Bekir Ağırdır 'Z Kuşağını' Anlattı: 'En Çok İYİ Parti, MHP ve HDP'yi Destekliyorlar'

39PAYLAŞIM

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Z kuşağı gençlere dair yaptıkları araştırmalardan çıkan bulguları paylaştı. Bu kuşağın yüzde 70'nin mevut partilerin ülke sorunlarını çözeceğine inanmadığını anlattı. AKP'nin özgürlükçü olmadığı için bu gençlerle barışmasının mümkün olmadığını söyleyen Ağırdır, daha çok MHP, İYİ Parti ve HDP'yi desteklerini kaydetti.

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Murat Sabuncu ile yaptığı Sayıların Dili programında ‘Z kuşağı  tartışmalarını’ yaptıkları araştırmalara da atıfta bulunarak analiz etti. Ağırdır'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Yüzde 70'i var olan partilerin Türkiye'nin sorunlarını çözeceğine inanmıyor"

"Bizim araştırmalarımız üzerinden bir şey söyleyeyim. Bu kuşağın yüzde 70'i var olan partilerin Türkiye'nin sorunlarını çözeceğine inanmıyor. Bu insanların yüzde 80'e yakını ülkenin eğitim sisteminin onları hayata hazırlamak konusunda yeterli donanımı vermediğine inanıyor. Hala bu çocukların yarıdan çoğu insan haklarına dair bilgileri bile okuldan değil, aileden öğrendiğini düşünüyor. Şimdi dolayısıyla bu çocukların şu ana kadar bizim araştırmalarımızda gördüğümüz zaten yarıdan çoğu biraz önce sözünü ettiğim o siyasi aktörlerden umutsuzluktan dolayı oy vermeye gitmeyeceğim diyor. Ve nitekim de gitmiyor zaten ağırlığı da. Ama gittiği zaman da AK Parti ve CHP'nin oy oranları, ya da gidenleri için diyeyim, araştırmalar üzerinden söylüyorum, seçim sonucu üzerinden değil... 

Gideceğini ve bir parti tercihinde bulunacağını söyleyenlerin içindeki oy oranları da AK Parti ve CHP'nin Türkiye ortalamasından geride. İyi Parti, MHP ve HDP ise Türkiye ortalamasından fazla oy alıyor. Ne demek? Çünkü bu çocuklar daha net pozisyonlar istiyorlar. Sadece radikal demek istemiyorum... Çünkü öfkeleri baskın."

"Henüz liseye giderken üniversite sonrası için kaygılılar"

"Bizim mahallenin gençleri dediğimiz, yani böyle Y, Z kuşağı gibi tevellütten, doğum tarihinden açıklamaya değil de bir yaşam biçimi, gündelik hayat pratikleri ve değerler dünyasındaki bir değerlendirmeye dayanan bir modellememiz var. Biz onları mahallenin gençleri diye adlandırıyoruz. Onların bile kendi içinde birkaç alt kümesi var. Bir kümesi evet işte bu Batı'daki Z kuşağı tanımlarına da uygun... Yani işe girdiğinde küresel yurttaş olmak isteyen, işte eğlenceli ortam isteyen vesaire vesaire... 

Ama bunlar henüz bu büyük gençlik kümesini ya da 30 yaş altı kümenin yani 20 milyon civarındaki kümenin içinde daha henüz yüzde 10'larda. Ama bunların içinde hâlâ örneğin gelecek kaygısı çok yüksek. Yani 17 yaşında, lise sonda ve üniversite sınavına girecek bir çocuğun kaygısının sınavı kazanıp kazanamayacağı olması gerekir. Araştırma bulgumuz var. Çocuğa sorduğun zaman en büyük korkusunu, üniversiteyi bitirdiğimde iş bulamayacağım diyor. Yani 5 sene sonranın meşakkatini yani şimdiden kaygılanmaya ve endişelenmeye başlamış."

"Yaşam karşısında dirençle karşılaştıkça kimlikleriyle düşünmeye başlıyorlar"

"Oysa daha özgün bir örnek olarak, bizdekilerin kaygıları endişeleri, geleceğe dair güvensizlikleri yüksek ve özellikle de ülkeye dair. Bireysel hayatları için daha umutlular. Çünkü kendi çabalarına bağlı bir şey olduğunu düşünüyorlar ve başarma azmi var. Ama ülke hayatına dair çok daha umutsuzlar. Ama ne oluyor? Yaşam başladığı zaman evre evre baktığınızda doğum tarihinden değil de yaşam evreleri üzerinden baktığımızda, yani 30 yaş altı kümeyi şöyle ikiye, üçe böldüğümüzde; bir, üniversite sınavından öncesi ve sonrası, kazanıp kazanamadığına göre bütün hayatı değişiyor. İki, üniversiteyi bitirdikten sonra işte askerliği yapmak, iş bulmak ve evlenmek diyelim. Ve o iş hayatına dahil olduğu andan itibaren de hikayesi değişmeye başlıyor. 

Ne oluyor? O yaşamın meşakkatleriyle, dertleriyle karşılaştıkça zımpara gibi sürtünmeye başlıyor ve o gençken, yani 15-20 yaş aralığındayken daha hayalci, arzulu, umutlu olan genç, çok çabuk ve hızla o meşakkatli süreçte değerlerine ya da ailesine doğru büzülmeye başlıyor. Tespih böceği gibi... Yaşamın karşısında rüzgarla, direnişle karşılaşmaya başladıkça ve o arzularına, rüyalarına, hayallerine ulaşmakta zorlanmaya başladıkça, ki çoğunluğu da böyle yaşıyor bu süreci... O zaman da giderek kapanmaya, büzülmeye ve o noktadan sonra kimlikleriyle düşünmeye, davranmaya başlıyor."

"AKP ne yaparsa yapsın bu gençlerle barışamaz"

"Şimdi AK Parti bu çocukların önüne özgürlük vaadi, hayallerini arzularını, kendilerini gerçekleştirme alanı açacağını mı vaat ediyor? Hayır, AK Parti bir kimlik siyaseti üretiyor. Ve kimlik siyaseti üzerinden söylemlerine, bu tasarıyı, Siber Vatan tasarısını da hazırlayan beyefendinin söylemiyle de Batı'dan gelen kötücül niyetli manipülasyona karşı korunma kapasitelerini arttırmak vesaire... Yani Türklük duygusu, yurttaşlık duygusu, işte vatan millet Sakarya duygularını arttırmak falan... Ama bu çocuk, burada, ancak o hayatta törpülendikçe ve hayallerine ulaşamayacağını gördüğü yerden sonra bu duygulara doğru yanaşmaya, oraya sığınmaya başlıyor. O ana kadar hâlâ kendi bireysel özgürlüğü kendi hayatına dair hayalleri ve arzuları... 

Dolayısıyla AK Parti ne yaparsa yapsın, bu gençlerle kolay barışamayacak. Çünkü AK Parti özgürlükçü değil her şeyden önce. Ama peki diğer partiler cevap üretiyor mu? Hayır, diğer partiler de buna cevap üretmiyor. Sadece İyi Parti, MHP, HDP demek, onların bir kısmının öfkelerini kanalize edebildikleri mecra olduğu için... Umut gördüklerinden değil, öfkesini gösterebildiği bir alan, bir zihni iklim yakaladığını, ayağını bastığını... Mekansal bir ilişki üretebildiği için oraya yanaşıyor."

Yayının tamamını izlemek isteyenler için 🎥

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir