Meraklıları İçin Türk Tarihi Hakkında Bir Nefeste Okuyacağınız Zihin Açıcı Kısa Bilgiler

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Tarih kulağa sıkıcı bir alan gibi geliyorsa da içerisindeki ilginç bilgilerle insanın merakını daima cezbetmeyi başarır. Biz de tarih meraklıları için birkaç kısa bilgiyi derledik.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Osmanlı Tarihi araştırmaları sırasında Yeniçeri Ocağının aslında ne zaman kurulduğu bilinmiyordu.

Tarihçilerin bazıları ocağın Orhan Bey devrinde kurulduğuna hükmetmişlerdi. Atatürk ise buna itiraz ederek, Rumeli topraklarına geçilmeden bu devşirme ordunun kurulamayacağını söyleyerek bu iddiayı kabul etmedi. Bunun üzerine yapılan araştırmalarda ise ocağın gerçekten de I. Murad zamanında kurulduğu keşfedildi.

(İsmail Hakkı Uzunçarşılı-Türk Tarihi Yazılırken, Belleten, III/10)

Osmanlı zamanında ''kapı halkı'' diye bir tabir vardı. Bu kelime yüksek devlet görevlilerinin hizmeti altında çalışanları ifade ederdi.

Bürokratların konaklarında kahveciden, terziye, aşçıdan, hizmetçiye kadar birçok görevli çalışırdı. Emrinde fazla hizmetçi çalıştırıp, onların maaşlarını karşılayabilmek doğal olarak bir refah ve zenginlik göstergesiydi. Bazı yüksek bürokratların emrinde binden fazla hizmetlinin bulunduğu bilinmektedir. Böyleleri için ''kapısı mükemmel'' diye bahsedilirdi.

Rönesans devrinin tanınmış isimlerinden Leonardo Da Vinci ve Michaelangelo Osmanlı padişahı II. Bayezid'e mektuplar yazmışlardır.

Çeşitli mimari projeler ve sanat eserleri hakkında destek istendiği söylenen bu mektuplar, günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Arşivinde iseler de bu belgelere ulaşması fevkalade güçtür.

17. asırda ''çengel'' adıyla anılan bir idam yöntemi vardı.

İstanbul, Eminönü'nde kurulduğu bilinen çengelde, genellikle silahlı isyanlara karışanlar ve korsanlar infaz edilirlerdi. İple havaya kaldırılarak bu çengellerin üzerine bırakılan mahkumların idamına çevre halkı da şahit olurdu.

19. asrın başlarında Enderunlu Fazıl'ın yazdığı Zenanname adlı eser ilginç bir şekilde dönemin Dışişleri Bakanı Mustafa Reşid Paşa tarafından yasaklanmıştır.

Bu eserde çeşitli milletlerin kadınlarını anlatan Enderunlu Fazıl, kendisinin kadınlardan hoşlanmadığını ve evliliğe karşı olduğunu da yazıyordu. İşin ilginç tarafı ise böyle bir kitabı Padişah, Sadrazam, Şeyhülislam, Kazasker ya da İçişleri Bakanı yerine bu konularla alakasız bir makam olan Dışişleri Bakanı Mustafa Reşid Paşa'nın yasaklamasıdır.

Padişah III. Selim kendi döneminde en ufak konuları bile takip ediyordu.

Öyle ki fırınlarda çıkan ekmeklerin pişkin ve iyi un kullanılarak yapılması üzerine, bizzat kendi el yazısıyla emirleri bile vardı.

II. Mahmud'un tahta geçişi sırasında IV. Mustafa ve III. Selim arasında sarayda bir taht kavgası mevcuttu.

O sırada İstanbul'a gelen III. Selim taraftarı Alemdar Mustafa Paşa, bu çatışmalar sırasında bir anda önlerine çıkan II. Mahmud'u tanıyamamış ve yanındakilere  ''abe bu kimdir? '' diye sormuştu.

1808'de II. Mahmud zamanında kabul edilen Sened-i İttifak'ın orijinal metni ancak 1998'de bulunabilmiştir.

Yakınçağ Tarihçisi Prof. Dr. Ali Akyıldız, belgeyi detaylıca inceleyerek yayınlamıştır.

Ord. Prof. Dr. Fuad Köprülü 1923'de (Rumi 1339) yazdığı Türkiye Tarihi adlı eserinin bir nüshasını da Atatürk'e göndermiş ve bir hafta sonra geri dönüş almıştır.

Fotoğrafta oturanlar: M. Kemal Atatürk, Celal Bayar, Fuad Köprülü.

Bu kadar yoğunluk arasında Atatürk'ün bu esere bakacak vakit bile bulamayacağını düşünen Köprülü, mektubu alır almaz fevkalade sevinmiş.

