Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ümit Sanlav Yazio: Ateş Hızında Veri Transferi

23PAYLAŞIM
Yazio Banner

Tamtamdan İnternet Mahir'e

Duygu, düşünce ve görüşlerin karşılıklı alışverişine iletişim denir. Bu karşılıklı aktarım, Hz. Âdem ile başlayıp, günün teknolojisine uygun şekilde sürekli bir dönüşüm halinde olmuştur. Bu haftaki yazımızda iletişim gereksiniminde yola nereden çıkıldığını ve zaman içindeki dönüşümü değerlendirip, bir sonraki yazımızda da günümüz iletişim mecralarının fonksiyonel kullanımlarına değineceğiz. Ne var ki en ilkel haberleşme tarzımızdaki unsurlar ile anlık veri transferinin kusursuz haline geldiği günümüzdeki haberleşme tarzımızdaki unsurlar dikkate şayan. 

Hem dini ritüel hem eğlence hem haberleşme aracı TAMTAM 

Dünyadaki tüm halkların kültüründe yeri olan ve yazılı tarih öncesine dayanan TAMTAM, iletişim literatüründe ilk iletişim aracı olarak tanımlanıyor. Tamtamı; ilk olarak Eski Mısırlılar, Asurlular ve Uzakdoğuluların kullandığı biliniyor. En fazla Afrika ilkel kabileleri ile bütünleştirilen tamtamla hem dini ritüeller yerine getiriliyor hem de şifreli vuruşlarla kabileler arası haberleşme sağlanıyordu.

Ateş ve Duman

Tamtam gibi en eski haberleşme araçlarından biri olan dumanla haberleşme taş devrinde başlayıp, Kızılderili kabileler arasında geleneksel haberleşme tarzı olarak uzun yıllar kullanılmaya devam etmiştir. Yanan ateşin üzerine örtü tutarak ayarlanan daha önce belirlenmiş şifreli duman şekilleri ile diğer kabilelere haber verilir, acil durum olup olmadığı anlatılır, buna göre yardıma gidilirdi.  

Dumanla haberleşmenin tarihe geçen en belirgin örneklerden biri; Antik Çin’de, Çin Seddi’nde yapılan bir saldırı kuleden ötekine duman ile aktarılması, haberlerin birkaç saatte 750 kilometre uzağa ulaşabilmesi olmuştur. Günümüzde de dumanla haberleşen kabileler olduğu bilinmektedir. 

Duvar Resimleri ve Duvar yazıları

M.Ö. 3500’de Sümerler tarafından yazı icat edilmeden önce, resimler ile iletişim kurulduğu biliniyor. Taş Devri insanlarının; odun kömürü, hayvan yağları, mineraller gibi malzemelerle yaptıkları resimler, hem aynı dönem insanları arasında iletişim amaçlı kullanılıyor hem de sonraki dönem insanları için haber kaynağı oluyordu. On binlerce yıl önceki bu iletişim tarzında insanların daha çok yaşamsal zorunluluklarını ifade eden figürleri, yani; hayati tehlike oluşturan hayvanlar ile avlanma yöntemlerini resmettikleri görülüyor.

Posta Güvercini

Yazının ifade aracı olarak kullanılmasıyla, iletişimin önemli aktörlerinden biri posta güvercini oldu. Eğitilen güvercinlerin ayağına bağlanan not ve gagasına konulan zarf ile karşılıklı haberleşme sağlandı.  

Posta güvercinlerinin geçmişinin milattan önce 1200 yıllarına kadar gittiği söylenmektedir. Güvercinler bu dönemlerde Mısır’da kullanılmıştır. Türk devletlerinde de Büyük Selçuklular devrinde kullanıldığı biliniyor.

Ulak ile Haberleşme Yöntemi

Kelime olarak da haberci anlamına gelen Ulak, daha çok devlet hizmetinde karşı tarafa haber götürüp getiren kişidir. M.Ö. 3200 yıllarına dayanan, mesajları bazen sözlü bazen yazılı olarak ileten ulaklar Türk devletleri tarafından uzun yıllar kullanılmış olup, özel haklara sahiplerdi. Örneğin kullandıkları yollar belli olup, o yol üzerinde bulunanlar ulaklara destek olmak zorundaydılar.

Mektup

M.Ö. 3500’lerde bulunan yazının organize şekilde kullanılması ve kağıdın da icadı, mektup ile iletişim dönemini başlattı. Mektuplar, uzun süre posta güvercinleri ve ulaklar marifeti ile iletildi.

Gazete

Dünyanın en eski gazetesi MÖ 131 yılında Roma İmparatorluğu’nda Acta Diurna adıyla çıkartıldı. Günlük olaylar anlamına gelen “Acta Diurna” metal veya taş üzerine yazdırılıp, doğum, ölüm, festival, kraliyet ailesi haberleri, halka yapılan hizmetler, savaşlar ve yönetimin duyurmak istediği haberlere yer verilirdi. Gazetenin çok sayıda kopyası yaptırılır ve imparatorluğa bağlı eyaletlerde, halkın görebileceği yerlerde duvara asılırdı. Yeni gazete geldiğinde eskiyen sayı duvardan indirilip, arşive kaldırılırdı.  

Matbaanın icadından sonra ilk basılı gazete Relation aller Fürnemmen und gedenckwürdigen Historien, 1605’te Almanya’da basıldı. Hükümet baskısı nedeniyle 1609’da ülke içi haberler durduruldu. Ardından 1618’de Hollanda’da başlanan gazetecilik,1620’de Amsterdam’da İngilizce, İtalyanca ve Almanca gazetelerle devam etti. İngiltere’de; İtalyanca, Almanca, Macarca ve Fransızca haftalık gazeteler basıldı. Kısa sürede tüm dünyada yerel ve ulusal gazeteler basılmaya başlandı.  

İlk Türkçe-Arapça gazete, 1828’de Mehmet Ali Paşa tarafından Vakayi-i Mısriye adıyla Mısır’da bastırıldı. Vakayi-i Giridiye Gazetesi 1931’de Girit’te Türkçe-Yunanca yayımlandı. Aynı yıl, II. Mahmud’un emriyle Takvim-i Vakayi İstanbul’da Türkçe yayımlanmaya başladı. Daha sonra 1840’ta Ceride-i Havadis çıktı.

Telgraf

1793’de başlanılan telgraf çalışmaları 1832 yılına kadar deneme yanılma yöntemleri ile devam etti. 1835 yılında “Samuel Morse” tarafıdan icad edilen ilk elektromıknatıslı telgrafta, Samuel Morse adıyla anılan nokta ve çizgilerden oluşan Mors alfabesi kullanıldı. 1837 yılında William Cooke ve Charles Wheatstone  adlı iki İngiliz, teller üzerinden elektrik akımı ile mesaj iletmeyi başarmışlardır.

Ahizeli – Çevirmeli Telefon

1871 yılında ilk telefon prototipini geliştiren Guiseppe Meucci, yeterli miktarda parası olmadığı için süreli patent alması ve zamanı geldiğinde patenti yenileyememesi nedeniyle patent haklarını kaybetti. Telefonun mucidi resmi olarak 1875 yılında Grahambell olarak tarihe geçti. Telefon hızlı bir şekilde Dünya genelinde yayılmaya başlandı. Ardından ABD'de ilk telefon şebeke ağı kuruldu. Amerika Birleşik Devletleri'nde kurulan telefon şebeke ağı her geçen yıl daha da fazla yayılmaya ve hızlı bir gelişim göstererek Dünya geneline yayıldı.

Radyo (1896)

Telefonun icadının ardından sesin kaydedilmesi, iletişim araçlarında yeni fikirler doğurdu. Tarihe bakıldığı zaman radyonun bulunmasında pek çok ünlü bilim adamlarının da katkısı olmuştur. İlk radyo 1895 yılında radyo ünlü İtalyan mucit Marconi tarafından üretilse de Nikola Tesla, Olive Lodge gibi isimlerin yanı sıra, elektromanyetik dalgalarının ilk keşfini yapan İngiliz fizikçi Hertz, radyonun bulunmasının önünü açtı. Belki de Hertz 1887'de elektromanyetik dalgaları keşfetmeseydi bugün radyo ve televizyon gibi cihazlar hayatımızda olmayacaktı. 

İngiliz fizikçi J. A. Fleming, elektrotlu lamba ile radyonun büyük oranda gelişmesini sağladı. 1948'de transistörün gelişmesi ile birlikte radyo artık iyice hayatımıza girmiş oldu. Ardından radyo frekansları oluşturularak radyo kanallarının oluşumu sağlandı.

Televizyon: Zeki Müren de bizi görecek mi?

1884 yılında Paul Nipkow gibi pek çok bilim insanı tarafından televizyon icadı çalışmaları yapılsa da prototipler başarısızlıkla sonuçlanmış ve çalışmamıştır. 1925'lerde mucit John Logie Baird tarafından günümüzdekine en yakın prototip üretilmiştir. Bu yüzden Televizyonun mucidi olarak John Logie Baird kabul edilir. Mucit İskoç John Logie Baird’in elektromanyetik ışıklarla ile birlikte renksiz bir şekilde üretmiş olduğu Televizyon kısa süre içerisinde Dünya'ya yayılmıştır. Daha sonra televizyon 1897 yılında tekrar Karl Ferdinand Braun tarafından üretildi. Karl Ferdinand Braun üretmiş olduğu televizyon katot ışınları ile çalışıyordu. Üretmiş olduğu katot ışınlı televizyon, televizyon teknolojisinin gelişmesini sağladı. Üretilen bu televizyon Braun tüpü olarak da adlandırıldı. Daha sonra 1900'lü yıllarda televizyon sözcüğü ilk defa kullanıldı. Ardından burada televizyonlar sergilendi. Sergilenen televizyonların hepsi mekanik televizyonlardan oluşuyordu. 

Katot ışınları ile üretilen ilk televizyon sayesinde günümüze kadar gelen LED TV ve LCD TV teknolojisi ortaya çıkmış oldu. Televizyon üretilmiş olduğu tarihten itibaren hızlı bir şekilde gelişime uğramış ve günümüzdeki halini almış oldu.

İlk Bilgisayar – Eniac

ABD’li Bilim adamları tarafından icat edilerek 1947 yılında faaliyete geçen ilk bilgisayar ENİAC’ın (Electronic Numerical Integrator And Computer - Elektronik sayısal entegreli hesaplayıcı), yaklaşık 167 m² bir alanda ve 30 ton ağırlığındaydı.Üretiminde 10 bin kapasitör, 70 bin direnç, 18 bin vakum tüpü, 1500 röle, 6 bin manuel anahtar, 7 bin 200 kristal diyot kullanılmış, 5 milyon birleşim noktası ile bir araya getirilmişti. 

ABD’nin II. Dünya Savaşı’na katılmasıyla birlikte ABD Ordusunun gizli siparişiyle Pennsylvania Üniversitesi’ne ait elektrik mühendisliği okulu Moore School of Electrical Engineering’e tarafından üretildi. Amaç daha az isabet hatalı uzun menzilli top ve füzelerin hesaplamalarında kullanılmasıydı. Gününü şartlarında mükemmel bir icat olarak tarihe geçse de bilgisayarın hantallığı ve faydaları düşünülerek, hızla geliştirmeler ve güncellemeler yapıldı. Günümüzde aldığı hal düşünüldüğünde de dönüşüm sürecinin epey hızlı olduğu aşikâr.

İnternet ve sosyal medya dönemi başlıyor.

Bilgisayarların bu hızlı gelişimi veri aktarımı ihtiyacını doğurdu. İnternet ile ilgili ilk somut veri ağı Amerika Birleşik Devletleri'nde ARPANET sistemidir. İnternet üzerinden ilk mesaj bu sistem üzerinden, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Kaliforniya Üniversitesi'ndeki bir profesörün bilgisayarına gönderilmiştir.  
1960'lı yıllarda geldiğimizde ise ARPANET sisteminin daha da hızlı bir şekilde geliştirilmesine karar verildi. Sistem daha hızlı ve güvenilir olan bir veri ağına dönüştürüldü. İşte internet kullanıcıları olarak mahremiyetimiz ve veri güvenliğimizi korumak adına aklımızdan çıkartmamamız gereken cümlenin felsefesi, yukarıdaki gelişmeden sonra ortaya çıktı. “Amacı bilgiyi yaymak, bilgiyi iletmek olan internet ortamındaki verilerin, sadece bizde saklı kaldığını düşünmek ahmaklıktır.”

Bir sonraki yazımızda ister trol deyin ister fenomen, akademik makalelerin hiçbirinde yer almamış internet mahir gerçeği ile ICQ’dan TikTok’a sosyal medyanın gelişimini ela alacağız.

Instagram
Twitter
Facebook
LinkedIn

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir