Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Nur Ata Nurcan Yazio: Çoğunluğun İşsiz Olduğu Bir Dünya Uzak Bir İhtimal mi?

Anasayfa > Yazio

21. yüzyılda dünyayı bekleyen en önemli ekonomik problem nedir diye sorulsa, birçok ekonomistin buna cevabı teknolojik gelişmeler (özellikle yapay zekâ), otomasyon ve makineleşme yüzünden herkese yeterli iş imkanının olmadığı bir dünya ile çok uzak olmayan bir gelecekte yüzleşmek zorunluluğu olurdu.  Daniel Susskind  A World Without Work - Technology, Automation and How We Should Respond (published by Allen Lane, 2020) adlı kitabında bu sorunun  neden ivedilikle tartışılması gerektiğini anlatıyor.  Kitap 2020 yılında Financial Times, The Sunday Times, ve Fortune dergisi yılın en iyi kitapları listesine girmiş. Kitap Türkçeye Taner Gezer tarafından “Çalışılmayan Bir Dünya - Teknoloji Otomasyon ve Çözüm Yolları” adıyla çevrilmiş (TTGV, Optimist Yayınları, 2020).

Teknolojik işsizlik (technological unemployment) kavramını popülerleştiren İngiliz ekonomist Keynes’ti.

Teknolojik işsizlik (technological unemployment) kavramını popülerleştiren İngiliz ekonomist Keynes’ti.

Endüstriyel devrimden bu yana sıklıkla dile getirilmesine rağmen, son 200 yılın teknolojik gelişmeleri henüz, öngörülenin aksine, makinelerin insan emeğini tamamen devre dışı bırakmasına neden olmadı. 

20. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle 1980’lerde gözlenen, niteliksiz işgücüne olan talebin azalması ve bu grubun ücretlerindeki düşüş “Skill biased technological change/ Beceri yanlı teknolojik gelişme” teorisi ile açıklanmaya çalışıldı. Bu teoriye göre, kişisel bilgisayarların icadında olduğu gibi, teknolojik icatlar ve yenilikler bu teknolojileri kullanabilme becerisi daha yüksek olan nitelikli (eğitimli) işgücüne talebin ve dolayısı ile de bu grubun lehine ücret eşitsizliğinin artmasının temel nedeniydi.

21. yüzyılda tablo biraz daha karmaşık bir hal aldı. Teknolojik gelişmeler yine yüksek nitelikli (eğitimli) işgücüne talebi artırdı. Şaşırtıcı bir biçimde düşük nitelikli işgücü de bu gelişmelerden fayda gördü ancak bu orta sınıf için geçerli olmadı.  Dünyanın birçok ekonomisinde son 20 yılda, yüksek ve düşük ücretli istihdamın toplam istihdama oranında artış gözlenirken, orta sınıf eriyor.  Beceri yanlı teknolojik gelişme teorileri ile açıklanamayan bu durum, ekonomistleri yeni teoriler arayışına yönlendirdi.  ALM (MIT ekonomistleri David Author - Frank Levy - Richard Murnane’in soy isimlerinin baş harfleri) hipotezi olarak ünlenen hipotez bunlardan birisi.

ALM hipotezine göre, her iş rutin ve rutin olmayan görevlerin toplamı olarak düşünülmeli ve “hangi işlerin otomasyonu daha kolaydır?” sorusu yerine, “hangi görevlerin otomasyonu daha kolaydır?” sorusuna odaklanılmalı.  Rutin görevlerin otomasyonu daha kolaydır. Yaratıcılık, muhakeme, problem çözme gibi rutin olmayan görevler ise kolayca makinelere devredilemez. Bu da yüksek nitelikli (yüksek eğitimli) iş gücüne talebin ve ücretlerin artışını açıklayabilir.  Kuaförlük, hasta veya çocuk bakıcılığı, öğretmenlik, garsonluk gibi geniş bir yelpazede manuel becerilerin ve/veya sosyal becerilerin ön planda olduğu çoğunlukla hizmet ekonomisi kapsamındaki işler de rutin olmadıklarından, otomasyona daha az elverişlilerdir ve teknolojik gelişmelerden bu yüzden daha az etkilendiler. Orta sınıfın yaptıkları işlerin ağırlıklı olarak otomasyona elverişli rutin görevler içermesi de bu grubun neden teknolojik gelişmelerden daha çok etkilendiğini açıklayabilir.

