Görüş Bildir

etiket Rıfat Kamaşak Yazio: 2020 Bir Şans Yılı Olabilir mi?

Haberler
> Rıfat Kamaşak Yazio: 2020 Bir Şans Yılı Olabilir mi?

Yorulduk, sıkıldık, üzüldük. Canlarımız kayboldu, sevdiklerimiz elimizden kaydı gitti. Hoşumuza gitmeyen deneyimler yaşadık. Evet, evet aslında tam da bunu vurgulamak istiyordum. Dünyaca, ülkece, toplumca bizde olumlu duygular yaratmayan deneyimler yaşadık ama adı üzerinde, sadece deneyim! Deneyim insanoğlunun öğrenme sürecindeki en önemli yapıtaşı. Acaba bu deneyimler gelecekte daha bilinçli, daha isabetli kararlar almamıza, kendimiz ve sonraki nesiller için daha güzel bir gelecek inşa etmemize yardımcı olacak mı? Ben toplum olarak bu sene çok değerli edinimlere sahip olduğumuzu düşünüyor ve 2020’yi bir şans senesi olarak değerlendiriyorum.

O zaman bakalım, 2020 bize neler öğretmiş olabilir…

O zaman bakalım, 2020 bize neler öğretmiş olabilir…

Yaşam alanlarımızda belirsizliğin giderek arttığına bir kez daha şahit olduk. Bazen hayallerimizde bazen de kült filmler ya da distopik senaryolara sahip bilim kurgularda gördüklerimizin aniden yaşam gerçekliğimiz haline gelebildiğini gördük. Bu durum bize her dönem en ön planda tuttuğumuz rasyonel ve analitik düşünceden ziyade kaotik ve yaratıcı düşünceye doğru evrilmemiz gerektiğini öğretti. İçerisinde binlerce parametre barındıran büyük veri analitiği, yaratıcı düşünce ve hatta senaryolara dayalı sofistike analizlerin bile bize gelecekte neler olabileceğini net olarak göstermeye yetmediğini, olsa olsa gidişata dönük trendleri yakalamamıza yardımcı olabileceğini anladık. Kısacası belirsiz geleceğe dönük farkındalığımız arttı. Peki arttı da ne oldu? 

Zor dönemlerde toplumların kendi vatandaşları harici kimseye faydalarının olmadığına şahit olduk. Ortak gelecek hayal eden koskoca Avrupa Birliği ülkeleri birbirinin yüzüne bakmadı, kimse kimseyi umursamadı, kardeşler birbirine sınırları kapattı. Tam anlamıyla tırnağın varsa başını kaşı! Kimseye muhtaç olmamak gerektiğini, hamaset ve dogmaların karşılık bulmadığını, bilim ve teknolojinin hayati önemini yine yeniden kavradık (mı acaba?). Kaynaklarımızı nasıl hunharca israf ettiğimizi fark ettik, biraz hijyene önem verip su tüketimimizi arttırdığımızda, biraz da az yağmur yağdığında başımıza neler gelebileceğini anladık. Fazla nüfusun değil, nitelikli nüfusun değerli olduğunu gördük. Eğitim ve İnternet altyapımızı test ettik, geçtik mi yoksa kaldık mı, pek bilemedim.

Evde ailecek daha fazla zaman geçirdiğimizde birbirimizin gözüne battık, senelerdir aynı evi paylaşan insanlar yanındakine “sen kimsin?” falan dedi.

Evde ailecek daha fazla zaman geçirdiğimizde birbirimizin gözüne battık, senelerdir aynı evi paylaşan insanlar yanındakine “sen kimsin?” falan dedi.

Evlen-çocuk yap-mutlu ol formülü iflas etti, mutlu ol-istersen evlen- çocuk yap formülü anlam kazandı. Einstein’ın “İki şeyden eminim, evrenin genişlemesi ve insanoğlunun aptallığı, ama birincisi hakkında şüphelerim var.” söylemi test edildi, üstat gene haklı çıktı. Hastalıktan kırılan ülkeler salgın ortasında birbirine savaş açtı, cerrahi maskeli askerler operasyon yaptı, Trump halkı dezenfektan içmeye davet etti, Amerika’da silahını alan ekonominin kapanmaması için sokağa döküldü, Londra’da karantina istemeyenler bağıra çağıra birbirine Covid bulaştırdı, İstanbul’da şuursuz cahiller Corona partileri yaptı. Einstein’ a bol ampirik veri sağladılar.  

Herkes aşçı, fırıncı, kişisel gelişimci, mindfulness (bilinçli farkındalık), yoga ve meditasyon uzmanı oldu. D3 vitamininin önemini, sağlıklı yaşamın değerini içselleştirdik. Sosyal medyanın muhteşem gücü gözler önüne serildi, Instagram üzerinden istifa etme konusunda bilgi sahibi olduk. Cayır cayır döviz satıp elde avuçta bir şey kalmayınca rekabetçi kur diye bir terimi ekonomi terminolojisine armağan ettik. Rekabetçi kur neydi ya biz rekabetçi ekonomi diye öğrenmemiş miydik diye kafayı yedik, Chicago ve Avusturya Okulları’na lanet ettik.  

Dürüstlük, şeffaflık, doğru bilgi paylaşımının kriz yönetiminde olmazsa olmazlığını anladık. Alengirli veri paylaşımları, “gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” söyleminin doğruluğunu gözümüzün içine soktu. Adalet ve insan hakları söylemleri yüreğimizi hoplattı, heyecanımızı zıplattı, hasret ile bekliyoruz.  

Eeeee daha ne olsun! Neler öğrenmişiz neler, bu kadar bilgi ve deneyim içeren bir seneye şahitlik etmek şans değil de nedir? Pardon, toplumsal bilinç yaratma konusunda şans değil de nedir diyecektim. 

Hepinize şans dolu yeni seneler… 

Linkedln

Instagram

Facebook

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
2
1
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?