Sadece Bir Belge Değil, Türk Modernleşmesinin Anahtar Kelimesi: ''Tanzimat''

-

Tanzimat Fermanı, ülkemizde belirli bir eğitim seviyesindeki herkes tarafından öyle veya böyle duyulmuş olan tarihi bir vesikadır. Biz mevcut bilgileri hatırlatmak veya tekrarlamak yerine, Tanzimat kavramını sorgulayarak onun ardındaki bazı detaylarla birlikte okuyuculara yeni bir bakış açısı getirmeye çalışacağız.

Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı, 17. asır ortalarında başlayıp 18. asır boyunca sürdürülen Osmanlı yenileşme hareketlerinin resmi bir vesikasıydı.

Önceleri içerisinde bulundukları krizi eleştiren Osmanlılar, Kanuni devrini sıkça zikrediyor ve o eski düzene, kadim kanuna dönülmesi gerektiğini öneriyorlardı. Fakat her geçen yıl dünya değişmekteydi ve 1800'lere yaklaşıldıkça artık eskiye dönüş talebinin mantıksızlığı ve bunun anlamsız olacağı anlaşılıyordu. 

Yeni bir düzene, taze bir kana ihtiyaç vardı. Yeniçeri Ocağının kaldırılmak istenmesi de bu radikal yenileşme planlarının ilk safhasını oluşturacaktı. Fakat padişah III. Selim bu konuda başarılı olamadığı gibi tahttan indirilerek 1808'de hazin bir şekilde katledildi.

1839'da Mustafa Reşid Paşa tarafından Tanzimat Fermanı okunurken tahtta II. Mahmud'un oğlu Sultan Abdülmecid vardı.

17 yaşına basmak üzere olan genç padişah, bundan 3 ay evvel babasının ölümü üzerine tahta çıkmıştı. Tanzimat her ne kadar onun saltanatında ilan edildiyse de bütün altyapısı II. Mahmud tarafından özenle hazırlanmıştı. 

1826'da Yeniçerilerin bertaraf edilmesiyle devamında idari ve sosyal reformlara da başlayan II. Mahmud, eski devri bir daha açılmamak üzere kapatacak olan Tanzimat'ın, ilanını göremedi.

Her ne kadar ferman desek de aslında teknik manada Tanzimat bir ferman değildi. Hatt-ı hümayun (padişah yazısı) formunda kaleme alınmıştı.

Burada görüldüğü üzere belgede bir tuğra yoktur. Bunun yerine Mülk suresinin ilk ayeti yazılmıştır. Girişte devletin içerisinde bulunduğu krizi tarif için kullanılan ''yüz elli sene vardır ki''  ifadesi gayet dikkat çekicidir ve 1683 Viyana Mağlubiyetine atıf yapıldığını tahmin etmek hiç de zor değildir. 

Problemli olduğu ve yeni kanunlarla çözüleceği vaat edilen temel başlıklar şunlardı: Bağımsız yargının garantisiyle can, mal, ırz ve namusun korunması; adil vergi dağılımı ve askere alım şartlarıyla askerlik süreleri. Tanzimat temel olarak bu problemlerin neden sorunlu olduğunu anlatarak, halkı değişimin zorunluluğuna ikna etmeye çalışıyordu.

Bütün dünyayı etkileyen Fransız İhtilali'nin Osmanlı Modernleşmesini de etkilediği tahmin edilebilecek bir gerçektir.

İhtilalin önemli yanı meclis ve parlemento gücünü ortaya çıkartmasıydı. Aslında Osmanlı'da bu yapı ''meşveret'' adıyla öteden beri bir şekilde mevcuttu. Fakat hem üyelerinin sayısı parlementoya göre çok azdı hem de mensupları halk tarafından seçilmezdi. Dolayısıyla bu yeni örnek her geçen gün Osmanlı aydınlarını etkileyecek ve Fransız İhtilali'nin ardından bir asır geçmeden Türkiye de Meşrutiyet yönetimini tecrübe edecekti.

Tanzimat kavramını hep ilan edilen yazılı belgeyle tanısak da aslında bu 1830'lardan II. Abdülhamid devrine kadar süren bir dönemin genel adıydı.

1856'da Islahat Fermanı'nın ilanı, bürokrasi ve ordudaki yenileşmeler, idari değişiklikler ve yerel yönetimlerdeki yeni yapılanmaların yanı sıra toplum hayatındaki adetlerden, ilgi alanlarına, giyim-kuşamdan eğitim ve sanata kadar görülen değişim tanzimat dönemi olarak anılır. 

Tanzimat Döneminin ne zaman sonlandığı hakkında ise çeşitli tezler mevcuttur. 1871'de Tanzimat'ı gören son devlet adamlarından olan Keçeçizade Fuad Paşa'nın ölümünü milat kabul edenler olduğu gibi, 1876'da Kanuni Esasi'nin ilanıyla meşruti yönetime geçişi veya 1878'de ilk meclisin kapanıp meşrutiyetin askıya alınmasını devrin sonu olarak sayanlar vardır.

Tarihe bakış açımızda yapılan her basit eleştiri gibi Tanzimat da sığ bir şekilde değerlendirilmektedir.

Ak veya kara olarak hüküm vermek isteğimiz belki fen bilimlerinde çok kullanışlıdır. Fakat sosyal bilimlerde, özellikle de tarihte bu şekilde tek bir cevap veya yorum imkansızdır. Çoğu zaman da bu tek bir açıklamayla kesin sonuca ulaşmak isteği bilimsel yaklaşımı öldürür, çalışmanın değerini sıfırlar.

Yıllarca Tanzimat'ı doğru bulanlar için Mustafa Reşid Paşa en mükemmel bir özgürlük kahramanı ilan edilmiştir. Yanlış olduğunu savunanlar da Paşa'yı bir hain itham edip, Londra elçiliğini işaret ederek İngiliz ajanı olduğunu savunmuşlardır.

Oysa Tanzimat gibi bir olgu tek bir şahsa mal edilemeyeceği gibi sadece 1839 tarihiyle de açıklanamaz.

Söz konusu dönem, 17. asırdan beri Osmanlı'nın içerisinde bulunduğu çeşitli krizlerin zirveye ulaştığı ve artık eskiye dönmenin değil yeni bir yol bulmanın gerektiği bilincine varıldığı bir tarihtir. Devlet adamları özellikle yeni dünya diplomasisinde ülkeye yapılacak dış tesirleri azaltmak amacıyla, krizlerin bu şekilde kendimiz tarafından çözüleceğine inanmışlardır. 

Tanzimat o dönem için en iyi bir yol olarak görülmüştü. II. Mahmud devrinde çoğu belgede ''Tanzimat-ı Hayriye'' olarak anılarak hayırlı, iyi bir şey olacağı da belirtilmiştir. Fakat günümüzden bakıldığında Tanzimat olgusunun tasarlandığı başarıya ulaşamadığı görülür. Siyasi başarıya ulaşamadıysa da edebiyat, sanat ve toplum hayatına yaptığı tesirlerle Modern Türkiye'nin temellerini atmıştır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ali-davutoglu1

Eksikleri olsa da güzel, sade ve net olmuş... Tebrikler...

ozturk-sadri-alisik

kıssadan hisse Osmanlıda memleketi kurtarmak için ne kadar adım atan kişi varsa alayı öldürülmiştür, bu gün Türkiyemizde olduğu gibi

Başlıklar

İngilterevergi
Görüş Bildir