Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Selda Terek Yazio: İhanetin Saç Telleri...

537PAYLAŞIM
Yazio Banner

Şu erkekler ne zaman vazgeçtiler avcılıktan? Av gelip önlerine 2,80 yatıp “Al beni, götür mağarana, sonra da ye afiyetle!” dediğinden beri mi? Avın kendisi, yani ceylan, bunu avcıya, yani aslana, gerçekten dedi mi bilmiyorum ama bu tarz bir şeyler yaptığı ve işin içine ettiği kesin.

Çünkü artık avcılıkla geçinmiyor aslanlar.

Efendim, sadede gelelim; nerede o anneannemlerin zamanındaki koruyan kollayan erkeklik, nerede o saygıda kusur etmeyen hürmetli kadınlık? Koşturan yüzyıl, kadın-erkek eşitliği kavram kargaşası, kadınların iş ve siyaset dünyasında söz sahibi olmasıyla iktidarın pek çok yerde erkekten kadına doğru el değiştiriyor olması, nereden bakarsanız bakın metropol erkeğini bir tuhaf yaptı. “Tuhaf” diyorum çünkü öğrendiğimiz erkeklik vasfı yerini başka şeylere bıraktı, ezberimiz bozuldu. Buna uyumlanan kadın da aynı tuhaflıktan payını alıyor ve aslında nüvesinde olmayan ilişkilere “he” diyor. Durdurun dünyayı, inecek var!

Peki, ince ayarı kim verecek? Kalibrasyon yapması gereken tabii ki yine kadın! Nasıl? Kendisine saygı duymayı öğrenerek, masaya yumruğunu vurarak, kapıyı çarpıp çıkıp giderek ya da erkeği bağrına basıp başını okşayarak... Bu işin nasıl olacağı, hikayenin ne olduğu ile ilgili. Elimizde her kapıyı açan tek bir anahtar yok. Ama bir şey var: Karşı Penceredeki Kadın Felsefesi...

Bir an önce Karşı Penceredeki Kadın felsefesiyle tanışılmazsa, uniseks bir hayata doğru hızla koştuğumuz için herkes herkesle her şeyi yapıyor olacak ki bu da kulağa ürkütücü geliyor. Ne tek eşlilik kalacağa benziyor serde ne de aile kavramı... Bu felsefe, erkeğe avcı olduğunu hatırlatacak bir ölçüde. Ama önce avın av olduğunu hatırlaması gerek.

İhanetin saç telleri, baskılanmış kadınlık, cinsel ayrımcılık, şiddet, iyi niyet istismarı, aşkın iğdiş edilmesi ve erkek egemen bir dünyada kadının potansiyelini ortaya çıkartmak için ertelediği her günün yüzü suyu hürmetine KARŞI PENCEREDEKİ KADIN Felsefesini duymayan kalmasın!

Durun önce bir hikaye anlatayım (bu hikaye kitaptan değil, hayattan): Kadın kocasına çok güveniyor (daha doğrusu aralarında olduğuna inandığı sevgiye güveniyor). Gün içinde birbirlerine gönderdikleri “SÇS” kısaltmalı, bol öpücüklü, kalpli emojilerin haddi hesabı yok. Bir gün, kadın gittiği iş seyahatinden döndüğünde, evde kendine ait olması imkansız olan saç telleri buluyor. Kadın esmer, bulduğu saçlar boya sarısı... İhanetin telleri, biraz perdenin klipsine takılmış, biraz da başucundaki heykele dolanmış.

Bir tanem biri bizi sabote etmeye kalkmış galiba, baksana perde klipsine saç mı takılır? Yatak odamdaki heykele kendiliğinden böyle saç mı dolanır?” diyerek elindeki saç tellerini kocasına uzatıyor.

Karşıdan bir patlama sesi duyuluyor. “Sen beni neyle suçluyorsun!”

Hikayenin buraya kadar olan yeri pek çok insanda değişik hisler uyandırabilir. Kocasının bağırmaya başlaması, bizim kadının da ilgisini çekiyor. “Yok bir tanem, suçlamıyorum sadece arkadaşların bize şaka yapmaya çalışıyor olabilirler” diyor. Yani o kadar emin ki kocasının kendisini asla aldatmayacağından, aklına başka bir ihtimal gelmiyor.

Sevgili hanımlar, saflığın ve iyi niyetin de bir sınırı var, öyle değil mi? Artık bu çağda, bu çoklu ilişkiler dünyasında, mecburi istikameti ev olan herkes herkesi fırsatını bulduğunda aldatabilir. Sevse de sevmese de... Sadakatin prensiplerle, güçlü karakterle ilgisi vardır, sevgi ancak bir paravandır. Üstelik hayatı boyunca “çok eşli” olmanın erkeğe mahsus bir özellik olduğunu duyup bu safsatanın üzerine yatan erkek, sevdiği eşini kutsal bir yere oturtup, çok sevdiğini söyleye söyleye bile aldatabilir. Bunun adı onun jargonunda “aldatmak” bile olmayabilir. 

“İhanet” kelimesini “arzularına yenik düşmek”, “bir gecelik bir şey” olarak değiştirdiğinde sorunu da bertaraf etmiş olur kendince. Kadınlar erkeklerin bu zayıf yönünü maalesef sevgi ile yönetemezler. Keza tersi de geçerli. Kaldı ki hiç bir şekilde bir başkası tarafından yönetilemez bu duygu, insanın nüvesinde olacak dürüstlük. Biliyorum, kabullenmek güç, ama bu böyle.

Erkeklerin pek azı bu saygıyı gösterebilecek kıvamdalar. Sadık olanların alt yapısında ise inançlar ve prensipler yatıyor. Dolayısıyla o güzel insanları tenzih ederek konuşuyorum. Kabul edelim “Benim kocam yapmaz!” sözü bir yanılgı. Hayallerinizi mi yıktım, özür dilerim.

O saçları dolayanın sıkı bir o...pu, kadının kocasının da yalancı sahtekar olduğunu bir yana bırakacak olursak bir eşe duyulan güvenin en güzel örneklerinden birini anlatır bu hikaye. Ama maalesef dinleyenin gözünde kadını saf hatta salak da yapar. Bizim kadın, kocasının başka kadınlarla da birlikte olduğunu, kendi yatağında başka kadınların yattığını, aynı duşta yıkandığını, evdeki havlulara kurulandığını asla anlamaz ve ruhunu kirletmez bu da kadının avantajıdır aslında.

Peki, Karşı Penceredeki Kadın olduğumuzda bu sorunlar ortadan kalkacak mı? Hangi sorunlar? Erkeklerin cinsel olarak eşten başkasını arzulaması sorunu mu? Hayır kalkmayacak. Peki ne olacak o zaman?

Söyleyeyim;

1-  Kadın mutluluğunu bir erkeğin ilgisine endekslemeyecek.

2- Kadın kendi potansiyelini fark edecek ve üretecek.

3- Üreten kadın, zamanını verimli geçiren bir birey olarak sıkılmayacak ve sıkmayacak. Yaratıcılığı artacak. Kendine ait zamanın peşinde koşacak.

4- Üreten bir anne, evladına (kız-erkek fark etmez) daha iyi bir örnek, daha güzel bir rol model olacak.

5- Üreten insan vesvese yapmayacak, güvendiği kendisi olacak, başkasından teminat beklemeyecek.

6-  Kadın önce kendisini sevecek ve saygı duyacak. İlişkiye zarar veren bir eşe muhtaç ve mahkum olmayacak. Saygısızlığı, ihaneti kabul edip etmemek, o kişinin inisiyatifine kalmış olacak, asla mecbur olmayacak.

7- Kadın daha bakımlı olacak ve bunu kendi rahatlığı ve özgüveni için, kendisi için yapacak, bir başkası için değil.

8- Kadın cinselliği mecburiyetten değil, sevdiği için ve kendisi de istediği zaman yaşayacak.

9- Kadın alternatifleri olduğunu bilecek. Kendilerini üzen, aldatan birini mecburi istikameti olarak görmeyecekler.

10- Saçını süpürge etmiş, kendini adamış ve sürekli sömürülen kadın imajı ortadan kalkacak artık...

11-  “Kadına şiddet” diye bir kavram olmayacak bir vade sonra. Şiddet, tahammül edilmesi gereken bir konu olmaktan çıkacak.

12- Kadın bir birey olduğunu bilecek ve bu hakkına sahip çıkacak. (Bu maddeleri çoğaltmak mümkün).

Biliyor musunuz aslında “kadın” kelimesini “erkek” olarak değiştirirseniz yine aynı kurallar geçerli. Bizler birbirimizin karşı penceresinde durmalı ve görünürlüğümüzü korumalıyız. Sadece kitaptaki hikaye kadınlar üzerinden döndüğü için bu anlatımı seçtim. 

Bu felsefe ile erkekte de kadında da farkındalık duygusu ister istemez artacak çünkü ayakkabılar kapıya yakın durduğu sürece erkek de kadın da kendisine çeki düzen verecek. Kaybetme korkusundan değil sadece -evet kaybetme korkusu oldukça etkilidir; saygıyı, ilgiyi, özeni artırır ama- asıl şunun bilincine varmış oldukları için: “Geçici hevesler, değer katmazlar, hızlı tüketilirler ve günün sonunda insana yalnızlığı misliyle hissettirirler.”

Birbirimizi karşı penceremizde gördüğümüzde hayallerimiz bize yardım eder, karşı penceredekini hep cazip, hep gözlenen yapar. Yıllar geçse de, aynı kanepede oturup, aynı yatakta yatsak bile bu görünürlüğü korumamız gerekir.

Bizler, kazanmaktan çok, kazanma ihtimalimiz olan zorlu yarışların içinde olmayı severiz. Görünürlüğün ve takdir edilmenin yitimi ile başlar yeni arayışlar.

Karşı Penceredeki Kadın isminin esin kaynağı: Kitabın adı, ünlü yönetmen Woody Allen’ın “You will meet a Tall Dark Stranger” isimli filminin bir sahnesinden esinlenilmiştir. Günler boyunca karşı pencerede gözlediği kadına aşık olan bir adamın karısından ayrıldıktan sonra o kadın ile ilişki yaşaması, onun evine taşınması ve bu sefer gözlediğinin boşandığı karısının penceresi olmasından esinlenilmiştir. 

Mutlu bir aile yaşantısının temelinde mutlu birey yatar sevgili okurum. Birbirine mecburiyetten değil memnuniyetten yönelen bireyler olmadıkça ne bizler ne de toplum mutluluğa ulaşabilir...

Kitap ne mi anlatıyor? Onu siz okuyun ve Karşı Penceredeki İnsan olmak yönünde bir adım atın. Vakit verin ve değişimi kendi gözünüzle görün. Ben sadece bir ip ucu vereyim, cümlenizi siz tamamlayın; Altı terk edilmiş ve acılarıyla baş edememiş kadın hayatlarında öyle birer devrim yaparlar ki...  

Hoşça ve sevgiyle kalın.

Instagram

Twitter

Wordpress

Facebook

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir