Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bütün Anne Adaylarının Kafasındaki Soru: Sezaryen mi Yoksa Normal Doğum mu?

-

Homo sapiens sapiens (modern insan) türünde doğum, diğer memelilere oranla daha acılı ve daha riskli.

Diğer primatlardan farklı olarak iki ayak üzerinde yürüyor olmamız vajinal doğum veya sezaryen doğum yapmanızı bile etkiliyor...

Doğumun bizim için neden bu kadar zor olduğunu ve hangi doğum türünün ne gibi faydaları ya da zararları olabileceğini hep birlikte inceleyelim.

İki ayak üstünde yürüyor olmanın bedellerinden biri doğumun zor ve acılı olması.

Diğer primatlarda daha düz olan leğen kemiği, daha büyük beyinli olan insan türünde yürümenin daha kolay ve dik yapılabilmesi için şekil değiştiriyor.

Leğen kemiği değişince, doğum kanalı da daralıyor.

Yani bebeğin doğması için eğilip bükülmesi gerekiyor. Bu durum da insan doğumu için hem anne hem de bebek açısından büyük bir sorun yaratıyor.

Sherwood Washburn, bu soruna obstetrik (gebelikle ilgili) açmaz adı vermiş.

Washburn'a göre obstetrik açmaz, bebeğin gelişimini tamamlamadan, gebeliğin sonlanmasıyla çözülebiliyor. Modern insanda beyin büyüdükçe gebelik süresi kısalıyor ve öylece doğumdaki leğen kemiğinden kaynaklanan zorluk azaltılmış oluyor.

Peki leğen kemiği sorunu evrim sürecinde neden giderilmedi?

Victoria Üniversitesi'nden Helen Kurki'ye göre ise, evrim sürecinde leğen kemiği ve doğum kanalı genişleyebilirdi, ama buna ihtiyaç olmadığı, çünkü doğumun esas sorunun bir enerji sorunu olduğunu söylüyor.

Gebeliğin son haftalarında büyüyen fetüs, annenin tüm enerjisini tüketir hâle geliyor ve anne metabolik olarak çok yoruluyor.

Yani bu hipoteze göre, doğumun 39 haftada gerçekleşmesinin nedeni bebeğin beyni daha fazla büyümeden doğum kanalından daha kolay çıkmasını sağlamak değil, kadının enerji sınırına gelmiş olması.

Ayrıca, tarıma geçilmesiyle birlikte gelen bazı yapısal değişimler de doğumu zorlaştırmış.

Karbonhidrat yüklü beslenme fetüsün daha büyük ve şişman olmasına, böylece doğumun zorlaşmasına neden olmuş.

Sezaryen doğum sayesinde büyük fetüslerin de yaşama şansı artıyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, gebelik ve doğuma bağlı sorunlar nedeniyle hergün yüzlerce anne veya bebek hayatını kaybediyor.

Sezaryen sayesinde dar doğum kanalına neden olan genler artık anneden çocuğa geçebiliyor.

Eskiden dar doğum kanalı sebebiyle, çoğu vakada anne de bebek de doğum sırasında hayatını kaybediyor ve doğum kanalı genleriyle ilgili doğal bir seleksiyon yaşanıyordu. Sezaryen yöntemiyle bu seleksiyon da durmuş oldu.

Yani dar pelvisli bir annenin, normal doğumla bebek dünyaya getirmesi riskli olduğundan sezaryen bu noktada kurtarıcı bir yöntem.

Ayrıca, annenin şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi gebeliği zorlaştıran başka rahatsızlıkları da varsa, sezaryen yöntemi tercih edilebilir. Çünkü bu rahatsızlıklar plasentayla ilgili sorunlara yol açabiliyor.

Ancak sezaryen cerrahi bir operasyon olduğu için, kan kaybı, enfeksiyon ve anestezi kaynaklı komplikasyonların gerçekleşme riski yüksek.

Operasyon sırasında bağırsak veya mesane yaralanabiliyor, kan pıhtısı oluşabiliyor. Aynı zamanda cerrahi yaraların iyileşmesi için de annenin zamana ihtiyacı olduğundan, 5 güne kadar hastanede kalabiliyor. Bu süreçte karnında daha fazla ağrısı olabiliyor.

Sezaryenle doğan bebekler, doğumda ve çocukluk çağında solunum problemleri yaşayabiliyorlar.

Normal doğum esnasında, doğum ağrılarıyla birlikte akciğerleri sıvıyla dolu olan bebeğin, akciğerlerinden sıvının boşalma süreci başlıyor. Sancıyla birlikte salgılanan maddeler bebeğin akciğerlerini doğum sonrasına hazırlıyor. Sezaryende doğum sancısı çekilmediğinden akciğerler hazırlıksız yakalanıyor ve bu bebeklerin ilerde de astıma yakalanma riski artıyor.

Sezaryen doğumlarda, sütün gelme süresi daha uzun.

Normal doğum esnasında serviks ve uterusun kasılmasıyla, hipofiz uyarılır ve oksitosin hormonu salgılanması başlar. Bu hormon, rahim kaslarını uyararak, doğumun kolay yapılmasını sağlar. Doğumdan sonra ise kanda bolca bulunan oksitosin, meme ucunu uyararak anneden süt salınımını sağlar. Sezaryen doğumda ise, bebeği emzirmeye başlayınca meme ucunun uyarılmasını sağlayabilirsiniz. Bu nedenle süt daha geç gelebilir.

Sezaryen doğum bağırsak florasındaki bakterileri etkileyerek, ilerde obeziteye yol açabiliyor.

Bağırsak bakterilerinin etkilenmesi demek, besinlerin sindiriminin değişmesi demek. Sezaryen doğum yapan annelerin de daha fazla kilo aldığı, obez ya da diyabetli olma olasılıkları da yüksek olarak değerlendirilmiş. Bu durum bir döngü şeklinde devam ediyor.

Normal doğumla dünyaya gelen bebekler annenin doğum kanalı boyunca faydalı bakterilerle haşır neşir oluyor, bu şekilde daha kuvvetli bir bağışıklık sistemine sahip oluyorlar.

Dolayısıyla solunum sorunlarına da daha az maruz kalıyorlar. Normal doğumda anne bebeğiyle hemen temasa geçip, emzirmeye başlayabiliyor.

Normal doğum çok uzun ve zorlu geçmişse, bebeğin kafa derisinde ya da köprücük kemiğinde zedelenmeler olabiliyor.

Normal doğum sırasında fetüs,doğum kanalı boyunca hareket ederken, vajinanın çevresindeki dokular gerilip, yırtılabiliyor.

Germe ve yırtılma şiddetliyse, bu bölgeler için dikiş gerekebilir.  Bu da idrar ve bağırsak işlevini kontrol eden pelvis kaslarının zayıflamasına veya yaralanmasına neden olabilir.

Normal doğum yapanlar bağırsak ve idrar sorunlarıyla sezaryen doğum yapanlara göre daha sıklıkla karşılaşıyorlar.

Öksürük, hapşırık veya gülme durumunda idrar sızdırma eğilimleri daha fazla oluyor.

Peki gelecekte neler olacak?

Bilim adamları evrimsel sürecin devam ettiğini, bu nedenle kadınlarda farklı doğum kanalları boyutlarını olduğunu ve belki de ilerde sezeryen yöntemine hiç gerek duyulmayacağını düşünüyorlar.

Tüm bebişlerin sağlıkla doğup büyümesi dileğiyle...

İçeriği sonuna kadar okuyanlara bolca teşekkür ✌

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
melek_6

herkes istediği şekilde doğurur neyin tartışmasını yapıyorsunuz ki.Zaten yeterince zor bir süreç.Normal doğuran tam anne sezeryan olan yarım mı yani.Sezeryan doğum yapan kadında aynı acıyı çekmiyor mu karnında? Özgür bırakın insanları kararlarında.

queen-of-the-alaska

kısaca zor iş annelerimizi sevelim

kymelria

bizim doktorumz normal doğumu önermişti ve bir sürü de neden saydı ama kısmet olmadı :)

dead-nettle.

Türkiyede Doğum doktorlarına karşıyım, bence hemen ihraç edilmeliler meslekten. Bir kadının hamilelik boyunca abidik gubidik kontollerini takip edip normal doğumu tercih eden anne adayına küstahça davranıp neredeyse küfür ederce tavırlar takınmaları ve doğuma müdail olmadıkları için ülkemizde gereksiz bir dal artık. Sezercik yaparlarsa ve parayı cuk ederlerse 10 numara lar. Hepsinin allah belasını versin. 2 tane çocuğum var. 2 çocuğumunda sağlıklı bir doğuma gitmeleri için öel doktor ve muayenelere gittim ve en başından beri sezeryana karşı olduğumuz için anneyi ilk aydan itibren sezeryana yönlendirmeye çalışıyorlar ve son ay son kararınınızı verdiğinizde ortadan yokolup gidiyorlar. Doğumhane kapısından içeriye sadece sezercikler için giriyorlar. Be edepsiz şerefsizler 9 ay boyunca paramızı alırken doğumdan sonra bi gel geçmiş olsun deyin dimi.

rabia-arslan14

11 yıl önce kardeşimin doğumunda anneme söylemeden suni sancı vermişlerdi kadına.Daha 1 hafta varken erken doğum olmuştu tabi biz normal doğum beklerken sezaryen doğum olmuştu.Para için riske atmışlardı iki canı da.

lagaluga

devletin bu konuda düzgün bir politika geliştirmesi lazım. bazen hamilelerin gözü korkutulup 39 hafta sorunsuz sağlıklı ilerleyen gebelikler hemen randevu verilip sezaryenle sonlanıyor. ya da sırf bakanlık normal doğuma daha fazla para verdiği, sezaryene sınırlama koyduğu için kimi doktorlar riskli gebelikleri bile normal doğuma zorluyorlar. bir kere bu konuda para ilişkisi kesilmeli. doktorlar paraya bakmadan, herhangi bir kota, sınırlama, ceza veya ödül olmadan hür iradeleriyle sadece mesleki bilgilerine dayanarak normal ya da sezaryene karar vermeli. tabi şöyle sorunlar da var. özellikle büyük hastanelerde bir kaç doktorun ha doğdu ha doğacak diye gebelerin başında saatlerce beklemesi mümkün olmadığından haliyle doktorlar daha kontrollü ve kısa sürede biten sezaryeni tercih ediyorlar.buna çözüm olarak bakanlık ebe sayısını ve kalitesini arttırmalı. doğum sürecine giren hamileler doktora ihtiyaç duymadan ebelerle doğum yapabilmeli. beklenmedik ciddi bir sorun olursa zaten doktor müdahale eder o ayrı konu ama 39 hafta sorunsuz giden bir gebeliğin mantıken normal doğumla bitmesi beklenir, illa ameliyata gerek kalmamalı. elin amarigalısı evropalısı selebritisi banyosundaki küvette şişme çocuk havuzunda kendi yatak odasında bağıra çağıra doğurabiliyor da sadece bizim kadınlarımız mı sağlıksız olduğu için sezaryene mecbur kalıyorlar? şu anda türkiye sağlık alanında 2 konuda dünyada zirveye oynuyor. biri sezaryen oranı diğeri de antibiyotik kullanımı. ileride bunun acısını çekmek istemiyorsak şimdiden ikisine de çözüm bulmalıyız.

Başlıklar

BilimTercihanneşeker hastalığı
Görüş Bildir