Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Arzu Kızbaz Yazio: Aşı İkna Timi Bizi İkna Edebilir mi?

20PAYLAŞIM
Yazio Banner

‘Bizi ikna etmeye çalışan sevdiklerimiz olunca ne kolay kanıveririz’ der Molière. Bu düşüncesini dile getirirken, sevgiye, bağlılığa işaret eder ve tanıdığımız kişiler tarafından ikna olma ihtimalimizin yüksek olduğunu altını çizer aslında. Bu durum, ünlü Profesör Robert Cialdini’nin iknanın evrensel ilkeleri olarak tanımladığı sevgi ve dostluk ilkesi ile de örtüşür.

Neden iknadan bahsediyoruz? Çünkü ‘Aşı İkna Timi’ gündemde.

Covid-19 ile mücadelede iknanın gündeme geldiği bu dönemde, önümüzdeki günlerde aşılanma konusunda ikna edilen ya da edilemeyen kişileri konuşuyor olacağız. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, aşı yaptırmayan vatandaşları ikna etmek amacıyla ‘Aşı İkna Timi’ oluşturacaklarını, aşı hakkı olup, yaptırmayanların evlerine gidilerek, aşı olmaları konusunda tavsiyede bulunulacağını ve neden aşı olunmadığı konusunda bilgi alınacağı ve değerlendirme yapılacağını açıkladı.

Aşı ikna timine, aile hekimlerinin öncü olması, belki yukarıda değindiğimiz sevgi ve dostluk ilkesinin bir gerekliliği ancak aile hekimini tanımayan, hatta aile hekimine hiç muayene olmamış vatandaşlar da olabilir, o zaman bu ilke de çalışmaz.

Cialdini’nin sıraladığı diğer ilkelere bakalım.

Otorite Figürü. Bir konuda uzman olan bir kişinin güçlü argümanlar ile bir fikri kabul ettirmesi çok da zor değil, öyle değil mi? Ancak Covid-19 konusunda otoritelerin açıklamaları zaman zaman çelişiyor, bu durumda belki bu ilke de iknada başarılı olmayabilir.

Toplumsal Kanıt, kararsız kalındığı anda herkesin yaptığını yapmak, çoğunluğun yaptığını referans almak olarak tanımlanıyor. Ancak 65 yaş üstü kesimin aşılama oranına baktığımızda, Türkiye genelinde % 23.6 aşılanmamış kesimin varlığı dikkat çekiyor. Vatandaşın aşıya ulaşma sorununun yanı sıra, bilinçli olarak aşı olmayı reddedenlerin de belirlenmesi gerekiyor. Bilinçli olarak aşılanmayı reddeden kesim çoğunlukta ise, toplumsal kanıt ilkesinin de çalışmadığını görüyoruz.

Nadirlik İlkesi, az olana talebin artmasıdır. İlk aşılanma başladığında, sadece tek aşı seçeneğinin olması nadirlik ilkesi ile örtüşüyor. Hali hazırda şu anda seçeneğin sunuluyor olması vatandaşa nadirlik hissini vermiyor. Vatandaşın nadir olan bir aşının kendisine yapılmasını bir ayrıcalık olarak görerek aşılanmaya ikna olması olası iken, aşı sırası gelen ve aşılanmayan kişilerin bu tutumunu bu ilke çerçevesinde sorgulamak gerek.

Tutarlılık İlkesi, kişi daha önce nasıl davrandıysa öyle davranmayı sürdürür, der. Bu nedenle aşı olmaya ilk seferinde ikna olmamış birini, ikinci denemede ikna etmek çok da kolay olmayacaktır.

Görünen o ki, rasyonel veriler ve geleceğe dair ümidimizin olması bir ölçüde bizi ikna edebilir.

Dücane Cündioğlu akıl ile ümit arasında şöyle bir denklem kuruyor. ‘Aklı ikna etmek için bizlerin ümide ihtiyacı var; zira ümit dışında aklı ikna edecek bir yetiye sahip değiliz’.

Ümit çıkış noktamız olsa, aşı ikna timi bizi ikna edebilir mi? Ne dersiniz?

 Arzu Kızbaz

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir