Bir Dönem Sarayı Karıştıran Gizemli Bir Adam: Osmanlı'nın Rasputin'i 'Cinci Hüseyin Hoca'

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Cinci Hoca veya bilinen adıyla Hüseyin Efendi, 17. yüzyılda yaşamış garip ve gizemli bir şahsiyettir. Osmanlı sarayına girmesi ve padişahın çok yakınında yer alması dolayısıyla dönemin önemli karakterlerinden birisidir. Yaptığı büyü ve sihir faaliyetleriyle tanınmıştır. Hüseyin Efendinin hayatı ve hususi hikayesi, 1907-1916 yıllarında Rus çarının oğlunu tedavi etmesiyle ünlenen Grigori Rasputin'e çok benzemektedir. Rasputin de gizemli bir şahsiyet olmasının yanında devletin mühim siyasi işlerine de karışmıştır. 

Biz bu içerikte Rasputin'den yaklaşık 300 sene evvel Osmanlı saraylarında aynı faaliyetlerde bulunmuş olan Cinci Hoca lakaplı Hüseyin Efendinin, hakkında az şeyler bilinen, hayat hikayesine ve faaliyetlerine değineceğiz.

İlk Yılları

Hüseyin Efendi Safranbolu'da dünyaya geldiği biliniyor fakat doğum tarihi tam olarak bilinmiyor. 1640'larda sarayda faaliyet göstermesini ele alırsak muhtemelen 1590-1610 arasında doğmuş olabileceğini tahmin edebiliriz. Babası ve dedesi Safranbolu'nun tanınmış şeyhlerindendi. Gençlik zamanında ilk eğitimini babasının yanında aldı. Yaşı ilerleyince daha iyi bir eğitim görebilmek amacıyla İstanbul'a, medreseye gitti. Bu sırada efsun ve sihir işleriyle de uğraşmaktaydı. Kısa sürede Hüseyin efendinin namı çevrede yayıldı. Nefesinin kuvvetli olduğu, bir dua ile hastalara şifa verdiği söyleniyordu.

Hüseyin efendi bu büyü işlerinden çok iyi para kazanıyordu. Fakat hocaları ve çevresindekiler bu halden hiç memnun değildi. Tam da bu sıralarda Osmanlı'nın tahtında psikolojik rahatsızlıklarla uğraşan I.İbrahim bulunmaktaydı. Kösem Sultan, Hüseyin Efendinin namını duyarak, padişahı tedavi etmesi için onu saraya çağırttı.

Sultan İbrahim'i Tedavi Etmesi

Deli namıyla anılan I.İbrahim, şehzadeliği döneminde uzun yıllar boyunca öldürülme korkusuyla kafeste yaşamıştı. Bu sebeple psikolojisi çok bozulmuştu. Aynı zamanda sadrazama yazdığı hat-ı hümayunlarında kulaklarının tıkandığından, kol ve bacak ağrılarından, can sıkıntısından ve devamlı baş ağrılarından şikayet etmekteydi.

Hüseyin Efendi ilk kez saraya gelip padişahı tedavi amacıyla gördükten sonra, I.İbrahim rahatlamış, eskisinden daha iyi bir hale kavuşmuştu. Bu olay Hüseyin Efendinin namının etrafta iyice duyulmasına yol açtı. Artık o, padişaha şifa veren ünlü Hüseyin Hoca olmuştu.

Hüseyin Efendinin Yükselişi

Hocanın padişahı nasıl tedavi ettiğini kimse bilmiyordu. Fakat ne olduysa padişah eskisinden daha şifalı bir hale gelmişti. Derdine derman olan Hüseyin Efendi'yi çok seven padişah, onun yükselmesine vesile oldu. Dönemin şeyhülislamı karşı çıktıysa da padişahın emirlerine engel olamadı.

Hüseyin Efendi medreseyi bile bitirememişti. Fakat padişahı tedavi etmesi onun bir anda kariyerini yükseltti. Evvela padişahın emriyle Hüseyin Efendi için güzel bir saray inşa edildi. Ardından medreselerin birine müderris (günümüzde profesör) olarak yerleştirildi. Daha sonra da padişahın hocalığı görevini ve Galata Kadılığı makamını kazandı. 1644 yılında kendisine muhalefet eden Kemankeş Mustafa Paşa'nın ölümüne sebebiyet verdi. Bundan sonra ortada hiçbir rakibi kalmayan Hüseyin Efendi, son olarak da Anadolu Kazaskeri oldu.

