‘Faiz Lobisi' Geyikli'de Ortaya Çıktı

Sanat-
2 dakikada okuyabilirsiniz

‘Faiz Lobisi' Geyikli'de Ortaya Çıktı

‘Faiz Lobisi' Geyikli'de Ortaya Çıktı

Gezi olaylarından bu yana aranan fakat bir türlü bulunamayan ‘faiz lobisi’, nihayet Geyikli’de ortaya çıktı.

Buradan hükümet yetkililerine ihbarda bulunabiliriz: Faiz lobisini dışarıda aramayın, Çanakkale’nin Geyikli beldesinde denizin biraz açığında bir gemide yaşıyor kendileri. Adı da Arap Reis!

Sinemanın bir güzelliği de bu; sayfalar dolusu makale yazsanız izah ve iknada zorlanacağınız bir meseleyi tek sahne ile resmeder. Üç yıllık bir aranın ardından devam filmiyle çıkagelen ‘Eyyvah Eyvah 3’teki faiz lobisi esprisi de bu türden bir resim ortaya koyuyor. Dolayısıyla “İzahı yapılamayanın mizahı yapılır” düsturu, bir kez daha özgül ağırlığını hissettiriyor.

Ata Demirer’in harikulade taklit yeteneğiyle, ilkin sahne gösterilerinde (stand-up) bulup çıkardığı kuzey Ege-Trakya karışımı ‘ağız’ın sinemada ete kemiğe bürünmüş hali olan Hüseyin Badem, üçüncü kez karşımızda. Klarnet ustası Hüseyin, evlenip çoluk çocuğa karışınca sorumlu aile babası olma ile ‘çalgıcılık’ arasında seçim yapmaya zorlanır. Zira çalgıcılıkta pek para yoktur; öyle ki geceleri yörenin izbe pavyonlarında bile ‘sahne almaktadır’. Eski dostu, şarkıcı Firuzan ise bir ‘star’ olarak hayatına İstanbul’da devam eder. Ancak onun da işlerinin rast gittiği söylenemez. Derken, ikilinin yolu yine Geyikli’de kesişir.

Hatırlanacağı gibi Ata Demirer, Eyyvah Eyvah 2’den sonra üçüncü filmin olmayacağını kesin ve net ifadelerle söylemişti. Ancak zaman içinde seyirci baskısından mı, yapımcının ticari baskısından mı, yoksa karakteri kendisi de severek yazıp oynadığından mı bilinmez, üçüncü film bugünden itibaren vizyondaki yerini aldı. İkinci film, ‘devam filmi’ handikabından karakterinin sempatisi ve nispeten farklı olay örgüsü ile sıyrılmayı başarmıştı. Ancak üçüncü adımda hikâye genel olarak tıkanıyor. Bunu açmak için birbirinden bağımsız gelişen yan hikâyeciklerin ortaya çıkaracağı düşünülen ‘sinerji’den medet umulmuş. Ata Demirer’in kaleminin durum komedisinde gelişme gösterdiği gözlemlense de hikâye anlatımında ve senaryodaki düğümlerdeki zayıflık filmi aşağı çekiyor.

Hüseyin Badem’in ‘evcilleşmesi’ hikâyenin önemli bir sorunu olarak öne çıkıyor. Karakterin özgünlüğünü sağlayan arkadaş ortamından soyutlanması, ev odaklı bir ‘baba’ figürüne dönmesi ve ikinci yarıyla birlikte hikâyenin ağırlıklı olarak şarkıcı Firuzan’a yüklenmesi de bir başka sorun. Olay örgüsü bakımından ikinci filmin yolundan gidiliyor. İlk yarı Hüseyin Badem’in dertleri, sonra Firuzan’ın sahne alması, ardından bir ‘kayıp aranıyor’ macerası ve nihayet elbirliğiyle ulaşılan ‘şenlik havası’… Karakter ve hikâyeyi zenginleştirmekten ziyade bu öğrenilmiş kalıbın tekrarlanması tercihi, filmi yavanlaştıran temel unsur. Bütün bu ‘teknik’ kusurlara rağmen Hüseyin Badem ve ailesi, sempatikliğinden ve güldürü potansiyelinden bir şey kaybetmiyor. Başta ‘faiz lobisi’ olmak üzere açık mikrofon kazası, doğumhane ve tiyatro sahnesi gibi sayılı bölümlerde yakalanan enerji de akılda kalıcı.

Ali Koca

Zaman

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulStar tvTiyatroolay
Görüş Bildir