Mars Patatesi Sevenler Buraya! Bilim-Kurgu Filmlerinde Kurgunun Bilimi Solladığı 12 Sahne

Sanat-

Bilimle ilgili filmler her zaman özel ilgi alanına hitab eder. Bu eserler sadece bizi eğlendirmekle kalmaz, bize evrenin, uzayın işleyişiyle ilgili yeni bilgiler de verir. Ama beyazperdede olan her şeye her zaman inanmamak da gerek! Öyle ki Brightside'dan derlediğimiz bu film sahneleri bilim kurgu olayına biraz daha kurgu tarafından yaklaşmışa benziyor.

1. Matt Damon'un ünlü filmi Marslı'da; gezegen yüzeyindeki kum fırtınası öyle sertleşiyor ki kahramanımız kaybolup gidiyor ve orada mahsur kalıyor.

Mars'ın atmosferi dünyanın 200'de biri yoğunlulğundadır. Saatte 150km hıza varan rüzgar fırtınaları yaşanır fakat bu kadar ince bir atmosferde bu sadece hafif bir esinti gibi gelecektir. 

Kitabın yazarı Andy Weir, bu olayı dramatik bir etki yaratmak için hikayeye kattığını ifade etmişti.

2. Yine aynı filmde Matt Damon, Mars yüzeyinde emin adımlarla yürüyor fakat aradan geçen sürenin sağlını etkilemiş olması gerekirdi.

Mars'taki düşük yer çekimi yüzünden, insan vücudundaki kas yapısının etkilenebileceği tahmin ediliyor. Örneğin Mars One gibi araştırma görevlerinin sonucunda uzun süreli Mars ziyaretlerinin kas kütlesi, kemik yoğunluğu, organ fonksiyonları ve görmeyi bile etkileyebileceği öngörülüyor.

3. Yıldızlararası'nda McCanughuey'in canlandırdığı karakter bir kara deliğin içine düşüyor ve oradan canlı çıkıyor.

Bilim insanlarına göre böyle bir durum imkansız. 

Kara deliğin içindeki radyoaktif maddeler muhtemelen büyük bir yanmaya sebep olur, bu madde olay ufkunda birikirdi. Yani öyle kolayca içine savrulup yanmadan dışına çıkmak pek de mümkün olmazdı.

4. Yine aynı filme göre evren solucan delikleri ile dolu!?

Royal Astronomical Society başkanı Martin Barstow, bilimsel açıdan bu tür deliklerin var olduğuyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığını söylüyor. 

"Kara delikler hakkında bilgimiz var, ama evrenin bir noktasıyla diğerini birbirine bağlayan böyle delikler hakkındaki fikir henüz daha emekleme evresinde."

5. Prometheus'ta gemi mürettebatı gezegen üzerinde oksijen olduğunu anlar anlamaz kasklarını çıkarıyor.

İlk hamleyi arkeolog Holloway yapıyor ve kaskını bir anda çıkarıyor. Fakat ekipten hiç kimse atmosferde olabilecek mikro-organizmaları, bakterileri ya da gözle görülemeyen farklı hastalık olasılıklarını hesaba katmıyor. 

Bir grup bilim insanından pek beklenmeyecek bir hata!

6. Filmde Lucy'nin beyni çok yüksek seviyede çalışınca kendisi bir süper-insana dönüştü.

Bilim insalarına göre zaten beynimizin %10'unu kullanıyor olduğumuz 19. yy'da ortaya atılmış bir şehir efsanesi. 

İnsanlar nasıl görünürlerse görünsünler, daima beynilernin %100'ünü kullanmaktadırlar. Zaten beynin %90'ının kullanılmıyor olması vücudun geri kalanı için enerji bakımından da oldukça etkisiz olurdu.

7. Armageddon'da Bruce Willis ve ekibi Teksas eyaleti yani 695,662 km2 büyüklüğünde bir gök taşını yok ediyor.

Filmde Bruce ve kahramanları bunu 100 megatonluk bir nukleer silahla yapıyor. Yani hesaba göre bu patlama neredeyse güneş üzerindeki bir patlama büyüklüğünde olurdu ve geriye ne göktaşı ne de dünya kalırdı.

8. Melekler ve Şeytanlar filmine göre 0.5 gr anti-madde bulursanız Vatikan'ı yok edebilecek büyüklükte bir patlama yapabiliyordunuz.

