Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bu Yazın Kitabı Belli: Elif Şafak'ın Havva'nın Üç Kızı Romanından 21 Çarpıcı Alıntı

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Elif Şafak, kitabının baş karakteri Peri için; ben aslında onu değil Türkiye'yi anlattım diyor. Türkiye'nin gerçekleşmemiş potansiyeller ülkesi olduğunu savunan 44 yaşındaki Şafak, son romanında ülkedeki tüm uyumsuzlukların üzerine parmak basmış. Elif Şafak'ın, ataerkil zihniyetin karşısında duran bu romanı, henüz çıkalı bir hafta olmuşken 200 binlik üçüncü baskının hazırlığında. Bu yaz herkesin elinde göreceğe benzediğimiz Havva'nın Üç Kızı'ndan bazı vurucu cümleleri sizin için derledik.

1. Delilik, kafa yapan bir madde gibi akıyordu şehrin damarlarında. Her gün milyonlarca İstanbullu, bir doz daha alıyordu bu serumdan.

Birbirleriyle tek kelime etmeyen, selamlaşmayan, bir lokma ekmeklerini paylaşmayan insanlar, deliliklerini paylaşıyorlardı farkında bile olmadan.

2. Hangi renkten olursa olsun, lüks otomobiller cirit atıyordu İstanbul’da. Cins köpekleri andırıyorlardı.

Hani kolay ve konforlu hayatlar için dünyaya gelmiş ama bir şekilde yolunu kaybedip kendini yaban ortamda bulmuş asil, saf kan köpekler gibi abes duruyordu ağaçların çoğu.

3. Gerçi ne Kahire’ye ne Delhi’ye gitmişliği vardı Peri’nin. Olsun varsın. İstanbul’un o tür ücra yerlerden daha medeni olduğuna dair en ufak bir şüphesi yoktu.

Ne de olsa bu şehir, Avrupa’nın kapı komşusuydu. Bunca yakınlığın bir anlamı olmalıydı. Hatta o kadar yakındı ki, koca memleket bir ayağını Avrupa’nın kapısından içeri sokmuş, bütün gücüyle iteklemişti bir zamanlar içeri girebilmek için; lakin aralık öylesine dar olunca vücudunun geri kalanını ne kadar eğip bükse de bir türlü sığdıramamıştı işte.

4. Bu toplum, tıpkı yalnız kalmaktan korkan bir çocuk gibi ha bire sosyalleşmek istiyordu.

5. Neyse ki Tanrı, her ne kadar kolay kızdığı söylense ve talepkarlığıyla maruf olsa da asla incinmez, incitilemezdi.

6. ”Eğer sakız çeşitleri politik rejimleri temsil etse, naneli sakız kesin faşizm olurdu.” diye düşünürdü hep totaliter, katı, steril.

7. İstanbul’da yaşayan her kadının bir adet Yeni Başlayanlar için Ataerkillik Sözlüğü’ne ihtiyacı vardı.

Bu sözlüğün maddeleri uyarınca, bir kadının tanımadığı bir erkeğin suratına (arabasına) duman üflemesinin açık bir cinsel davet olarak yorumlandığını hatırlayan Peri’nin beti benzi attı.

8. İstanbul kontrolsüz büyümüştü ve genişlemeye devam ediyordu - bu canım şehr-i şehir, sindirebileceğinden fazlasını mideye indirdiğini fark etmeden, hala etrafta yiyecek arayan şişkin bir Japon balığını andırıyordu.

9. Böyledir işte, asırlardan bu yana… Sen misin fazla konuşan, had hudut tanımayan, adaletsizliğe başkaldıran, evvela dilin gider bu topraklarda. Yitirirsin kelimeleri, etinden et çekilmiş gibi cımbızla.

10. Kitaplardı onun vatanı ama aynı zamanda daimi sürgün diyarı.

11. Bütün öğretilenlerden biliyordu ki Yaradan tek ve biricikti. Ama annesinin korkuyla ve huşuyla yalvarıp yakardığı Allah ile babasının sitemle dert yandığı Tanrı’nın aynı varlık olduğunda inanması mümkün değildi.

12. ”Demokrasi olan memlekette bir adam sarhoş oldu mu, ‘Ah ne oldu benim güzel sevgilime?’ diye ağlar. Demokrasi olmayan yerde ise, bir adam sarhoş oldu mu, ‘Ah ne oldu benim güzel memleketime?’ diye ağlar.”

13. Düşününce ne tuhaftı aslında; anlar akıp gider, yürekler katılaşır, bedenler yaşlanır, yeminler unutulur ve en güçlü inançlar bile sarsılırken...

...gerçeği iki boyutlu temsil eden ve dolayısıyla yalandan ibaret olan bir fotoğraf hiç değişmeden kalabiliyordu, sonsuz bir sadakatle.

