Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Yüzyıllar Önce Geliştirilmiş, Ama Mantıken Mümkün Olmaması Gereken 5 Sıradışı Teknoloji

 > -

Çağımız insanın en gelişmiş ve mükemmel insanlar olduğunu düşünüyoruz. Büyük ihtimalle doğru bu. Birkaç bin yıl öncesine baktığımızda, 'amma da salaklarmış' diyoruz çoğu zaman. Büyük ihtimalle bir iPhone'u bile kullanamazlardı. Böyle olunca, kendimizi bu dünyaya gelmiş en üstün yaratıklar olarak görmekten kendimizi alamıyoruz. Fakat gerçekten öyle mi? Tarihçiler zamanın tozlu raflarında geriye gittiğinde, antik çağlarda yaşamış bir grup insanın, günümüz insanının hala çözüm bulmakta zorlandığı bir takım problemleri zekaları ile hallettiğini gördüler. Buyrun, binlerce yıl önce insanların neler başardığını kendiniz görün.

Kaynak: http://www.cracked.com/article_21686_5-a...

5. Eski Roma'nın Sihirli Teknikolor Kupası

Lycurgus Kupası eski Romalılar tarafından kullanılmış bir goblet idi. Bu noktada, bu eski kupanın ne gibi bir sihri olduğunu merak edebilirsiniz. Kupayı inceleyen bilim adamları da aynı şeyi sormuştu, bu kupayı bu kadar özel yapan nedir? Her şey kupanın ışığa tutulmasıyla ortaya çıktı. Resimdeki gibi, eğer kupaya ön tarafından ışık tutarsanız kupa yeşil oluyor:

Eğer ışığı arkadan tutarsanız, sihirli kupa işte bu rengi alıyor:

1990 yılında, İngiliz bilim adamları tarafından yürütülen çalışmalar ile bu kupanın arkasında yatan gizem çözülmeye çalışıldı. Bilim adamlarının ortaya çıkardığı bilgilere göre, kupa, insan saçıncan 1000 kat daha ince binlerce altın ve gümüş parçacık ile doluymuş. Yani uzun lafın kısası, Romalılar nanoteknolojiyi keşfetmişti ve bu teknolojiyi böyle bir kupa yapmak için kullanmışlardı.

Böyle bir kupa yapabilmek için, kum tanesinden daha küçük olan altın ve gümüş parçacıklar yapmaları ve bu parçacıkları cam ile kaynaştırmaları gerekmişti. Fakat kaynaştırma yapılırken özel bir oran kullanılmalıydı, aksi halde bu kupada gördüğümüz atomaltı efektleri elde edemezlerdi. Düşünün; bu teknolojiyi anlamamız yalnızca 1990'lı yıllarda mümkün oldu.

Bilim insanlarının bu kupayı alıp tekila içmek için kullanmalarına izin verilmiyor elbette. Fakat bu soru hala akıllarda; böyle ilginç bir kupa alkol ile temas edince ne oluyor? Bu soruyu aklından çıkaramayan bazı bilim insanları, bu kupaya çok benzeyen başka bir kupa geliştirdi ve alkol denemeleri bu ikinci kupa üzerinde yapıldı. Ortaya çıkarılan verilere göre, kupanın rengi, içine konulan sıvıya göre de değişebiliyor. Örneğin şarap doldurunca farklı bir renk, su doldurunca farklı bir renk elde ediliyor. Bu kupanın modern teknolojinin önüne geçtiği nokta işte bu. Gelişmiş teknolojimiz sayesinde üretilmiş sensörler, su içerisindeki maddeleri saptamak konusunda bu kupanın yanına bile yaklaşamıyor. Bu nedenle, modern bilim ciddi ciddi Caesar zamanından kalma bu teknolojiyi kullanmayı düşünüyor.

4. Viking Pusulaları

Yüzyıllar önce derin okyanuslarda yol almak oldukça zorlu bir işti ve unutmayın; GPS gibi bir teknoloji yoktu. Mesela Avrupa'dan yola çıkıp Amerika'ya gitmek istediğinizde, yol üzerinde Madagaskar'a çarpmanız oldukça mümkündü. Bilirsiniz, okyanusta her yer aynıymış gibi görünür insana. Günümüz bilim insanları, Vikingler'in hiçbir sorun yaşamadan Norveç'ten Grönland'e rahatça gidip gelmesinin arkasındaki sırrı aramaya koyuldu. 1948 yılında, 11. yüzyıldan kalma bir manastırda, Vikingler'e ait ve oldukça gelişmiş bir pusula bulundu.

Manyetik pusulalar icat edilmeden önce, denizciler yönlerini güneş saati sayesinde buluyorlardı. Bu nedenle geceleri ve bulutlu havalarda deniz seyehati yapmak oldukça zordu. Böyle durumlarda tek yapabilecekleri Odin'e bir şeyler adamak oluyordu heralde. Fakat Uunartoq olarak da bilinen Viking pusulası, her türlü koşul altında yön gösterebiliyordu. Bu pusula oldukça karmaşık bir yapıya sahip, hatta orta çağda bu pusulanın 'sihirli' olduğu iddia edilirmiş çünkü güneş olmadan da yön gösterebilirmiş. Günümüz araştırmalarının ortaya koyduğuna göre bu pusulanın içine ustalıkla yerleştirilmiş bir kristal bulunmakta. Bu kristal sayesinde, pusula loş ışıkta dahi yön gösterebiliyor.

Viking pusulası üzerinde yürütülen çalışmaların ardından, bu pusulanın hata payının günümüz pusulaları ile hemen hemen aynı olduğu saptandı. Fakat bu pusula bulunduğunda mekanizmasının bir kısmı kayıptı ve bu nedenle tam olarak nasıl çalıştığını henüz kimse bilmiyor. Eksiksiz bir şekilde kullanılsa, belki de modern pusulalardan daha kesin sonuçlar verebilecek. En azından diyebiliriz ki, yüzyıllar önce yaşayan Vikingler Apple Maps'in bugün hala ulaşamadığı teknolojiye sahiptiler.

3. Çin Toplumunun Gelişmiş Matkapları Ve Doğal Gaz Boruları

Zamanın hızına boyun eğip tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş eski çağlarda, tuz oldukça değerli bir maddeydi. Bu gibi bir dönemde Çin kadar büyük bir ülkede yaşasaydınız, bir gün 'çıkıp denize gideyim de biraz deniz suyu getireyim' deme şansınız pek olmazdı sanırım. Bu nedenle, Çin toplumu için beyaz altın elde etmenin tek yolu toprağın derinliklerine inmekti.

Çin halkının çok iyi küreklere sahip olduğun iddia etmiyorum tabii ki. Bu yüzden, çok ilginç bir icat yapılmıştı. Bir bambu uzunluğunda, ucunda demir bir parça bulunan bir tür matkap icat etmişlerdi. Bu alet o kadar delice çalışıyordu ki, ancak birkaç kişi birlikte kullanabiliyordu. Bunun komik bir görüntü olacağından eminim ama 3.yüzyıla gelindiğinde, 1400 metre derinliğinde çukurlara sahiptiler.

Toprağın derinliklerine inmek için kullandıkları metod oldukça zeki ve karmaşık bir şekilde yaratılmıştı. Farklı durumlarda kullanılması gereken metodlardan oluşan, 'matkap teknikleri' adı altında topladıkları bir katalogları bile vardı.

Açılan sondaj delikleri aynı zamanda metan gazı yayıyordu. Bu gazın patlayıcı özelliğini keşfettikten sonra, Çinliler'in aklına bir fikir gelmişti. Bu gazı bir takım aletleri kullanmak için değerlendirmeye çalıştılar. Bambular ile oluşturulmuş bir boru hattı ile hem elde ettikleri tuzu, hem de açığa çıkan gazı taşıdılar. Tabii ki modern insanlar da gaz taşıyan boru hatlarına sahip. Peki musluğu açtığımızda sıcak ve soğuk tuz dökebilen bir teknolojimiz var mı? Bakınız: Antik Çin.

2. Eski Metal Kaplama Yöntemi (Günümüz Teknolojisinden Hala Daha İyi)

Herkesin bildiği gibi, orta çağda ve öncesinde yaşamış insanlar, eşyaları metalimsi ince altın ve gümüş ile kaplama yeteneğine sahipti. Aslında bu insanların kullandığı metod, modern insanın bugün kullandığı tekniklerden çok daha gelişmişti. Bu konuda hala orta çağlara yetişebilmiş değiliz. Delhi'de bulunan 'Iron Pillar' isimli sütun milattan sonra 400 civarında yapılmış. 1600 yıl geçmiş olmasına rağmen hala aşınmamış olan bu sütun, incelemek için oraya giden arkeologlar ve metalürji uzmanlarıyla dalga geçiyor adeta. Kıyaslamak amaçlı, 1994 model Ford Festiva arabanızı düşünün. Şimdi 'başarı' ne demek anlayabiliyor musunuz?

Iron Pillar üzerinde yapılan araştırmalara göre, bu yapının bileşeni oldukça fazla fosfor içeriyor ki fosforun, alt kısımda kalan metali dış dünyadan koruduğu düşünülüyor. Eski çağlarda yaşayan Hint toplumunun bir çeşit astarlama tekniği geliştirdiği çok açık.

1. Eski Yunanlar Programlanabilir Robotlar Yapmıştı

Eğer zaman yolculuğunun gerçekten mümkün olup olmadığını merak ediyorsanız, İskenderiyeli Heron'un yaptıklarına bir göz atmalısınız. Buhar makinesinin icat edilmesinde de parmağı olan bu adam, otomatik kapılar bile yapmıştı. Öyle ki, 1.yüzyılda yapılan ilk programlanabilir robotun da mimarı kendisidir. Günümüzde bu robot tarihin ilk programlanabilir robotu olarak değerlendiriliyor.

Aslında bu adamın icat ettiği şeyi bir 'robot' olarak nitelemek bizlere garip gelebilir çünkü yaptığı şey üç tekerlekli ahşaptan bir el arabasıydı ve elektrik yerine ip ile çalışıyordu. Fakat bu cihaz zamanlı bir makara ve ağırlık ile hereket edebiliyordu ve kendi kendine ilerleyebiliyordu. Oldukça ilkel bir icat olmasına karşın günümüz bilgisayar mühendislerine göre modern robot teknolojisi de aynı mantığı kullanıyor. Heron bilgisayar kodu yerine ipler kullanmıştı, hepsi bu. Bu cihazın uydurma bir şey olmadığını göstermek ve gerçekten nasıl çalıştığını incelemek için, ona çok benzeyen bir benzeri günümüzde tekrar yapıldı:

Aslında Heron bu cihaz ile pek bir şey yapma şansına sahip olamamıştı. Tek yaptığı eğlenmek için biraraya gelmiş insanlara gösteri yapmaktı. Tabii ki bu yalnızca bizim bildiğimiz kadarı. Belki de hiçbir şey bilmiyoruz. Belki de şu anda hepimiz Antik Yunanlar tarafından yaratılmış bir Matrix'in içinde yaşıyoruz ve nerede olduğumuzun farkında değiliz. Olamaz mı?

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
orhan-karazeybek

"bilim adamları sihirli kupanın gizemi çözmeye uğraşıyor." kısmını okuduktan sonra benim için bu yazı bitmiştir.

mahmut-bilgili

1'deki Sihirli Kupa'nın yapıldığı çağlarda suikastlerin genellikle zehirle yapıldığı düşünülürse; kupanın, içindeki farklı içeceklerle farklı renkler alması bu tip suikast girişimlerine karşı lideri korumaya yönelik bir savunma şekli olarak geliştirildiği de düşünülebilir.

yusuf-erdonmez

Tamam iyi bir calisma. Mukmmel buluslar merak ve heycan uyandirici. Ama o son paragraf ne oyle. Eski cagda bilim ne kadar ilerlemisse o son paragraf okadar geride.

mhsm-czr

Sekiz asır önce yaşamış olan İsmail Ebul-iz El Cezeri ( Avrupa'da Al-Jazeri ) adında Cizre'li bir bilim adamımız var. Tarihin ilk sibernetik mühendisi ve ilk robotun mucidi. Nedir bu yabancı merakı anlamıyorum. Halbuki bilim, tıp, sanat ve medeniyet tüm dünyaya Türk, Kürt ve İslam Coğrafyasının mirasıdır.

anil-suna

adam 1.yy'dan bahsediyor lan..

Başlıklar

AltınAppleBilimÇinİngiltereNorveçRobotŞarap
Görüş Bildir