İkinci dalga yapay zekâ

İkinci dalga yapay zekâ

Ancak, Susskind’e göre ikinci dalga yapay zekâ ALM hipotezini çürütüyor. Yapay zekâ sadece rutin görevlerin otomasyonu demek değil artık.  Mevcut sistemler, büyük miktarda veriyi ve insan deneyimini tarayarak, yüksek işlem gücü ve gittikçe karmaşıklaşan algoritmalar ile rutin olmayan görevlere de el atabilecek seviyeye geldi. Machine learning (Makine öğrenimi) bugün yapay zekâ süreçlerinin temelini oluşturuyor. Yapay zekâ sistemleri artık sadece bir dizi kuralı takip etmenin çok ötesine geçti ve deneyimlerden öğrenebilir hale geldi.  Susskind’e göre insan zekâsını taklit etmek artık yapay zakânın hedefi değil ve bu yüzden yapay zekânın yapabilecekleri de insan kabiliyetleri ile sınırlı olmayacak.  Yapay zekânın hastaları teşhis etmek veya mimari binalar tasarlamak için bir insan gibi düşünmesine gerek olmayacak. Örneğin, dermatoloji hakkında hiçbir şey bilmeden de bir benin kanserli olup olmadığını tahmin edebiliyor olacak. 

Özetle, çok yakın zamana kadar makinelerin el atması imkânsız görünen birçok rutin olmayan görev artık makinelerin elindedir.  Makineler, kendi kurallarını aşağıdan yukarıya doğru türeterek bu görevleri nasıl gerçekleştireceklerini öğrenebiliyorlar. Susskind’e göre yapay zekânın yakın gelecekte bugün olduğundan manuel, bilişsel ve duyuşsal boyutlarda çok daha yetenekli olacağından ve rutin olmayan görevlerin büyük bir kısmını da yapabilir hale geleceğinden emin olabiliriz.  Teknolojik gelişmenin gelecekte istihdama etkisi ile ilgili teorilerin bu gerçek ışığında yenilenmesi gereklidir.

Susskind insanların bir sabah makinelerin tüm işleri yaptığı bir dünyaya uyanacaklarını iddia etmiyor elbette. Ancak otomasyonun toplam işgücünün yüzde 20’sini devre dışı bırakması bile ciddi ekonomik ve sosyal sorunları tetiklemeye yeterli olacaktır. Teknolojik gelişmeler işin doğasını da değiştirecektir. Ücretler azalacak, iş güvencesi olmayan esnek istihdam modeli ön plana çıkacak ve bütün bunlar kaliteli istihdamı azaltacaktır.

Makineler insanların yerini aldığında, yani istihdam yaratan büyüme modeli geçersiz olduğunda, topluma zenginliğin nasıl dağıtılacağı Susskind’e göre gelecekteki en önemli sorunlardan biri olacak.  Pandemi bu anlamda gelecekte yaşanabilecek sorunların ön izlemesi gibi oldu.  Kısa bir sürede dünyada milyonlarca insan işsiz kaldı, İngiltere ve Amerika dahil birçok ülke, daha önce farazi bir tartışma olan “Basic income (Temel gelir)” modelini geçici bir süre de olsa uygulamak zorunda kaldılar.  Pandemi nedeniyle işsiz kalanlara ve ekonomiye destek paketi için Amerika 2008 krizinde olduğundan beş kat daha fazla borçlandı, İngiltere barış dönemi tarihinin borçlanma rekorunu kirdi.

Ne kadar karamsar olmalı?

Tüm bunlara rağmen, Susskind gelecek hakkında çok kötümser değil. Teknolojik değişimin büyüme ve ekonomik zenginleşmeye katkı sağlayacağını, yeni nesillerin bizlerden kişi başına düşen gelir olarak çok daha zengin olacaklarını düşünüyor.  Teknolojik işsizlik, bir anlamda bu başarı için ödenen bir bedel olacak.  Ancak, teknolojik ilerleme zenginlik yaratırken, bu zenginliğin emek piyasası olmadan nasıl paylaşılacağı (beraberinde getireceği geçiş dönemi sancıları, gelir dağılımı eşitsizliği, temel ihtiyaçların nasıl ve neye göre karşılanacağı, vergilendirme, dağıtım ve denetimi üstlenecek büyük devlet ihtiyacı, eğitimin rolü vb. birçok sorun dahil) bu yüzyılın en çok tartışılan konusu olacak. Bunlara az sayıdaki büyük teknoloji şirketlerinin sahip olacağı politik gücün sonuçları ve işsiz bir dünyada insanlığın anlam arayışı sorunları da eklenebilir. 

Nur Ata NURCAN

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
1
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?