Görüş Bildir

Ödümüz Kopmasına Rağmen Korku Filmlerine Bayılmamızın Ardında Yatan Psikolojik ve Evrimsel Nedenler

Anasayfa

Korku filmlerinden korksak da belirli bir çekicilikleri vardır, öyle ya da böyle merak eder ve izlemeye çalışırız. Peki aslında kalbimizin küt küt atmasına neden olmalarına rağmen neden izlemek istiyoruz? Cevabını merak ediyorsanız içeriğimize buyurun. 👇

Kaynak: https://www.sciencefocus.com/the-huma...

Kimi insanlar kendilerine korku hissettiren ve geren filmlere özel olarak çekilir.

Chicago Üniversitesi’nde hastalıklı merak psikolojisi konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı olan Coltan Scrivner bu konuyla ilgili olarak, “Heyecan arayışı yüksek insanları aşırıya kaçan duygulardan zevk almaya eğimlidir. Korku filmleri izlemek de bu arayış yöntemlerinden biridir. Tabii korku filmlerini seven herkes için bu tanımlamayı yapamayız.” diyor.

Kendisine göre çoğu insan filmleri izlerken gerçekten korkuyor ama bir yandan da zevk alıyor.

Kendisine göre çoğu insan filmleri izlerken gerçekten korkuyor ama bir yandan da zevk alıyor.

Scrivner gerilim dolu ve korkunç deneyimleri seven bu insanlarla ilgili olarak, “Bu şekilde kendileri hakkında yeni şeyler öğreniyor ve kendilerini tanıyor. Bu durum, heyecan verici ve biraz da ürkünç olan oyunlar oynayan çocukların olumsuz duygularla nasıl başa çıkacaklarını öğrenip hayatlarının kalanında kaygıyla daha iyi baş ettiğini gösteren verilerle de örtüşüyor.” diyor.

Deneyimlediğimiz korku hissi sayesinde korkutucu ve tehlikeli durumları kendi güvenli alanımızda prova ediyoruz.

Deneyimlediğimiz korku hissi sayesinde korkutucu ve tehlikeli durumları kendi güvenli alanımızda prova ediyoruz.

Scrivner, “Kaygı ve korku, insanların gündelik hayatlarında kaçınma eğilimi gösterdiği duygulardır. Bu yüzden bu konuda pek pratik yapılmaz. Ancak bu duyguları eğlenceli bir şekilde deneyimlemek kontrolünde bizde olduğunu hissetmemizi sağlar. Bu özünde uçuş simülasyonu gibi bir şey.” diyor.

Dehşet içinde prova ettiğimiz kimi tehlike ve korku anlarının kökeninde ilkel korku duygusu yatıyor.

Dehşet içinde prova ettiğimiz kimi tehlike ve korku anlarının kökeninde ilkel korku duygusu yatıyor.

Örneğin, korku filmlerinde kullanılan popüler bir teknik, içgüdüsel olarak tehlikeyi işaret eden tehlikeli, doğal sesleri taklit etmektir. 1973 yapımı Şeytan filminde öfkeli arıların ve çığlık atan insanların ses kayıtlarının kullanılması gibi…

Scrivner korku duygusunu yine çocukken oynadığımız oyunlarla karşılaştırıyor.

Bu konuyla ilgili olarak, “İnsanların hayatlarında yılan görmemiş olmalarına rağmen diğer tehlikeli canlılara kıyasla bu türe daha fazla dikkat gösterdiklerini ispatlayan bir sürü çalışma var. Kovalamaca oyununun kötü bir tarafı yok gibi durur ama özünde avcı-av oyundur. Birinin bizi yakalamaya çalıştığı saklambaçta da aynı durum geçerlidir.” diyor.

Bazen korku filmlerinin uyandırdığı korku hissi daha gerçekçi ve yaşantımızla alakalı oluyor.

Bazen korku filmlerinin uyandırdığı korku hissi daha gerçekçi ve yaşantımızla alakalı oluyor.

Örneğin, Google’ın aramalardaki trend haritasına baktığınızda ve koronavirüs yazdığınızda Ocak 2020’de küçük bir artış yaşandığını, Mart ortasında ise zirveye ulaştığını görürsünüz. Bu eğilim, virüsle ilgili ilk bilgilerin gelmesi (Ocak’taki artış) ve iki ay kadar sonrasında kısıtlamaların başlamasıyla (Mart’taki zirve) örtüşüyor.

Scrivner’a göre aynı aramayı korku filmleri için yaptığınızda da sonuç değişmiyor.

Scrivner’a göre aynı aramayı korku filmleri için yaptığınızda da sonuç değişmiyor.

Kendisi, Ocak başında bir artış yaşandığı, Mart’ta ise büyük bir zirveye ulaştığını söylüyor. Bu durum, gerçek hayattaki korkunç hadiseleri işlemek için korku filmlerinin güvenli ve kucaklayıcı ortamını kullandığı anlamına geliyor olabilir mi? Bu konudaki en büyük örnek, 2011 yapımı Salgın filminin 2020’nin Mart ve Nisan aylarında aşırı popüler hâle gelmesi. Zira film, Pandeminin güvenli bir ortamdan nasıl görünebileceğini gösteriyor.

İnsanlar korku filmlerini yalnızca eğitim amaçlı izlemiyor.

Zevk aldıkları için de izliyorlar tabii ki. Scrivner, bunun kalp hızı ve uyarılma gibi bedensel işlevleri düzenleyen sempatik ve parasempatik sinir sistemimizle fazlasıyla ilgili olduğunu öne sürüyor ve bu konuda, “İki tane pedalınız olduğunu düşünün. Endişeli olduğunuzda hız veren pedala basarsınız ve sempatik sinir sisteminiz kalp atış hızını ve adrenalin üretimini artırır. Tehlikeli bir durumun üstesinden geldiğinizde ise sempatik sinir sisteminiz sakinleşir ve bu sefer de parasempatik sinir sisteminin pedalına basarsınız.” diyor.

Parasempatik sinir sistemi ise dinlenmemizi ve rahatlamamızı sağlıyor. Sindirimi artırıyor, iyi hissetmemizi sağlayan hormonları salgılıyor.

Parasempatik sinir sistemi ise dinlenmemizi ve rahatlamamızı sağlıyor. Sindirimi artırıyor, iyi hissetmemizi sağlayan hormonları salgılıyor.

Uyuşturucularla aynı işlevi görüyor. Dolayısıyla, korku filmi izleyip ardından tehlike atlatma hissini hissedince parasempatik sinir sistemini harekete geçiriyor ve hem zevk hem de rahatlama hissediyoruz. İşte bu yüzden de korku filmlerini seviyoruz, çünkü benzeri durumlarla karşılaşmak ve üstesinden gelmek doğamızda var.

Bu içeriklere de göz atabilirsiniz. 👇

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
24
7
5
5
4
3
3
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorumunu paylaşırken iyi kalpli ol Simple kalp
Pompake

Çok severim korku film leri ni 😊👍

Sinan Saatçi

Çaki den anca kızlar korkar her zaman diyorum ve diyeceğim istisnaları saymaz isek korku filmi ERKEK işidir nokta.

Peter Pain

Ulan başlığı bir kontrol etseydiniz