Kafa Sondajı 13 - Rahmet İsteyen Stan Lee, Otonom Araçların Karar Yetenekleri, C Vitamininin Zararları

-

İlk 12 Kafa Sondajı'nda yaşadığınız kafa karışıklığını 13'e katlama iddiasında değilim.

Yine de "bu neydi şimdi?" dedirtme iddiasıyla, birbirinden farklı ve yer yer alakasız konulardan bahsedeceğim sondaj devam ediyor.

Hafta üzgün başladı, Marvel evrenini hayatımızın tam ortasına yerleştiren Stan Lee yaşamını yitirdi.

Sadece çizgi roman tutkunları değil, yediden yetmişe herkesin süper kahramanlarla bağ kurabilmesini sağlamıştı, bunu da kahramanları daha az 'süper' yapmasına borçluydu.

Daha az süper derken, daha fazla insan demek istiyorum. Zaafları, amaçları ve yetenekleriyle onun elinden çıkan kahramanlar bizden biriydi.

Misal, Spider-Man çizgi roman sayfaları arasında herkesin çantasında yerini aldığı yıllarda uyuşturucuyla mücadele ediyordu.

Halkın kahramanı derler ya, tam olarak o.

Belki bir istisna olarak Iron Man'den bahsedebiliriz ama onu istisna haline getiren sinemadaki kibirli sunumuydu. Yine de DC Comics'in Batman'inden daha yakındı bize.

O bize bir evren sundu, gelecek bize farklı bir evren sunuyor: Bize ihtiyacı olmayan otomobiller!

Yani ilerlemek için bize ihtiyaçları yok. Belki ileride kendi yolcularını kendileri tayin ederek bize olan ihtiyaçlarını sonlandıracaklar. Bu şimdinin konusu değil.

Bugünlerde otonom araçların yaygınlaştığı yakın gelecekte ortaya çıkacak bazı krizler ve bu krizlerde aracın nasıl tepki vereceği tartışılıyor. İki sorumuz var. 

İlki, görsele binaen hangi aciliyet sebebiyle otomobilde belge imzalıyoruz?

İkinci soru şu: Son hızla yaklaşan bir otonom aracın önüne bir kedi, bir köpek ve bir suçlu çıkarsa otonom araç hangisini öldürür?

Soru saçma gelebilir ama yaşanma ihtimali yok değil. Bir karar vermesi gerek ve onun nasıl programlanacağı da binlerce katılımcının oyuyla belirlendi.

Otonom araç bu üçlü arasında ilk önce kediyi kurban ediyor.

Ardından suçluyu ve son olarak da köpeği. Bu üçlü arasında belli ki insanların en fazla önem verdiği köpekler.

Düşündürücü değil mi? Bir insanın hayatı onun hangi suça karıştığından ziyade suça karışmış olmasıyla belirlenebiliyor ve bu kararı veren de bir diğer insan.

Belki otonom araçlar kendi karar mekanizmalarını kurduklarında işlerin seyri değişebilir, gerçi o zaman ufak çaplı bir robot istilasından da bahşediyor olabiliriz.

Gelecekten yine sıyrılalım, bugünün sorularına gelelim. Sizce C vitamini faydalı mı zararlı mı?

'Her şeyin azı faydalı, çoğu zararlı' ya da 'İlaçla zehir arasındaki tek fark doz' demek istiyorsanız buyurun, ben sonrasında buradayım.

Bugün C vitamini vazgeçilmezdir diye düşünüyorsak bunun müsebbibi Linus Pauling.

İki Nobel ödüllü Pauling'in başarılarını övmek için birkaç sayfa ayırmak gerekiyor, o yüzden şimdilik bu faslı geçiyorum. Pauling bir gün televizyon karşısında vakit öldürürken C vitamininin ömrü uzattığına dair bir iddia duydu.

Bu iddiayı hemen bilim insanı önlüğünü takarak test etti, yüksek dozda C vitamini aldı ve kendini daha enerjik hissetti. Ayrıca hiçbir zararı da yoktu. 

"Neden kendime saklayayım?" dedi ve saklamadı. Bu hikmet incilerini kamuoyuyla paylaştı.

Hızını alamadı, C vitamininin kansere bile deva olacağını savundu.

Tabii böyle bir şey yoktu ama onun karşısına kimse çıkıp da aksini söyleyemedi, söylese bile iki Nobel'e sahip olan Pauling'di.

Halihazırda aldığımız C vitamini bize yeterliyken daha fazlasını almak başımıza iş açabilirdi, kanser olasılığını artırdığı bile söylendi. Bunun ortaya çıkmasıyla sesler iyiden iyiye yükselmeye başladı.

Fakat bugün bile C vitaminine anamız babamızdan daha fazla güveniyorsak sorumlusunu işte bugün tanıdık.

Ayrıca hangi konuda uzman olduğuna bakmaksızın birinin profesör oluşuna duyduğumuz güvenin risklerini de gördük. Hatta uzmanların bilginin kendisinden bile yetkin zannedilmesine bir bilen safsatası adı bile verildi.

Ayrıca hazır konusu açılmışken diğer safsatayı da mıncıklayalım: C vitamini hanedanlığının kralı bildiğimiz portakal aslında öyle ahım şahım bir C vitamini barındırmıyor. Hatta renge aldanmayın, brokolideki C vitamini oranı portakaldan daha fazla.

Bu sondajdan sonra bu safsatalara düşeceğinizi sanmıyoruz.

Kafa sondajı haftaya kaldığı yerden devam edecek, bu sondajın özeti, yine Kafa Sondajı'nın dilinden şu dansta:

Takipte kalın, sevgi dolu selamlar!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

BatmanBilimKanserNobelRobot
Görüş Bildir