Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İnandığınız Tüm Fikirleri ve İnançları Bir Anda Unutturabilen Korkunç Ama Etkili Yöntem: Deprogramming

23PAYLAŞIM

Deprogramming zihnimize dair en önemli gizemlerden biri ve uygulamayı öğrendikten sonra sizin de kafanız karışacak. 🤔

Deprogramming'i araştırırken şurada işlenen yaşanmış olay araştırmasından, bu podcast bölümünden ve şu makaleden faydalandık.

Bir dostunuzun hiç hoşlanmadığınız ve değiştirmesi gereken alışkanlıkları olduğunu varsayın, siz de bunu yoluna koyması için onu karşınıza alıyorsunuz...

How I Met Your Mother dizisini izlediyseniz orada ekip üyelerinden birinin kötü alışkanlığı, uyumsuz bir davranışı olduğunda onu uyarmak ve bir an önce çözüme gitmesini sağlamak için Intervention adını verdikleri bir toplantı yaparlardı, çoğunlukla da bu toplantılar olumlu sonuç verirdi.

Tabii bir diziden bahsettiğimiz için kişilerin davranışlarından böylesine kolay vazgeçmesine şaşırmamıştık.

Gerçek hayatta bu durum nasıl gerçekleşirdi, hiç düşündünüz mü? Yani herhangi bir kişiyi ona zarar verecek alışkanlıklarından vazgeçirebilmek böyle basit konuşmalarla mümkün olsaydı, tartışmalar hatta savaşlar gerçekleşir miydi?

Bilemiyoruz, şimdilik burayı geçiyoruz ve temelde bu anlayışı savunan fakat sonuçlarıyla korkutucu hale gelen bir uygulamayı anlatmak istiyoruz.

Türkçe 'programın zihinden silinmesi' olarak söyleyebileceğimiz Deprogramming, kişinin inandığı bir görüşten kolayca vazgeçirilmesini hedefliyor.

Burada vazgeçirilecek görüşün bir davranışla sınırlandırılmadığını belirtelim, yani kişinin dini inancı yahut politik görüşleri de hedef alınabiliyor. Belki de Deprogramming'i böylesine tartışmalı hale getiren de bu, çünkü bu tekniği uygulayacak kişilerin gerçekliğe ne kadar hakim olduğu asla bilinemeyeceği için doğru uygulamanın hayata geçirildiği de meçhul.

Bu uygulama öylesine kesin sonuçlar veriyor ki, GORA'daki meşhur 'kasetle dövüş sanatı öğrenme' sahnesi akla geliyor.

Arif bağlandığı müthiş teknolojik aygıtta tek bir kasetle, kaset de karışık kaset olduğu için onlarca ayrı tekniği öğrenmişti. İzlerken bunun gerçek olma ihtimalinin olmadığını düşünüyorduk fakat Deprogramming zihinlerimizde bu ezberleri yıkacak kadar derinlere iniyor.

Bu uygulamanın kökeni aslında kötücül amaçlardan uzak, yani aslen kişiyi hatalı inançlarından uzaklaştırmak için ortaya çıkıyor. Kafaların karıştığı nokta tekniğin uygulanmasında.

Deniyor ki, bir insanın hatalı düşüncesi yahut çarpık inançlarından kurtulabilmesinin tek yolu onun bu ortamlardan soyutlanabilmesinden geçiyor.

Soyutlanmadan kasıt tabii belli başlı etkenlerden uzak tutmak değil, tamamen izole bir biçimde bir odaya kapatılmaktan bahsediliyor. Bildiğimiz hapisten bahsediliyor tek farkı Deprogramming uygulamasını üstlenen kişi, fikrini değiştirmesi gereken kişiyi manipüle ediyor.

Bu manipülasyon çoğunlukla 'gerçekleri gösterme' kisvesi altında yapılsa da işler sarpa sarabiliyor.

70'li yıllarda ABD'de yaşanan meşhur tarikat vakaları, bu kontrolsüzlüğün en çarpıcı örneği.

Bazı tarikatlarda karşılaşılan etik dışı uygulamaların tarikat üyelerince mantıklı biçimde algılanması ve bunların aslından normal olduğuna inandırılması için uygulanan Deprogramming tarikata kısa süreliğine dahil olmuş insanlarda bile ömür boyu kapanmayacak psikolojik yaralar açmıştı. Yıllar boyu bu etkileri savuşturabilmek için çabalandı, halen de bu çabalar sürüyor.

Hem 70'lerde hem de bugün bu garip yöntemde başvurulan beyaz yalanlar uygulamanın güvenilirliğini azaltırken kişilerde yarattığı çarpık düşünceleri körüklüyor.

Bir kişinin güvendiği politikacının aslında zıt karakterde, onun fikirlerini reddeden biri olduğunu duymak tahmin edildiği gibi pozitif etkiler yaratmıyor, aksine kişiyi bunalıma sürüklüyor. Bazen Deprogramming için kişinin en güvendiği kişiler, eşi yahut çocukları kullanıldığı için hedeflenen sonuca ulaşılıyor ama hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Her uygulama gibi bu uygulamanın da bir zayıf noktası var.

Kişiler daha önce bu uygulamayla karşılaşmış olanlardan öğrendiklerini uygulayarak bağışıklık kazanabiliyor, onlara dikte edilen fikirlere inanmış gibi görünseler de halen bu fikirlerin zıttını düşünebiliyorlar. Yani yer yer taciz vakalarıyla bile sonuçlanan korkunç uygulamalarla 70'ler ve sonrasında uygulamanın etkisi giderek azalıyor... Bugün ise aktif olarak uygulanıp uygulanmadığı bilinmiyor.

Peki ihtiyacımız olmayan onlarca şeyi bir anda ihtiyaç olarak görmemizi sağlayan bugünün pazarlama yöntemleri yahut genel olarak teknolojik tüm ihtiyaçlarımız Deprogramming'in güncel hali olarak görülebilir mi?

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
feyk

biz buna turkcede telkin diyoruz ve cemaat evlerinde yillardir uygulaniyor. bir kisiyi uzun sure tek kaynakdan yanli bilgi ile beslerseniz, cevresindeki herkes, her yayin, her kitap sute kara derse, bir sure sonra o sute kara denir. cemaat evlerine, eski feto ogrenci evlerinde televizyon asla olmaz. varsada anten bagli degildir, video baglidir, sadece izin verilen kasetler ve hoca efendinin konusmalari dinlenir. farkli bir gazete yada yayinin eve girmesi mumkun degildir. sohbet adi altinda duzenli toplu telkin konusmalari yapilir. tum sohbetlerde soylenenler merkez bir beynin altlarina ilettigi goruslerdir. tum evlerde kurumlarda sohbetler ayni ana basliklari, gorusleri icerir, farklilik gostermez. bu sisteme giren birinin 1 sene icinde goruslerinin degismemesi cok zordur. ozelliklede bu goruslere direnmiyorsa. sistemin guzelligi telkin edilen kisi kendine empoze edilen tum gorusleri kendi gorusu zanneder, kendi dusunerek ulastigi sonuclar oldugunu sanir ve onlari olumune savunur.

Görüş Bildir