Bu bomba hikayesi öyle abartıldı ki, CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) kendi internet sitesinde Dan Brown'un bu öyküsünün gerçek olmadığını anlatan bir sayfa açmak zorunda kaldı.

9. Yarından Sonra filmine göre kürsel ısınma sonucunda hepimiz donarak ölebiliriz.

10. Yerçekimi filminde Dünya'ya yakın bir yerlerde bir uydunun parçalanması yakınlarındaki uzay nesnelerine ciddi zararlar veriyor.

NASA haberleşme uyduları, Dünya'nın 22.300 mil yüksekliğindedir. Uluslararası Uzay İstasyonu ise yaklaşık 250 millik bir yükseklikte yer alır. Fiziksel olarak, birkaç dakika içinde bir patlamanın bu uydulara zarar vermesini ve ardından bu çarpışmalardan çıkan enkazın Hubble Teleskopu ve ISS'yi vurabileceğini açıklamanın yolu yok." diyor Robert Frost NASA'da eğitmen ve uçuş kontrolörü.

11. Uzayda yürüyüp işini gücünü hallettikten sonra Sandra Bullock, geminin içinde soyunuyor ve atlet şort takılmaya başlıyor.

Filmin en tatlı sahneleri olmasına rağmen eğer koruyucu bir tulumunuz yoksa vücudunuz fazla ısınır ve bilincinizi kaybedebilirsiniz. 

Ayrıca NASA astronotu Garrett Reisman'a göre uzay aracının dışına çıkma hazırlıkları genellikle birkaç saat sürer, öyle fermuarı açıp tuvalete gitmek pek de mümkün olmaz.

12. Arrival (Geliş) filminde dilbilimciler birçok dilde akıcı şekilde iletişim kurabilir.

MIT'den bir dilbilimci Pond Premtoon şöyle açıklıyor; "Dilbilimciler dillerin içindeki yapıları ve tekrarları fark etmekte başarılıdırlar, ayrıca bunları bilimsel olarak araştırırlar. Fakat bir dilde akıcı olmak bundan çok farklıdır. Örneğin çok iyi fizik bilmenin sizin basketbol atışlarınızı çok başarılı yapmayacağı gibi."

Elbette bizler de bu filmlerden bir belgesel performansı beklemiyorduk. Bilim kurgunun amacı da bizleri şaşırtmak değil mi zaten?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
inci.kisa

hepside mükemmel filmler ama Yıldızlararası nı tek geçerim...hayatımn filmi...

tufan-karadeniz2

neil degrasse tyson bir röpörtajında interstellar da hiçbir yanlış olmadığını dile getiriyor yana bilimsel açıdan olabilecek şeyler zaten nolan filmde fizik profösörü kip thorne la çalıştı ama siz gerizekalı feministler bunu bilmeyecek kadar aptalsınız

spdrnm

bu marslının nesini sevdiniz tek anladığım patates filmin baş karamaı matt damon deildi patatesti utanmasa patatesleri götüne sokup dünyaya uçacaktı şerefsiz

aerialz

#9 bir araştırın önce. öyle "ısınarak donmak" kelime oyunuyla laf geçirmesi değil o. küresel ısınma ile buzullar eridiğinde jet akımları ekvatora kadar sarkacak ve kutup-sibirya hava kütlelerini yukarıda tutan bir engel kalmayacak. o zaman göreceksin ısınarak donmayı sen editör.

hipergrafi

Aslına bakılacak olursa son arastirmara göre beynimizin kapasitesi ile ilgili konuşmak çok da mantıklı değil. Yalnızca sinyal iletiminden sorumlu olduğu düşünülen dendritlerin de zihinsel işlevlerde oldukça etkin şekilde rol aldığına dair bilimsel veriler çıktı ortaya. Yani binlerce yıldır kafamızın içinde duran şu organla ilgili bildiklerimiz bilmediklerimizle kıyaslanınca okyanusta bir damla gibi kalıyor. Tüm beynimizi kullandığımıza yada büyük kısmına kullanamadığımıza dair kesin bir şey yok. Sürekli eski bildiklerimizi geçersiz kılan yeni veriler çıkıyor ortaya.

Başlıklar

BilimUzayolaytatlı
Görüş Bildir