George Floyd ile Yeniden Gündeme Gelen ABD'de Yaşanan Irkçılık Olaylarının Kısa Tarihini Anlatıyoruz

6PAYLAŞIM

Amerika'da bir siyahı olan George Floyd'un, polis tarafından öldürülmesi üzerine başlayan olaylar sürüyor. Amerika'da ırkçılığın tarihini birlikte inceleyelim.

Kaynak: 1,2, 3, 4

1492'de Kolomb tarafından keşfedilen Amerika kıtasını istila eden İspanyol, İngiliz ve Fransız sömürgeciler, kıtada yaşamakta olan milyonlarca yerli halkı taşıdıkları salgın hastalıklar ve ateşli silahlar ile yok etmişler; Maya, Aztek gibi kadim medeniyetleri sona erdirmişlerdir.

'Vahşi' olarak tanımlanan ve toprakların gerçek sahipleri olan yerlilerden bugüne dek hayatta kalmayı başaranlar ise ülkenin en çorak ve yaşanmaz bölgelerine sürülmüş, yaşamlarını sosyal, eğitim ve ekonomik alanlarda en geri kalmış topluluklar olarak sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Batı Medeniyeti ‘nde ilk sömürge hareketleri misyonerlik faaliyeti olarak başlamıştır. Afrika'daki ‘vahşileri’ Hıristiyan ve medeni hale getirmeye adayan beyaz misyonerler bu insanlar için ‘beyaz adamın yükü’ tanımını ortaya atmıştır.

'Vahşileri' medenileştirmek adına Afrika'yı istila eden medeni Batılı, medenileştirme çalışmaları yerine bu 'vahşileri' Amerika'ya götürerek köleleştirmekten çekinmemiştir.

İlk siyahi nüfusun Amerika kıtasına gelişiyle ilgili çeşitli belgeler ve görüşler mevcuttur. Ancak bu konuyla ilgili çoğu araştırmacının kanaati, siyahilerin ilk olarak 1619 ve sonrasında Kuzey Amerika kolonilerine geldiği ve Virginia’da yerleştiği yönündedir. Bilinenin aksine o dönemde ne Virginia’da ne de başka bir eyalette tam anlamıyla bir kölelik sistemi vardır. Hatta siyahilerin o yıllarda toplumdaki diğer herkesle benzer haklara sahip bireyler olarak yaşamlarını sürdürdükleri ifade edilmektedir.

Sosyolog Orlando Patterson bu ilk dönemde, farklı ırklar arasındaki münasebetlerin sonraki dönemlere nazaran çok daha yakın olduğunu söylemektedir.

Ayrıca, az sayıdaki köle arasından yetenekli olanların da özgürlüklerini elde edebildiklerini ve kendi servetlerini kazanabildiklerini aktarmaktadır. Fakat 17. yüzyıl sonlarına doğru bu durum değişmeye başlamış ve birçok koloni, köleciliği yasallaştırarak hızlı bir köle piyasası oluşturmuştur. Tabii ki bunda kölelerin fiyatının ve kendilerini sözleşmeyle bağlamak isteyenlerin sayısının azalmasının büyük etkisi olmuştur. Köle iş gücü, sözleşmeli işçilerden daha ucuz bir hale gelince durum daha da karmaşık bir boyut kazanmış ve kölelik hızla yayılmıştır. 1750 yılında Amerika’daki bütün kolonilerde kölelik yasası yürürlüğe konmuştur.

Yüzlerce yıl süren Atlantik Okyanusu'nun iki karşı kıyısı arasındaki köle trafiği milyonlarca Afrikalıyı Amerika'ya taşımış ve bu milyonlar Amerika'nın kurulmasında önemli bir rol oynamışlardır.

Güneydeki pamuk tarlalarından, Beyaz Saray'ın inşasına kadar bugünkü modern Amerika'nın her karışında Afrika kökenli Amerikalıların alın teri, hatta kanı vardır. Başkente ismini veren ve Amerika'nın kurucularından George Washington hayatının son yıllarını köleliğe karşı mücadele ile geçirmiş olsa da, kendisi ve eşi 150'den fazla köleye sahiptiler. George Washington, Thomas Jefferson gibi Amerika'nın kurucu ve ilk başkanları arasında kendisi köle sahibi olan başkanlar yanında, ataları köle sahibi olan başkanlar da vardır; iki başkan çıkaran Bush ve Roosevelt aileleri gibi. Hatta Barack Obama'nın beyaz olan annesinin ataları arasında da köle sahibi olanların varlığı tespit edilmiştir.

Kölelik ile bu denli iç içe geçmiş bir tarihe sahip Amerika'da, 1861-1865 arası güney eyaletler ile kuzey arasında gerçekleşen Amerikan İç Savaşı'ndan sonra kölelik yasaklanır ve mağlup olan güney eyaletlerde 4 milyon siyah Amerikalıya özgürlük ve vatandaşlık hakkı verilir.