Hüseyin Efendi için kısa süre sonra rüşvet aldığı, dini kötüye kullandığı ve görevini suistimal ettiği iddiaları ortaya çıktı. Bunun üzerine 17 Nisan 1646'da kazaskerlik görevinden alınarak İzmit'e ve daha sonra da Gelibolu'ya sürüldü. Padişahın affıyla İstanbul'a geri döndüyse de 18 Ağustos 1648 tarihinde I.İbrahim'in tahttan indirilip öldürülmesiyle Hoca Hüseyin Efendi başıboş kaldı.

Sultan I.İbrahim'in oğlu IV. Mehmet tahta geçirilmişti. Cülus töreninde Hüseyin Efendi'den de 200 kese akçe getirerek biat etmesi istendi. Hoca,padişahın cülusuna verecek parasının olmadığını beyan etti. Bunun üzerine Hüseyin Efendinin evi basıldı. Kendisi ve birtakım takipçileri de tutuklandı.

Cinci Hüseyin Hocanın Serveti

Hocanın evi arandıktan sonra her şey ortaya çıktı. Hüseyin Efendi yıllarca yaptığı görevlerden birçok rüşvet almış, medreselerde haksız yere para toplatmış ve servetine servet katmıştı. O devirde, ekonomik sıkıntılar yüzünden paralardaki gümüş ve altın miktarı azaltılıyordu. Hüseyin Efendinin evinden çıkan akçeler ise ayarıyla hiç oynanmamış, tamamen saf altındandı. Padişaha 200 kese akçe vermeyen Hüseyin Hocanın evinden tam on iki güğüm akçe çıkmıştı.

Hüseyin Hocanın evinde bulunan bu paralar piyasada 'Cinci Akçesi' namıyla anılmaya başlandı. Fakat bir süre sonra bu paraların hepsi toplatıldı. Hüseyin Hoca ise bir süre hapiste tutulduktan sonra salıverildi. Habeş'e sürüldüyse de Kırım Hanı aracılığıyla yoldan geri döndürüldü. İstanbul'da çevredekilere paralarının gasp edildiğini anlatması ve daha birçok çeşitli iddiaları ile sarayı karıştırdığı ve tehdit ettiği için 1648 yılının Ekim-Kasım aylarında idam edildi.

Cinci Hüseyin Hocanın Osmanlı Tarihindeki Rolü

Kaynaklarda 'Cinci Hoca' namıyla zikredilen Hüseyin Efendi şüphesiz ki fazlaca gizemli bir kişiliktir. Tek amacı para kazanmak, mal-mülk elde etmek ve zengin olmak olarak ifade edilse de kendisi doğaüstü anlatılara da konu olmaktadır.

I.İbrahim'e şifa verdiği için ona fazlaca tesir eden ve kararlarında büyük rol oynayan Hüseyin Efendi, Veziriazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın öldürülmesinde büyük rol oynamıştır. Şeyhülislam'ın bile konumunu sarsmıştır.
Netice itibarıyla Cinci Hoca namıyla tanınan Hüseyin Efendi, Osmanlı Tarihindeki en gizemli şahsiyetlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

YARARLANILAN ESERLER

  • Necdet Sakaoğlu-Bu Mülkün Sultanları, Oğlak Yayınları, İstanbul 2015

  • Abdülkadir Özcan, Hüseyin Efendi, Cinci Hoca,TDV c.18 s.541-543

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
vologirl_chan

En başta Sultan İbrahim Han hakkında verilen bilgi yanlıştır, İbrahim Han deli değildi, ağabeyi olan IV. Murad kendisini öldürmesin diye (masum olduğunu, zararsız olduğunu inandırmak için) deli numarası yapmıştır. Ağabeyi öldüğünde de 8 yıl boyunca başarısız bir saltanat sürdürmüştür. Asıl deli denilecek kişi amcası Sultan Mustafa I. Han'dır, ağabeyi Ahmed I. tarafından kapatılmış ve ölüm korkusuyla yaşamaktan akli dengesini kaybetmiştir. Araştırınız.

sibel-erdeniz

Demek ki taa o dönemde başlamış din tüccarlığı.

ag10

aynı şeyleri şimdi de yapmıyormu bu hocalar..?

stas-kuzin

vay senin cinini votkanı skim piç n işlrr yasptın cinci...

m.-dursun

osmanlıda şeyhülislam isteğiyle top atışıyla yıktırılan rasathane. dünyaya hükmettiğini iddaa eden osmanlı bilimde neden geri kaldı. işte nedeni. http://tr.wikipedia.org/wiki/Takiy%C3%BCddin%27in_Rasathanesi

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AltınİdamİstanbulRüşvetolay
Görüş Bildir