Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İlk Tanrılar, Dünyanın Yaratılışı ve Odin! İskandinav Mitolojisi'nde Her Şeyin Sonu Olan Kaçınılmaz Savaş: "Ragnarök"

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

İskandinav mitolojisini anlatmaya geçmeden önce mitoloji hakkında bilgisi olmayanlar için mitoloji ne demektir çok kısa bir şekilde açıklayalım. Mitoloji kelimesi sözlükte; "Bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran çalışmalar bütünüdür’ şeklinde açıklanmaktadır. Genel olarak bir açıklama yapmak gerekirse mitolojiler efsanevi olaylardır. Efsanenin anlamı ise, gerçeğe dayanmayan, gerçek dışı söz demektir.

Başlangıçta sadece yokluk vardı. Sonsuz bir boşluk. Bu boşlukta var olan tek şey Ginungagap idi, yani "Büyük boşluk". Sonsuzluğa dek uzanan rengi ve görüntüsü olmayan bir düşüş.

Zamanın kıvrımlarında sıcak ve soğuk belirdi. Bunlar belki de var olan ilk duygulardı ve bu her şeyin başlangıcıydı… Sıcak ve soğuk artık iki nehir olmuştu, ikisi birlikte Gigungagap’a dökülüyorlardı. Kuzeyden akan soğuk ırmağın ismi "Niflheim", güneydeki sıcak ırmağın ismi ise "Muspelheim" idi. Niflheim ve Muspelheim kendi kendilerine oluşmuş ilk dünyalardı, yani dokuz dünyanın başlangıcı.

Soğuğun ve sıcağın Ginungagap’a dökülmeden önceki birleşiminde patlamalar yaşanıyordu ve bu patlamalar evrenin ilk canlısının doğumuna neden oldu. Bu ne bir Tanrı, ne de bir insandı. Bu bir devdi...

Adı Ymir'di. Kızgın, aptal ve açtı. Ginungagap’ın sonsuz boşluğunda kendine yiyecek arayıp durdu. Ve sonunda sütünden beslenebileceği Audumbla adında dev bir inek buldu. Ymir hiç durmadan ineğin sütünü içiyordu, ancak kısa bir süre sonra Audumbla’da acıkmıştı ve etrafta yiyebileceği tek şey Ginungagap’ın taşları idi. Her gün açlığı daha da artan Audumbla her gün bu kayaları daha sık yalıyordu tuz ve yiyecek ihtiyacını gidermek için. Kaya yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Sonunda şekil taştan kurtuldu. Bu da ilk tanrının doğuşu oldu...

İlk tanrının adı "Buri" idi. Ymir’in ve Buri’nin yaratma güçleri vardı. Yalnız kalmamak için kendilerine eşler bu eşlerdende çocuklar yarattılar. Tanrıların ve Devlerin soyu Ginungagap içerisinde üremeye başlamıştı.

Bu iki ırkın birleşiminden ise Üç büyük tanrı doğdu: Odin, Vili ve Ve. Bütün tanrılar ve devler Odin’in bu zamana kadar doğmuş en güçlü canlı olduğunu anladılar ve ona sagı gösterdiler. O geleceğin , geçmişin ve insanların babasıydı.

Her şey, tüm insanlık ve bizim bildiğimiz manadaki varoluş Odin ve kardeşleri Vili ve Ve, ilk varlık Ymir’i öldürdüğünde başladı.

Bu cinayetin sebebi bilinmiyor. Ymir’in vücudu dünyanın topraklarına, vücudundaki su denizlere ve vücudundaki kan kaynayan lavlara dönüştü. Dünya artık oluşmuştu. Bu oluşumu Odin doğduğu günden beri bunun kaçınılmaz olan olduğunu biliyordu. Tıpkı kendi sonu gibi!

Sıra devlerdeydi. Odin ve kardeşleri tüm devleri öldürmek için yola koyulmuşlardı.

Sadece Bergelmir ve ailesi bu katliamdan kurtulabilmiş, kaçmış ve saklanmışlardı. Bundan sonra kendilerini ve çocuklarını intikam hırsı ile büyüttüler.

Dünya'nın yaratılışı artık tamamlanmıştı. Artık onu sabitleyecek ve koruyacak varlıklara ihtiyaç vardı.

Bu yüzden Odin, cüceleri yarattı. Dört cüce, dünyanın dört bir yanını korumak için and içtiler ve bu dünyaya "Midgard" adını verdiler...

Toplam dokuz dünya vardı: Dokuz Diyar...

Niflheim, Muspelheim, Asgard, Midgard, Jotunheim, Vanaheim, Alfheim, Svartalfheim ve Nidavellir.

1. Niflheim: Sisler Diyarı, Diyarlar arasında en karanlık ve soğuk bölgedir.

2. Muspelheim: Ateşler Diyarı evrenin en güneyindeki bölgedir.

3. Asgard: Tanrıların Diyarı. Hayat ağacının en üst bölgesinde yer almaktadır ve burada İskandinav mitolojisinin tanrı ve tanrıçaları yaşamaktadır.

4. Midgard: İnsanların Diyarı. Midgard yani “Orta Dünya” Yaşam Ağacı’nın orta bölgesinde Asgard’ın aşağısında yer almaktadır.

5. Jotunheim: Buz devlerinin yaşadığı diyardır.

6. Vanaheim: Vanir tanrı ve tanrıçalarının diyarıdır.

7. Alfheim: Elflerin Diyarı Asgard’ın sağında bulunmaktadır ve adeta bir cennete benzemektedir.

8. Svartalfheim: Karanlık Elflerin Diyarı...

9. Nidavellir: Cücelerin Diyarı, karanlık alan anlamına gelir.

Tüm diyarları üzerinde barındıran Yggdrasil yani Yaşam Ağacı, mitler içinde önemini korumuştur.

Öyle ki Odin bilgi için ağacı feda etmemiş; ağaç için kendini feda etmiştir. Hatta tanrılar ve toplumun diğer yöneticileri Odin ile birlikte fikir alışverişi yapmak ve önemli konuları görüşmek için Yggdrasil’in çevresinde toplanarak tanrılar meclisini oluşturmuşlardır.

İnsan ırkının yaradılışı...

Midgard'da bir sabah Odin, kardeşleri Hoenir ve Lodur deniz kıyısında dolaşmaya çıktılar. Sahilde yanyana duran iki ağaç ile karşılaştıklarında bu ağaçları ilk insanlara dönüştürmeye karar verdiler.

Lodur onlara fiziksel güzellikleri, Hoenir hareket yeteneğini, Odin ise duyguları verdi.

Erkeğin ismi Ask, kadınınki ise Embla idi.

Sonunda Ask ve Embla birleşerek insan ırkını oluşturdular ve önlerindeki yolda ilerlemeye başladılar. Ancak Odin onların kaderini o anda yazmıştı. Bütün insan ırkı devlerle yapılacak son savaşta, Ragnarök’ta Odin’in yanında savaşacak ve yok olacaktı…

İnsanın yaratıldığı esnada, devler çoğalarak Ymir’in öcünü almak için and içiyor ve kendilerini intikam duyguları ile besliyordu.

İnsanın yaratıldığı esnada, devler çoğalarak Ymir’in öcünü almak için and içiyor ve kendilerini intikam duyguları ile besliyordu.

Tanrıların kaçınılmaz sonu, Ragnarök...

Bu kıyamet savaşında hangi tanrıların öleceği önceden belirtilmiştir. Fakat tanrılar ne olursa olsun bu savaşa hazırlanmaya devam etmişlerdir. İskandinav tanrılarının yüceliği de bu kaçınılmaz sonu reddetmelerinden gelir.

Aslına bakarsanız Ragnarök “her şeyin sonu” anlamındadır.

Yok edilen dünya kötülüklerden arındırılarak yerine yepyeni bir dünyanın geleceğine inanılmıştır. Böylece yeni bir başlangıçtan söz edilebilecektir. Sonra ise altın çağ yaşanacaktır. Tarlalar ekilmeden ürünler verecek ve hastalıkların, salgınların çaresi bulunacaktır.

Hod tarafından öldürülen Baldur geri dönecek ve Ragnarök’ta ölen tanrıların çocukları miraslarını devralacaktır.

Dünyayı yakıp kül eden o büyük yangından da iki insan sağ kurtulacak ve onlar da sabahları oluşan çiy damlaları ile hayatta kalacaklardır. İnsanoğlunun yeni anne ve babası olacaklar ve her şey yeniden başlamış olacaktır...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
baturhan-cora

en az diğer bütün dinler kadar saçma 😀

feyk

antik dunya insaninin neden her alanda ortacagdan ileri olduguna dair soyle ilginc bir analiz var: antik cag tanrilari ibrani dinlerdeki gibi herseye gucu yeten, herseyi bilen mutlak tanrilar degildiler, en onemlisi icinde yasadiklari evreni yaratan onlar degildi. ozellikleri bakimindan mutlak tanridan ziyade super insanlardi, guclu olsalarda insan gibi doguyorlardi, olebiliyorlardi. bu inanis farkindan oturu antik dunya insani icin her sorunun cevabi tanri degildir, tanri yaptigi icin boyledir demiyorlardi. herseyi arastiriyor, merak ediyorlardi. dunyaya bakislari, meraklari herseyin cevabi olan tek bir tanri inanciyla ortulmemisti. Nitekim antik yunandaki bilim ve felsefe seviyesine yakin caga kadar ulasilamadi, antik romadaki sehir duzenine yasam kalitesine ancak 19yy da bir daha ulasilabildi, antik iskandinavlar amerikayi ortacag insanindan 500yil once kesfetmisti. her zaman derim ibrani dinler insanligin en az bin yil yerinde saymasina neden olmuslardir.

yami

Bu analizin nereden olduğunu hatırlıyor musunuz? Çünkü bir dersinde mi ne Celal Şengör de aynısından bahsediyordu. Antik Yunan'da bilimin ilerleyişi omnipotent tanrı fikrinin olmayışındandır diyordu.

feyk

nerde okudugumu hatirlamiyorum. yuval harari den olabilir.

apocrypha

En eski dinden en son dine kadar,tüm dinlerin birbirine benzemesi tesadüf mü ? Birebir veya çok benzerlik olmasada mutlaka bir kısımları benziyor.

fatmakevser

aklımda nedense god of war'ın sahneleri canlandı. Baldur'la olan savaşı, ymir'in anlattığı hikayeler falan. Çok güzel bir içerik olmuş, ellerine sağlık.

emreecoban

Aynı b.kun laciverti işte Mısır Yunan Arap Türk İnka Maya Roma Çin Japon sonuçta insan elinden çıkma şeyler çoğu eksik ve saçma sapan şeylerle bezeli.. İçerik güzel olmuş editör kardeşim eline sağlık..

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AltınSavaşanneyiyecek
Görüş Bildir