Bir Cinayetin Anatomisi: Yeşilçam'ın Çirkin Kralı Yılmaz Güney’in Yumurtalık Hakimi Sefa Mutlu’yu Öldürdüğü Gece

-

Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerinden biri olan, Yol filmiyle büyük bir başarıya imza atarak Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan, oyunculuğu ve politik görüşüyle kitleleri peşinden sürükleyen Yılmaz Güney'in Yumurtalık hakimi Sefa Mutlu'nun ölümüne sebep olduğu o geceyi ve sonrasında yaşananları anlatıyoruz.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Oyuncu, yönetmen, senarist, öykü yazarı, set işçisi... Onu tanımlamak için bu alandaki ne kadar sıfat varsa kullansak yanlış olmaz.

Türk sinemasının Çirkin Kral'ı Yılmaz Güney'in bildiğiniz üzere zorluklarla geçen bir hayatı vardı. Yılmaz Pütün'den sinemanın zirvesine giden yolculuğunda çok fazla şey yaşadı, yaşattı ama hayatının dönüm noktası o geceydi...

Yılmaz Güney'in hayatına dair daha fazla bilgi için içeriğimizi inceleyebilirsiniz: 👇

Hayatından Bilgilerle Birlikte Çirkin Kral Yılmaz Güney'e Ait 19 Söz - onedio.com
Hayatından Bilgilerle Birlikte Çirkin Kral Yılmaz Güney'e Ait 19 Söz - onedio.com

Yılmaz Güney ve ekibi, 1974 yılında Yumurtalık’ta ‘Endişe’ filmini çekiyorlardı. Dönemin Adana Belediye Başkanı Ege Bagatur’un da katıldığı bir akşam yemeğinde Yılmaz Güney’in hayranları da vardı.

O dönem Yılmaz Güney’in asistanı olan yönetmen Ali Özgentürk, yazdığı kitapta o geceyi detaylı olarak anlattı. Yumurtalık’ta deniz kenarındaki otelin gazinosunda yenen yemekte birdenbire içeri birinin girdiğini ve küfretmeye başladığını aktaran Ali Özgentürk, bir süre sonra bu kişinin Yumurtalık hakimi Sefa Mutlu olduğunu öğrendiklerini yazmıştı.

“Ulan sana Yılmaz Güney mi diyorlar? Yılmaz Güney kim?”

Gazinonun ağzına kadar dolu olduğu o gece Sefa Mutlu’nun sarhoş olduğunu iddia eden Ali Özgentürk, şu sözlerle o gece neler yaşandığını yazmıştı: “Gazino ağzına kadar doluydu. Bir süre sonra deniz kenarından karartı şeklinde bir adam gelerek gazinoya girdi. Sarhoş olduğu her halinden belliydi, ayakta bile doğru dürüst duramıyordu. Herkes şaşırmıştı. Yılmaz adama hiç cevap vermedi. Birtakım kişiler araya girerek adamı gazinodan uzaklaştırdılar. Daha sonra ağır ceza hakimi olduğunu öğrendiğimiz bu adam, yani Sefa Mutlu, ailesiyle birlikte gazinonun az ilerisinde bir kampta kalıyormuş. Bir süre sonra yine geldi. Yine sarhoştu. Bu kez Yılmaz’ın eşiyle ilgili çok ağır bir söz söyledi. Ne olduysa işte o anda oldu. Gazino birdenbire karıştı. O karışıklıkta olayın nasıl olduğunu göremedim.”

Filminin yarım kalmasını istemeyen Yılmaz Güney, Şerif Gören’in filmi tamamlamasını istedi.

Jandarmanın Yılmaz Güney’i gözaltına aldıktan sonra kendisiyle görüştüğünü anlatan Ali Özgentürk, “Ali ne oldu böyle, ne oldu böyle?” sorusuyla içinde bulunduğu çaresizliği net bir şekilde ortaya döktüğünü aktarmıştı. Yılmaz Güney’in filmin çekimlerinin tamamlanmasını istediğini de aktaran yönetmen, süreci şöyle ifade etmişti: “"Film ekibi Adana’ya gelerek bir otele yerleşti. Yılmaz’ı seven herkes, Adana Adliyesi’nin önünde toplanarak, ’Biz öldürdük, bizi içeri alın’ diye bağırmıştı. İstanbul’dan Yılmaz’ın ortağı Süha gelerek hem olaya, hem de film çekimine el koydu. Zaman zaman Adana Cezaevi’ne giderek, Yılmaz’la konuşma olanağı buldum. Yılmaz, filmin yarım kalmamasını, mutlaka çekilmesini isteyerek, filmin yönetmenliğini Şerif Gören’in, asistanlığını da benim yapmamı istedi. Film ekibi, üzerindeki şoku atlattıktan sonra Şerif Gören’in yönetiminde filmi çekmeye başladı. Ben hem Şerif Gören’in yardımcılığını yaptım hem de senaryoyu yazdım. Hem sette olmam, hem de senaryoyu yazmam biraz zor oluyordu. Şerif’e, otele çekilip yalnızca senaryoyla ilgilenmem gerektiğini söyledim, o da kabul etti. Sonunda otelden hiç çıkmadan senaryoyu bitirerek teslim ettim."

Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Pütün de geride kalanları rencide etmeyi istemediğinin altını çizerek o geceyi şu sözlerle aktarmıştı: “Bir sanatçı için bu olay ölümden beterdi.”

Film çekimindeki sesleri denemek için bir silah getirtildiğini ve iyi kayıt yapılamadığının ortaya çıktığını anlatan Fatoş Pütün, Yılmaz Güney’i ve o gece yaşananları şu sözlerle ifade etmişti: “Kesinlikle Yılmaz çekip tabancayı bir insanı vurmuş değil. Bir saldırı söz konusu oldu kendisine. Hatta Hakim Bey, onu oradan uzaklaştırmak isteyen arkadaşlarının kollarından kurtulup, bir sandalye alıp Yılmaz’ın koluna indirdi. Ertesi gün Yılmaz’ın kolu mosmordu. Olay gerçekten denizin ortasında gemiye çarpan serseri bir mayındı.”

13 Eylül 1974 gecesi öldürülen Sefa Mutlu'nun kardeşi ise medyanın kendilerine sansür uyguladığını iddia ederek, Yılmaz Güney'in bir katil olarak lanse edilmediğini söylemişti.

Olay anına kimsenin tanıklık etmediğini, medyanın sessiz kaldığını ve kendilerinin susturulduğunu anlatan acılı abi, Yılmaz Güney'in içinde bulunduğu durumu da şöyle özetlemişti: "Güney mahkemede abimi vurduğunu kabul etmedi ama bize karşı mahcubiyeti vardı. Bizi gördüğü zaman başını yere eğerdi."

Yılmaz Güney, 9 Ekim 1981 günü Isparta Yarı Açık Cezaevi'nden izinli olarak çıktı, kısa bir süre sonra Fransa'ya kaçtığı öğrenildi ve bir daha asla geri dönemedi.

1982 yılında vatandaşlıktan çıkarıldı, 1984 yılında da kansere yenik düştü.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bugra-ertunga

katil orospu çocuğu. sırf ideolojisi yüzünden, adam öldürmüş bir adama katil diyemeyen herkes de en az bu orospu çocuğu kadar orospu çocuğudur

muharrem_ince_sevdalisi

sanane krşm bizim ne dediğimizden Allah Allah

muhalif-kursad-zafer

Eşkıyâlığa, câniliğe tepki gösterenlere bile ideolojik gözle bakan soldan bozma pezevenklerin bu herife peygamber gibi sâhip çıkışını hiçbir mantık izah edemez.. "Öldüren" değil, "ölümüne sebep olan"mış; gevşek editörün yorumuna bak hele!!

farkedmez

Biri katil olduktan sonra o öyle yapmış bu böyle yapmış demek olmaz. 1 dakikalık delikanlılık yaparsın 40 yıl elalemin işini yaparsın cezaevinde. Sarhoş adamın söyledikleri ciddiye bile alınmaz.

gujanceyhan

Burada ne kadar faşist kırması yavşak varsa doluşmuş.. Girip sarhoş halde eşlerine küfür etsen bırak çekip vurmayı işkenceye yatıracak tipler Yılmaz Güney'e laf söyler olmuş.. Ne salak adamlarsınız ya :)

muhalif-kursad-zafer

Ben ayık hâlde söveyim o zaman; senin gibi mal değneğinin biriyle evlenmiş ya da evlenecek hanımefendinin beynini zikeyim, hadi gelip vur bakalım..

elanonimo

olum az mantığınızı kullanın aq bu adam suçsuz olsa apar topar fransaya kaçmazdı zaten aq.

mertcan-yilmaz1

Apar topar dediğin 7 sene ceza evinde yattı adam beyin fakiri

muhalif-kursad-zafer

İzinli çıktığı cezâevine dönmeyip "apar topar" kaçıyor ya, hamın oğlu??

Başlıklar

AdanaAltınCannes Film FestivaliFransaIspartaİstanbulKatilolay
Görüş Bildir