van Kalesi bu sitadel yapısına en iyi örnektir. Sitadellerde depolar, bir tapınak, saray ve çeşitli atölyeler bulunuyordu. Aynı zamanda bu yapıların su, kanalizasyon ve sarnıç gibi altyapı çalışmaları da iyi bir şekilde planlanmıştı.

Urartu Yükseliyor

Assur Krallığı fazlaca muharip ve savaşçı bir terakkiye sahipti. Her sene ganimet için seferlere çıkılırdı. Fakat krallıktaki isyanlar ve taht karışıklıkları devrinde bu seferlere çıkılamaz olmuştu. Bu durumdan yararlanan Urartu ise çevresindeki kabileleri kendine katmaya başlamıştı. Geç Hitit Devletlerinin de kontrol altına alınmasıyla, Urartu sınırları iyice genişlemişti. Buna karşılık Assur, yine başarılı seferler yapmış ve büyük hasarlar vermişti. Fakat Urartu başkenti Tuşpa'nın yüksek surlarını aşamamıştı.

Beklenilen Çöküş

Urartu, en büyük düşmanı Assur'a karşı Frigler ve Geç Hitit Devletleri ile bir ittifak arayışı içerisine girmişti. Fakat tek düşman Assur değildi, coğrafyayı tehdit eden başka bir ortak düşman vardı: İskitler ve Kimmerler. Bu iki muharip bozkurt kavimi ile yerleşiklerin mücadele etmesi çok zordu. Kesin bir yenilgiye uğratılmaları çok zordu. Bu kavimler çok iyi at sürüyor ve çok iyi ok atıyorlardı. Urartu kentlerinin işte bu kavimlerin tazyikiyle, MÖ. 650'lerde yavaş yavaş terk edilip bir çöküş içerisine girdikleri tahmin olunmaktadır.

Dini İnançlar

Urartuların inandıkları birçok tanrısı bulunmaktaydı. Baştanrıları Haldi, çeşitli kabartmalara resmedilmişti. Temelde sitadel ve aşağı şehirde olmak üzere kentlerde iki adet tapınak mevcuttu. Tanrılar için yılın belirli zamanlarında bazı hayvanların dişi olanları kurban verilirdi. Ölü gömme adetlerinde ise soylular kaya mezarlarına değerli eşyalarıyla birlikte gömülürken, normal halk ise toprak altına yapılan çok odalı basit mezarlara gömülürdü.

Sanatsal Eserler

Urartu sanatı temel itibarıyla çevresindeki Assur ve Geç Hitit Devletlerinin sanatından etkilenmişti. Bundan başka birtakım Frig usulleri de tatbik edilmişti. Heykel yapımı çok fazla yaygın değildi. Hayvan figürleriyle süslenmiş devasa kazanlar, yemek kapları, kemerler, değerli taşlarla süslenmiş kolyeler, gösteriş amacıyla kullanılan fibulalar ilk akla gelen eserlerdir.

Tanrı Heykeli

Yarı insan, yarı hayvan olarak kanatlı bir biçimde tasvir edilmiş, mitolojik bir öge.

Hasar Görmüş Devasa Bir Kalkan

Urartular'ın en önemli üretimleri de askeri alandaki araç gereçlerde olmuştur. Burada görülen tunç kalkan, gerçekten insanı hayretler içerisinde bırakacak bir büyüklüktedir. Yüksek ihtimalle bu tip aşırı gösterişli eserler, birtakım törensel faaliyetlerde kullanılan özel eşyalardı.

Kalkan, Sadak ve Hançer

Bu tip askeri materyallerin yapımında yaygın olarak tunç ve demir kullanılıyordu.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
beblo

terererörörö

mukaddes-baykara

anlaşılan yazılacak konu bulunamamış. bu ne la lise dönem ödevi gibi

Başlıklar

FacebookKarsVanonedio
Görüş Bildir