Ruhun Rengi Olmaz! Bir Gezginin 'Kara Sevdam' Dediği Afrika ve Hayatında İlk Kez Ayna Gören Etiyopyalı Jess’in Hikayesi

-

İlk kez ayna gördüğünüzü bir düşünün, ya da evinize birkaç litre su taşıyabilmek için 3 saat yol yürümeniz gerektiğini... Bir gezgin bu olaylara şahit oldu ve derinden etkilendi. Ve bir şeyler yapmaya karar verdi. İşte Gökhan Emre Akil'in hepimize örnek olması gereken hikayesi...

Ruhun Rengi Olmaz! Ne kadar manidar bir cümle değil mi? Ama bu sadece bir cümle değil. Afrika’da bir su kuyusunun ve bir gezgine ait kitabın ismi. Nasıl oldu derseniz, işte bu çok güzel bir hikaye.

Her şey Etiyopyalı bir çocuğun gezgin Gökhan Emre Akil'in eline dokunup 'ben de senin gibi beyaz olmak istiyorum' demesiyle başlıyor. O da bu küçük çocuğa 'ruhun rengi olmaz' diyor.

Küçük çocuk Gökhan Emre Akil'in eline kendi elini sürtmeye başlamış durduk yere. Çünkü bu şekilde beyaz olabileceğini, ten renginin değişebileceğini düşünmüş :( Gökhan Emre Akil ise aslında senin ten rengin çok daha güzel. Ben de senin rengine sahip olmak istiyorum demiş :)

Gökhan Emre Akil ise bir gezgin ve fotoğraf sanatçısı. Onun en sevdiği şey "Kara Sevdam" dediği Afrika kıtasını gezmek ve buradaki insanların hayatlarına bir şekilde dokunabilmek.

17 yaşındayken ilk kez Afrika’ya gidiyor ve burada yaşayan kabilelerin yaşamlarından çok etkileniyor. Sonra da buradan hiç kopamıyor. 12 senedir düzenli olarak Afrika seyahatlerine çıkıyor.

Afrika burası bambaşka bir kültür ve yaşam biçimi. Bizim gündelik hayatımıza dair sıradan bir şey onlar için büyük bir olay olabiliyor. Gökhan Emre Akil'i en çok etkileyen şeylerden biri küçük bir kız çocuğu olan Jess.

2014 yılında Etiyopya’ya gittiğinde Jess arabanın aynasından kendini görüyor. Hayatında ilk kez ayna gören Jess büyük bir şaşkınlıkla anlamaya çalışıyor. Kim bu, ya da ne?

Düşünsenize kendinizi ilk kez aynada gördüğünüzü. Şu anda bizim için başka bir gezegenden bir varlıkla karşılaşmak gibi bir şey...

Eli ile yüzüne dokunuyor sonra da aynaya. Büyük bir şaşkınlıkla anlamaya çalışıyor. Aslında kendini keşfediyor camdaki yansımada...

Gökhan Emre Akil bu olaydan çok etkileniyor ve asla unutamıyor. Yıllar sonra yeniden Etiyopya'ya gittiğinde bir şekilde Jess’i buluyor. Tabii ki hediyeleriyle birlikte. Ona ve tüm kabileye 'ayna' veriyor.

Çocukken gördüğü Jess, 5 yıl sonra artık 2 çocuklu bir anne olmuştu...

Onu çok etkileyen bir diğer kişi ise Tritia isimli bir kadın. Tritia’nın kollarının diğer kadınlardan daha uzun olduğunu fark ediyor. Bunun sebebi ise evine su taşımak için her gün 3 saat uzaklıkta bir su kuyusuna yürümek zorunda oluşu.

Evine su taşıyan bu kadının üzerinde Apple logolu bir t-shirt olması da bambaşka bir konu!

İnsanın gerçekten yüreği dayanmıyor değil mi? Ve bir şeyler yapmak istiyor Gökhan Emre Akil ya da yapması gerektiğine inanıyor. Karar veriyor bu insanlar için bir şeyler yapmaya. Bir şekilde onlara yardım etmek istiyor elinden geldiğince.

Bunun üzerine yazın düğün ya da katalog fotoğrafları çekip kışın Afrika'ya seyahat etmeye başlıyor. Afrika'da çektiği fotoğraflardan da sergiler açarak elde ettiği gelirle buradaki insanlara yardım ediyor.

Küçük adımlar büyük umutlar ve tüm emekler güzel şeylere sebep oluyor. Tam 5 yıl sonra bu sefer de Tritia'nın bulunduğu yere bir su kuyusu açtırıyor.

Bu kuyunun ismi tabii ki "Ruhun Rengi Olmaz"...

Yıllar içerisinde o kadar çok hikaye, anı, fotoğraf birikiyor ki Gökhan Emre Akil tüm bu deneyimlerini bir kitap haline getiriyor. Tabii ki bu kitaptan elde ettiği gelir yine Afrika'daki insanlara ulaşıyor.

"Afrikalı aile ile yediğim muzu, ananası, mangoyu…
Çocuklarla oynadığım oyunları… Gezdiğim yerleri, göz göze geldiğim karanlık
kıtanın parlayan gözlerini… Yağmurunda ıslandığım ormanların, çamurlu yolların…
Kısacası ben Afrika'yı hiç unutamadım… Afrika, benim Kara Sevdam"

(Tanıtım Bülteninden)

Aradan 5 yıl geçmiş... Evet Tritia 5 yıl daha 3 saat yürüyerek evine su taşıdı. Jess ise ilk kez çocukken gördüğü bir aynaya sahip olduğunda artık 2 çocuklu bir anneydi. Evet, onların yaşamında bir çok şeye geç kalınmıştı...

Ama küçük bir adım büyük bir umut oldu. O umut bir insanın hayatına dokundu. İyilik yine paylaştıkça çoğaldı ve dünya biraz daha güzel bir hale geldi...

Bir insana ulaşabilmek, onun hayatına küçük de olsa bir katkıda bulunmak aslında hiç de zor değil. Hepimize örnek olacak bu proje için Gökhan Emre Akil'e çok teşekkürler...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
smmm

Bir yanda küçücük bir çocuğu aç acına peşindeki akbabalar ile fotosunu çekip terk eden ve Pulitzer ödülü alan bir fotografcı, diğer Gökhan Emre Akil...

ersnsnl

Çok özeniyorum birilerinin hayatlarına dokunan ruhlarında iz bırakan insanlara bir yandan yaptıklarından dolayı sevinirkend diğer yandan yaşam biçimlerini görünce içim acıyor adaletsiz dünya amk senin

gzm-ynklr

Muhteşem.

ayhan.eryilmaz

Emre kardeşim Afrika anılarını anlata anlata bitiremedin yıllardır. Seni tanıdığım ilk günden beri konuştuğun her insana "Merhaba ben emre, afrikaya gittim, gezginim, kitap yazdım, sergi açtım." demekten sıkılmadın mı? Şimdi de onedio'ya reklamını yaptırmışsın. Sal artık insanları.

esra_menemen

Ayhan bey kardeşim sende onun bunun çabalayıp başardığı bir şeyin altına kıskançlığını kusacağına çalış çabala daha iyisini yap. Gökhan'ı tanıyan herkes bilir ki o kimseye gidip bu dediklerini yapmıyor, basın olarak biz gidiyoruz onu buluyoruz paylaşıyoruz,insanlar güzel bir adam görsün ,herkese örnek olsun istiyoruz...O bizim Gökhan, ona laf yok!

kalemine

yuh! ben ilk kez gördüm ve görmekten mutlu oldum. sizi rahatsız eden şey bizi mutlu etti. keşke herkes bunu yapsa da bu iyilikleri yapan insan sayısı artsa.

gunesliler

arakadaş "RAHATSIZ" (olmuş)

jey

mukemmel muhtesem ötesi. Bazılarımız hayal eder, bazıları ise gider yapar.

Başlıklar

AppleKitapannegezginolay
Görüş Bildir