İki Tanrıçanın Aşkı ve Öfkesi Arasında Sıkışıp Kaldığı İçin Çekmediği Dert Kalmayan Adonis'in Trajedilerle Dolu Hikâyesi

-

Aşkın ve güzelliğin Olimposlular için ödülden ziyade bir lanet olduğunu malum. Varlığı için mutluluk duyulacak bu iki şey, Yunan mitolojisinde ölüm ve kederle eş değer. İşte, yine böyle bir hikâyeden söz edeceğiz sizlere; kıskançlık yüzünden soldurulan bir çiçek olan genç Adonis ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin hikâyesinden...

Suriye Kralı Theias’ın Myrrha (Smyrna) adında bir kızı vardır. Güzelliğiyle övünen Myrrha, kendini aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'yle bir tutar hatta ondan bile üstün görür...

Bu tavrı yüzünden, Myrrha sonunda Tanrıça Aphrodite’nin tüm öfkesini üzerine çeker. Kızgın Tanrıça, ceza olarak Myrra’yı babası Theias’a aşık eder ve içinde onunla ensest ilişkiye girme isteği uyandırır. 

Gözü aşktan kararan Myrrha, dadısı Hippolyte’nin yardımıyla Theias’ı kandırmayı başarır ve on iki gece boyunca onunla birlikte olur. Ancak on ikinci gece, Theias kızının oyununu fark eder ve bıçağını alıp Myrrha’yı öldürmek için peşine düşer.

Myrrha bu tehlike karşısında tanrılara sığınır, tanrılar da onu mersin ağacına dönüştürürler. On ay sonra ağacın kabuğu kabarır, çatlar ve içinden bir çocuk çıkar. Çocuğa Adonis adını verirler...

Çocuğun güzelliğini görür görmez adeta büyülenen Aphrodite, onu alır ve yetiştirmesi için gizlice Persephone’ye emanet eder. Ama, Persephone de çocuğu görünce aşık olur ve onun Aphrodite’ye geri vermek istemez. İki tanrıça arasında bir kavga patlak verir, bu kavgaya hakemlik yapmak ise tanrıların kralı Zeus’a düşer.

Sonunda Zeus, Adonis’in yılın dört ayını Aphrodite’yle, dört ayını Persephone'yle, geri kalan dört ayı da istediği yerde geçirmesine karar verir.

Adonis yeraltına indiğinde yaz biter, kış başlar; yeryüzüne çıktığında ise toprakların bereketi tekrar gelir ve ilkbahar olur. Dünya üzerindeki en muhteşem yaratık olan bu genç adam, bütün bir yılını bu şekilde geçirmeye başlar. Ancak güzeller güzeli iki tanrıçanın ilgisine mahzar olan Adonis, zamanının çoğunu Aphrodite’le geçirmek istemektedir. Kendisine bahşedilen o boş vakitte de Aphrodite'nin yanına gider.

Tabii ki bu durum Aphrodite’nin aşığı savaş tanrısı Ares’i çılgına çevirir. Kıskançlıktan gözü dönen Ares, günün birinde ava çıkan Adonis’in üzerine bir yaban domuzu salar.

Yaban domuzunun saldırısı yüzünden ölümcül bir yara alan Adonis, acı bir feryatla oracıkta can verir. Onun acı feryadını duyan Aphrodite, ayağına sandallarını bile geçirmeden Adonis’e koşar. Sevgilisine ulaşmaya çalışan güzel tanrıçanın ayağına bu esnada bir gülün dikeni batar. Tanrıçanın ayağından akan kanlar, onun en sevdiği çiçek olan beyaz gülleri kırmızıya boyar.

İşte, aşkı temsil eden kırmızı güller Aphrodite'nin Adonis yüzünden duyduğu acıdan doğar. Adonis’in toprağı sulayan kanıyla da Manisa Lalesi adı verilen bahar çiçekleri oluşur.

Bazı kaynaklara göre, Adonis'in ölümü aslında Persephone'nin elinden olmuştur. Bu kaynaklarda, Adonis'in Aphrodite ile daha fazla zaman geçirmek istemesini gururuna yediremeyen bahar tanrıçasının Adonis'i öldürmesi için onun karşısına bir yaban domuzu çıkardığı söylenir.

Bazı kaynaklar ise Adonis'in av tanrıçası Artemis'i kızdırdığı için öldürüldüğünden söz eder. Sonunu kim getirdi bilinmez ama bu genç adamın ölümüne bir yaban domuzunun sebep olduğu kesin...

Adonis öldükten sonra kendini suçlayan Aphrodite, onu geri getirmek için her şeyi yapar. Güzellik tanrıçası, sevdiğini kaybetmenin keder ve üzüntüsünden çirkinleşip güzelliğini kaybetmeye başlayınca Yunan tanrılarının evi olarak bilinen Olimpos Dağı'nda toplanan tanrılar, Adonis'e tekrardan can vermeye karar verirler.

Bahar ayı gelir, havalar ısınır, çiçekler açar ve genç Adonis tanrıların dileği üzerine yeniden doğar. Bu sebeple Adonis, erkek güzelliğinin yanında kışın yeraltında saklanıp baharla yeryüzüne dönen ve aşkın cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bir canlılığı da simgeler...

Çiçekli ve güzel baharın temsilcisi Adonis'i en çok Suriyeli kadınların andığı söylenir. Adonis'in ölüm gününü bir anma günü olarak ilan eden Aphrodite'in ardından Suriyeli kadınlar her yıl ilkbahar zamanı bu günü kutlarlar. 

Vazolara, sandıklara vs. tohumlar ekilerek, çabuk bitmesi için sıcak suyla sulanır ve bunlara 'Adonis’in bahçeleri' adı verilir. Bu şekilde zorlanan bitkiler toprağın üstüne çıktıktan az zaman sonra ölürler ve böylece Adonis’in kaderini simgelemiş olurlar.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
illet-aktas

ve adonis kası buradan gelir...

birinci-tekil-birey

Şu an ülkemizde bulunan suriyelilerin adonisin ne olduğunu bilmeleri çok imkânsız geliyo :)

farkedmez

bunlar bence firavunlar gibi kendilerini tanrı gösteren bir grup insandı veya fantastik öykü kitabıydı. ama güzel öykü. filmi yapılsa aşk filmi güzel olur.

Görüş Bildir