14. Sokak çocuklarının ve küçük yaşta fuhuşa itilenlerin favori maddesiydi Bally;

onları tüy gibi hafifletip çatıların, kubbelerin ve gökdelenlerin üstünden aşırtarak uçuran; hapishanelerin, nezarethanelerin, sefaletin, tecavüzcülerin ve pezevenklerin mevcut olmadığı asude diyarlara taşıyan sihirli halıydı.

15. Son zamanlarda toplumda medyum ve falcı merakı iyice artmış gibi geliyordu Peri’ye.

İstikrardan ziyade belirsizliğin kaide olduğu bir ülkede, kehanet ve tahminlere düşkünlük tesadüf değildi belki de.

16. Bekaret… Bir türlü açıkça söylenmeyen ama sürekli ima edilen o malum konu.

Annelerle kızları, teyzelerle yeğenleri, öğretmenlerle kız öğrencileri arasındaki nice sohbetin üstü kapalı sebebi. Odanın orta yerinde uyuyan, kimsenin uyandırmaya cesaret edemediği aksi ve huysuz biri gibiydi bekaret; dikkatlice etrafından dolanılması gereken bir göle.

17. ”Cehaletin eline kudret geçmeyegörsün, bak işte o zaman korkacaksın.” dedi Mensur. ”Dünya muktedir cahillerden ve cahil muktedirlerden neler çekti.”

18. Ne var ki dua etmenin hesaba katmadığı bir zorluğu vardı: Tek seslilik gerektiriyordu. Başından sonuna kadar tek, tutarlı bir çizgi.

19. Eğitim sistemi öğrencileri yarıştırmak üstüne kurulmuştu.

Peri’nin genç kızlığında olduğu gibi ha bire çalışmaktan gocunmayan, zaten başkaca bir hayatı olmayan öğrencileri yıpratmasa da, Deniz gibi hayat ve yaratıcılık ve enerji dolu gençleri eziyordu bu siste.

20. Yaz ve sil. İnanç ve şüphe. Cevaplar ve sorular. Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada.

Ne demiş İbn Arabi? Bizimkisi ”aşk kervanı”; o kervan ne yöne giderse biz de peşinden. yerleşme, kök salma, oldum ya da buldum sanma. Hiçbir gettoya, kolektif kimliğe, cemaate, cemiyete, aşirete ait olma. Hepsi yanıltır, şaşırtır. Sen yalnız ol. Bir başına. varmak değil, gitmek. Sadece gitmek.

21. Belki de bulaşıcıydı merhametsizlik. Dünün mazlumlarından bugünün zalimleri çıkıyordu.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kucuk-anakin

Bir yazarı siyasi görüşüne göre okumaz gerçek bir okur.Farklı düşüncelere sahip olamadıktan sonra gelişmeyi beklememeliyiz bence.Yorumlarda tek bir tane olumlu cümle yok.Yorumlar çoğunlukla erkeklere ait.Şaşırmadım.Kitabın başında zaten kadınlara ithaf etmiş.Bir çok erkekten zaten kadınlarımızın ne yaşadığını anlamalarını beklemiyorum.Neyse farklı bir yorum katmış Elif Şafak.Çok akıcı bir kitap.Yorumların çoğunda Elif Şafak'ı sevmedikleri için okumadıklarını farkettim.Eğer farklı düşünceleri okuyabiliyorsanız,-benimseyin demiyorum-,açıksanız ve gerçekleri başka birinden dinleyebilenlere tavsiye ederim.Çünkü bu yazar büyük bir bilgi birikimine sahip.Eminim çok kişi bana karşı çıkıp,küfür edecek ama umursamam.Sizin görüşünüz sizedir,benim ki bana.

fatih-korkmaz

çok okuyan biri olduğumu söylenemez ama bir okuduğum diğer yazar ve eserlere kıyasla şunu diyorum eğer bu kitap elimde olsaydı onu tüm yerli ve yabancı klasik eserlerden ayırır ait olduğu yere yani çöp kutusuna atardım. ((bu arada, ülkemde, yazma aşkıyla tutuşup editörlerin kapısından çevrilen , kıymetini anlaşılmayan o kalemlere selam olsun ))

diana-bolton

"Yaz ve sil. İnanç ve şüphe. Cevaplar ve sorular. Hem bilgiyi önemse, hem bildiklerini sorgula. Asla bir yere demir atma. Adresin değil, sadece ayak izlerin olsun bu dünyada," bir alıntı ki, hem anlatım hem de anlam bozukluğu var.

burak-senturk4

Çalıntı kısımlarını da yazsana??.. Ama onları bilecek kadar çok kitap okumamışsındır.. "Popülerden devam edeyim yazımı yazayım".. Son cümle hem elif şafak hem de editör için.

giovany

beni bir kitaptan soğutmak zordur sevmesem bile sonuna kadar okumak isterim belki sonu güzeldir diye elif şafak kadar boş bir insan daha görmedim kitabın 10 sayfasından sonra yakasım geldi (yaktım) o kadar sıkıcı ve boş bir kitaptı

Başlıklar

İstanbulJaponyaaşketyiyecek
Görüş Bildir