Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Yaşam ve Ölüme Hiç Böyle Bakmış Mıydınız? 'Gölge Çocuk' Kitabından Hayata Dair 15 Alıntı

 > -

Hollandalı yazar P.F. Thomese'nin kızının vefatından sonra yaşama ve ilişkilere dair bakış açısını gerçekçi çıkarımlarla ifade ediyor Gölge Çocuk kitabında...

Birkaç haftalık kızı İsa'nın beyin kanaması geçirip vefat etmesiyle sarsılan yazar Pieter Frans Thomese için edebiyat ve sözcükler artık önemini yitirmiştir. Kızının kaybıyla hayatının ve kalbinin bir parçasını da kaybetmiştir. Yerine koyamayacağı sıfatları ve hiç yaşanmamış bir hayatı alışılmadık bir bakış açısıyla ele alan yazarın, sözcükleri ve anlamlarını yeniden kazanmasındaki yolcuğunu anlatan Gölge Çocuk kitabı da böyle ortaya çıkmıştır. Yazar kitabında yalnızca ölümle değil hayat, ilişkiler ve kavramlarla ilgili de çarpıcı ifadelere yer veriyor.

İşte o kitaptan üzerken düşündürecek 15 olağanüstü alıntı!

(Fotoğraflar için Engin Akyurt ve Alper Fidaner'e teşekkürler.)

1. "Bir şeyi iş işten geçtiği için düzeltmeye çalışmak. Esirgemek, sınırlamak, kontrol: Çaresizliğin üçgeni."

2. "Kocasını kaybetmiş bir kadına dul denir, karısından sonra geride kalan erkeğe de. Annesi babası olmayan çocuk öksüzdür. Peki, çocuğu ölmüş anne babaya ne denir?"

Fotoğraf: Engin Akyurt

3. "Ümit sağlam bir varlık nedeni. Vurur kesersin, yeniden yeşerir. Bir şeyler elinden alınıyor, kapatılıyor, yok ediliyor ve tam aynı yerde ümit yeniden büyüyor."

Fotoğraf: Engin Akyurt

4. "Zaman yaraları sarar deniyor. Ama şöyle söylenmeli: Zaman her şeyi tekrarlıyor. Bu bir tekrar çalışmasıdır...

Fotoğraf: Engin Akyurt

...Aynı şeyi o kadar kez tekrarlıyorsun ki sonunda daha önce nasıl olduğunu hatırlamıyorsun."

5. "Dudak okumayı öğrendik, kaşları, parmakları da. Hatta sırtları ve omuzları da okuyordum, adımların, kapıların, sessizliklerin anlamını çözmeyi öğrenmiştim"

Fotoğraf: Alper Fidaner

6. "Her şeyden çok onsuz ulaşamayacağımız dünyayı özlüyoruz: Kaybolan, hala yüceliğini muhafaza eden ama hiçbir kalıba girmeden kaybolan sonsuzluk...

Fotoğraf: Engin Akyurt

...Oraya ulaşmamız için ona ihtiyacımız vardı."

7. "Hiçbir kadın yoktur, başkalarından ilgi görmeyen bir erkeğin yanında yürümekten zevk alan. Hiçbir erkek yoktur karısını yabancı bir kadın gibi görmekten zevk almayan...

Fotoğraf: Alper Fidaner

...yani, başkalarının elinden kapıp sahiplenmek isteyeceği bir kadın olarak."

8. "Bakmanın en verimli olanı başkasının gözüyle yapılandır...

Fotoğraf: Alper Fidaner

...Babamın yokluğu henüz yeniyken, sanki neredeyse hala yaşıyor gibiyken, ola ki ölümü geçici olursa ve kendisine olan biteni anlatmam gerekirse diye, onun vekili olarak, hareket etmem gerektiğini düşünüyordum. Sırf onun bakışlarıyla hayat bulma hakkına sahip olan ve onun bakışı olmayınca kaybolacak çok şey vardı. Onun görebileceğini görmem için onun baktığı gibi bakmak benim elimdeydi."

9. "Son an diye bir şey yok, anlar hep devam eder, ölümün sonu yok. Sadece değişik şekiller alır durur. (Ölmek: zamanın başka bir adı.)"

Fotoğraf: Engin Akyurt

10. "Kişi kaybolunca aşk da mı kayboluyor? Ölü vücut yakılıp kül olunca aşk nereye gidiyor? Benzerliklere saklanıyor. Beden dünyadan alınıyor, ama onu hatırlatan her şey götürülmüyor."

Fotoğraf: Engin Akyurt

11. "Aşk, kişilik oluşumundan önce gelen haldir...

...Nasıl kişi kendi kendine isim koyamazsa, (insan kendini zaten 'tanır') sevgili için de öyledir. Bir isim onu gereksiz yere sınırlandırmaktır, o bir tek isim için çok fazladır."

12. "Arzu daha çok takma isimlerin tadına bakar, nağmeler dener ve bu nağmeler yetersiz kalmaya başlayınca da hemen değiştirir. Hiçbir şey sabit değildir, hayatta her şey mümkündür."

Fotoğraf: Engin Akyurt

13. "Nesneler arasındaki bağlamlar veya farz edilen bağlamlar, çoğu zaman asıl nesneyi görmemizi engelleyebiliyor...

Fotoğraf: Alper Fidaner

...Onları ancak belirli bağlantılar içindeyken tanıyabiliyoruz. Sokakta yürürken gördüğümüz bir yüzü, onu tanıdığımızdan emin olmamıza rağmen bir türlü algılayamadığımız gibi. Oysa doğru ortam aranmaktadır, o başın ait olduğu bedenin bürosu, bir alışveriş tezgahı, gişe veya kafe düşünülmektedir."

14. "Yazmak, ne anlama geleceklerini görebilmek için cümleler oluşturmaktır."

Fotoğraf: Engin Akyurt

15. "Hayatımız, yattığımız yerde okumakta olduğumuz bir kitap gibi kapatıldı... Şimdi tekrar elimize aldığımızda kaldığımız sayfayı bulamıyoruz."

Fotoğraf: Engin Akyurt

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
eren-kilic3

böyle mecralar artık elektronik kültür ortamında bilgi aktarımını en iyi yapan yerler. içerikler kontrol edildiği ve bilgi kirliliği olmadığı sürece yazar tanıtımları ve böyle alıntıların bolca yapılmasını isterim. yapanın eline emeğine sağlık çok başarılı.

ssstttt

Kocasını kaybetmiş bir kadına dul denir, karısından sonra geride kalan erkeğe de. Annesi babası olmayan çocuk öksüzdür. Peki, çocuğu ölmüş anne babaya ne denir?

Görüş Bildir