Kuzey eyaletlerde ise siyahlar özgürce yaşama hakkına daha öncesinde sahip olmuşlardır. Ayrıca 1780'lerle birlikte kölelik karşıtı kuzeyli siyahlar, 'Yeraltı Tren Yolu' adıyla anılan bir organizasyonla güneydeki kölelerin özgürlüğe kaçışlarına yardımcı olmaya başlamışlardır. 1830'larda yaygınlaşan bu organizasyon ağı sayesinde 40 ila 100 bin arası köle siyahın özgürlüğe kavuştuğu tahmin edilmektedir. 1865-1877 yılları arası köleliğin yasaklanması ve yeni hakların tanınması için Yeniden Yapılanma Dönemi adı altında devlet politikası izlenir. Ancak güney eyaletlerde köleliğin yasaklanmasına dair şiddetli direniş gösterilir. Klu Klux Klan gibi beyaz ırkçı örgütlerin ortaya çıkışları da bu yıllardır.

Anayasa'da vatandaşlık ve oy kullanma gibi hakları elde eden siyahların, Amerika'da uğradıkları mevcut ayrımcılık ve ırkçılığa karşı insan hakları hareketlerini başlatmaları ise 1960'ları bulur.

Bu dönemde zaman zaman şiddete başvurmayı da meşru gören gruplar ortaya çıksa da, Siyah Amerika sivil hareketleri genel anlamda barışçıl ve haklarını elde etme odaklı yasalardan ayrılmayan bir yol izlemişlerdir. Siyah Amerikalı ülkede kurucu bir unsurdur, 'öteki' değil ve artık tamamen eşit olmalıdır. Fakat 20. yüzyılın ortasında özellikle güney eyaletlerde hâlâ ayrımcılık devam eder. Okulları da, halka açık alanlarda da kullanabilecekleri, yer alabilecekleri bölgeler de beyazlardan ayrılmıştır. Güney eyaletlerde, toplu taşıma araçları otobüslerde beyazların ön, siyahların arka tarafa oturmak zorunda olduğu bir ayrımcılık yapılmaktadır.

Fakat kölelik konusunda Kuzey ile Güney arasında oldukça büyük farklar vardı.

O dönemde, federal hükümet otoritesine bağlı yerlerde köleliğin yasak olup olmayacağı konusunda anayasa açısından da netlik yoktu. Güneylilere göre söz konusu bölgelerde kölelik yasaklanamazdı. Bu dönemde Kuzey eyaletleri Güney’e kıyasla sanayide daha ileri durumdaydı; Güney ise tarım alanında öndeydi. Bundan dolayı Avrupa’dan gelen yeni göçmen nüfus Güney’den ziyade Kuzey eyaletlerini tercih ediyordu.

Abraham Lincoln’ün başkanlığa seçilmesi de büyük değişikliklerin haberici oldu.

1860 yılındaki başkanlık seçimlerinde Lincoln, zorlu bir yarışın ardından başkan seçilmişti. Lincoln’ün başkanlığı bütün ülkede büyük bir değişimin habercisiydi. Güneyliler, kölelik karşıtı tavrından ve kölelik sisteminin kesinlikle kaldırılması gerektiği yönündeki söylemlerinden dolayı Lincoln’den hoşlanmıyorlardı. Başkanlık seçimlerinden sonra Güney’deki 11 eyalet Birlik’ten ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etti. Bu eyaletler daha sonra Güney Devleti olarak kendi aralarında birleştiler. Bunun üzerine Lincoln başka çare kalmadığını görerek kurmaylarına gereken saldırı emrini verdi ve 1861-1865 yılları arasında devam eden Kuzey- Güney Savaşı başladı.

1865 yılında Lincoln köleliği resmen kaldırdı.

Ancak bu her ne kadar büyük bir adım olsa da kölelerin sorunlarını çözmek için yeterli değildi. Çünkü insanlar yasayla kölelikten kurtulsalar da ellerinde hiçbir şeyleri olmadığından toplumun en yoksul kesimini oluşturuyorlardı. Yani siyahilerin kölelik durumları bu yasadan sonra da kısmen devam etti. Ayrıca sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda siyahilere yönelik ayrımcı politikalar tüm şiddetiyle uygulanmaya devam ediyordu. Angaryanın kaldırılması ve ek yurttaşlık haklarının tanınması gibi birçok anayasal değişiklik yapılsa da bu düzenlemeler sorunun tam anlamıyla çözülmesi için yeterli olamadı.

Abraham Lincoln’ün uğradığı suikast sonucu ölümünden sonra başkan olan Andrew Johnson, eski konfedere eyaletlerin Birliğe üyeliği için harekete geçti.

Güneyliler köleliği yasaklayan Anayasa’nın 13’üncü Maddesi’ni onaylamak zorunda kalmıştı.  Ancak bu yasaya rağmen bir yolunu bulan kölelik yanlıları Black Codes olarak adlandırılan cezai yasalarla siyahilere sokağa çıkma yasağı, ateşli silahlara sahip olma yasağı gibi yasaklar getirdiler. Hatta çiftliklerden izinsiz ayrılan ve başıboş gezen siyahiler hapse atıldı. Kısacası, siyahilerin kölelik durumları bu yasalarla delinerek devam ettirildi.

Bu yıllarda Martin Luther King, Malcom X, Rosa Parks, Not Turner gibi isimler siyahilerin hakları için verdikleri mücadelelerle, bu konuda bazı dönüm noktaları yaşanmasını sağladı.

Kölelik tamamen ortadan kalkmış olsa da alışılagelmiş ayrımcılık devam ediyordu. Oy kullanma hakları, eğitim hakları vardı ama bu alanlarda beyazlara nazaran birçok zorlukla karşılaşıyorlardı. 

90’lı yıllarda Oy kullanmak isteyen siyahilere sözlü ve yazılı sınav yapılıyor ve sınavlarda en zor sorular soruluyordu. Hatta bazı eyaletlerde önceden kayıtlı bir seçmenin kefaleti isteniyordu. Dışlanma korkusu da az sayıdaki siyahi seçmen ile çok sayıdaki beyaz seçmenin kefalet vermesini engelliyordu. Siyahi öğrencilerin alımında %15’in altına düşülmeyeceği ama %50’nin de üzerine çıkılamayacağı kararlaştırılmıştı.

2008 yılında ABD tarihinin ilk siyah başkanı Barack Hussein Obama seçildi.

2008 seçim kampanyası sırasında ırk üzerine ABD tarihinin en etkili konuşmalarından biri olarak kabul edilen konuşması ardından beklentileri yükselten Obama, başkanlığı sırasında bu beklentileri karşılamaktan uzak bir siyaset izledi. Tüm Amerikalıların başkanı olma argümanı ile siyahların sorunlarına özel bir ilgisi göstermedi. 2012 yılında Florida'da 17 yaşında siyah bir gencin komşusu tarafından öldürülmesi ve suçlunun mahkemece aklanması ile başlayan "Black Lives Matter (Siyahların Hayatı Önemlidir)” kampanyası, Obama yönetimini en fazla zorlayan sivil hak hareketlerinden biri oldu.

Öncelikle siyahların güvenlik güçleri ve beyazlar tarafından en ufak bir şüphe üzerine vurulup öldürülmeleri konusuna odaklanan hareket, toplumda siyahlara karşı adaletsizlik ve ayrımcılık konularını kapsayarak büyüdü.

Günümüz Amerika'sında artık kölelik, otobüs-okul gibi kamusal alanda açık bir şekilde uygulanan ayrılıkçı kurallar olmasa da siyahiler hala eşitlik ve özgürlük için mücadele etmektedir. Yüzyıllardır yerleşmiş olan önyargı ve sistematik ayrımcılık devam etmektedir. ABD’de polisin siyahi Amerikalıları öldürme olayları yoğun olarak yaşanmaya devam etmiş, bu durum şiddete varan gösterilerle protesto edilmiştir. Siyahilere karşı uygulanan polis şiddeti, Amerika’da hâlâ önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir.

Irkçılığa Karşı Başlatılan Protestoların Ardından Kameralara Yansıyan Birbirinden Anlamlı 19 Kare - onedio.com
Irkçılığa Karşı Başlatılan Protestoların Ardından Kameralara Yansıyan Birbirinden Anlamlı 19 Kare - onedio.com
Herkes İçin Adalet: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Irkçılık Karşıtı Protestoların Geldiği Boyutu Gözler Önüne Seren Kareler - onedio.com
Herkes İçin Adalet: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Irkçılık Karşıtı Protestoların Geldiği Boyutu Gözler Önüne Seren Kareler - onedio.com
Şaşırdık mı, Ne Yazık ki Hayır: Irkçılık Karşıtı Protestoları Kişisel Reklamına Dönüştüren Ünlüler ve Fenomenler - onedio.com
Şaşırdık mı, Ne Yazık ki Hayır: Irkçılık Karşıtı Protestoları Kişisel Reklamına Dönüştüren Ünlüler ve Fenomenler - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
78686

Türkiyedekileri de anlatsaydın keşke

serkan15

Evet bunlar korkunc ve insanlik disidir. Avrupalilar ve Amerikalilar bu yasananlardan utanc duymasi gerekiyor, ancak ilk köleligi kaldiranlarda kendileri, irkciligi cözemeselerde. Bunu da unutmamak gerekiyor. Mesela öbür yandan Araplarda hala kölelik ve cariyelik sistemi mevcut, özellikle Arap Yarim Adasinda. islamin kendisi kölelige izin veriyor, reform edilmesi sart. Youtube'a girin "arab black slaves" diye aratin. Türkiye'de bile 1923'e kadar köleler vardi, ticareti tanizmat sonrasi kaldiridiysa dahi. ● edit: Buyurun bu belgeseli izleyin, Arab yarim adasinda zenci köleler, bunlardan malesef hic bir yerde söz edilmez (ingilizce): youtu.be/Ov9GFPmoOPg

erci-e

Bu ırkçılık sorunu amerikanın genlerine işlemiş durumda. Kolay kolay bitmez.

Görüş Bildir