Atatürk kendi el yazısıyla gönderdiği mektupta şu satırları yazmıştı:

''Türkiye Tarihi''nizin gönderilen kitabını büyük zevk ve istifade ile okudum. Eser kıymetlidir, mühimdir. Bunu vücuda getirmek için sarf ettiğiniz ve edeceğiniz mesaiyi takdir ederim. İhtisasınızın tecelli edecek (uzmanlığınızın ortaya çıkartacak) eserleri millete, cumhuriyete ifa olunabilecek hizmetlerin en kıymetlileri mertebesinde bulunacaktır. İlim feyzine teşne (bereketine susamış) olanlarla beraber müteakip (takip eden) kitaplarınızın intişarına intizar ederim (üretilmesini beklerim) efendim. ''

(Fuad Köprülü-Bir Hatıra, Belleten III/10)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
uluchan

Yanlış bilinen bir bilgi: Hani mehter marşları var ya, savaşa giderken çalındığını sandığımız. Savaşa giderken mehter marşı çalınıyordu evet, ama şu sıralar dinlediğimiz: "Ceddin Deden Neslin Baban", "Yelkenler Biçilecek", "Hücum Marşı" gibi marşlar bu dönemlerden çok daha sonra 20. yy.da Enver Paşanın emri ile dönemin şairleri ve bestekarları tarafından yazılmıştır. Sebebi ise, yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra bu marşları icra eden kişilerin git gide bitmesidir. Ama kullanılan aletler ve sözlerin tarzı bakımından o dönemlerin ruhunu çoğunlukla aktarmaktadırlar. Tabi eski dönemlerde bulunan mehter marşlarında çoğunlukla "dini motifler" olmasına karşın, bu yeni marşlarda "türklük" motifleri daha önceliklidir. Benim kişisel favorim olan Plevne Kahramanı Osman Paşa uğruna yazılmış "Plevne Marşı" için tıklayabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=JJ01mUvSm04

uluchan

Farklı varyasyonları: https://www.youtube.com/watch?v=Oovg2fzn9vo https://www.youtube.com/watch?v=PZhWs67Diuo https://www.youtube.com/watch?v=iUeexc6inSg

hakan-sirin

Yazdıklarında bir parça yanlış var. ''Ceddin deden, neslin baban'' olarak bilinen marş Türk Marşı olarak geçiyor. Fakat, 1783 yılında Mozart tarafından bestelenen Rondo Alla Turca diye bir beste var bu besteye Türk Marşı ilham olmuştur. Yani 20. yüzyılda Enver Paşa v.s yanlış bilgi. Buyrun buradan inceleyiniz. https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Mar%C5%9F%C4%B1

uluchan

Ben "Enver Paşa bestemiştir" demedim zaten. Bestekarlar elbet geçmişte kulaktan kulağa duyulmuş olan melodileri baz alarak yaratmış olabilirler bu marşları. Mesela "ceddin deden, neslin baban" yerine "teslim dede, teslim baba" olduğu söylenir bu marşın gerçeğinin. Ancak Teslim Baba dini bir şahsiyet olduğundan, değiştirilmiş ve milliyetçi bir ifade konulmuştur. Ayrıca, bahis ettiğin "Türk Marşı" nota olarak hiç bir yerde bulunmadığı ve icracılar yok olduğu için nasıl bir marş olduğunu bilmemiz pek mümkün değil gibi.

pazz

Sanata ve müzige ilgilenmeye başladıgımız yıllarda marşlarimiz türkülerimiz bir güzelleşmeye başlamış dogal olarak. O attıgın linklerin melodileri çok güzel mesela

gokhan-gok

Ya o kadar osmanlı ile ilgili makale yazı bilgi okuyorum ama biri de kalkıp LALE DEVRİNDEN bahsetmiyor. Osmanlının utanç yılları demi. Ah ah .. osmancılık.

logicaldoor

Michael Angelo kimdir?

gentoo

II. Bayezid'e mektup yazması imkansızdır kendisi hayattadır zira:))

basar-demirsoy

Pizzayı en çok seven turunculu kaplumbağa dersem hatırlarsın ama.

logicaldoor

Yoo. Onun adı Michael değil.

logicaldoor

Yani hayatta olması mektup yazmış olması ihtimalini güçlendirir aslında ama 1956 yılında doğmuş olması imkansızlaştırır bence ;)

senkimsinya

Michelangelo la editörün dalgınlığı

klemenjero

gitarist yahu o.

ufukdiyoki

Ord. Prof. Dr. Fuad KÖPRÜLÜ'ye ait eser 1923'te yayınlanmıştı. http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-44/ataturk-ve-turk-tarihi

atesmstt

3. selim trakyalı galiba? abe bu kimdir. nedir allah kitap aşkına :D - 2 mahmutta durur mu yapıştırmış cevabı '' - abe mahmut bubam ayatta senin tahta çıkmana izin vermez bilmez misin. ''

murat-celik-26

Onu söyleyen Alemdar Mustafa Paşa ve kendisi Rusçuk ayanı. Rusçuk da Bulgaristan'da bir bölge olduğuna göre adam Trakyalı oluyor.

Başlıklar

İdamİstanbulTopkapı Sarayı
Görüş Bildir